T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi DAVANIN KONUSU: Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 26/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davacının araç kiralama işi…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi DAVANIN KONUSU: Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 26/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davacının araç kiralama işi ile uğraştığını,... tarihinde ... plakalı aracını davalı ...'na kiraya verdiğini, davacı ile davalı arasında araç teslim ve kira sözleşmesi imzalandığını, davalının aynı gün saat ... sıralarında davacıdan kiraladığı araç ile tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası yaptığını, kaza neticesinde aracın pert olduğunu, aracın .... Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, kaza neticesinde kasko sigortacısına müracaat edildiğini, sigorta şirketi tarafından hasar dosyası açıldığını, sigorta şirketi tarafından poliçe muafiyet bedeli düşüldükten sonra davacıya 65.200,00TL ödeme yapıldığını, yapılan 65.200,00TL ödemenin aracın gerçek rayiç değerinin çok altında olduğunu, davacının ... plakalı 2018 model aracı 79.500,00TL'ye sıfır araç olarak satın aldığını, aracın satın alınıp trafiğe çıktıktan 3 ay sonra kaza yaptığını, sigortalı aracın davalı ... şirketine kısa süreli kiralama kullanımlı olarak sigortalı olduğunu, prim bedelinin de bu kullanım tarzına göre ödendiğini, aracın fatura değeri, trafiğe çıktığı tarih ve kaza anına kadar hasarsız olması durumları da dikkate alındığında sigorta şirketince aracın gerçek rayiç değerinin eksik hesaplandığını, mahkemece aracın gerçek rayiç değerinin belirlenmesini, eksik ödenen bedelin faiziyle birlikte davalılardan müşetereken-müteselsilen tahsilini talep ettiklerini, davacının uğradığı işbu zarar kaleminden davalı ... şirketinin kasko sigortacısı olarak temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte diğer davalının ise araç sürücüsü olarak kazadan itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müteselsilen sorumlu olduklarını, perte ayrılan aracın davacının ticari faaliyetinde kullanıldığını, kaza tarihi olan 07.11.2018 tarihinden sigorta şirketinin ödeme yaptığı 29.01.2019 tarihine kadar yaklaşık 3 ay davacının aracını kiraya veremediğini, kar mahrumiyetine uğradığını, davacının aracı kiraya verememesi nedeni ile uğradığı araç mahrumiyetinden kaynaklanan kazanç kaybının bilirkişi marifeti ile tespit edilerek kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, davacının perte ayrılan araç bedelini sigortadan 29.01.2019 tarihinde aldığını, ülkede ekonomik kriz nedeni ile TL'nin değer kaybettiğini, araba fiyatlarının aşırı yükselmiş olmasından emsal niteliğinde bir araç almasının da zorlaştığını, pert bedelinin düşük şekilde 29.01.2019 tarihinde ödendiğini, kazanın 07.11.2018 tarihinde gerçekleştiğini, pert bedeli ödendikten sonra yeni bir araç alabilmek için gereken makul süre de göz önünde bulundurularak davacının uğradığı araç mahrumiyeti nedeniyle kazanç kaybı zararının belirlenmesini talep ettiklerini, sigorta şirketi tarafından perte ayrılan aracın rayiç değerinin 69.000,00TL olarak belirlendiğini, belirlenen bu bedelden 3.800,00TL poliçe muafiyet bedeli kesildiğini, sigorta tarafından kesilen poliçe muafiyet bedelinin de faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiklerini, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle ihtiyati haciz talebinin kabulüne, davanın kabulü ile aracın pert olması nedeniyle aracın gerçek rayiç değerinin tespiti ile şimdilik eksik ödenen 2.000,00TL'nin davalı ... şirketinden temerrüt tarihinden itibaren işletilecek diğer davalı ...'ndan kaza tarihinden itibaren işletilecek değişken oranlarda avans faizi ile birlikte müşetereken tahsiline, aracın çalışmadığı günler nedeniyle davacının araç mahrumiyetinden doğan