T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:25/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:23/01/2025 DAVANIN KONUSU:Tazminat (Kooperatif Yönetim Ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:25/09/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üy…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:25/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:23/01/2025 DAVANIN KONUSU:Tazminat (Kooperatif Yönetim Ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:25/09/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; ... Konakları 2 Arsa ve Yapı Kooperatifi olan bu unvanın 30.06.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurul ile ... Konakları ... Arsa ve Yapı Konut Kooperatifi olarak değiştirildiğini ve bugünkü ismini aldığını, kuruluş amacı doğrultusunda ... Mah. ... Ada ..., ..., ... Parsellerde (Parseller birleştirilerek ... Ada ... Parsel olarak tapuda kayıtlıdır.) toplam 125.000 metrekare alan üzerine ... konutun inşa edilmesine başlanarak halen kayıtlı ... üye ile inşaat aşamasının devam ettiğini, 22.06.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurulda yönetim kurulunun ibra edilmemesi neticesinde genel kurul tarafından geçmiş dönemlere ilişkin hesap tetkik komisyonu kurulması ve bağımsız denetçi incelemesi yaptırılması kararı alındığını, hesap tetkik komisyonu tarafından hazırlanan rapor, bağımsız denetim şirketince hazırlanan rapor ile mevcut yönetim kurulu ve denetçilerin tespitlerinden kooperatifin kurulduğu ilk günden bu yana kooperatif yöneticilerinin ve denetçilerinin yapmış oldukları ve cezai yaptırım da gerektiren usulsüz işlemler neticesinde kooperatifin zarara uğratıldığının anlaşıldığını, bu durum üzerine 29.09.2019 tarihli olağanüstü genel kurulda ilgili yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılması konusunda karar alınarak 16.10.2019 tarihinde dava şartı arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, 07.11.2019 tarihinde taraflarla anlaşılamaması üzerine son tutanağın tutulduğunu, ayrıca yönetim kurulu üyeleri, müdürler ve denetçilerin cezai sorumluluğu için 16.09.2019 tarihinde Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmuş olup ... soruşturma numarası ile halen soruşturmanın devam ettiğini, bu maddeler kapsamında kooperatif işlerinin yönetimi için gereken titizliği göstermeyip kooperatifin başarısı için gayret etmeyen, ana sözleşmeden ve kanundan kaynaklanan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal eden yönetim kurulu üyeleri, kooperatif müdürleri ve denetçilerin vekil eden kooperatife zarar verdiğini, 01.08.2015-17.06.2017 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerin kooperatife vermiş oldukları zararların; 1. Yüklenici Firma ile Yapılan Sözleşme Bedelinin Çok Yüksek olması ve Genel Kurulun İhale Kararının Uygulanmaması Sebebiyle Oluşan Zarar, 2. Tam Yetkili Müdürlerin Seçiminde Gereken Özenin Gösterilmemesi ve Fahiş Maaşlar Verilmesi Sebebiyle Oluşan Zarar, 3. ...' e Usulsüz Olarak SGK Prim Karşılığının Elden Ödenmesi Sebebiyle Oluşan Zarar, 4. Özel Maksatlı Restorant, Yemek Vb. Harcamalar Sebebiyle Oluşan Zarar, 5. Kooperatife Kayıtlı Bir Araç Olmamasına Rağmen Yapılan Motorin Harcamaları Sebebiyle Oluşan Zarar, 6. ...'in Vergi Danışmanı Olarak Görevlendirilmesi Sebebiyle Oluşan Zarar, 7. KDV Beyanlarının Uygun Verilememesi Sebebiyle Oluşan Zarar olmak üzere kalemlere ayrıldığını; 17.06.2017- 24.06.2019 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerin kooperatife vermiş oldukları zararların; 1. Tam Yetkili Müdürlerin Seçiminde Gereken Özenin Gösterilmemesi ve Fahiş Maaşlar Verilmesi Sebebiyle Oluşan Zarar, 2. ...' e Usulsüz Olarak SGK Prim Karşılığının Elden Ödenmesi Sebebiyle Oluşan Zarar, 3. Özel Maksatlı Restorant, Yemek Vb. Harcamalar Sebebiyle Oluşan Zarar, 5. ...'in Vergi Danışmanı Olarak Görevlendirilmesi Sebebiyle Oluşan Zarar, 6. KDV Beyanlarının Uygun Verilememesi Sebebiyle Oluşan Zarar, 7. Usulsüz Düzenlenen Gider Pusulalarının Bedellerinin Müdürlerin Cari Hesaplarına Yatırılması sebebiyle Oluşan Zarar, 8. Mimari Projelerde Yapılan Değişiklikler Sebebiyle İnşaatın 26.09.2018 - 18.01.2019 Tarihleri Arasında Durması Sonucu Oluşan Zarar olduğunu