T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/456 KARAR NO : 2025/1070 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 01/07/2024 KARAR TARİHİ : 17/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA: Davacı vekili 01/07/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; I. Davalı Şirketin Durumu Hakkında 1- ...,----- Ticaret Sicil Müdürl…
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/456 KARAR NO : 2025/1070 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 01/07/2024 KARAR TARİHİ : 17/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA: Davacı vekili 01/07/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; I. Davalı Şirketin Durumu Hakkında 1- ...,----- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde ---- Sicil numarası ile kayılı olup, --- adresinde faaliyet göstermektedir. Davalı Şirket, ---- Vergi Dairesi'nin ... Sicil numaralı mükellefidir. ----kodu ile işlem gören ----- %10 A Grubunun tamamı ile %67,32 B Grubu payın sahibidir. 2- Davalı Şirket’in çıkarılmış sermayesi her biri 1 Kuruş değerinde 2.800.000.000 adet A Grubu ve 25.200.000.000 adet B Grubu olmak üzere 28.000.000.000 adet hisseden oluşmaktadır. A Grubu hisseler nama yazılı, B Grubu hisseler ise hamiline yazılıdır. Olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarında, A Grubu hisseye sahip ortaklara bir hisse karşılığı 10, A Grubu hisseye sahip ortaklar dışı ortaklara ise 1 hisse karşılığı bir oy hakkı verilir ve Yönetim Kurulu üyeleri A Grubu hisseye sahip ortaklar tarafından gösterilen adaylar arasından seçilir. 3- Müvekkillerim davalı şirkette AZINLIK PAY SAHİPLERİ'DİR. 4- Şirketin sermayesinin/payların %51'i---- Vakfı (Vakıf)'na aittir. Vakfın payları, Şirket genel kurul toplantılarında Vakfın Yönetim kurulu başkanı ... tarafından temsil edilmektedir. Bu vakıf 5 Aralık 2008 tarihinde, ----- ile ... tarafından, düzenleme şeklinde vakıf senedine göre; -----adresinde kurulmuştur. Vakıf;---Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 17 Şubat 2009 tarihli kararı ile tescil edilmiş, daha sonra ----- Gazete'de yayınlanarak kuruluşunu tamamlamıştır. 5- Şirketin %29 sermayesi/payları halen (müteveffa --- demas hastasıdır. -----Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 08.04.2015 tarih---- Esas ve ----- Karar nolu ilamı ile ..., ----- vasisi olarak atanmıştır. Şirketin %29'una isabet eden pay, şirket yöneticisi ... tarafından "vasi" olarak kontrol edilmektedir. Dolayısıyla ---- ait paylar ve genel kurulda bu paylara ilişkin kullanılan oylar ...'in kontrolündedir. Halbuki ...'in Şirketteki sermayesi sadece 1-TL'dir. Diğer bir ifade ile Şirkette 1,00 TL sermayesi olan ..., Şirketin %80 payını idare etmektedir. 6- Açıkça belirtmek gerekir ki, davalı ... maalesef bir grup mutlu çoğunluğun elinde ve kontrolündedir. Bu çoğunluk da tek başına (Şirkette 1,00 TL sermayesi olan) ...'den oluşmaktadır. 7- Şirketin çoğunluk paylarının yönetimini açıkladığımız şekilde eline geçiren ...; Davalı ... ve bu şirketi kullanarak diğer tüm bağlı ortaklıkları hakimiyetleri altında tutmaktadır. Şöyle ki; - --- %72,42'si -- ŞİRKETİ'nin %99,997'si ----- ŞİRKETİ'nin 99,99998'si ------ ŞİRKETİ'nin %99,305'si ------ŞİRKETİ'nin %27,88'si ------. Şirketin %37,38'inin pay sahibi de ----- ŞİRKETİ'nin %99,999984'ü ----- ŞİRKETİ'nin %11,99'u ---- Bu bağlı şirketlerin ---- hariç) yönetiminin tamamında ... bulunmaktadır. 9- Dava dışı ortaklar, Davalı Şirket yöneticileri, özellikle ... hakkında, birçok kez savcılık suç duyurusunda bulunmuştur. Ayrıca 2021 ve 2022 yılı hesap döneminde de genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü davaları açılmıştır. 2022 yılında açılan hükümsüzlük davası şirket aleyhine sonuçlanmış olup, istinaf incelemesindedir. Kısaca, vesayet yolu ile şirketin idaresinde bulunan mevcut yönetim kurulu üyesi ile pay sahipleri arasında husumet olduğu açıktır. II. Genel Kurulun Gerçekleştirilmesi Hakkında 10- Davalı şirket 01/04/2024 tarihinde, 2023 yılı olağan genel kurul toplantısını gerçekleştirmiş ve müvekkillerimiz şahsen veya temsilci aracılığıyla söz konusu toplantıya katılım sağlamıştır. 11- Müvekkilimizin genel kurul toplantısında “bilgi alma ve inceleme talebi”, “toplantı başkanlığı önerisi”, “nama yazılı pay senedi bastırılması”, “denetçi değişikliği”, “gündeme madde ekletilmesi ve özel denetim talebi”nde bulunmuştur. 12- Ayrıca müvekkilimiz, genel kurulda alınan 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararlara olumsuz oy kullanıp muhalefetini tutanağa geçirmiştir. 13- Ne var ki söz konusu genel kurul kanunun açık hükümleri hilafına gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle söz konusu genel kurul YOK HÜKMÜNDEDİR. Şöyle ki; III. Genel Kurulun/genel Kurulda Alınan Kararların Geçersizliği Hakkında A. Hazır Bulunanlar Listesi (Hazirun Cetveli) Ticaret Siciline Teslim Edilmemiştir 14- Davalı şirketin 2023 yılı olağan genel kurulu, bakanlık temsilcisi huzurunda gerçekleştirilmiştir. ANCAK hazirun cetveli ve tutanağın ekleri Genel kurul toplantısından sonra müvekkillere verilmemiş, daha da önemlisi hazirun cetveli ticaret siciline teslim edilmemiştir. Hazirun Cetveli, toplantı tutanaklarının en önemlilerinden birisidir. 15- Hazirun cetvelinde yer alan Vakfın temsilcisi temsilcisinin vekaletnameleri yönetmeliğe aykırı düzenlendiği ve geçersiz olduğu için bu belge Ticaret Sicilinden kaçırılmıştır. Bakanlık temsilcisinin Hazirun Cetvelini ve Toplantı Başkanlığı'na sunulan tüm EK önergeleri imzalayıp imzalamadığı hakkında bilgimiz yoktur. BAKANLIK TEMSİLCİSİ ZATEN TUTANAĞI İMZALAMAMIŞSA, GENEL KURUL YOKLUKLA MALULDÜR. EK'ler toplantı başkanlığına imza karşılığı sunulmuştur. Bu konuda bir şüphemiz yoktur. Çünkü EK'lerin bir nüshası müvekkil pay sahiplerinde mevcuttur. Tutanakların altında toplantı başkanı ve yönetim kurulu başkanı ...'in imzası bulunmaktadır. 16- Şüphesiz, toplantı tutanaklarının en önemlilerinden biri de hazirun cetvelidir. Müvekkilimizin tüm ısrarlarına ve gerek toplantı gerekse karar nisaplarının sıhhatli bir şekilde tespit edilebilmesine olanak sağlamak için elzem olan Hazirun Cetveline vakfın temsilcisi ve ---- temsilcisinin vekaletnamelerinin geçersiz olduğu Toplantı Başkanlığı tarafından şerh düşülmemiştir. Ancak toplantı tutanağında, Bakanlık Temsilci tarafından vakfın temsilci ve ---- temsilcisinin vekaletnamelerinin geçersiz olduğuna ilişkin mevzuat bilgileri işlenmiştir. Ekte Ticaret Sicili Müdürlüğünce tarafımıza verilen evrakları sunmakla birlikte, Mahkemeden söz konusu genel kurula ilişkin tutanakların (Genel Kurul Toplantı Tutanağının, Eklerinin ve Hazır bulunanlar Listesi ile genel kurul ile ilgili Ticaret Siciline teslim edilen diğer belgelerin) Ticaret Sicil Müdürlüğünden celbini arz ve talep etmekteyiz. 17- Müvekkilinin toplantıdaki nisapların sağlanıp sağlanmadığını tespit etmenin yanı sıra toplantıya pay sahibi sıfatını haiz olmayan kişilerin katılıp katılmadığını da tespit edebilmesi yalnızca hazirun cetveli sayesinde ortaya çıkabilecektir. Ne var ki bu en temel belge, tüm ısrarlara rağmen USULÜNE UYGUN OLARAK tanzim edilmemiş, üstüne üstelik zorunlu olmasına rağmen ticaret sicil müdürlüğüne de teslim edilmemiştir. 18- Bahse konu yönetmeliğin 15/1-ğ maddesine göre; “…Genel kurul toplantı yerinde;… hazır bulunanlar listesi … fiziki ve/veya elektronik ortamda hazır bulundurulur.” 19- Devamla, yönetmeliğin 16/3.maddesine göre; “Yönetim kurulunca hazırlanan genel kurul toplantısına katılabilecekler listesi… Bakanlık temsilcisi tarafından imzalanır ve hazır bulunanlar listesi adını alır.”. YİNE Yönetmeliğin 14.maddesine göre; "(3) Belirlenen toplantı başkanı öncelikle toplantıya katılım hakkı veren belgelerin mevzuata uygunluğunun yönetim organınca kontrol edilip edilmediğini tespit ederek, hazır bulunanlar listesini imzalar." hükmü de ihlal edilmiştir. Toplantı başkanlığına karşı yapacağımız adli ve hukuki işlemlerimizi saklı tutuyoruz. 20- Yönetmeliğin 29/1.maddesine göre; “Toplantı başkanı genel kurul toplantı tutanağının bir nüshasını ve hazır bulunanlar listesi dahil toplantı ile ilgili diğer tüm belgeleri, derhal şirkete teslim eder. Yönetim kurulunca genel kurul toplantısından sonra genel kurul tutanağının noter tasdikli bir sureti ile Bakanlık temsilcisi bulunan toplantılarda temsilcinin görevlendirme yazısının bir nüshası ve ticaret sicili müdürlüğünce istenecek diğer belgeler, derhal ilgili ticaret sicili müdürlüğüne verilir.” 21- Görüleceği üzere kanun koyucu hiçbir tereddüte mahal vermeksizin, toplantılarda hazır bulunanlar listesi (hazirun cetveli) hazırlanmasını, bunun bakanlık temsilcisi tarafından imzalanmasını ve son olarak şirket tarafından ticaret sicil müdürlüğüne teslim edilmesini emretmiştir. 