9. Hukuk Dairesi 2025/10127 E. , 2026/566 K. "" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI: 2025/1981 E., 2025/365 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bergama 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI: 2023/735 E., 2025/62 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlana…
9. Hukuk Dairesi 2025/10127 E. , 2026/566 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI: 2025/1981 E., 2025/365 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bergama 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI: 2023/735 E., 2025/62 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Bakanlığına bağlı...Hastanesi işyerinde 01.01.2009 tarihinden itibaren ihale ile hizmet satın alınan alt işverenler nezdinde yemek servisi personeli olarak çalışmakta iken iş sözleşmesini 01.08.2023 tarihinde emeklilik nedeni ile feshettiğini, davacıya aylık ücretine ilave yol ve yemek yardımı yapıldığını, davacının son iki yıl hariç önceki yıllarda haftanın en az 4 günü en az 2 saat fazla çalışma yaptırıldığı hâlde karşılığı ücretinin ödenmediğini, davacıya yıllık izinlerinin de tam kullandırılmadığını iddia ederek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazı ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının kıdem tazminatı ve işçilik haklarından doğan alacaklarından yüklenici firmaların sorumlu olduğunu, davacının hizmet dökümü getirtilerek hizmet süresinin kesintisiz olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının çalıştığı yemek pişirme, dağıtım ve bulaşık yıkamaya ilişkin hizmet alım ihalelerinin personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında olmadığını, davacının işçilik alacaklarından davalı Bakanlığın asıl işveren sıfatıyla sorumlu tutulamayacağını, yanı sıra talep edilen faiz oranlarının da fahiş bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya gelen Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet döküm kayıtları ile sunulan hizmet alım sözleşmeleri incelendiğinde davacının 01.01.2009 - 01.08.2023 tarihleri arasında davalı ... Bakanlığından ihale ile iş alan alt işverenler nezdinde 14... ay 1 gün kesintisiz hizmetinin bulunduğu, Kuruma verilen 01.08.2023 tarihli bildirgede işten ayrılış sebebinin emeklilik (...) olarak gösterildiği, davacının son temel ücretinin brüt 13.900,50 TL olduğu ilave yemek yardımı yapıldığı, davacının çalıştığı dönem boyunca hak kazandığı yıllık izinlerinin tamamını kullandığının davalı tarafça yıllık izin defteri veya eş değer belge ile ispat olunamadığı gerekçesiyle fazla çalışma ücret alacağı reddedilmek suretiyle kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacakları bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2/6. maddesi uyarınca davalı asıl işverenin alt işverenle sorumluluğu bulunduğu, iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle sona erdiren davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, sunulan izin belgeleri haricinde kullandırıldığı veya karşılığının ödendiği davalı işverence ispatlanamayan bakiye yıllık izin ücret alacağının bulunduğu hususlarına ilişkin olarak İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca her ne kadar yıllık izin açısından yasal faiz yerine en yüksek mevduat faizine hükmedilmişse de bu hususun mahallinde düzeltilebilir maddi hata kapsamında olduğunun değerlendirildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının 01.01.2009 - 01.08.2023 tarihleri arasında ... Devlet Hastanesinde muhtelif Şirketler nezdinde çalışmış olduğunu, yüklenici Şirketler ile yapılan hizmet alım sözleşmeleri ve bu sözleşmelerin eki teknik ve idari şartnameler incelendiğinde yüklenicinin belirtilen sayıda işçi ile temizlik hizmetini sunmayı taahhüt ettiği, bu taahhüdünü yerine getirirken yürürlükte bulunan mevzuatlara göre işçi alma, çıkarma, işçilerin iş hukukundan doğan haklarının ödenmesinde yüklenici Şirketin sorumlu olduğu, idarenin bu konuda hiçbir sorumluluk taşımadığı, haksız fesihten dolayı işten çıkartılan işçilere kanun gereği ödenmesi gereken kıdem, ihbar tazminatı ve her türlü yasal hak ve tazminatları yüklenici firmanın karşılayacağının görüleceğini, 2. Davalı Bakanlığın ihale makamı olduğunu, ihale makamlarının ihale yapmak suretiyle verdikleri işlerde işçi çalıştırmadıklarından dolayı iş mevzuatına göre asıl işveren de sayılmadıklarını, yemek pişirme dağıtım ve bulaşık yıkama hizmetinin personel çalıştırmaya dayalı bir hizmet alımı olmadığını, hizmetin hastane mutfağı kullanılmak üzere gıda maddelerinin sağlanması, öğünlerin hazırlanması, pişirilmesi, dağıtılması, bulaşıkların yıkanması ve kullanılan alanların temizlenmesi işinden ibaret olduğunu davalı idarenin yemek firmaları ile olan sözleşmesinin öğün üzerinden (işçiliği dâhil) birim fiyat sözleşme olması ve verilen hizmetin doğrudan personel çalıştırmaya dayalı bir hizmet alımı olmaması nedeniyle 4857 sayılı Kanun'da tanımlanan asıl işveren-alt işveren tanımına uymadığını, 3. İdare ile Şirket arasındaki ilişkinin 6098 sayılı Borçlar Kanunu uyarınca bir istisna akti olduğunu, anılan hizmet alım sözleşmesinde İdareye tanınan kontrol ve denetim yetkisinin de projenin gereği gibi uygulanıp uygulanmadığını denetlemek amacına yönelik olduğunu, 4. Alt işveren firmalardan elde edilen bilgi ve belgelerden davacının yıllık izinlerini kullandığının görüleceğini, 5. Yıllık izin ücreti alacağına mevduata uygulanan en yüksek faizin işletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı işçinin yıllık izin ücreti alacağının bulunup bulunmadığı, davalı Bakanlığın hüküm altına alınan alacaklardan dolayı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve yıllık izin ücretine işletilen faiz türünün yerinde olup olmadığına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Yıllık izin ücreti bakımından uygulanması gereken faiz konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 59. maddesinde iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödenmesi gerektiği kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte Kanunda, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel hale gelmektedir, ancak faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir. 4857 sayılı Kanun'un 59. maddesine göre iş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Yıllık izin ücreti için uygulanması gereken faiz, yasal faizdir. Somut olayda, hüküm altına alınan yıllık izin ücretine yasal faiz yerine mevduata uygulanan en yüksek faizin işletilmesi hatalı olup, bu husus mahallinde düzeltilebilir maddi bir hata niteliğinde sayılamayacağından bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Davalı tarafın karara yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının yıllık izin ücreti alacağına ilişkin (2) numaralı bendinde yer alan "en yüksek banka mevduat faiziyle" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine; "yasal faiziyle" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.