belirterek zararın davalılardan tazminini dava ve talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... vekili; müvekkilinin hiç kimseyi müdür olarak işe almadığını, SGK primini kimseye elden vermediğini, kimseyi vergi danışmanı olarak görevlendirmediğini, usulsüz gider pusulası bedellerini müdürlerin cari hesaplarına yatırmadığını, hiç motorin almadığını, müvekkilinin hiçbir zaman özel maksatlı restoran, yemek vb. harcamaları da olmadığını, KDV beyannamelerinin verilmesinin de gerek kanun gerekse de anasözleşme uyarınca müvekkilinin görevlerinden olmadığını, mimari projelerde yapılan değişiklikler ile de müvekkilinin herhangi bir ilgisi olmayıp bu sebeple de müvekkilinin davacı aleyhine bir zarara neden olmasının gerek hukuken gerekse de fiilen olanaksız olduğunu, inşaatın gecikmesinde de müvekkilinin bir dahlinin bulunamayacağının apaçık ortada olduğunu, iddia edilip ileri sürülen hususların denetçi sıfatını haiz kişi olarak müvekkilinin ne görevi ne de yetkisi dahilinde olduğunu, bu nedenlerle kanuni dayanağı bulunmayan davanın öncelikle zamanaşımı ve usulden ve de esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...; dava konusu yapılan faaliyetler ile düzenlenen raporlar, defter ve belgelerle uyumlu olup genel kurulun bilgisinden hiçbir şey saklanmadığını, yapılan harcamalarda da tahmini bütçenin dışına çıkılmadığını, bilanço ve gelir gider tablosu tüm ayrıntılarıyla açıklanıp irdelenmişse, genel kurulca verilen ibra kararı, gerçek anlamda borçtan kurtulma ve aklanma niteliği taşır (hd. 28.01.2019. t. 2016/3941,183) denildiğini, eski yönetim olarak kooperatifin bir kuruşluk zarara uğratılmadığını aksine 350.400,00 milyarlık dev gibi bir ekonomik kuruluşa dönüştürülerek Antalya ve Türkiye'de saygın bir kooperatif durumuna getirildiğini, isnat edilmeye çalışılan tüm suçlamaları ve tazminat taleplerini kabul etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep vermiştir. Davalı ... vekili; ... Kooperatifi'nin 2015 yılında kurulduğunu, müvekkilinin bir süre yöneticilik yaptığını, 22.06.2019 tarihinde yapılan genel kurulda ise artık yöneticilik görevini bıraktığını, müvekkilinin kooperatif yöneticisi olduğu dönemde ...'nda Genel Müdür olarak görev yaptığını, aleyhe olan hiç bir talebi ve iddiayı kabul etmediklerini, davacı tarafın davasına dayanak gösterdiği iddiaların gerçeği yansıtmadığını, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı kooperatifin, bu davasına dayanak aldığı iddialarla ilgili olarak davalılar hakkında şikayetçi olduğunu, bu nedenle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası üzerinden soruşturma yürütüldüğünü, davacının davasının kooperatifin genel kurulunun verdiği yetkiden itibaren yasal süresi içerisinde açılıp açılmadığının denetlenmesini, süresinde açılmamış ise, davanın usulden reddine karar verilmesini, tazminat talep konusu edilen her kalemin her yöneticiyi bağlayan konular olmadığını, sorumluluğu olmayan imzası olmayan kişiye de tazminat davası yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin imzası bulunmayan konularda dahi tazminat istenmesinin de hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; kooperatif kuruluşunda 4 denetçi seçildiğini, sıralama olarak da 1. ..., 2. ..., 3. ... 4. ... olduğunu, denetçilerin görevinden istifa ettikleri 08.06.2017 tarihine kadar da bu şekilde görev yapıldığını, denetçilerin her hafta toplantılara katıldığını, ...'un katıldığı tüm toplantılarda mevcut olduğunu, ...'in (2 hafta özel görevi nedeniyle gelemediği haftalar hariç) tüm toplantılara katıldığını, davacının dava dilekçesine eklediği 16.01.2016 tarihli 3 numaralı ve 24.01.2016 tarihli 4 numaralı yönetim kurulu kararlarında dört denetim kurulu üyesinin belirtildiğini, denetim kurulu üyesi olarak ... ve ...’un imzalarının olduğunu, denetçi görevinde kusurlu bir davranışlarının bulunmadığını, görevden ayrıldıkları 08.06.2017 tarihine kadar dilekçede iddia edilen 7.224,09 TL düşünüldüğünde aylık yaklaşık 1.000,00 TL hizmet alım bedeli olduğunu, bu bedelin de alınan hizmet karşılığına uygun olduğunu değerlendirdiklerini, bu kişinin kooperatife hizmet dışında diğer hangi kurum, kişi ya da kuruluşlara hizmet verdiği hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığını, ... Mobilya ile ilgili hiçbir bilgilerinin bulunmadığını, başka işi ile illiyet kurularak haksız ödeme yapıldığı iddiasının, hele karşılıksız ödeme yapıldığı iddiasının ispata muhtaç, haksız, hukuka aykırı bir iddia olduğunu, bu kişinin haftalık toplantılara da hiç katılmadığını, yönetim kurulunun yetkisi ile hizmet alımından denetçilere sorumluluk çıkartmanın açıkça gerekçe yaratma çabası olarak görüldüğünü, denetçi olarak müvekkilinin bu işlemden hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun, zamanaşımına uğramış davanın reddini, davanın diğer denetim kurulu üyeleri, ..., ...’a ve ... İnşaat Şirketi'ne ihbarını, sorumluluğu sebebiyle muhasebe firması yetkilisi ...’na ihbarını talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili; kooperatif yönetiminin kuruluş aşamasından görev süresinin sonuna kadar yaptığı faaliyetlerin tamamını yasa, ana sözleşme ve genel kurul kararlarıyla yaptığı ve genel kurul toplantılarında faaliyetlerin tamamını genel kurula sunduğunu, bilanço, gelir-gider tabloları, yönetim ve denetim kurulu raporlarında belirtildiği, müzakere edildiğini, oylamaya sunulduğunu, oylandığını, yönetim ve denetim kurullarının oybirliği ile ibra edildiğini, gelecek döneme ait harcamaların da çalışma proğramı ve tahmini bütçede açık açık yazıldığını, genel kurulun onayına sunulduğunu, müzakere edildikten sonra oylamaya sunulduğu ve oybirliği ile kabul edildiğini, yapılan faaliyetler ile düzenlenen raporlar defter ve belgelerle uyumlu olup genel kurulun bilgisinden hiçbirşey saklanmadığını, yapılan harcamalarda da tahmini bütçenin dışına çıkılmadığını, “borçtan kurtulma ve aklanma niteliği taşır” (hd. 28.01.2019. T. 2016/3941;183) denildiğini, eski yönetim olarak kooperatifin bir kuruşluk zarara uğratılmadığını, aksine 350-400 milyarlık dev gibi bir ekonomik kuruluşa dönüştürülerek Antalya ve Türkiye'de saygın bir kooperatif durumuna getirildiğini, isnat edilmeye çalışılan tüm suçlamaları ve tazminat taleplerini kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; müvekkili ...'nin 28.07.2015 - 01.08.2015 tarihleri arasında davacı kooperatifin kurucu üyesi olarak; 01.08.2015 tarihinden itibaren de denetçi üye olarak görev yaptığını, cevap dilekçesinde ayrıntılı olarak beyan edildiği şekliyle davacı tarafın iddialarının zamanaşımına ve hak düşürücü süreye uğradığını belirterek hem zamanaşımı süresinin dolması, hem de hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; müvekkilinin 17.06.2017 - 24.06.2019 tarihleri arasında yönetim kurulu üyelerinden biri olarak davacı kooperatifte görev yaptığını, müvekkilinin 2014-2018 yılları arası Antalya Korkuteli ilçesinde ilçe kaymakamı olarak görev yaptığını, kooperatif müdürü olan ...'le görevi esnasında kendisi emekli olmadan önce Antalya Valiliği ... olması münasebeti ile tanıştıklarını, ancak kendisi ile aynı meslekte bulunuyor olması ve kıdemce eski olup gerek mesleki tecrübelerini yazdığı 3 Dilek adlı kitap ve kendisini tanıyan çok sayıda meslek mensupları tarafından çalışkan, dürüst, başarılı bir meslek büyüğü olarak bilinmesi yönü ile gıyabında tanıdığını, yine 2014 yılından müvekkilinin kooperatife girdiği Haziran 2017 yılna kadar olan süre içinde kooparetifle ilgili ...'in emekli olması ile ... ile birlikte ... İnşaat ve Yapı 1 kooperatifini yaptığı üye olarak çok sayıda sitede üst düzey kamu görevlilerinin olduğu bu kooperatife üye olanların gerek oturma amaçlı gerekse de yatırım amaçlı olsun herkesin memnun olduğu yönünde olduğunu, ...'in buradan aldığı ışık ve yeni talepler ile o zaman için inşaat sektörünün iyi olması dolayısıyla ... projesine başladığını ve müvekkilinin hiçbir zaman kooperatif yönetim kurulunda yer alma düşüncesi olmadığını, müvekkilinin o zaman itibariyle Antalya'da ... olarak görev yapan ...'un Erzurum iline tayininin çıkması sebebiyle boşalan yönetim kurulu üyeliğine, yönetimden talep gelmesi üzerine yönetimde bürokratların da bulunması sebebiyle yardımcı olmak için kabul ettiğini, müvekkilinin görev aldığı zaman kooperatifin 2 yıl öncesi kurulmuş olup oturmuş olarak gelen bir sistemin içerisinde 2017 -2019 arası görev aldığını, davacı kooperatif adına yapılan ödemeler ve