kazanç kaybına yönelik olarak davacının fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00TL'nin kaza tarihinden itibaren işletilecek değişken oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ...'ndan tahsiline, sigorta şirketi tarafından kesilen %4 poliçe muhafiyet bedeli olan 3.800,00TL'nin kaza tarihinden itibaren işletilecek değişken oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ...'ndan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... şirketi vekili; söz konusu kaza neticesinde davalı ... şirketince sigortalı aracında gerçekleşen hasar miktarına ilişkin inceleme yapıldığını ve bu hususta ekspertiz raporu alındığını, söz konusu rayiç değer araştırmaları sonucunda muafiyet bedeli düşüldükten sonra kalan rayiç bedel olarak 65.200,00TL ödemenin davacı vekiline yapıldığını, söz konusu ödemeye dair davacıdan mutabakatname ve ibranamede alındığını, bu sebeple işbu dosyada kabul anlamına gelmemek manasıyla ödeme yapıldığından bu davanın açılmasının sorumlusunun davalı ... şirketi olmadığını, başvuru sahibi tarafından davacıya ait araçta meydana geldiği iddia olunan hasar ve diğer tüm tazminat taleplerinin davalı ... şirketi açısından reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca hasar tarihi dikkate alınarak zamanaşımı hususunun dikkate alınması gerektiğini savunarak, davanın ödeme yapılmış olması sebebi ile reddine, davacının davasını ispatı halinde davalı ... şirketinin öncelikle ferilerinden sorumlu tutulmaması, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını, davanın reddedilen kısım açısından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; Davacı tarafın ... plakalı aracını 79.500,00 TL'ye sıfır olarak aldığını belirttiğini, bayiden sıfır olarak alınıp trafiğe çıkan her aracın 2. el olduğunu otomatikman sıfır araçlarla arasında hemen fiyat farkları oluştuğunu, yani aracın aldıktan bir gün sonra bile satmaya kalktığında 2. el olarak işlem gördüğünü, bunun da en az 10-15 bin gibi bir miktar daha ucuza satılması anlamını taşıdığını, somut olayda sigorta şirketi tarafından aracın 2. el piyasa değerinin belirlendiğini davacının da bu miktarı itirazı kayıt olmaksızın kabul ederek aldığını yani aracın rayiç değerinin belirlenmesinde herhangi bir itirazının söz konusu olmadığını, bunun da davacının rayiç değerden kaynaklanan alacak iddiasının samimi olmadığının ve haksız olduğunun göstergesi olduğunu, perte ayrılan aracın ticari faaliyette bulunduğu iddiasını kabul etmediklerini, ticari faaliyette bulunduğunu ve ayda ne kadar gelir elde ettiğini ticari defter ve gelir beyannamesi üzerinden ve yapması gereken bildirimlerle davacı tarafın ispat etmek zorunda olduğunu, her rent a car firmasının bir aracını sürekli kiralamasının mümkün olmadığını, bir firmanın ticari iş kapasitesi, tanınırlığı, vermiş olduğu hizmetin güvenilir olması piyasadaki itibari tanıtım yapması vs gibi faktörler ile belirleneceğini, yani arabanın her gün kiralanmasının mümkün olmadığını, gerçek bir kazanç kaybı var ise bunun ancak ticari defterleri ile ispatının mümkün olacağını, iddiaya göre davacı taraf 3 ay boyunca araç kazanç mahrumiyetini talep etmekte ise de bu hususun davalıyı ilgilendiren ve sorumluluğunu gerektiren bir durum olmadığını, ayrıca bedelin geç ödenmiş olmasının sigorta şirketinin sorumluluğunda olduğunu, araç muafiyet bedeli talebinin davalıyı ilgilendiren bir husus olmadığı gibi davacı tarafın sigorta poliçesi yaptırırken bu muafiyeti kabul ederek yaptırdığını, kabul etmiş olduğu bir hususta talepte bulunmasının yerinde olmadığını, davacının rayiç değeri talep ettiğine göre muafiyet bedelini talep etmesinin mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... Rent a car işi ile uğraşan davacının ... plakalı aracı davalı ...'na kiraladığı, aracın bu davalı tarafından kullandığı sırasında tek taraflı kaza