22- Bu husus yoruma açık bir mesele olmadığı gibi, madde metinlerinin sarihliği hususunda da herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Yönetmeliğe aykırılık, TTK m. 445'te geçen kanuna aykırılık olarak kabul edilmektedir. Kırca’ya göre; TTK m. 445’te yer alan “kanun” terimini, yasama organı tarafından kanun adı altında yapılan ve Anayasa’nın altında yer alan metinle sınırlamak, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Hükümde yer alan “kanun” teriminden, devletin yetkili organları tarafından konulmuş ve yürüklükte bulunan yazılı hukuk kuralları anlaşılır. Bu nedenle idarenin düzenleyici işlemlerine aykırılık, kanuna aykırılık kapsamında değerlendirilir ve bir iptal sebebi olarak kabul edilir ---23- Ne var ki bu açık kanun hükmüne rağmen hazır bulunanlar listesi (hazirun cetveli) MEVZUATA UYGUN hazırlanmamış, toplantı başkanlığı tarafından GEREKLİ ŞERHLER DÜŞÜLMEMİŞ ve TİCARET SİCİLİNE TESLİM EDİLMEMİŞTİR. 24- Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden teslim aldığımız ve işbu dilekçe ekinde sayın mahkemenin takdirlerine de arz ettiğimiz üzere, Şirketin genel kurul evrakları arasında hazır bulunanlar listesi (hazirun cetveli) bulunmamaktadır. 25- Yönetmelikte yer alan bu açık düzenlemeler, Türk Ticaret Kanunu’nda da kendisine yer bulmuş ve “Toplantının Yapılması” başlıklı bölümde ilk sırada “Hazır Bulunanlar Listesi”nin hazırlanması gerektiği TTK 417.madde de hüküm altına alınmıştır. 26- Madde metnine göre; (1) Yönetim kurulu, hamiline yazılı pay sahipleri ile Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü maddesi uyarınca genel kurula katılabilecek kayden izlenen payların sahiplerine ilişkin listeyi, Merkezi Kayıt Kuruluşundan sağlayacağı “pay sahipleri çizelgesi”ne göre düzenler. (2) Yönetim kurulu, kayden izlenmeyen paylar ile ilgili olarak genel kurula katılabilecekler listesini düzenlerken, senede bağlanmamış bulunan veya nama yazılı olan paylar ile ilmühaber sahipleri için pay defteri kayıtlarını (…) dikkate alır. (3) Bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre düzenlenecek genel kurula katılabilecekler listesi, yönetim kurulu başkanı tarafından imzalanır ve toplantıdan önce genel kurulun yapılacağı yerde bulundurulur. Listede özellikle, pay sahiplerinin ad ve soyadları veya unvanları, adresleri, sahip oldukları pay miktarı, payların itibarî değerleri, grupları, şirketin esas sermayesi ile ödenmiş olan tutar veya çıkarılmış sermaye toplantıya aslen ve temsil yoluya katılacakların imza yerleri gösterilir. (4) Genel kurula katılanların imzaladığı liste “hazır bulunanlar listesi” adını alır. 27- Görüleceği üzere Türk Ticaret Kanunu’nda hazır bulunanlar listesinin imzalanması, genel kurul esnasında hazır bulundurulması açıkça hüküm altında alınmış; Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik’in yukarıda detaylıca açıklanan maddelerinde de hazirun cetvelinin nasıl tutulacağı ve ticaret sicile teslimi zorunluluğu açıkça belirtilmiştir. 28- Hazirun cetvelinin MEVZUATA UYGUN hazırlanmadığı ve TİCARET SİCİLİNE TESLİM EDİLMEDİĞİ bir genel kurul yoklukla maluldür. 29- Yok hükmündeki genel kurul kararları yönetim kurulu tarafından icra edilemeyeceği gibi ticaret siciline tescil ve ilan da edilemez. Ancak somut davada, genel kurul kararları usule aykırı olarak tescil ve ilan edilmiştir. 30- Tedbir taleplerimizde ayrıntılı olarak ele alacağımız üzere, TTK m. 449'a göre, genel kurulda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmasını talep ediyoruz. B. GEÇERSİZ VEKALETNAME İLE GENEL KURULA KATILIM SAĞLANMIŞTIR 31- Davalı şirket genel kurulunun yok hükmünde olmasına sebebiyet verecek bir diğer husus ise genel kurula geçersiz vekaletnamelerle katılım sağlanmasıdır. 32- Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik’in 21.maddesine göre; “Vekaletnamede; şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı ve soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı ve soyadı veya unvanı ve imzasının bulunması şarttır. Bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekâletnameler geçersizdir. Konuya ilişkin, Anonim Şirketlerde Elektronik Ortamda Yapılacak Genel Kurullara İlişkin Yönetmelik hükümleri ile Sermaye Piyasası Kurulunun düzenlemeleri saklıdır.” 33- Söz konusu genel kurula katılan bazı kişilerin ve özellikle ----Vakfı temsilcisinin ---- vekaletinde pay adedi yazmamaktadır. Bu durum Yönetmeliğin 21.maddesine açıkça aykırıdır. Zira maddeye göre vekaletnamede bulunması gereken bilgilerden herhangi birinin bulunmaması halinde vekaletnameler geçersizdir. Yargıtay'ın da kararlarında da, geçersiz vekaletname ile anonim şirket genel kurul toplantılarına katılınamayacağı açık bir şekilde vurgulamıştır: “Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacılar adına toplantıya katılmak isteyen avukat tarafından ibraz edilen vekaletnamenin komiserler yönetmeliğinin 23. maddesine göre geçersiz olduğu, toplantı başladıktan sonra davacı --toplantı salonu dışında,--- bina dışında olduğu, tanık ifadelerine göre davacıların katılmalarına engel olunmamış olduğu, kendi istekleri ile toplantıya katılmadıkları, bu nedenle davacıların iptal davası açma hakları olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir" (YARGITAY ----. HUKUK DAİRESİ, ---- Müvekkillerden Sayın ----- (TCKN: ...) tarafından ----- Ticaret Odası Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne, 01.04.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı mevzuata aykırı olduğunu, toplantıya katılanlar pay sahiplerinden ---- Vakfı adına temsilen katılan temsilci ----adına temsilen katılan temsilci ----vekaletnameleri yönetmeliğe aykırı düzenlendiğini ve geçersiz olduğunu, bu hususun henüz genel kurul toplantısı başlar başlamaz Bakanlık temsilcisine iletildiğini, Bakanlık temsilcisi---- adı geçen kişilerin Şirket’e sunduğu vekâletnamelerini incelediğini ve bu hususu toplantı tutanağına yazdığını, ancak temsilcilerin vekaletnamelerinin mevzuata uygun olmamasına rağmen, bu kişilerin/temsilcilerin toplantıya katıldığını ve oy kullandığını, bu sebeple genel kurul toplantı tutanaklarının tescil edilmemesi gerektiğini, mevzuata aykırı genel kurul toplantısının ve toplantıda alınan kararların tescil ve ilan edilmesinin şirketin ve diğer menfaat sahiplerinin hak kaybına neden olacağını, pay sahipleri adına dönülemez zararların ortaya çıkacağını, Genel kurulda başka hukuka aykırı işlemlerin de yapıldığını, yetkisiz kişilerin oylarıyla ibra, bilançoların oylanması, yönetim kuruluna mali haklar sağlanması gibi konularda kararlar alındığını belirten 02.042024 tarihli bir dilekçe sunulmuştur. Tüm bu itirazlara rağmen, sicil müdürlüğü son gün tescil ve ilan işlemi yapmıştır. Sicil müdürlüğünün tescil ve ilan işlemi yapmaması gerekliydi. Benzer bir durumda --- BAM ----. Hukuk Dairesi 20.02.2020 tarih,---- Esas ve----Karar nolu ilamında: "Dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesinde; davacı şirketinin 04.04.2018 tarihli 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantı tutanağında,.... vekili Av. ...in vekaletnamesinde ortağın pay adedi ve itibari kıymet bilgisi bulunmadığından vekaletnamenin kabul edilmediği, Av. ....in yeniden vekaletname sunduğu, ancak bu vekaletnamenin de önceki gerekçeyle reddedildiği, bunun üzerine Av. ...'in vekaletname üzerine müvekkilinin sahip olduğu pay adedi ve itibari kıymetinin kendi el yazısı ile eklediği ve tekrar yönetim kuruluna sunduğu, ancak söz konusu vekaletnamenin üçüncü kez uygun olmadığından bahisle reddedildiği anlaşılmaktadır. Toplantı tutanağının son sayfasında ...'in, ...'ın ve ...'in yönetim kurulu üyeliğine seçildiği ibareleri yer almakta, ancak 584,369 olumsuz oya karşılık 657,681 olumlu oyla söz konusu seçimin yapıldığının yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu genel kurul toplantısına ait hazır bulunanlar listesi incelendiğinde; ...'ın pay adedin 584.369 olduğu ve adının yanındaki imza kısmı boş olarak görüldüğü sabittir. Her ne kadar davacı istinaf başvuru dilekçesinde, 1.250.000 adet paya bölünmüş olan şirketin toplam oylarının ... adedinin toplantıda hazır bulunduğu ve bu şekilde olumlu oy kullandığı, toplamda kullanılan 657.681 olumlu oyla toplantı ve karar nisabının sağlandığı iddia edilmiş olsa da az yukarıda bahsi geçtiği üzere, söz konusu toplantı tutanağının son sayfasında yönetim kurulu üyelerinin seçilmiş olduğunun görüldüğü ve açıkça 584.369 olumsuz oydan bahsedildiği, söz konusu oy adedinin ...a ait olduğu görülmekle, bu hususta çok açık bir çelişki oluştuğu ve toplantı tutanağının ilk sayfasında usulsuz vekaletname sebebiyle temsil edilmediği belirtilmiş olan ...'ın olumsuz oyları ile söz konusu seçimin yapıldığı şeklinde tutanak oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Nitekim söz konusu toplantı tutanağının ilk sayfasında toplantıda hazır bulunduğu tutanağa bağlanan ...ın itibari kıymeti 645,666 olan ...'ın ise 12,015 pay adetlerinin toplamı 657.681 olmakla söz konusu tutanağın son sayfasında 584.369 olumsuz oyun... vekilinin genel kurul toplantısına kabul edilmemesi halinde tutanağa ne sebeple yazıldığı açıklanamamaktadır. Söz konusu genel kurul toplantı tutanağının... vekilinin hazır olup olmadığı konusunda çelişki olduğundan, bu hususun maddi hata olarak kabul edilmesi veya kısmen tescil yoluna gidilmesi mümkün görülmemiştir." şeklinde karar vermiştir. Gerçekten de yetkisiz kişiler tarafından, söz konusu genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeleri ibra edilmiş, finansal tablolar onaylanmış, bağımsız denetçi ve yönetim kurulu üyeleri seçilmiştir. TTK m. 436’ıncı maddesinde, şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilişlerine ait kararlarda, kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz, hükmüne rağmen; yönetim kurulu üyeleri kendilerine ait ibralarda oylamaya katılmışlardır. Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik'in, Vekaletnamenin Unsurları ve Geçerlilik Süresi başlıklı 21. maddesinde, "Vekaletnamede; şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı ve soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı ve soyadı veya unvanı ve imzasının bulunması şarttır. Bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekâletnameler geçersizdir." hükmüne rağmen, alınan kararlar ---- Ticaret Müdürlüğü tarafından tescil ve ilan edilmiştir. ----. Asliye Ticaret Mahkemesi, 19.2.2020 tarih, ---- Karar sayılı ilamına göre; "Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik'in, Vekaletnamenin Unsurları ve Geçerlilik Süresi başlıklı 21. maddesinde, "Vekaletnamede; şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı ve soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı ve soyadı veya unvanı ve imzasının bulunması şarttır. Bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekâletnameler geçersizdir." hükmü bulunmaktadır ve bu husus davaya konu Genel Kurul toplantısında da gündeme gelmiş, bakanlık temsilcisi tarafından ortaklardan ----- verdiği vekaletnamelerin zorunlu unsurları içermediği toplantı başkanına hatırlatılmış, buna rağmen bu vekaletnamelerle toplantıya katılan vekillerin oyu geçerli kabul edilmiştir. Açıklanan bu yasal düzenlemeler nedeniyle iptali istenen Olağanüstü Genel Kurul toplantısının iptale tabi olduğu ve davanın kabulü gerektiği anlaşılmıştır." Görüldüğü üzere, geçersiz vekaletname ile toplantıya katılanların oyları; kararların alınmasında etkili olmuştur. Bu oyları hesaba katılmadan yapılan hesaplamalarda farklı sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Şirketin toplam 28.000.000.000 adet payı bulunmaktadır. Vekaletnameleri geçersiz olan temsilcilerin, genel kurulda temsil ettiği pay adedi 22.511.998.700'dir. Yüzde olarak hesaplandığında %80,39'a tekabül etmektedir. İşbu %80,39'a tekabül oyların geçersiz sayılması halinde de toplantı yeter sayısı dahi sağlanamamıştır. Mahkemeden talebimiz, TTK ve yönetmeliğe aykırı düzenlenen vekaletnamelerin oylamadan çıkarılması halinde gerçek rakamların bilirkişi marifetiyle belirlenmesi ve alınan kararların bu şekilde tescil ve ilan edilmesidir. 34- Bu durum müvekkillerimiz tarafından açıkça zikredilmesine ve genel kurul tutanağına derç edilmesine rağmen söz konusu yetkisiz kişiler genel kuruldan çıkarılmamış, toplantıya devam edilmiş ve hukuka aykırı şekilde kararlar alınmıştır. 35- Bahse konu kişilerin toplantıya alınmaması halinde toplantı ve karar nisapları sağlanamayacaktı. Ancak bu kimselerin geçersiz vekaletnamelerle toplantıya alınması sebebiyle sanki nisaplar sağlanmış gibi hareket edilmiş ve toplantı gerçekleştirilerek kararlar alınmıştır. C. GENEL KURULUN YOK HÜKMÜNDE OLDUĞU AÇIK OLMAKLA BİRLİKTE SAYIN MAHKEMENİN AKSİ KANAATTE OLMASI DURUMUNDA, PAY SAHİPLİĞİ HAKLARINI SINIRLANDIRAN/ORTADAN KALDIRAN, KARARLAR BAKIMINDAN BUTLAN; MAHKEMENİN AKSİ KANAATTE OLMASI HALİNDE İSE OLUMSUZ OY KULLANILIP MUHALEFETİ TUTANAĞA GEÇİRİLEN GENEL KURUL KARARLARININ İPTAL EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR 36- Yukarıda A ve B bölümlerinde açıkça vurgulandığı ve herhangi bir tereddüte mahal vermeyecek şekilde yok hükmünde olduğu tespit edilebilen genel kurul hakkında sayın mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda da bu kez bahse konu genel kurulda alınan ve pay sahipliği haklarını sınırlandıran/ortadan kaldıran kararlarının batıl olduğuna, sayın mahkemenin yine aksi kanaatte olması durumunda ise olumsuz oy kullanılıp muhalefeti tutanağa geçirilen 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararların iptaline karar verilmesi gerekmektedir. 37- Zira genel kurul kararları, hukuki sonuç doğuran irade beyanı olduklarından hukuki işlem niteliğindedir. Bu kararların hükümsüzlüğü söz konusu olur. Genel kurul kararı ile ihlal edilen hukuk kuralının niteliğine göre hükümsüzlük halleri değişir. Bu bağlamda genel kurul kararlarının yokluğundan bahsedilebileceği gibi butlanından ve iptalinden de söz edilebilir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir kararında (Yargıtay HGK, T.---anonim şirket genel kurul kararlarının hükümsüzlük hallerinin iptal, yokluk ve butlan şeklinde olabileceğini belirtmiştir. ( 38- TTK’da butlan halleri kanunun 447. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır. 39- TTK m. 447’de butlan sebepleri konu yönünden düzenlenmiş olup, kanun maddesinde şekil yönünden butlan sebeplerinin düzenlenmediği görülmektedir. Konu yönünden butlan sebeplerine bakıldığında TTK m. 447’de sayılan butlan sebeplerinin bazı niteliklere sahip pay sahipliği haklarının kaldırılmasına veya sınırlandırılmasına, anonim şirketin temel yapısının bozulmasına ve sermayenin korunması ilkesine aykırılığa ilişkin olduğu görülmektedir. ---- 40- Genel Kurul kararlarının iptali TTK’nın 445. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre bir genel kurul kararının iptal edilebilmesi için bu kararın kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olması gerekmektedir. Bu noktada belirtmek gerekir ki, bir genel kurul kararının iptaline karar verilebilmesi için ilk şart; şeklen de olsa ortada bir genel kurul kararının bulunmasıdır. Nitekim Yargıtay ------. Hukuk Dairesi bir kararında (Yargıtay -----"... oluşmayan ve henüz ortada mevcut olmayan bir genel kurul kararı aleyhine de iptal davası açılması ise yasal olarak mümkün değildir." şeklinde karar vermek suretiyle iptal edilebilirlik için geçerli bir kararın varlığını aradığını belirtmiştir. (---. 41- Görüleceği üzere gerek Yargıtay gerekse Doktrin, ilk olarak şeklen geçerli ve varolan bir genel kurulun varlığını aramaktadır. Yukarıda A ve B bölümlerinde belirtildiği üzere davalı şirketin genel kurulu aslında yok hükmündedir. Ancak sayın mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda da, bu kez terditli olarak ilgili genel kurulda alınan kararlarının batıl ve yine aksi kanaate ise iptalini talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur. Yargıtay kararları da bu yöndedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ----- sayılı kararında; “…Mutlak butlanla batıl kararlar, baştan itibaren hükümsüz olan, sonradan geçerlilik kazanma olanağı olmayan, emredici kurallara, kamu düzenine veya ahlaka ve adaba aykırı veyahut konusu olanaksız olan kararlardır. Bu tür kararlar, baştan beri hüküm ifade etmezler ve mahkemece re’sen üzerinde durulması da gerekir.”.-----sayılı kararında da; “…Mahkemece 3 aylık hak düşürücü sürede dava açılmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Ancak, mahkemece genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olup olmadığı hususu incelenmemiştir. Oysa, karar nisabı olmadığı takdirde alınan genel kurul kararların süreye bağlı olmaksızın her zaman yokluğunun tespiti istenebilir.”. 42- TTK’nın 445. maddesine göre; 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler. 43- Atıf yapılan TTK 446.maddeye göre iptal davası açabilmenin şartları aşağıdaki gibi sıralanmıştır. Buna göre; (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir. 44- Müvekkilimiz davalı şirketin genel kuruluna temsilcisi vasıtasıyla katılmış ve genel kurulda alınan 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararlara olumsuz oy kullanıp muhalefeti de tutanağa geçirmiştir. D. GENEL KURULDA ALINAN 2 NUMARALI KARAR BAKIMINDAN 45- Genel kurulda alınan 2 numaralı karar, yönetim kurulu tarafından hazırlanan 2023 yılı faaliyet raporu ile kar, zarar ve bilanço hesaplarının okunması, müzakeresi ve oylanması hakkındadır. 46- Müvekkilimiz söz konusu karara olumsuz oy kullanıp muhalefetini tutanağa derç ettirmiştir. 47- Karar müvekkilimizin de içinde bulunduğu 3.064.134.003 olumsuz oya karşı 24.280.354.743 olumlu oyla kabul edilmiştir. 48- Müvekkilimiz ve kendisiyle birlikte olumsuz oy kullanan bir takım pay sahipleri, ----.Noterliği’nden 08/03/2024 Tarih ve ----- Yev. Numaralı ihtarı çekmesine ve faaliyet raporu ile kar-zarar ve bilanço hesapları hakkında sorular yöneltilmesine rağmen kendilerine yeterli cevaplar verilmemiştir. 49- Şirketin bilanço kayıtları pay sahiplerinden gizlenmiştir. AYRICA 22.03.2024 tarihinde şirket merkezine gidilmesine rağmen, TTK'mn 437. maddesinde yer alan belgelerden birçoğu, özellikle şirketin bilançosu, gelir tablosu ve mizan müvekkilimze ve kendisiyle birlikte olumsuz oy kullanan bir takım pay sahiplerine verilmemiş ve incelettirilmemiştir. Ayrıca -----Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen karara rağmen, yönetim kurulu üyelerine ödeme yapıldığı ortaya çıkmıştır. Buna rağmen şirketin tedbire aykırı yaptığı ödemelerin kime ne kadar ve ne zaman ödendiği bilgisi de verilmemiştir. Başta bilanço olmak üzere, şirketin mali kayıtları ile ilgili kararlarda yeterli şekilde bilgi alma ve inceleme hakkı kullandırılmamıştır. Hakkında yeterince bilgi edinilemeyen bir bilançonun onaylanması ise pay sahiplerinden beklenemez. 