9. Hukuk Dairesi 2025/9189 E. , 2026/35 K. "" MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI: 2025/175 E., 2025/2217 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 63. İş Mahkemesi SAYISI: 2022/392 E., 2024/374 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikte…
9. Hukuk Dairesi 2025/9189 E. , 2026/35 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI: 2025/175 E., 2025/2217 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 63. İş Mahkemesi SAYISI: 2022/392 E., 2024/374 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1992 yılından 30.05.2022 tarihine kadar davalı nezdinde apartman görevlisi olarak çalıştığını, müvekkiline prim günü dolduğundan sosyal güvenlik primi ödememek için emeklilik dilekçesi vermesinin söylenmesi üzerine müvekkilinin 25.12.2016 tarihinde emeklilik dilekçesi vermek zorunda kaldığını, kendisine kısmi ödeme yapıldığını, ancak aynı düzende ara vermeksizin çalışmaya devam ettiğini, iş sözleşmesi devam ederken ... . Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile apartman dairesinin boşaltmasının istendiğini, bu durumun iş sözleşmesinin feshi anlamına geldiğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığını, müvekkilinin ücretlerinin zorla emekli dilekçesi verdirilmesinin ardından ödenmemeye başlandığını, ücreti ödendiğinde ise mevcut asgari ücretin yaklaşık 1/4 kadarının ödendiğini, 2021 yılı Eylül ayından sonra ise hiç ödeme yapılmadığını, işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmalarının karşılığının da ödenmediğini, yıllık izinlerinin hiç kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 01.01.1992-28.12.2016 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin emeklilik sebebiyle davacı tarafça sonlandırıldığını, bu sebeple kendisine brüt 50.021,92 TL kıdem tazminatı ödemesinin yapıldığını, bu dönemin tasfiye edildiğini, davacının belirtilen tarihten sonra apartmanda çalışmasının bulunmadığını, 01.02.2017 tarihinden itibaren davacının eşinin çalıştığını ve ücretlerinin kendisine ödendiğini, 2021 yılı Ağustos ayı içerisinde davacının eşinin vefat etmesi nedeni ile müvekkiline ait apartman kapıcı dairesinde bulunan eşyalarını davacının almaması üzerine tahliyeye ilişkin ihtar gönderildiğini, müvekkiline ait apartmanın temizlik ve diğer işlerinin 2022 yılı Şubat ayından itibaren temizlik hizmetleri sözleşmesi ile dava dışı şirkete yaptırıldığını, davacının fazla çalışma yapmadığını, hafta tatillerinde izin kullandığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; banka hesap ödemeleri, ilave tediye makbuzları, tanık beyanları dikkate alındığında davacının 01.01.1992-31.08.2021 tarihleri arasında çalıştığının kabulü gerektiğini, davalının davacının iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdiğini ispat edemediği anlaşılmakla davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, kıdem tazminatı olarak yapılan ödemenin avans niteliğinde olup faizi ile birlikte mahsubu gerektiği, davacı emeklilik sonrası dönemde ücretinin eksik ödendiğini belirterek ücret alacağı talebinde bulunmuş olup davalı tarafça ödemeler ispat edilemediğinden davacının ücret alacağının kabulüne karar vermek gerektiği, dosyaya ibraz edilen tediye makbuzlarındaki ücret miktarlarının mahsubu ile bakiye ücret alacağının hüküm altına alındığı, davacı yanca keşide edilen dava dilekçesine ekli 10.06.2022 tarihli cevabi ihtarnamede davacı 1.650,00 TL ücret alacağı bulunduğunu belirtmiş, davalı tarafça her ne kadar bu durumun ikrar niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de ihtarnamede davacı açıkça fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş olduğundan Mahkemece kendini sınırlamamış olduğu değerlendirilmekle davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilemeyeceği, davalı yanca davacının izin kullandığına dair bir belge sunulmadığı, davacı isticvabında 2016 yılına kadar bir'er hafta izin kullandığını beyan etmiş olup 24*7=168 gün izin kullandığının anlaşıldığı, davacının 2021 yılına kadar toplam izin süresinin 618 gün olduğu, bakiye 450 gün yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu, tanık beyanlarına göre davacının haftalık 45 saatlik çalışmayı aştığını ispat edemediği, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispat ettiği, karşılığının ödendiğinin davalı işverence ispatlanmadığı gerekçesiyle davacının fazla çalışma ücreti alacağının reddine, diğer alacakların kabulüne dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının emekliliği sonrası 2017 yılı Şubat ayından itibaren davacının eşinin isteğe bağlı sigorta primlerinin davalı apartmanca yatırıldığı, yine her ay belli bir miktar eşi adına tediye makbuzu karşılığı ödeme yapıldığı tespit edilmiş ise de 2017 yılı Şubat ve Mart ödemelerine dair makbuzların davacı adına düzenlendiği, yine 2018 yılı Nisan ayı ve sonrasındaki makbuzlarda davacının imzasının bulunduğu, 2021 yılı Ağustos ayına kadar para ödeme makbuzlarının bulunduğu, ayrıca davacıya ait banka hesabında yapılan incelemelerde özellikle 2021 yılı Ağustos ayına kadar davacıya "... Apartmanı aidat ödemesi" açıklaması ile ödemelerin