harcamaların tamamı kooperatifin kurulduğu dönemden itibaren 2018 yılı da dahil olmak üzere (24.06.2019) ilgili genel kurullarda görüşülmüş olup oy birliği ile karara bağlanılarak ibra edildiğini belirterek bu ibralardan kaynaklı olarak müvekkilinin yapmış olduğu görevi ile ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; müvekkilinin 17.11.2016 tarihinde Kooperatif Yönetim Kurulu'ndan istifa ettiğini, müvekkilinin davacı kooperatif organlarında görev yaptığı tarihlere ilişkin zarar ya da usulsüz işlem yapıldığı iddialarını kabul etmediklerini, dava dilekçesinde zarar doğduğu iddia edilen dönemlere ilişkin olarak kooperatif organlarının "Kooperatif Genel Kurullarında" ibra edildiğini, bu nedenle her şeyden önce davacı kooperatifin davacı sıfatı bulunmadığını, bu sebeple açılan davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "1163 sayılı Kooperatif Kanunu’nun 62. maddesi ve yine aynı kanun’un 98. maddesi yollaması ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 553. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyeleri yasa ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri kasden veya ihmal ile yerine getirmedikleri takdirde oluşacak zarardan kooperatife karşı da sorumludurlar. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 62. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin görevleri belirtilmiş ve yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yasalara, anasözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre, işleri titizlikle ve en iyi şekilde yürütmekle ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli oldukları açıklanmış, ayrıca kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumlu oldukları da ifade edilmiştir. Kooperatifler Kanunu ve anasözleşmede, yönetim kurulu üyelerinin bu sorumluluklarının niteliği yönünden açık bir hüküm mevcut değilse de, Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi, kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndaki anonim şirketlere ait hükümlerin uygulanacağını göstermiş olduğundan, anonim şirketlerle ilgili hükümlere bakmak gerekmektedir. Anonim şirketlere ilişkin olan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (eTTK)'nun m. 336/1 ve 5. fıkrasında ise, kanun ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği vazifeleri kasten veya ihmal neticesi olarak yapmayan yönetim kurulu üyelerinin müteselsilen sorumlu bulundukları belirtilmiştir. Bu tür sorumluluğun neticesi olarak, yönetim kurulu üyelerinin bütün kooperatif işlerine titizlikle ilgi göstermek, yönetim kurulu adına yapılan işlemleri ve harcalamaları kontrol etmek görevini kasıt veya ihmal sonucu yerine getirmemeleri halinde birlikte ve müteselsilen sorumlu olacakları tabiidir. eTTK'nun 336 ve 338. maddelerine göre, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, kusura dayanan bir sorumluluktur. Bu maddelere göre, yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu eylemlerinin bulunduğunun sabit olması gerekir. Ancak, kooperatiflerde de uygulanma olanağı bulunan eTTK'nun 338. maddesi, yönetim kurulu üyeleri aleyhine bir kusur karinesi kabul etmiştir. Yani, bir zarar doğmuş ise, bu zararın yönetim kurulu üyelerinin kusurlu eylemleri sonucu oluştuğunun kabulü asıldır. Şu halde, yönetim kurulu üyeleri, kusursuz olduklarını ispat etmeleri gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/01/2014 tarih 2013/11-158E. 2014/33K. sayılı kararı). Davalılar hakkında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 557. uyarınca, kusur oranı esasına bağlı farklılaştırılmış müteselsil sorumluluk uygulanacaktır (Kaplan, İbrahim; 6102 sayılı YTTK Hükümlerine Göre Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyeleri ve Diğer Üst Yöneticilerin, Şirkete, Ortaklara ve Şirket Alacaklılarına Karşı Hukuki Sorumluluğu, Ankara Üni. Hukuk Fak. Dergisi, 65 (4) 2016, s. 3508). 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollaması ile kooperatiflerde de uygulanması gereken TTK'nın 341. maddesi hükmüne göre, genel kurulun dava açılmasına özel olarak karar vermesi gerekir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 04/02/2013 tarih 2012/6649E. 2013/509K. sayılı kararı). 