50- Faaliyet Raporunda; yönetim kurulunun mahkemenin tedbir kararına rağmen, başka unvan ve görev adı altında şirketten ödeme aldığı sabittir. 51- Holdingden 2023 yılında 3.468.827,63 TL bağış yapılmıştır. Grup Şirketleri ile birlikte enflasyon düzeltmesi etkisi dahil toplam 60.762.605 TL'lik bağış ve yardım yapılmıştır. Faaliyet Raporunda "Yapılan bağışlar ağırlıklı olarak üniversiteler ve diğer okullar ile çeşitli vakıf, demek ve birliklere, müze, özel ve kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan bağış ve yardımlardan oluşmaktadır.” Denilmektedir. Vakıf Tüzüğüne göre, bağışlar bahsedilen kurum ve kuruluşlara vakıf üzerinden yapılması VASİYET EDİLMİŞTİR. Bu Tüzükte bu kurala uymamanın yaptırımı olarak, yöneticinin vakıf yöneticiliğinden azledilme sebebidir. Vasiyete uyulmamakla beraber, holding ve grup şirketler üzerinden yapılan bu bağışlar pay sahiplerine eksik kar ödenmesi ve vakfın eksik yardım yapmasına sebep olmaktadır. Yapılan işlem hem ortakların zararına hem de vakfın kuruluş amacına aykırıdır. Genel kurul toplantısında şirket yönetimine yapılan bağışlar hakkında soru sorulduğunda, şirket yönetimi tarafından yapılan bağışın esas sözleşmedeki hükme uygun olarak yapıldığı belirtilmiştir. Her ne kadar ihtiyaç durumundaki vakıf ve kuruluşlara yönetim kurulu kararı ile ayni veya nakdi bağış ve yardımlarda bulunabilir ise de, yapılacak bağışların üst sınırı genel kurulca belirlenir ve yapılan bağış tutarı dağıtılabilir kar matrahına eklenir. Bu esas ihlal edilmiştir. Yönetim kurulu bağış işlemi ile pay sahibinin kar payını azaltmaktadır. Somut davada, davalı şirketin kurucu iradesi tarafından bir vakıf kurulmuş ve bu vakfa şirketin sermaye paylarının %51'i aktarılmıştır. KISACA ŞİRKETİN BAĞIŞ YAPMASINA GEREK YOKTUR. YAPILAN BAĞIŞLAR, YÖNETİM KURULU TARAFINDAN KÖTÜNİYETLE YAPILAN KARI AZALTICI İŞLEMLERDİR. Yargıtay ----Hukuk Dairesi, 19.01.2022 tarihli ve ----. sayılı kararında: "Dava, genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Her ticaret şirketi gibi anonim şirketin nihai amacı kâr elde etmek ve bunu dağıtmak olup anonim şirketin kâr elde etme ve dağıtma nihai amacından doğan pay sahibinin kâr payı hakkı da bir vazgeçilmez haktır. Davacılar, davalı şirketin 2000 yılından beri kâr payı dağıtmadığı halde yüklü miktarlarda bağış yapıp burs verdiğini ileri sürerek genel kurulda kârın dağıtılmamasına dair alınan 7 nolu kararın da iptalini istemiştir. Bu durumda mahkemece, davacıların davalı şirketin uzun yıllardır kâr payı dağıtmadığına ilişkin iddiaları da araştırılıp, genel kurulda alınan kâr dağıtmama kararının davalı şirketin faaliyet gösterdiği sektörün genel gelişimi, davalı şirketin ekonomik faaliyet ve amaçları, ayrıca şirket işlemlerinin devamlı gelişmesini veyahut mümkün olduğu kadar istikrarlı kâr payı dağıtılmasını temin bakımından değerlendirilmek suretiyle yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı yolunda bu sahada uzman içinde ekonomistin de bulunduğu bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlarda ayrıntılı bir değerlendirme yapılmaksızın ... eksik incelemeye dayalı verilen karar yerinde görülmemiştir." şeklinde karar vermiştir. 52- Bir önceki dönem yapılan bağışın neredeyse 10 katı işlem yapılmıştır ki; bu işlem, pay sahiplerinin kar payı alma hakkı açısından azaltıcı unsurdur. Vakıf tarafından yapılan bağış ve yardımların daha önce holding bünyesinde yapılmadığı görülmesine rağmen, son yıllarda neden ŞİRKETLER ÜZERİNDEN yapıldığı ve neden bu kadar büyük bir meblağda yapıldığının açıklanması talep edilmiştir; ancak bu talep de karşılıksız bırakılmış, açıklanmamıştır. 53- Eğitim ve öğretimin desteklenmesi adına kurulmuş bir vakıf varken, vakıf tarafından bağışlar yapılmakta iken, ayrıca halen davalı şirket üzerinden bağış yapılmasının faydası ve amacı bulunmamaktadır. Şirketin yaptığı bağışların kalem kalem açıklaması talep edilmiş, ayrıca şirketin ve iştiraklerinin yaptığı bağışlar konusunda özel denetçi atanarak rapor hazırlanması istenilmiş ancak bu talepler de karşılıksız bırakılmıştır. 54- 2023 yılı ile 2022 yılı kıyaslamasında, yönetim kuruluna sağlanan mali haklar 2022 yılında 57.739.290 TL iken 2023 yılında 121.239.046 TL'dir. %100'e yakın bir artış söz konusudur. Yönetim Kurulu üyelerine yapılan huzur hakkı ödemeleri (2.357.187-TL) hukuka aykırıdır.----- Asliye Hukuk Mahkeme tarafından geçen yıl yapılan olağan genel kurul toplantısının huzur hakkı ve diğer mali hakların ödenmesi ile ilgili maddesi için ihtiyati tedbir kararı varken, yönetim kurulu üyelerine hukuka ve mahkeme kararlarına aykırı şekilde ödemeler yapılmaya devam etmiştir. 55- Mahkeme kararının tatbik edilerek yapılan ödemelerin şirkete iade edilmesi gereklidir. Yönetim kurulu bu konuda görevini yerine getirmemiştir. Sorumluluk davası açılması konusunda gündeme madde eklenmesi de talep edilmiştir. 56- Dahası ...'in hakim şirket ---- dışında diğer şirketlerde de yönetim kurulu başkanı olması, şirket için kabul edilemez. ... göstermelik olarak yönetim kurullarında yer almaktadır. Holding ve diğer şirketlerde (0,00001 gibi) çok cüzi bir payı vardır. Kardan pay alma hakkı ile yetinmediğinden, tüm şirketlerde YK başkanlığı yapmaktadır. ...'e sağlanan mali hakların kalem kalem nevi ve toplamı hakkında bilgi verilmemiştir. 57- Grup yönetimin şüpheli alacak tahminlerinin uygunluğu bağımsız denetçiye tam olarak verilmemiştir. Bu durum Genel kurul evraklarından tespit edilememiştir. 58- Holding'in kısa vadeli borçlanmaları, bir önceki yıla oranla yaklaşık üç katına çıkmıştır. İhraç edilen borçlanma araçları kısa vadeli 1.229.910.477 uzun vadeli borçlanma araçları 397.302.941 TL olarak elde edilen gelirin nerede kullanıldığı, şirkete katkısının ne olduğu açıklanmamıştır. 59- Holding konsolide brüt karı 2022 yılında 9.794.057.256 TL iken; 2023 yılında 9.996.804.886TL olarak raporlanmıştır. Enflasyondan arındırılmış brüt karlılığa bakıldığında bir önceki yıla göre, zarar edilmiştir. Faaliyet Raporunda şirketin öngörülen risklere karşı uyguladığı "risk politikası” başlıklı değerlendirmede ne gibi risk politikası değerlendirmesi yaptığı belirtilmemiş üstelik satışlar, verimlilik, gelir yaratma kapasitesi, karlılık, borç/özkaynak oranı vb. konularda ileriye dönük risk yoktur denilmiştir oysaki denetim raporundaki tutarlar bunun tam aksini içermektedir. Ya faaliyet raporu yanlıştır. Ya da denetim raporu gerçeği yansıtmıyordur. Zaten bilanço da müvekkillere gösterilmediği için faaliyet raporunun sıhhatini tespit edebilmek mümkün değildir. 60- Yönetim kurulu faaliyet raporunda “ortakların, alacaklıların diğer ilgili kişi ve kuruluşların haklarım etkileyecek nitelikte özel önlem taşıyan hususlar yoktur.” denilmektedir. Bu da pay sahipleri ve kamuyu yanıltıcı bir beyandır. Gerçeği yansıtmamaktadır. Geçen yıl yapılan 2022 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 7 nolu gündem maddesinin hükümsüzlüğü için ----. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmış, Mahkeme kararın TTK m. 408/2'ye aykırı olduğuna hükmetmiş ve kararın uygulanmasının geriye bırakılmasına karar vermiştir. Bir diğer dava da, özel denetçi için açılan davadır. ------ Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada Bilirkişi Raporu dosyaya sunulmuş olup, dava halen derdesttir. 61- Faaliyet raporundaki tüm bu açık eksikliklere rağmen şirkette hakim konumdaki ortaklar gücünü kötüye kullanarak, hukuka aykırı bu kararı genel kuruldan geçirmiştir. 62- Söz konusu hukuka aykırı genel kurul kararı, faaliyet raporu ile kar-zarar ve bilanço hesapları hakkında sorular yöneltilmesine rağmen kendilerine yeterli cevaplar verilmeyerek ve pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlanması sebebiyle batıldır. Sayın mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda ise yukarıda açıklanan gerekçelerle olumsuz oy kullanılıp muhalefeti tutanağa geçirilen bu kararın iptali gerekmektedir. E. GENEL KURULDA ALINAN 3 NUMARALI KARAR BAKIMINDAN 63- Genel kurulda alınan 3 numaralı karar, bağımsız denetim raporunun müzakeresi ve oylanması hakkındadır. 64- Müvekkilimiz söz konusu karara olumsuz oy kullanıp muhalefetini tutanağa derç ettirmiştir. 65- Karar müvekkilimizin de içinde bulunduğu 3.064.134.003 olumsuz oya karşı 24.280.354.743 olumlu oyla kabul edilmiştir. 66- Holding konsolide brüt karı 2022 yılında 9.794.057.256 TL iken; 2023 yılında 9.996.804.886-TL olarak raporlanmıştır. Enflasyondan arındırılmış brüt karlılığa bakıldığında bir önceki yıla göre, zarar edilmiştir. Faaliyet Raporunda şirketin öngörülen risklere karşı uyguladığı "risk politikası” başlıklı değerlendirmede ne gibi risk politikası değerlendirmesi yaptığı belirtilmemiş üstelik satışlar, verimlilik, gelir yaratma kapasitesi, karlılık, borç/özkaynak oram vb. konularda ileriye dönük risk yoktur denilmiştir oysaki denetim raporundaki tutarlar bunun tam aksini içermektedir. 67- Ya faaliyet raporu yanlıştır. Ya da denetim raporu gerçeği yansıtmamaktadır. Bilanço da gösterilmediği için sıhhatli bir değerlendirme yapmak mümkün değildir. 