1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işverenle 20.05.2015 tarihinde yurt dışı iş sözleşmesi ile saat ücreti 4,75 USD'den 20.05.2015-21.11.2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere anlaştığını, 20.05.2005 tarihinde yurt dışına çıkış yaparak işverenin Rusya adresindeki işyeri şantiyesinde çalışmaya başladığını, hafta tatilinde şehir dışına çıkıp gezmek ve ihtiyaçlarını karşılamak için işveren tarafından avans olmak kaydı ile ruble olarak nakit verildiğini, avansı harcamadığını ve bavulunda
DAVA KONUSU: 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işverenle 20.05.2015 tarihinde yurt dışı iş sözleşmesi ile saat ücreti 4,75 USD'den 20.05.2015-21.11.2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere anlaştığını, 20.05.2005 tarihinde yurt dışına çıkış yaparak işverenin Rusya adresindeki işyeri şantiyesinde çalışmaya başladığını, hafta tatilinde şehir dışına çıkıp gezmek ve ihtiyaçlarını karşılamak için işveren tarafından avans olmak kaydı ile ruble olarak nakit verildiğini, avansı harcamadığını ve bavulunda biriktirdiğini ancak biriktirmiş olduğu parayı bavuluna baktığında bulamadığını, şikâyette bulunduğunu, polislerin şantiyeye gelerek incelemede bulunduğunu, polislerin gitmesi üzerine şantiye müdürü tarafından çağrıldığını, şantiye müdürünün niçin polise şikâyette bulunduğunu ve polislerin gelmesine neden olduğunu sorduğunu, kendisinin de daha önce formene söylediğini, polise gitmemesi hususunda birşey demediğini beyan ettiğini, Şirket yetkililerinin kendisini azarlayıp odadan çıkmasını söylediklerini, bu olaydan iki gün sonra Türkiye'ye dönmesini istediklerini, Türkiye'ye döndüğünde ise yurt dışındaki şantiyeye gönderileceğini söyleyip bir süre bekletildiğini, daha sonra iş sözleşmesinin feshedildiğini şifahi olarak öğrendiğini belirterek ihbar tazminatı ve bakiye süre ücreti tutarından kaynaklı tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hesaba esas ücretin miktarına ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, temyiz edenin sıfatına göre kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.