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 62. ve yine aynı Kanun'un 98. maddeleri yollaması ile dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK’nın 336. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyeleri yasa ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri kasden veya ihmal ile yerine getirmedikleri takdirde oluşacak zararlardan kooperatife karşı da sorumludurlar. Kooperatif tarafından yöneticilere karşı açılan bir sorumluluk davasının görülebilmesi, TTK'nın 341. maddesi gereğince, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılmasına bağlıdır. Ancak, anılan usuli eksiklikler mahkemenin kabulünün aksine dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabileceğinden anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddini gerektirmez. Esasen bu hususlar üzerinde mahkemece de re'sen durulması zorunludur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06/12/2017 tarih 2017/23-2039E. 2017/1555K. sayılı kararı). 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesi yollamasıyla dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 555/1. maddesi gereği işbu davanın davacı kooperatif adına temsilcileri ya da vekili tarafından açılması gerekir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 341. madde hükmü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunda yer almadığından, mahkemece, davaya davacı kooperatif temsilcilerinin huzuruyla ya da onların vekilleri marifetiyle devam edilmesi gerekmektedir (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 27/06/2019 tarih 2019/1286E. 2019/1072K. sayılı kararı). Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesinin yollamasıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 560. maddesine göre uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğu ve kooperatif adına yetkili genel kurulca işbu davanın açılmasına ilişkin kararın alındığı genel kurul toplantısı ile süre başlamaktadır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 16/11/2017 tarih 2016/2547E. 2017/3294K. sayılı kararı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 560. maddede yazılı "Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır." hükmünün belirtilen çerçevede irdelenmesi de gerekir. Yönetim Kurulu üyelerine karşı aslî dava hakkı sahibi şirkettir. Şu halde iki yıllık sürenin şirketin dava açmaya yetkili organının sorumluyu ve zararı öğrenmesinden itibaren başlayacağı söylenebilir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 341. Maddesinde şirket adına sorumluluk davası açılmasına karar verme yetkisini genel kurula vermişti. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun döneminde Yargıtay önceleri genel kurul kararını “dava şartı” sayıyordu. Yargıtay 1980 sonrası bu görüşünü yumuşatmış ve mahkemenin davacıya bu eksikliği giderebilmesi için bir ek süre vermesi görüşünü benimsemiştir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 341. madde Yeni Ticaret Kanunu’na alınmamıştır. Yasa koyucu böylece sorumluluk davasını şirketin yasal temsilcisine, diğer bir anlatımla yönetim kuruluna bırakmıştır. Bu yetki kural olarak görev başındaki yönetim kuruluna aittir. Bunun sonucu olarak, iki yıllık zamanaşımı yönetim kurulunun sorumluyu ve zararı öğrenmesinden başlar. Ortakların yönetim kurulu üyelerine karşı (ister dolaylı zararları için şirkete ister doğrudan zararları için tazminat kendilerine verilmek üzere) açacakları sorumluluk davalarında iki yıllık zamanaşımı zararı ve sorumluları öğrendikleri tarihten başlar (Çamoğlu, Ersin; Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerine Karşı Açılacak Sorumluluk Davalarında Zamanaşımı, Yaklaşım Dergisi Mayıs 2012, s. 3 vd.). Davamıza gelince; davacı kooperatif denetim kurulu üyeleri kooperatif eski yöneticilerin kooperatifi zarara uğrattığından bahisle dava açmış, yargılama deva ederken kooperatif tüzel kişilik olarak vekili aracılığı ile davaya katılmış ve yargılamaya devam olunmuştur. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesi yollamasıyla dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 555/1. maddesi gereği davanın davacı kooperatif adına temsilcileri ya da vekili tarafından açılması gerekir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 341. madde hükmü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunda yer almadığından, davaya davacı kooperatif temsilcilerinin huzuruyla ya da onların vekilleri marifetiyle devam edilmesi gerektiğinden ve tüzel kişilik kendini vekili aracılığı ile temsil ettirdiğinden dava esastan incelenmiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 62. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin görevleri belirtilmiş ve yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yasalara, anasözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre, işleri titizlikle ve en iyi şekilde yürütmekle ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli oldukları açıklanmış, ayrıca kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumlu oldukları da ifade edilmiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesi yollamasıyla dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 553. maddesin de sorumluluk şartları düzenlenmiştir. Davalı kooperatif yöneticilerin görev süresinde sorumluluklarını gerektirir nedenlerin bulunup bulunmadığı hususlarında dosya bilirkişi heyetine tevdi olunmuştur. Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla Sayıştay Denetçisi, Mali Müşavir ve İnşaat Mühendisi bilirkişilerinin 06/11/2024 müşterek raporunda özetle; Her ne kadar Davacı Kooperatif tarafından Davalı Kooperatif Yönetim ve Denetim Kurulu Üyelerinin sorumluluğundan kaynaklanan nedenler ile Kooperatifin zarara uğratıldığı iddiası ile Tazminat talep edilmekte ise de; yapılan tüm tespitlerden anlaşılacağı üzere davalıların Kooperatif zararına sebebiyet verdiklerine ilişkin somut bir delile ulaşılamadığı, netice olarak yapılan incelemelerde dosya kapsamında davalıların Kooperatif zararına sebebiyet verdiklerine dair bir tespit yapılamadığı anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Antalya ... Kooperatifi yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerinin ilgili kanunlar ve ana sözleşme kapsamındaki sorumluluklarını yerine getirmemesi sebebiyle müvekkili kooperatife vermiş oldukları zararın tazmini talebiyle dava açtıklarını, Yerel Mahkemece davanın reddine karar verildiğini, Yerel Mahkeme kararının gerekçesinde "Davamıza gelince; davacı kooperatif denetim kurulu üyeleri kooperatif eski yöneticilerin kooperatifi zarara uğrattığından bahisle dava açmış, yargılama devam ederken kooperatif tüzel kişilik olarak vekili aracılığı ile davaya katılmış ve yargılamaya devam olunmuştur. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesi yollamasıyla dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 555/1. maddesi gereği davanın davacı kooperatif adına temsilcileri ya da vekili tarafından açılması gerekir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 341. madde hükmü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunda yer almadığından, davaya davacı kooperatif temsilcilerinin huzuruyla ya da onların vekilleri marifetiyle devam edilmesi gerektiğinden ve tüzel kişilik kendini vekili aracılığı ile temsil ettirdiğinden dava esastan incelenmiştir." şeklinde belirttiğini, Yerel Mahkeme tarafından davanın esastan incelenmesi gerektiğine ilişkin tespit doğru olmakla ve kararın esasına etki etmeyecek olmakla birlikte davayı kooperatif denetim kurulu üyeleri tarafından açılmadığını, davanın, hukuka uygun olarak kooperatif tüzel kişiliğinin vekili olarak kendilerinin açtıklarını ve başından itibaren takibine aynen devam edildiğini, öncelikle bu nedenle gerekçeli kararın hukuka aykırı olup istinaf incelemesi kapsamında değerlendirilerek düzeltilmesi gerektiğini, gerekçeli kararda, davanın reddine dayanak olarak gösterilen müşterek bilirkişi raporunun diğer raporlara aralarındaki çelişkileri gidermediğini, diğer bilirkişi raporlarında yer alan kooperatifin zarara uğradığına ilişkin tespitleri yok sayarak hatalı bir sonuca varıldığını, bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının hiçbir şekilde değerlendirilmediğini ve davanın reddine karar verildiğini, Yerel Mahkeme kararının hakikati ortaya çıkaramadığını, davalıların müvekkili kooperatifi zarar uğrattığını, Yerel Mahkemenin hükme esas alınmaya elverişli olmayan, objektiflikten uzak bilirkişi raporları ışığında davanın reddine yönelik verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu, yüklenici firma ile yapılan sözleşme bedelinin çok yüksek olması ve genel kurulun ihale kararının uygulanmaması sebebiyle, tam yetkili müdürlerin seçiminde gereken özenin gösterilmemesi ve fahiş maaşlar verilmesi sebebiyle ...'e usulsüz olarak SGK prim karşılığının elden ödenmesi sebebiyle özel maksatlı restorant, yemek vb. harcamalar sebebiyle kooperatife kayıtlı bir araç olmamasına rağmen yapılan motorin harcamaları sebebiyle ...'in vergi danışmanı olarak görevlendirilmesi sebebiyle, KDV beyanlarının uygun verilememesi sebebiyle davacı kooperatifin zarara uğradığını ileri sürerek Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında karar verilmek üzere Yerel Mahkemeye iadesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, Kooperatif Yönetim ve Denetim Kurulu üyelerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davalı vekili, 10.04.2025 tarihli istinafa cevap dilekçesinde, uyuşmazlık miktarının kesinlik sınırının altında kaldığını ileri sürerek istinaf dilekçesinin usulden reddini talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ile 01.10.2011 tarihinde yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK’ta yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir. Belirsiz alacak davası açılabilmesi için, dava tarihi itibarı ile uyuşmazlık konusu alacağın miktar veya değerinin davacı tarafından tam ve kesin olarak belirlenememesi gerekir. Bu belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değeri tespit etmesinin objektif olarak imkânsız olmasına dayanmalıdır. Somut olayda; davacı 100,00 TL bedelli tazminat talebinde bulunmuş ise de, yargılama ve istinaf dilekçesi içeriğinden uyuşmazlık miktarının 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6763 sayılı Kanun’un 41. maddesi ile HMK’nın 341/2. maddesinde yapılan değişiklik sonucu öngörülen kesinlik sınırının üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık yönünden inceleme yapılmıştır. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20.01.2023 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında, davaya konu iddialar hakkında yapılan yargılama sonucunda sanıkların 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Ancak beraat kararı, atılı suçun işlenip işlenmediğinin sabit olmaması nedeniyle verilmiş olup, işbu hukuk davası yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Davacının, davalıların özel maksatlı restoran, yemek ve benzeri harcamalar ile kooperatif adına kayıtlı araç bulunmamasına rağmen yapılan motorin giderleri nedeniyle kooperatifi zarara uğrattıkları iddiası incelendiğinde; söz konusu harcamaların kooperatif faaliyetleri kapsamında yapılabileceği, genel kurulca yönetim kuruluna bu yönde harcama yetkisi verildiği, dava konusu dönem bütçelerinde bu kalemlerin yer aldığı, ayrıca ilk iki yılın faaliyetlerinin genel kurulca onaylandığı dikkate alındığında, harcamaların davacıyı zarara uğratıcı nitelikte olmadığı anlaşılmıştır. Kooperatifte mevcut muhasebeciye rağmen, 2017–2019 dönemlerinde “vergi danışmanı” sıfatıyla ... ile sözleşme yapılarak kendisine toplam 39.734,69 TL ödenmesi nedeniyle kooperatifin zarara uğradığı iddia edilmişse de; kooperatifin iş ve işlemleri için bir veya birden fazla meslek mensubu ile çalışabileceği, ilgili döneme ilişkin genel kurul toplantılarında bu giderlerin onaylandığı görülmekle, söz konusu ödemelerin de zarara yol açmadığı sonucuna varılmıştır. Bilirkişi raporunda, davacı zararı olarak gösterilen faturalar yönünden KDV iadesi veya gider kaydı yapılması hususunda kooperatifin seçimlik hakkı bulunmaktadır. 