68- Denetim raporundaki tüm bu açık eksikliklere rağmen şirkette hakim konumdaki ortaklar gücünü kötüye kullanarak, hukuka aykırı bu kararı genel kuruldan geçirmiştir. Bağımsız denetim raporunun doğru bilgiler içermemesine rağmen bilançonun onaylanması halinde, rapordaki yanlış bilgiler bilançonun onaylanması kararının alınmasında etkili olmuş ise, söz konusu kararın iptali gündeme gelebilmektedir. ----- 69- Söz konusu hukuka aykırı genel kurul kararı, bağımsız denetim hususunda ciddi şüpheleri ve hataları barındırmakta, pay sahiplerine yeterli cevaplar verilmeyerek ve pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlanması sebebiyle batıldır. Sayın mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda ise yukarıda açıklanan gerekçelerle olumsuz oy kullanılıp muhalefeti tutanağa geçirilen bu kararın iptali gerekmektedir. F. GENEL KURULDA ALINAN 5 NUMARALI KARAR BAKIMINDAN 70- Genel kurulda alınan 5 numaralı karar, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkindir. 71- Müvekkilimizin ve bir takım pay sahiplerinin önerisi ile yönetim kurulu üyeleri hakkında ayrı ayrı ibra oylaması yapılmış ve her üç yönetim kurulu üyesi için de müvekkilimiz ve bir takım pay sahipleri karara olumsuz oy kullanıp muhalefetini tutanağa derç ettirmiştir. 72- Yönetim Kurulu üyeleri ile ilgili ibra oylamasında, şirket yönetim kurulu üyeleri ve şirket yönetimine katılmış olanlar oylamaya katılamazlar. Bu nedenle, pay sahibi ----vasisi ... aracılığıyla şirket yöneticisi---ve Vakıf adına yönetim kurulu başkanı ... aracılığıyla vakıf temsilcisi oyları geçersizdir. İbra oylamasında YK üyeleri birbirlerinin lehine oy kullanmıştır. Yargıtay----Hukuk Dairesi'nin içtihatlarına göre kullanılan oylar geçersizdir. Yargıtay -----Sayılı kararında aynen; “...6102 sayılı TK’nın 436/2. Maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında ve DİĞER YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN İBRASINDA oy kullanma hakkını haiz değildirler. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre de şayet ibra oylamasında yönetim kurulu üyeleri de oy kullanmış ise, bu oylar mevcut değilmiş gibi karar nisabının sağlanıp sağlanmadığının değerlendirmesi gerekmektedir.” Yargıtay---Hukuk Dairesi, 31.05.2016 tarih ve -- Sayılı kararında; “...Somut olayda, yönetim kurulu üyeleri birbirlerinin ibra oylamasına katılmışlar ve olumlu oy kullanmışlardır. Yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibralarında oy kullanamayacak olmaları ve yönetim kurulu üyelerinin oyları çıkarıldığında yeterli nisabın sağlanamaması nedeniyle... tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararın da iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış,. Bozulması gerekmiştir..” 73-----Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen tedbir kararına rağmen, yönetim kurulu üyelerine ödeme yapıldığı ortaya çıkmıştır. Mahkemenin verdiği tedbir kararma rağmen, Yönetim kurulu üyeleri haksız ve hukuksuz yere şirketten ödeme almışlardır. Bu güveni kötüye kullanma ve zimmet olmak üzere TCK kapsamında suçtur. 74- Ayrıca geçen yıl yapılan Genel Kurul Toplantısında, azınlık pay sahipleri tarafından TTK md.486/3 hükümlerine göre; Nama yazılı pay senedi bastırılıp tüm nama yazılı pay sahiplerine dağıtılması talep edilmiş olmasına rağmen, yönetim kurulu tarafından bu yönde herhangi bir işlem yapmamıştır. 75- Yönetim kurulu üyeleri açıkça Kanuna aykırı hareket etmiştir. Şirket yönetim kurulu kasıtlı olarak pay sahiplerinin bilgi alma ve incelme haklarını da engellemiştir. 76- Tüm bu gerçekler ortadayken yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesi hukuka aykırıdır; şirkette hakim konumdaki ortaklar gücünü kötüye kullanarak, hukuka aykırı bu kararı genel kuruldan geçirmiştir. 77- Söz konusu hukuka aykırı genel kurul kararı, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlanması, kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandırması veya ortadan kaldırması sebebiyle batıldır. Sayın mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda ise yukarıda açıklanan gerekçelerle müvekkilimiz tarafından olumsuz oy kullanılıp muhalefeti tutanağa geçirilen bu kararın iptali gerekmektedir. G. GENEL KURULDA ALINAN 6 NUMARALI KARAR BAKIMINDAN 78- Genel kurulda alınan 6 numaralı karar, yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesi hakkındadır. 79- Müvekkilimiz söz konusu karara olumsuz oy kullanıp muhalefetini tutanağa derç ettirmiştir. 80- Karar müvekkilimizin de içinde bulunduğu 2.789.733.943 olumsuz oya karşı 24.554.754.803 olumlu oyla kabul edilmiştir. 81- TTK m. 408'e göre yönetim kuruluna sağlanacak huzur hakkı, ikramiye, prim vs. gibi mali haklar tek tek kişi ve kalem kalem genel kurulda belirlenir. Bu konuda yönetim kurulu başkanlığına yetki devri yapılamaz. 82- Şirketin yönetim kuruluna sağlanacak menfaatler ile pay sahiplerine dağıtılacak kar payı arasında orantı olmalıdır. Kanuna ayları ve fahiş huzur hakkı, ikramiye, prim vs. gibi mali hakların ödemesi yapılamaz. 83- Üstelik bilançonun paylaşılmadığı, faaliyet raporu, denetim raporu ve finansal tablolarda ciddi oynamaların ve hataların olduğu bir ortamda, şirketin içinde bulunduğu finansal durum somut ve objektif bir biçimde ortaya konulamamışken, bu belirsizlik ortamında fahiş miktarda huzur hakkı kararı alınmaz. Doktrinde yönetim kurulu üyelerine ve ortaklıkla iş yapan diğer kişilere ortaklığın mali durumuyla bağdaşmayacak derecede yüksek ücret veya huzur hakkı verilmesine ilişkin genel kurul kararının ortaklık malvarlığının azalması ve ahlaka aykırılık sebepleriyle batıl olacağı belirtilmiştir. (-----). 84- Huzur hakkının belirlenmesindeki tüm bu açık eksikliklere rağmen şirkette hakim konumdaki ortaklar gücünü kötüye kullanarak, hukuka aykırı bu kararı genel kuruldan geçirmiştir. 85- Söz konusu hukuka aykırı genel kurul kararı, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlanması, kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandırması veya ortadan kaldırması sebebiyle batıldır. Ayrıca söz konusu karar ile sermayenin korunması ilkesi de zedelenmiştir. Bu nedenle de kararın batıl olması gerekmektedir. Sayın mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda ise yukarıda açıklanan gerekçelerle müvekkilimiz tarafından olumsuz oy kullanılıp muhalefeti tutanağa geçirilen bu kararın iptali gerekmektedir. Yargıtay -----Hukuk Dairesi 29.11.2017 tarih,----- Karar nolu ilamına göre de: Azlığın kardan pay alma hakkını ortadan kaldıran fahiş huzur hakkı ücretinin iptali gerekir. H. GENEL KURULDA ALINAN 7 NUMARALI KARAR BAKIMINDAN 86- Genel kurulda alınan 7 numaralı karar, bağımsız denetçi atanmasına ilişkindir. 87- Müvekkilimiz ve bir takım pay sahipleri söz konusu gündem maddesiyle ilgili bağımsız denetçi önerisinde bulunmuştur. 88- 2024 yılında -----ve ----bağımsız denetçi olarak atanmasına, müvekkilimizin de içinde bulunduğu 3.201.334.033 olumsuz oya karşı 24.143.154.713 olumlu oyla kabul edilmiştir. 89- Müvekkilimiz söz konusu karara olumsuz oy kullanıp muhalefetini tutanağa derç ettirmiştir. 90- Denetçinin tarafsızlığına ilişkin ciddi şüphe uyandıran eylemler söz konusudur. Şirketin denetimini yapan şirketin, Holding’in sermayesinin/payının yarısına sahip olan Vakıf’a çok yüklü miktarlarda bağış yaptığı ortaya çıkmıştır. 91- Bağımsız denetim şirketinin yaptığı bağış 1.500.000 TL seviyesindedir. Adı “bağımsız” olan bir denetim şirketinin, denetlediği holdingin vakfına bu denli yüksek bağış yapması, aralarında muvazaalı işlemlerin olduğunu, organik ve inorganik bağların olduğunu, hiçbir tereddüte mahal vermeyecek şekilde ortaya koymaktadır. 92- Kaldı ki davalı şirket, bağımsız denetçiye ne kadarlık bir ücret ödemektedir ki denetçi, denetimini yaptığı şirkete 1.500.000 TL’lik bağış yapmaktadır? Genel kurul toplantısında denetçinin ücreti de belirlenmemiştir. Denetçinin beyanları da toplantı başkanlığına teslim edilmemiştir. 93- Tüm bu gerçekler ve denetçinin bağımsız olmadığı ortadayken, şirkette hakim konumdaki ortaklar, kurdukları düzen bozulmasın diye gücünü kötüye kullanarak, hukuka aykırı bu kararı genel kuruldan geçirmiştir. 94- Söz konusu hukuka aykırı genel kurul kararı, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlanması, kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandırması veya ortadan kaldırması sebebiyle batıldır. Sayın mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda ise yukarıda açıklanan gerekçelerle müvekkilimiz tarafından olumsuz oy kullanılıp muhalefeti tutanağa geçirilen bu kararın iptali gerekmektedir. İ. GENEL KURULDA ALINAN 8 NUMARALI KARAR BAKIMINDAN 95- Genel kurulda alınan 8 numaralı karar, yönetim kurulu üyelerine TTK m.395 ve 396 izinlerinin verilmesi hakkındadır. 96- Müvekkilimiz söz konusu karara olumsuz oy kullanıp muhalefetini tutanağa derç ettirmiştir. 97- Karar müvekkilimizin de içinde bulunduğu 3.201.334.033 olumsuz oya karşı 24.143.154.613 olumlu oyla kabul edilmiştir. 