yapıldığı, davacı yanca kasko poliçesi düzenleyen sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde açılan hasar dosyası sonrası davacıya poliçe muafiyet bedeli düşüldükten sonra 29.01.2019 tarihinde 65.200,00 TL ödeme yapıldığı taraflar arasında ihtilafsızdır. Taraflar arasında yukarıda belirlenen ihtilaflar nedeniyle yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı vekilinin davalı ... şirketine verdiği 18.12.2018 tarihli mutabakatnamede açıkça fazlaya ilişkin haklarını ve dava açma hakkını saklı tuttuğu, dolayısı ile eksik ödendiğini iddia ettiği araç bedeli için sigorta poliçesi kapsamında dava hakkının bulunduğu, davaya konu aracın sıfır araç olarak 79.500,00 TL bedelle 09.08.2018 tarihinde alındığı, 07.11.2028 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde oluşan hasarla perte ayrıldığı, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin eksik olup olmadığı hususunda alınan bilirkişi raporlarından sigorta eksperi bilirkişilerden oluşan 3 kişilik heyet tarafından hazırlanan raporunun Mahkememizce Fiat yetkili satış bayii olan ... Motorlu Araçlar A.Ş'ye yazılan müzekkere cevabı ile bağdaştığı ve sigorta eksperi bilirkişilerin bu hususta daha yetkin bilgiye sahip oldukları değerlendirilerek rayiç değer üzerinden eksik ödenen kısım için davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiş, yine sigorta şirketi yönünden temerrüt 18.12.2018 tarihli mutabakatname tarihi ( KSGŞ'nın B.3.3.4.1-son cümlesi gereği hasar ihbarından sonraki 45. gün sonunda davacı alacağı muaccel olacak ise de davalı ... şirketinin daha fazlasını ödemeyeceği iradesi bu mutabakatname ile ortaya konulduğundan), davalı ... yönünden ise haksız fiil tarihi kabul edilmiştir. Davacının aracın perte ayrılması ve sigorta şirketince ödemenin geç yapılması sebebiyle kazanç mahrumiyetine ilişkin olarak açılan davada; taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre dava konusu aracın emsal kira bedeline göre belirlenmesi gerektiği Mahkememizce itibar edilen ve davacı yanın ıslah dilekçesine esas aldığı son bilirkişi raporuna göre bu zararın 10.260,00 TL olduğu, yine poliçe özel şartları uyarınca muafiyet bedelinin 3.800,00 TL olduğu, bu zararlardan TBK'nın 49. vd. maddeleri uyarınca davalı ...'ın sorumlu olduğu, Yargıtay 17. HD'nin emsal kararları uyarınca (Örn.2015/4486 E-2016/3363 K sayılı karar) maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı davaların HMK'nın 107. maddesi hükümlerine göre belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi gerektiği ve buna göre zaman aşımının yalnızca dava açılan kısım için değil alacağın tümü için kesildiği, bu nedenle davalı ... şirketinin ıslah dilekçesine yapmış olduğu zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla; bu alacak kalemleri yönünden açılan davaların da kabulüne" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın ... plakalı Tofaş marka aracını olay tarihinden önce Ağustos 2018 tarihinde 79.500,00 TL'ye sıfır olarak aldığını belirttiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın kaza tarihindeki ikinci el değerinin " 2. el satış bölümününden edinilen bilgiye göre de davaya konu aracın özelliklerinde hatasız, hasarsız, 12.000 km'de emsal araçların Kasım 2018 kaza tarihindeki 2. el satış fiyatı ortalamasının da 82.000-84.000.