T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:05/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:22/03/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:05/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARI…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:05/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:22/03/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:05/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davacının alacağının tahsili amacıyla Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra yoluyla takip yapıldığını, borçlunun süresi içerisinde yetkiye ve borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazlarının haksız ve dayanaksız olduğunu, icra takibindeki alacağın faturadan kaynaklı cari hesap alacağı olup HMK'nın 10. ve 6098 sayılı TBK'nın 89. maddeleri uyarınca davacının kendi yerleşim yerinde de dava açıp takip başlatılabileceğini, davalının yetki itirazının yerinde olmadığını, davalı borçlu tarafından verilen siparişlerin taraflar arasındaki satım sözleşmesi gereğince müvekkili tarafından fatura karşılığında 2019 yılında çeşitli tarihlerde davalı borçluya teslim edildiğini, müvekkili tarafından tutulan müşteri cari hesabına göre davalı borçlunun 31.08.2019 tarihi itibariyle 230.657,63-TL borcunun bulunduğunu, tarafların ticari defterleri, faturalar vs. belgeleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davalı borçlunun itirazının haksız, kötü niyetli ve süreci uzatmaya yönelik olduğunun ortaya çıkacağını belirterek davalının yetki itirazı ve borca itirazının iptali ile takibin devamına, takibe konu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, borçlunun %20 den aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; yetki itirazında bulunarak müvekkili şirketin merkezinin Kayseri olması nedeniyle Kayseri İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, HMK'nın 10. ve TBK'nın 89. maddelerinin eldeki hadisede uygulanmasının mümkün olmadığını, dava konusu haksız takibe taraflarınca 26/11/2019 tarihinde itiraz edildiğini, davacı tarafından ise bir yılı aşkın süre geçtikten sonra itirazın iptali davası açıldığını, davacı tarafça müvekkili şirkete gönderilen malların evsafına uygun olmadığı gibi, eski sezona ait, bir kısmı ayıplı ve piyasa fiyatının çok üstünde fiyatlarla gönderilerek fatura edildiğini, malların davacının el ve işbirliği içerisinde hareket ettiği müvekkili şirketin o dönemki çalışanı ... tarafından sipariş verildiğini ve müvekkili şirket yetkililerinin bilgisi dışında yine ... tarafından teslim alındığını, müvekkili şirketin haksız eylemlere erken bir şekilde müdahale etmesinin engellendiğini, gönderilen malların faturadaki mallarla örtüşmediğini, üretici firmalarla yapılan görüşmelerde gönderilen ürünlerin piyasa fiyatının çok üzerinde müvekkili şirkete fatura edildiğinin öğrenildiğini, faturalar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı takdirde davacı tarafın davasının haksızlığının ortaya çıkacağını, davacının müvekkiline faturadaki mallardan farklı, eski sezon ve kusurlu, hasarlı ürünler göndermesi nedeniyle Kayseri Cumhuriyet Savcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyası ile davacı aleyhine şikayet yoluna başvurulduğunu, Kayseri Cumhuriyet Savcılığı'nın ... karar sayılı dosyası ile her ne kadar uyuşmazlığın hukuki uyuşmazlık olması ve hukuk mahkemelerinde çözülmesi gerektiği gerekçesi ile takipsizlik kararı verilmiş ise de; karara karşı kanun yararına bozma yoluna başvuruluğunu, başvuru sonucu görülmekte olan davanın sonucunu etkileyeceğinden sonucunun beklenmesine karar verilmesini, arz edilen nedenlerle de müvekkili şirketin davacı şirkete borcu olmadığını, davanın reddi ile haksız takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... her iki taraf da tacir olduğundan davalı tarafın ayıbı öğrendiğinde, ayıp ihbarını TTK'nın 18/3 maddesi uyarınca tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların yapılacağı yöntemle yani noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile davacı tarafa iletmesi gerekmektedir. Oysa dosya kapsamından davacı tarafa bu şekilde bir ayıp ihbarı yapılmadığı, ayıp ihbarının usulüne uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın sunmuş olduğu deliller kendi iş yeri bünyesinde tutulmuş tutanaklar olup davacıya ayıp ihbarı yapıldığına ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. Diğer yandan davalının satın alınan malların piyasa fiyatının çok üstünde fiyatlarla satıldığı iddiası ayıp iddiası olmayıp basiretli tacirlerin yapmış oldukları ticari ilişkide sonradan alışverişe konu malın fiyatının yüksek olduğu iddiası, gerçekleşen ve malın teslimi ile tamamlanan ticari ilişkide artık dinlenemez. Bu nedenle davalı tarafın satın alınan mallarda ayıp bulunduğu yönündeki iddiasını usulünce ispat edemediği, ayıp ihbarının TTK'nın 18/3 maddesi uyarınca tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların yapılacağı yöntemle yapılmadığı anlaşılmakla, davalı tarafın bu yöndeki savunmasını kanıtlayamadığı kanaatiyle ticari defterlerdeki sübut bulan alacak üzerinden Mahkememizce hükme esas alınan ... havale tarihli bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne, alacak faturaya dayanmakla taraflarca bilinebilir, hesaplanabilir nitelikte olduğundan yasal koşulları oluşmakla icra inkar tazminatına da hükmedilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; delilleri toplanmadan ve tanıkları dinlenmeden