26.04.2014 tarihli KDV Genel Tebliği uyarınca, bina inşaat ruhsatı alan konut yapı kooperatifleri adına bina ruhsatı tarihinden itibaren KDV mükellefiyeti tesis edilmekte ve bu kooperatiflerin üçer aylık dönemler itibarıyla KDV beyannamesi vermesi gerekmektedir. Diğer yandan, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 25/5. maddesi uyarınca, kurumlar vergisi beyannamesi hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden yirmi beşinci günü akşamına kadar verilmektedir. Bu durumda, davalıların ellerindeki faturalar yönünden KDV iadesi seçeneğini tercih etmeleri hâlinde üç aylık süre içinde işlem yapmaları, buna karşılık gider kaydı yapmaları hâlinde yıl sonuna kadar beklemeleri gerekmektedir. Dolayısıyla, hangi seçeneğin kooperatif lehine olacağını önceden öngörmeleri objektif olarak mümkün olmadığı anlaşıldığından, davalıların sorumluluğuna gidilemez. Kooperatif ile yüklenici firma arasında 30.01.2016 tarihli sözleşme ile proje çizimi sorumluluğu yükleniciye verilmiş, proje müellifi olarak ... görevlendirilmiştir. Aynı kişi, 16.01.2016 tarihli 03 sayılı yönetim kurulu kararıyla şantiye sorumlusu olarak da istihdam edilmiştir. Ancak yüklenici tarafından projede değişiklik yapılması üzerine mimar, müelliflik görevinden istifa etmiş, bu durumun belediyeye bildirilmesi üzerine ... Belediyesi’nce yapı tatil zaptı düzenlenmiş ve 26.09.2018–18.01.2019 tarihleri arasında inşaat faaliyetleri üç ay yirmi iki gün süreyle durdurulmuştur. Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... D.İş sayılı dosyasında yaptırılan tespit sonucu, bu durma nedeniyle kooperatifin 1.034.635,00 TL zarara uğradığı ileri sürülmüş ise de, zararın giderilmesine yönelik açılan tazminat davasından sonraki yönetimce feragat edildiği anlaşılmakla, bu zarardan da davalıların sorumlu tutulması mümkün değildir. Davalılarca, 23.01.2016 tarihli 04 sayılı yönetim kurulu kararıyla inşaat işlerinin ... TL bedelle ... LTD. ŞTİ.’ye verilmesine karar verilmiştir. Bayındırlık birim fiyatlarına göre yapım maliyetinin ... TL olması gerektiği, bu nedenle ... TL tutarında zarar oluştuğu ileri sürülmüştür. Bilirkişi raporunda, bu hususun tespiti amacıyla üç kişilik inşaat mühendisi bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece gerekli inceleme yapılmamıştır. Bu nedenle, sözleşme tarihi dikkate alınarak yapım bedelinin fahiş olup olmadığının, aradaki farkın makul kabul edilebilir düzeyde kalıp kalmadığının tespit edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması yerinde değildir. (bkz. Yargıtay 6. HD, 2025/460 E., 2025/1328 K.) Davacı vekili, dava dilekçesinde yetkili müdür seçiminde özen gösterilmediğini, yüksek maaşlar ödendiğini ve ...’e SGK primlerinin çalıştığı yer nedeniyle ödenememesi üzerine ek ücret olarak verildiğini ileri sürmüştür. Prof. Dr. ..., ... ve ... tarafından düzenlenen 06.11.2024 tarihli raporda, bu kişilere %100 oranında fazla maaş ödendiği ve ...’e yersiz ödeme yapıldığı belirtilmişse de, rapor soyut nitelikte olup denetime elverişli değildir. Sonraki tarihli bilirkişi heyeti raporunda, yönetimin “fasıllar arası aktarım” yetkisi bulunduğu gerekçesiyle sorumluluğu bulunmadığı bildirilmiş ise de; Kooperatifler Kanunu’nun 62. maddesi gereğince yöneticilerin görevlerini titizlikle yerine getirmeleri ve kooperatif ile üyelerin menfaatlerini gözetmeleri zorunludur. Bu özenin gösterilmemesi halinde doğan zarardan yöneticiler sorumlu olur. Ayrıca, 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesi gereğince SGK prim alacaklısı Sosyal Güvenlik Kurumu olup, çalışan için prim ödenmemesi hâlinde pirim bedelinin kendisine verilmesini gerektiren bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu itibarla; öncelikle fahiş maaş ödemesi veya ...’e maaşı dışında dayanaksız ödeme yapılıp yapılmadığı somut ve denetime elverişli şekilde belirlenmeli, buna göre hüküm tesis edilmelidir. Davaya konu gider pusulalarının ilgilileri tarafından imzalandığı, toplam 71.471,00 TL tutarındaki gider pusulası ödemesinin 10.000,00 TL’sinin ...’in, 40.000,00 TL’sinin ise ...’in hesabına alacak kaydedildiği, bu tutarların gider pusulası düzenlenen kişilere ödenip ödenmediği yönünden yapılan incelemede, tanıklar ..., ..., ... ve ...’nin kooperatiften para almadıklarını beyan ettikleri görülmüştür. Bu hususta Mahkemece araştırma yapılmadan karar verilmiş olması da isabetsizdir. Sonuç olarak; yukarıda açıklanan eksiklikler giderilmeden ve deliller tam olarak değerlendirilmeden hüküm kurulmuş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüyle, belirtilen eksikliklerin tamamlanarak sonuca ulaşılması için, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin 23/01/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 615,40 TL maktu istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.25/09/2025 ...