-TL aralığında olduğu bilgisi edinilmiştir. " dendiğini, önceki alınan raporlarda aracın kaza tarihindeki ikinci el satış değerlerinin 69.000,00 TL olarak hesaplandığını, bahsi geçen raporda aracın kaza tarihindeki değeri ile önceki raporların kaza tarihindeki değeri arasında çelişkinin bulunduğunu, raporun tarafsız bir şekilde düzenlenmediğini, rayiç bedelin 83.000,00 TL olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, sigorta şirketi tarafından aracın 2. el piyasa değeri belirlenerek, davacının da bu miktarı itirazi kayıt olmaksızın kabul ederek aldığını, yani aracın rayiç değerinin belirlenmesinde herhangi bir itirazının söz konusu olmadığını, bunun da davacının rayiç değerden kaynaklanan alacak iddiasının samimi olmadığının ve haksız olduğunun göstergesi olduğunu, sigorta şirketince aracın gerçek değerinin eksik hesaplamasının söz konusu olmadığını, gerekçeli kararda meydana gelen araç mahrumiyet tutarının 10.260,00 TL olduğunun belirlendiğini, davacı tarafın ticari faaliyette bulunduğu iddiasının yerel mahkeme tarafından araştırılmadığını, davacı tarafın ticari faaliyette bulunduğu ve ayda ne kadar gelir elde ettiğini ticari defter ve gelir beyannamesi üzerinden yapması gereken bildirimlerle ispat etmesinin gerektiğini, her rent a car firmasının bir aracını sürekli kiralamasının mümkün olmadığını, gerçek bir kazanç kaybı varsa bu durumun ancak ticari defterler ile ispat edilebileceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın üç aylık kazanç mahrumiyetinin müvekkili tarafından ödenmesi gerektiği belirtilmiş ise de bu hususun müvekkilini ilgilendiren ve sorumluluğunu gerektiren bir durum olmadığını, aracın bedelinin geç ödenmiş olmasının sigorta şirketinin sorumluluğunda olduğunu, araç muafiyet bedelinin müvekkilini ilgilendiren bir husus olmadığı gibi davacı tarafın sigorta poliçesi yaptırırken bu muafiyeti kabul ederek yaptırdığını, zararın müvekkilince karşılanmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, kasko sigortasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı; araç kiralama işi yaptığını ve dava konusu aracı davalılardan .. na 07.11.2018 tarihinde kiraya verdiğini, araç kirada iken davalının kaza yaptığını ve aracın pert olma derecesinde hasar görmesine neden olduğunu, kazadan sonra durumun davalı sigortaya bildirildiğini ancak 65.200,00-TL ödeme yapıldığını, aracın gerçek rayiç değerinin belirlenerek bakiye bedelin, kazanç kaybının ve muafiyet bedelinin maddi tazminat olarak ödenmesini talep etmiş, davalılar ise aracın rayiç bedeli belirlenerek sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığından davanın reddini savunmuşlardır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu temel ilişki kira sözleşmesi olup davacı vekili dava dilekçesinde davacı ile diğer davalı gerçek kişi arasındaki kira ilişkisinden kaynaklanan tazminatın tahsilini talep ettiği, 07/11/2018 tarihli kira sözleşmesi ibraz ettiği, aynı temel ilişki ile bağlantılı olarak da davalı ... şirketinden talepte bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda gerçek kişi taraflar arasında kira ilişkisi bulunup bulunmadığı, koşullarının ne olduğu, varsa sigorta şirketinin ne miktarda sorumlu olduğu hususlarının görevli sulh hukuk mahkemesince tartışılarak değerlendirilmesi gerekir. Dava, 04.11.2013 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. ( Aynı yönde Yargıtay 3. HD.'nin 05/06/2018 tarih 2017/3322 Esas 2018/6389 Karar; 25/12/2017 tarih 2017/2456 Esas 2017/18108 Karar sayılı ilamları) Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK’nın 114/1-e ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Sonuç olarak, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun re'sen sebeplerle kabulü ile, sair istinaf sebepleri incelenmeksizin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve görevsizlik kararı verilmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/02/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 3-İlk Derece Mahkemesinin görevsiz olmasına rağmen davanın esası hakkında karar vermiş olması nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-3. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davalı ... vekilinin istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davalı ... iadesine, 6-Davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı ... lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.26/12/2025 ...