eksik inceleme ile sadece defterler üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin doğru olmadığını, dosyaya dayanak alınan bilirkişi raporunda, bilirkişice müvekkili şirketçe düzenlenen 28.800,05 TL bedelli iade ve fiyat farkı faturaları ile ilgili olarak, faturalara konu malların davacıya teslim edildiğine ilişkin bir belge olmadığı ve fiyat farkı faturalarının davacı tarafça kabul edilmemiş olması nedeniyle dikkate alınamayacağı belirtilmiş ise de bunun doğru olmadığını, davacı tarafça o dönem müvekkili şirket çalışanı ... ile birlik olarak müvekkili şirketin bilgisi dışında önceki sezona ait, hasarlı ve piyasa fiyatının çok üzerinde bedellerle müvekkili şirkete ürün satıldığının anlaşılması üzerine ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, bu durumun davacıya bildirilerek bahsi geçen faturaların düzenlendiğini, mahkemece delillerinin toplanmadığını, dosya içerisindeki bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, müvekkili şirket defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğunu, bilirkişi incelemesinde sadece davacının defterlerinin esas alınmasının doğru olmadığını, davacının ödemesi gereken Insert Bedeli ve Ciro Primi ile ilgili olarak müvekkili şirketçe davacıya kesilen faturalar ile ilgili olarak da herhangi bir inceleme yapılmadığını, alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağından kaynaklı başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava konusu icra takip dosyasının incelenmesinde; cari hesaptan kaynaklı bakiye alacak dayanak gösterilmek suretiyle davalı borçlu hakkında 230.657,63 TL asıl alacak üzerinden genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, davalının yetkiye, borca, faize ve tüm ferilere yaptığı itiraz üzerine takibin durduğu ve eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, cari hesap alacağı yönünden Yerel Mahkemece tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; davacının usulüne uygun tutulan defterlerinde ticari ilişkinin, dayanak faturaların, davalının 2.248,41-TL'lik iade faturalarının kayıtlı olduğu, defter kayıtlarına göre davacının davalı şirkete 232.906,04-TL'lik ürün satışının bulunduğu, davalının usulüne uygun tutulan defterlerinde davacı tarafından düzenlenen 232.906,04-TL'lik faturaların 225.084,43-TL'sinin kayıtlı olduğu, 7.821,59-TL bedelli faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, ayrıca davalı tarafından düzenlenen toplam 31.048,46-TL bedelli faturalardan yukarıda belirtildiği gibi 2.248,41-TL'lik iade faturalarının davacı defterlerinde de kayıtlı olduğu, bakiye 28.800,05-TL'lik faturaların 5.598,35-TL'sinin iade faturası, 23.201,70-TL'sinin ise fiyat farkı faturası olduğu, bu faturaların davacı kayıtlarında bulunmadığı, taraf defterleri arasındaki farkın davacı tarafından düzenlenen ancak davalı defterlerinde yer almayan ... nolu 7.821,59-TL bedelli fatura ile davalı tarafından düzenlenen ancak davacı defterlerinde yer almayan toplam 28.800,05-TL'lik iade ve fiyat farkı faturasından kaynaklandığı, iade ve fiyat farkı faturaları yönünden ispat yükünün davalı tarafta bulunduğu, davalı tarafından taraflar arasında fiyat farkı faturası düzenlenebileceğine ilişkin bir sözleşmenin dosya içerisine ibraz edilemediği, fiyat farkına ilişkin herhangi bir ihtar veya mutabakatın da dosya kapsamında yer almadığı, davalı tarafından sunulan tutanakların tek taraflı düzenlenen tutanaklar olduğu gibi bu tutanakların ayrıntıları ile hangi ürünler için düzenlendiğinin belli olmadığı, yine iade faturalarının hangi ürünler için düzenlendiği belli olmadığı gibi süresinde iade edildiğine, iade edilen ürünlerin teslimine dair davalı tarafça delil ibraz edilmediği, öte yandan davacı tarafça insert bedeli ve ciro primi yönünden herhangi bir inceleme yapılmadığı istinaf sebepleri arasında ileri sürülmüş ise de insert bedelini içerir faturaların davalı tarafça düzenlenen ve davacı taraf defterlerinde yer alan 2.248,41-TL'lik iade faturalarının içerisinde yer alıp davacı alacağından mahsup edildiği, ciro priminin mahsup edilmediğine ilişkin istinaf sebebi yönünden taraflar arasında kararlaştırılan bir ciro prim oranının bulunduğuna dair ispata yarar sözleşme ve belge bulunmadığı gibi yukarıda açıklandığı üzere davalı tarafça düzenlenen fiyat farkı faturalarının davacı defterlerinde yer almadığı, davacı tarafından da kabul edilmediğinden davalının da fiyat farklarının mahsubu gerektiğini ispat edemediği, yine çalışan ...'ın davacı şirket ile birlikte hareket içerisinde olduğuna dair istinaf sebebi yönünden Kayseri Cumhuriyet Savcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasında takipsizlik kararı verildiği, verilen karara itiraz edildiği ancak itirazın reddine karar verildiği, Kanun Yararına Bozma yoluna gidilmesine rağmen Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 22/06/2021 tarihli kararı ile başvurunun reddine karar verildiği, soruşturma evrakı dışında bu hususta başkaca delil bildirilmediği, dava ve takip konusu edilen miktarın tanıkla ispat sınırının üzerinde bulunduğu, cari hesap alacağından kaynaklı talebin de belirlenebilir ve likit olduğundan Yerel Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin isabetli olduğu, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 15.217,83 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 3.804,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.413,38 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 05/11/2025 ...