98- Yönetim kurulu üyelerinin şirketi kendi menfaatleri çerçevesinde yönettikleri, bir takım pay sahipleri aleyhine işlemler yaptıkları sabittir. Dahası mahkeme kararlarını dahi hiçe sayan, bilançoyu bile pay sahipleri ile paylaşmayan, yetkisiz vekaletname ile genel kurula katılma onay veren, amacı kendi menfaatlerini üstün tutmak olan yönetim kurulu üyelerine bir de TTK 395 ve 396 kapsamında izin verilmesi adeta “kuzunun kurda emanet edilmesi”dir. 99- Yönetim kurulu üyelerinin hali hazırda bunca hukuksuzluğa imza attığı, kendi menfaatleri korumak adına yukarıda etraflıca açıkladığımız hukuka aykırı fiilleri sıraladığı bir ortamda, bir de üstüne mükafat gibi 395 ve 396 izni vermek, azınlıkta kalan pay sahiplerinin kanun ve mahkeme eliyle daha da ezilmesine yol açmaktadır. 100- Yukarıda bahsettiğimiz üzere söz konusu genel kurul toplantısında kararlar, esasen kendi lehlerinde oy kullanan ve oydan yoksun kişilerin katılımı ile alınmıştır. Bu sebeple dahi, söz konusu kararların iptali gerekmektedir: Yargıtay kararlarında da aynı husus vurgulanmıştır. Yargıtay ----1. Hukuk Dairesi 20.05.2019 tarihli ----Karar sayılı ilamında; “...TTK'nın 395 ve 396. maddeleri çerçevesinde alınan kararlarda, TTK'nın 436/1.maddesinde sayılan yakınların oy kullanmalarının mümkün bulunmadığı, bu kararda olumlu oy kullanan paydaşların söz konusu kararla rekabet yasağından muaf tutulan yönetim kurulu üyelerinin zikredilen maddede belirtilen yakınlarından olduğu, söz konusu oylamaya oydan yasaklı kimselerin oyu dahil edilmediğinde bu kararın alınamadığı, gündem maddesinin reddedildiği sonucuna varılmasının zaruri olduğu, bu nedenle söz konusu kararın iptali gerekirken bu hususun gözden kaçırılmasının doğru olmadığı, ilk derece mahkemesince diğer taleplerin reddine karar verilmesinde ise usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne... Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA” şeklinde hüküm kurmuştur. 101- Söz konusu hukuka aykırı genel kurul kararı, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlanması, kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandırması veya ortadan kaldırması sebebiyle batıldır. Ayrıca söz konusu karar, anonim şirketin temel yapısını bozan bir vasıftadır. Bu nedenle de batıl olması gerekmektedir. Sayın mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda ise yukarıda açıklanan gerekçelerle müvekkilimiz tarafından olumsuz oy kullanılıp muhalefeti tutanağa geçirilen bu kararın iptali gerekmektedir. TEDBİR TALEPLERİMİZ A-) GENEL KURUL TOPLANTISINDA ALINAN, HÜKÜMSÜZLÜĞÜNÜ/İPTALİNİ TALEP ETTİĞİMİZ KARARLARIN YÜRÜTÜLMESİNİN GERİ BIRAKILMASINI TALEP EDİYORUZ. Şöyle ki; 1-) Davalı şirketin 2023 yılı olağan genel kurulunda alınan kararların TTK ve diğer hukuk kuralları kapsamında kanuna, hukuka ve usule aykırı olduğu ayrıntılı gerekçelerle ortaya konulmuştur. Bu durumda, şirketin daha fazla zarar görmesini önlemek adına Kanun’da hakime genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasına karar verme yetkisi tanınmıştır. Söz konusu madde hükmü şu şekildedir; “...II - Kararın yürütülmesinin geri bırakılması MADDE 449- (1) Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir...” 2-) Davaya konu olan genel kurul kararlarının uygulanması durumunda; - Şirket kaynakları, hiçbir açıklama yapılmadan kontrolsüz bir biçimde harcanacak, - Gerçeğe, iyiniyet kurallarına ve dürüst resim ilkesine uygun olarak hazırlanmayan finansal tablolarla işlem yapılmaya devam edilecek, - Şirketin pay sahipleri, TTK md. 395 ve 396 uyarınca izinlerin kendilerine verilmesi halinde, yine paydaş oldukları diğer şirketlerde de yönetim kurulu üyeliklerine seçilmeye ve işbu suretle benzer hukuki aykırılıklar, diğer şirketlerde de gerçekleştirilmeye devam edilecektir. 3-) Tüm bu sakıncaların ve hukuka aykırılıkların giderilmesi için TTK 449. madde gereğince olağan genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması zaruridir. Zira bu talebimiz Sayın Mahkemece kabul edildiğinde şirketin yönetim kurulu değişmeyecek, şirket normal ekonomik faaliyetlerine devam edebilecek ancak hukuka aykırı olan kararların uygulanması esas hakkında karar verilinceye kadar geri bırakılmış olacaktır. Bu husus şirketin herhangi bir zararına yol açmayacak ve tüm ortakların çıkarını koruyacak özellikte olacaktır. 4-) Bu nedenlerle, TTK 449. madde gereğince yönetim kurulu üyelerinin de görüşü alındıktan sonra, davaya konu olağan genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasını talep etmekteyiz. 5-) Yargıtay’ımızın istikrarlı kararları, gecikmesinde sakınca bulunacak hallerde YÖNETİM KURULUNUN DAVET EDİLEREK DURUŞMADA DİNLENİLMESİ ve görüşleri alındıktan sonra yürütmenin geri bırakılması taleplerinin karara bağlanması yönündedir. Bu doğrultuda verilen kararlardan bazıları aşağıda sunulmaktadır: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 28.03.2014 tarihli----sayılı kararı uyarınca; “Ancak talep tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 622. Maddesi yollamasıyla uygulanması gereken 449.maddesine göre, ortaklar kurulu kararı hakkında iptal ya da butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verir. Bu itibarla davalı şirketin Yönetim Kurulu üyelerinin veya Müdürlerinin dinlenilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca, HMK 389/1.maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakınca yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verebilir. Somut olayda, Mahkemece, açıklanan bu hususlar değerlendirilmeksizin talebin reddine karar verilmesi doğru görülmeyip, davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddi kararını temyiz talebinin kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.” Yargıtay---- Hukuk Dairesi 19.09.2013 tarihli ----sayılı kararı uyarınca; “6102 Sayılı T.T.K.nın 449. maddesinde genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde, mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, davaya konu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir istemine konu olağanüstü genel kurulun icra edilişi, katılanların oy nisabı ve dosyaya sunulan belgeler itibariyle H.M.K.nın 389 vd. ve T.T.K.nın 449. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir koşulları oluştuğu halde talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir”. Yargıtay ----Hukuk Dairesi 16.09.2013 tarihli----- sayılı kararında; “Dava, anonim şirketin genel kurul toplantısında alınan kararlarının yoklukla malul oldukları iddiasına dayalı iptali istemine dair olup, davacı tarafından söz konusu kararların dava sonuna kadar icrasının geri bırakılması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi istenmiştir. Mahkemece; ihtiyati tedbir talebinin içeriğinin yargılamayı gerektirmesi sebebiyle talebin reddine karar verilmiştir. 6102 Sayılı T.T.K.nın 449. maddesinde, "Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, davaya konu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir." denilmiştir. Buna göre; mahkemece, davaya konu olup iptali istenen genel kurul kararları doğrultusunda davalı A.Ş.'nin yönetim kurulu üyelerinin usulüne uygun olarak davet edilip görüşleri alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin reddedilmesi doğru olmamış, bu sebeple kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” B-) “DAVA AÇILDIĞININ İLAN EDİLMESİ”Nİ TALEP EDİYORUZ. 1-) Sayın Mahkemenin yüksek malumları olduğu üzere, TTK md 448.1 uyarınca, “Yönetim Kurulu, iptal veya butlan davasının açıldığını ve duruşma gününü usulüne uygun olarak ilan eder ve şirketin internet sitesine koyar.” 2-) TTK’nun 414. maddesi gereği, İlan’dan ---- Gazetesi’nde yayımlanan ilanın anlaşılması gereklidir. Ayrıca, Şirket ile ilgili olanların daha sağlıklı bilgilendirilebilmesi için aynı ilanın tirajı yüksek günlük bir gazetede de yapılmasını talep etmekteyiz. 3-) Yine TTK’nın 1524. Maddenin 1. fıkrasında, davalı şirketin bu ilanı internet sitesinde yapma mecburiyeti bulunduğu belirtilmiş olup 2. fıkrasında da, “...yükümlülüklere uyulmaması, ilgili kararların iptal edilmesinin sebebini oluşturur, Kanuna aykırılığın tüm sonuçlarının doğmasına yol açar ve kusuru bulunan yöneticiler ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna neden olur. Cezai hükümler saklıdır.” denilmiştir. Sayın Mahkemeden Davalı tarafın, ilan mecburiyetini ötelemesini engellemek amacıyla tensiple beraber bu ilanların yapılması için karar verilmesini, kanuna uygun olarak ilan yapılmadığı takdirde ise genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle Davalı şirketin 01/04/2024 tarihinde gerçekleştirilen 2023 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararların yokluğunun tespitine, Yukarıda A ve B bölümlerinde açıkça vurgulandığı ve herhangi bir tereddüte mahal vermeyecek şekilde yok hükmünde olduğu tespit edilebilen genel kurul kararları hakkında sayın mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda da bu kez bahse konu genel kurulda alınan ve pay sahipliği haklarını sınırlandıran/ortadan kaldıran ve anonim şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması ilkesine aykırı olan 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararların batıl olduğuna, sayın mahkemenin yine aksi kanaatte olması durumunda ise olumsuz oy kullanılıp muhalefeti tutanağa