yapıldığı, 2021 yılı Eylül ayı ve sonrasında ise çok sayıda başka apartmandan para transferleri bulunduğu tespit edilip taraf tanıklarınca davacının hizmet süresine ilişkin net bilgiye sahip olmadıkları ve şahitlik durumları da gözetilerek davacının hizmet süresinin 01.01.1992-31.08.2021 olarak tespitinde hata bulunmadığı, davacıya kayıtlı çalışma dönemi için yapılan kıdem tazminatı ödemesinin bu dönem için hesaplanan kıdem tazminatının tamamını karşılamadığı tespit edilmekle ilk dönem çalışmasının tasfiye edilmediği, davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatlarını hak etmeyecek şekilde sona erdiği davalı tarafça ispatlanamadığından her iki dönemin birleştirilip avans niteliğindeki kıdem tazminatı ödemesinin faizi ile birlikte mahsubu ile bakiye kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının hüküm altına alınması isabetli olduğu; tanık anlatımları, yapılan işin ve işyerinin niteliğine göre davacının hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma iddialarını ispat ettiği, yıllık ücretli izin alacağı açısından davacı ... da dikkate alındığından isabetsizlik bulunmadığı, davacının 10.06.2022 tarihli cevabi ihtarnamesindeki fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu belirtir beyanı dikkate alındığında davalı vekilinin ücret alacağı açısından ileri sürülen istinaf itirazının yerinde bulunmadığı, belirsiz açılan alacaklar bakımından davaya karşı zamanaşımı def'inin gözetildiği, Mahkemece alacaklara uygulanan indirim oranının da yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hizmet süresinin tanık beyanları ve yazılı belgeler ile 2022 yılı yaz dönemine kadar devam ettiği ispatlanmasına rağmen belirtilen şekilde kabul edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının emeklilik ile sona eren ilk çalışma döneminin tasfiye edilmesi gerektiğini, zira kira tespitinin yeterli araştırma yapılmadan belirlenmesi sebebiyle çok cüzi bir fark ile tasfiye kabul edilmemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, kira bedelinin hatalı belirlendiğini, b. Davacının 28.12.2016 sonrasında işyerinde çalışması bulunmadığını, c. Davacının ödenmeyen ücret alacağı bulunmadığını, aksinin kabulü hâlinde dahi davacının 10.06.2022 tarihli ihtarında belirttiği miktar olan 1.650,00 TL ile sınırlı olacak şekilde hüküm kurulması gerektiğini, d. Cevap dilekçesinde yemin deliline dayanılmasına rağmen bu hak kullandırılmaksızın yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, e. Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına uygulanan indirim oranının yetrsiz olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının hizmet süresi, ilk dönem çalışmanın tasfiye edilip edilmediği, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesabına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının ilk dönem çalışmasının tasfiye edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14/2 hükmü, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O hâlde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair sürenin hesabında, işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi, hizmet birleştirmesi için şarttır. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Somut olayda; davacının, davalı işyerinde 01.01.1992-28.12.20 16... .12.2016-31.08.2021 tarihleri arasında iki dönem hâlinde çalıştığı, ilk dönem çalışmasının 28.12.2016 tarihinde emeklilik nedeni ile sonlandığı ve davacıya asgari ücret (1.647,00 TL) ve konut tahsisi (353,00 TL) karşılığı olmak üzere olmak üzere toplam 2.000,00 TL brüt aylık ücret esas alınmak suretiyle yapılan hesaplama uyarınca 50.021,92 TL kıdem tazminatının ödendiği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, Yargıtay içtihatlarına göre davacının, ücretinin %25 oranında kira yardımından yararlanması gerektiği, buna göre kira yardımının 411,75 TL ve giydirilmiş ücretin 1.058,75 TL olduğu, davacıya belirtilen süre için 51.455,12 TL kıdem tazminatı ödemesi yapılması gerekirken 50.021,92 TL ödendiği, dolayısıyla eksik ödeme bulunduğu gerekçesi ile bu dönem tasfiye olarak kabul edilmemiştir. Davacı tarafça sunulan emlak bürolarından gelen yazı cevaplarında, fesih tarihi itibarıyla rayicin 400,00-450,00 TL civarında olduğu belirtilmiştir. Görüldüğü üzere gelen yazı cevaplarında da kira bedeli varsayıma dayalı olarak bildirilmiş olup işveren tarafından belirlenen kira bedeli ile bilirkişi tarafından kabul edilen kira bedeli arasında oldukça cüzi bir fark bulunmaktadır. Söz konusu evin kira değerinin net şekilde belirlenmesi de mümkün değildir. Şu hâlde davacının, belirtilen ilk döneme ilişkin hizmet süresi ve aldığı ücret hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı ve işverence yapılan ödeme miktarı da dikkate alındığında, kıdem tazminatı bakımından bu dönemin tasfiye edildiğinin kabulü gerekmektedir. Davacıya, kayıtlı çalışma dönemi için yapılan kıdem tazminatı ödemesinin, bu dönem için hesaplanan kıdem tazminatının tamamını karşılamadığı gerekçesiyle ilk dönem çalışmasının tasfiye edilmediğinin kabulü ile yapılan değerlendirme hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.