geçirilen 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararların iptaline, Mahkeme aksi kanaatte ise; Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuata uygun DÜZENLENMEYEN VEKALETNAMELERLE TOPLANTIYA KATILAN VE ALINAN KARARLARDA KULLANILAN OYLARIN, MADDE MADDE OY HESABINDAN ÇIKARILMASI, HER BİR GÜNDEM MADDESİ İÇİN AYRI AYRI GERÇEK RAKAMLARIN BİLİRKİŞİ MARİFETİYLE BELİRLENMESİ VE ALINAN KARARLARIN ORTAYA ÇIKAN YENİ ŞEKLİYLE TESCİL VE İLAN EDİLMESİNE, Genel kurulda alınan kararların yürütmesinin (teminatsız olarak) geriye bırakılmasına, Söz konusu genel kurul kararları ile ilgili açılan davanı---- Gazetesinde ve tirajı en yüksek bir gazete ile şirketin internet sitesinde yayınlanmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 14/08/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; 1- GENEL KURULDA “HAZİRUN CETVELİ” OLMADIĞI VE TİCARET SİCİL MÜDÜRLÜĞÜNE VERİLMEDİĞİ İDDİASI GERÇEK DIŞI BİR İDDİADIR. a) Davaya konu genel kurulda hazirun cetveli hazırlanmış ve bunu diğer paydaşlar gibi davacılar da imzalamışlardır. Aksi halde zaten genel kurula katılma hakları bulunmamaktadır. b) Ancak her ne kadar Ticaret Sicil Yönetmeliğine göre hazirun cetveli tescile tabi belgelerden olmamasına rağmen, genel kurul tescil edilirken esasen ----- Ticaret Sicil Müdürlüğü tutanakla birlikte hazirun cetveli olmadan genel kurulu tescil etmemektedir. Bu nedenle hazirun cetveli davaya konu genel kurulun tescili için ticaret siciline verilmiştir. Bu yönü ile davacının iddiası uydurma bir iddiadır. Bu konu ---- Ticaret Sicil Müdürlüğünden sorulabilir. 2- GENEL KURULA SUNULAN VEKALETNAMELER USULÜNE UYGUN HAZIRLANMIŞ VEKALETNAMELERDİR. Genel kurula sunulan vekaletnameler usulüne uygun olarak ,“Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin Ek 3'ünde bulunan vekaletname örneğine uygun olarak hazırlanmıştır. Kaldı ki; TTK. 425. Maddesinde vekaletnamenin nasıl olması gerektiği konusunda, herhangi bir hüküm ihtiva etmemektedir. Bunun yanında Yargıtay ----Hukuk dairesinin ------ karar ve 29.03.2021 tarihli kararında “ …………….İlk derece mahkemesince, vekaletnamede pay oranının bulunmadığına dair gerekçenin haklı ve yasal zeminde olmadığı gibi, yasada vekaletin şekline ilişkin açık bir düzenleme olmamasına rağmen, TBK 21/1 maddede belirlenen şekil şartlarına göre de somut davada sunulan vekaletname ve imza sirkülerinin davacı temsilcilerinin genel kurul toplantısına kabul edilmelerine engel teşkil etmeyeceği,…………………….” yolunda açık bir hüküm bulunmaktadır.(Ek 2: Yargıtay ------. Hukuk Dairesi İlamı) Durum böyle olunca davacıların yokluk veya iptale konu iddiaları geçersizdir. Netice olarak bu husustaki davacı tarafın iddiaları yanlış ve mesnetsizdir. 3-GENEL KURUL GÜNDEMİNİN İKİNCİ MADDESİNİN GÖRÜŞMESİNDE BİLANÇO İLE İLGİLİ SORULAN SORULARA GEREKLİ AÇIKLAMALAR YAPILMIŞ VE TAKİBEN OYLAMAYA GEÇİLMİŞTİR. Genel Kurul Gündeminin 2. Maddesi faaliyet raporu ile kar zarar ve bilanço hesaplarının okunması, müzakere edilmesi ve onaylanması hakkındadır. Tutanaktan da görüleceği üzere davacılar bağışla ilgili soru sormuşlar, Yönetim Kurulu Başkanı ----- bu soruya cevap vermiştir. Bunu takiben oylamaya geçilmiştir ve çoğunlukla bilanço ibra edilmiştir. Oylamadan sonra verilen sorular artık bu gündem maddesi içende değildir. 4- BAĞIMSIZ DENETİM KURULU, ŞİRKETİN BİR ORGANI OLMAYIP ŞİRKETTEN BAĞIMSIZ BİR KURULDUR. BU BAKIMDAN RAPORLARI SADECE OKUNUR. Gündemin ilgili maddesinde bağımsız denetim raporu toplantıdan önce web sitesinde yayınlandığı ve kanuni süreye uygun olarak paydaşlara tebliğ edilerek okunmuş sayıldığı göz önüne alınarak, yapılan oylama neticesinde onaylanmıştır. Bu bakımdan bu madde ile ilgili olarak iptale konu olabilecek bir durum söz konusu olamaz. 5-YÖNETİM KURULU HEM TTK. 424 MD. KAPSAMINDA HEM DE TTK 436 MD. KAPSAMINDA USULÜNE UYGUN OLARAK İBRA EDİLMİŞLERDİR. Yönetim kurulu, TTK. 424. madde çerçevesinde bilançonun kabul edilmesiyle ve daha sonra TTK. 436. Madde çerçevesinde kendilerinden doğan oy haklarını kullanmayarak ibra edilmişlerdir. Bu duruma göre davacılar, genel kurulun kararlarına rağmen yapılan genel kurulu ilgilendirmeyen ve doğru olmayan iddialarla mahkemeyi meşgul etmektedir. Bu yönü ile talebin reddi gerekir. 6- TUTANAĞIN 6, 7 VE 8. MADDELERİNDE DAVACILARIN MUHALEFET ŞERHİ BULUNMAMAKTADIR. Davacılar tutanakta belirtildiği üzere 6,7 ve 8. maddelerinin yapılan oylamasında olumsuz oy kullandıklarını beyan ettilerse de ilgili maddelerinde muhalefetlerini tutanağa yazdırmamışlardır. Muhalefet şerhi bulunmaması nedeniyle genel kurul iptal davasının dava şartından yoksundur. Bahse konu maddeler yönünden "Alınan kararlara muhalif kalma" dava şartı yokluğundan davacıların talebinin reddi gerekir. 7- DAVACILAR DAVALARINDA GENEL KURULUN TÜM MADDELERİNİ KANUNA AYKIRI BULURKEN SADECE TEMETTÜ DAĞITIMINI HUKUKA UYGUN BULMAKTADIR. Davacılar uydurma ve mesnetsiz iddialar ile temettü dağıtımı dışında genel kurul toplantısında alınan her bir madde için iptal, butlan ve yokluk sebebiyle genel kurul iptalini talep etmişlerken; temettü dağıtımına ilişkin alınan genel kurul kararı aleyhine herhangi bir dava ikame etmemeleri, zımni olarak genel kurulda alınan kararların tamamı için kanuni şartlara uygun olduğunu kabul etmektedirler. Bu bakımdan davacıların TMK.2 ve HMK.29 nezdinde ne kadar kötü niyetli olduklarını açıkça ortaya koymaktadır. Zira davacıların dava dilekçelerinde yazdıkları ile bu husus açıkça çelişmektedir. Davanın sadece bu yönden dahi reddi gerekeceği düşüncesindeyiz. 8- DAVACI VEKİLİ DİLEKÇESİNDE YAZDIĞI BİR KISIM DAVACININ BİLGİSİ DIŞINDA ONLARI DAVACI YERİNE KOYARAK DİLEKÇESİNİ BU ŞEKİLDE TANZİM ETMİŞTİR. Davacılardan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ..., sayın mahkemeye verdikleri dilekçelerle ile kendilerine herhangi bir bildirim olmadan daha başka bir dava için verilen vekaletname kullanılmak sureti ile davacı gösterildiklerini beyan etmişlerdir. Bu nedenle öncelikle dava dilekçesinin iptali ile usulüne uygun olarak yeni bir dilekçe hazırlanıp tebliğ edilmesi için davacı tarafa ihtarat yapılmasına karar verilmesini talep etmekteyiz. İkinci olarak davacı olmadıkları halde mevcut vekaletnameyi kullanarak dava açarak emniyeti suistimal eden vekil hakkında ilgili baroya bildirimde bulunulmasını talep etmekteyiz. 9- İHTİYATİ TEDBİR KARARI TALEP EDİLEBİLMESİ İÇİN HMK 389. MADDE ŞARTLARININ OLUŞMASI GEREKİR. Dava esasen hukuki olmaya gerekçelerle ve mesnede dayanmayan iddialarla açılmış ve şu aşamada HMK. 389. maddesinde aranan yaklaşık ispat şartının sağlanamadığı bir davadır. Bu durum da davacıların gecikmesinde sakınca bulunan veya telafisi imkansız zararın oluşacağı veya şirketin zarara uğrayacağının ispatı gerekmektedir. Olayımızda böyle bir husus bulunmamaktadır. Bu konu ile ilgili ---- BAM ---- Dairesinin -----. ve 15.10.2020 tarihli kararını ekte sunduklarından bahisle öncelikle ihtiyati tedbir kararının reddine ve hukuki olmayan ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davacılar ..., ..., ..., ... ve ...'nin davadan feragat ettiklerine ilişkin dilekçe sundukları görülmüştür. Davacılar ..., ... ve ...'nın davadan feragat ettiklerine ve vekilini azlettiklerine ilişkin dilekçe sundukları görülmüştür. Dosyanın nitelikli hesaplamalar uzmanı, mali müşavir ve finans uzmanı bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdine, davalı şirket kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ------, Nitelikli Hesaplamalar ----- ve Dr. SMMM - Emekli Banka Müdürü ---- --- tarafından sunulan 07/02/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "SONUÇ : Dava dosyasında bulunan belge ve bilgiler ile Sayın Mahkemece verilen görev ile sınırlı ve mezkür surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde; 8.1 Davalı şirketin Bakanlık temsilcisi ----- gözetiminde yapılan 01.04.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların karar nisap sayısı yönünden veya kanunda belirtilen toplantı usulü yönünden herhangi bir usuli eksiklik bulunmadığı, olağan genel kurul toplantısı için gerekli tüm başvuru ve çağrıların yasal prosedürlere uygun şekilde yapıldığı görülmüştür. Bu nedenle 01.04.2024 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 nolu kararların yoklukla malul olmadığı kanaatine varılmıştır. 8.2 Dava konusu 01.04.2024 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 nolu kararların, pay sahiplerinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını sınırlandırmayan kararlar olduğu, işbu kararlar yönünden TTK m. 447 uyarınca butlan şartlarının gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. 8.3 Dava konusu 01.04.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısı 2 ve 3 nolu gündem maddesi yönünden: Davalı şirketin finansal tablolarının, gelir tablolarının ve diğer finansal göstergelerinin gerçeği yansıtmadığına ilişkin herhangi bir veriye rastlanmadığından ve söz konusu finansal göstergeler ile denetim raporu arasında bir çelişkili bulunmadığından TTK m. 445 uyarınca iptal şartlarının gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. 8.4 Dava konusu 01.04.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısı 5 no.lu gündem maddesi yönünden: Oydan yoksun olan yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulunun ibrasında oy kullanmaması nedeniyle TTK m. 445 uyarınca iptal şartlarının gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. 8.5 Dava konusu 01.04.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısı 6 nolu gündem maddesi yönünden: davalı şirketin Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına (TFRS'ye) uygun olarak hazırlanmış mali tablolarına göre konsolide olarak aktif büyüklüğü ve öz kaynakları göz önünde bulundurulduğunda Yönetim Kurulu üyelerine ödenecek huzur haklarının orantılı olduğu değerlendirilerek, söz konusu karar açısından TTK m. 445 uyarınca iptal şartlarının gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. 8.6 Dava konusu 01.04.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısı 7 nolu gündem maddesi yönünden: Bağımsız denetim kuruluşunun davalı şirket hissedarı olan ----- Vakfına bağış yapması, davalı şirket ile bağımsız denetim kuruluşunun aralarında muvazaalı işlem yaptığını tek başına kanıtlayıcı nitelikte olmadığından gündemin 7. maddesi açısından TTK m. 445 uyarınca iptal şartlarının gerçekleşmediğinin kabul edilebileceği değerlendirilmiştir. 8.7 Dava konusu 01.04.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısı 8 nolu gündem maddesi yönünden: yönetim kurulu üyesi ...'in kendi sahip olduğu paydan doğan oy hakkını kullanmaması nedeniyle TTK m. 445 uyarınca iptal şartlarının gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmesi açısından yeni oluşturulacak heyetten rapor alınmasına, heyetin nitelikli hesaplamalar uzmanı, mali müşavir ve finans uzmanından oluşacak bilirkişilerden oluşturulmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ---- Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Prof. Dr. ------ tarafından sunulan 26.09.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "III.SONUÇ VE KANAAT Sayın Mahkeme'nin kararı doğrultusunda heyetimize verilen görev çerçevesinde dosya kapsamında yer alan tüm belgelerin üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Yukarıda arz ve izah olunan açıklamalar çerçevesinde, Hukuki nitelendirme ve nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; işbu dava konusu uyuşmazlığın esasını oluşturan ve önceki bilirkişi raporunda itirazlara konu olan; Genel kurulda alınan 2,3, ve 6 nolu kararların yoklukla malul olmadığı Usul ve mevzuata uygun bulunduğu; 5 ve 8 nolu gündem maddeleri bakımından ise yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanmış, muhalif üyeler katılmadığı ancak bilgi alma hakkı ve tedbire aykırı ödemeler konularında ortaya konan bulgular bir dereceye kadar geçerli eleştiriler içerebileceği, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait oylarını kullanamayacağı göz önüne alındığında 5 ve 8 nolu kararların iptalinin mümkün olabileceği; denetçi bağımsızlığı bağlamında ise kuşku oluşturacak hususların somut kanıtının bulunmadığı, 7 nolu gündem maddesi bakımından -----. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbir kararıyla, davalı şirkete ait 30/03/2023 tarihli genel kurulda alınan 7 no'lu kararın yürütmesi durdurulmuş ise, bu karara dayanılarak yapılan huzur hakkı ödemelerinin de uygun olmadığı, Sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup; davacı ve davalının diğer sair taleplerinin Takdirinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğunu bildirir, Hukuki nitelendirme ve değerlendirme ile Nihai Takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; görüş ve kanaatimizi belirten işbu rapor takdir ve tensiplerinize saygı ile arz edilmektedir." şeklinde görüş bildirilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, davalı ...'nin 01/04/2024 tarihinde gerçekleştirilen 2023 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararların yokluğunun tespiti, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda genel kurulda alınan 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararların batıl olduğu, mahkemenin yine aksi kanaatte olması durumunda ise 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararların iptali istemine ilişkindir. Toplantının 2 nci maddesinin yönetim kurulu tarafından hazırlanan 2023 yılı faaliyet raporu ile kâr zarar ve bilanço hesaplarının okunması, müzakere edilmesi ve onaylanması, 3 üncü maddesinin bağımsız denetçi ------ 2023 hesap yılına ait denetim raporunun müzakere edilmesi, 5 nci maddesinin yönetim kurulu üyelerinin 2023 yılı faaliyetlerinden dolayı ibrası, 6 ncı maddesinin yönetim kurulu üyelerine 2024 hesap yılında huzur hakkı ödenmesi hakkında müzakere gündeminin görüşülmesi, 7 nci maddesinin bağımsız denetçi atanmasını içerdiği ve 8 inci maddesinin TTK 395 ve 396 ncı maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine gerekli izinlerin verilmesini içerdiği, davacıların toplantıya katıldıkları, olumsuz oy verdikleri ve muhalefet şerhi düştükleri görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Genel kurul kararlarının iptali İptal sebepleri başlıklı 445 nci maddesi "(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.", İptal davası açabilecek kişiler başlıklı 446 ncı maddesi "(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir." ve H) Butlan başlıklı 447 nci maddesi "(1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." hükmünü düzenlemiştir. Davacılar toplantıya katıldıkları, olumsuz oy verdikleri ve muhalefet şerhi düştüklerinden işbu davayı açabilirler. Davacı taraf toplantıda alınan kararların yokluğu, butlanı ve iptalini talep etmektedir. Kanun'un emredici kurallarına aykırı toplantılar bakımından toplantının şekil ve kurucu unsurları açısından emredici kurallara aykırılık hali bulunduğunda yokluk veya butlana karar verilebilmektedir. Dava konusu edilen toplantıda şekil ve kurucu unsurlar yönünden emredici kurallara aykırılık bulunmadığından davacı tarafın yokluk veyahut butlan taleplerinin reddine karar verilmiştir. Toplantının 2 nci maddesinin yönetim kurulu tarafından hazırlanan 2023 yılı faaliyet raporu ile kâr zarar ve bilanço hesaplarının okunması, müzakere edilmesi ve onaylanması olduğu, oy çokluğuyla maddenin onaylandığı, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu gerçeğe aykırı bir veriye rastlanmadığı anlaşıldığından iptali talebinin reddine karar verilmiştir. Toplantının 3 üncü maddesinin bağımsız denetçi -----2023 hesap yılına ait denetim raporunun müzakere edilmesi ve onaylanması olduğu, oy çokluğuyla maddenin onaylandığı, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu gerçeğe aykırı bir veriye rastlanmadığı ve finansal göstergeler ile denetim raporu arasında çelişki bulunmadığı anlaşıldığından iptali talebinin reddine karar verilmiştir. Toplantının 5 nci maddesinin yönetim kurulu üyelerinin 2023 yılı faaliyetlerinden dolayı ibrası olduğu ve oy çokluğuyla ibra kararı verildiği, yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda hissedar olan ... hiç bir yönetim kurulu üyesinin oylamasında oy kullanmadığı için ve diğer yönetim kurulu üyeleri de hissedar olmadıkları için yapılan oylamada bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından iptali talebinin reddine karar verilmiştir. Toplantının 6 ncı maddesinin yönetim kurulu üyelerine 2024 hesap yılında huzur hakkı ödenmesi hakkında müzakere gündeminin görüşülmesi olduğu ve oy çokluğuyla kabul edildiği, şirketin aktif büyüklüğü ve öz kaynakları göz önünde bulundurulduğunda makul seviyede olduğu anlaşıldığından iptali talebinin reddine karar verilmiştir. Toplantının 7 nci maddesinin bağımsız denetçi atanmasına ilişkin olduğu ve ------ bağımsız denetçi olarak atanmasına oy çokluğuyla karar verildiği, bağımsız denetim şirketleri Devlet tarafından denetlenmekte olup muvazaalı iş yaptığına ilişkin somut bir veri bulunmadığı anlaşıldığından iptali talebinin reddine karar verilmiştir. Toplantının 8 inci maddesinin TTK 395 ve 396 ncı maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine gerekli izinlerin verilmesine ilişkin olduğu ve oy çokluğuyla kabul edildiği, yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda hissedar olan ... oylamada oy kullanmadığı için ve diğer yönetim kurulu üyeleri de hissedar olmadıkları için yapılan oylamada bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından iptali talebinin reddine karar verilmiştir. Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nın davadan feragat ettikleri, davacı ...'ın davadan feragat ettikten sonra öldüğü anlaşıldığından davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-a)Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ------ve ... yönünden DAVANIN ESASTAN REDDİNE, b)Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden DAVANIN FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacılar tarafından peşin yatırılan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ------ ve ...'dan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ----- alınarak davalıya verilmesine, 5-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, davacılar vekili ile davalı vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.