T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/34 KARAR NO : 2026/147 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : ..../... Esas sayılı derdest dosyada davacının ihtiyati tedbir talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davalının ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ..... tarihli karar. …
T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/34 KARAR NO : 2026/147 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : ..../... Esas sayılı derdest dosyada davacının ihtiyati tedbir talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davalının ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ..... tarihli karar. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ : DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili'ın %20 pay sahibi olduğu 500.000 TL sermayeli ........ A.Ş. içerisinde ortaklar arasındaki güven ve iş birliğinin sarsıldığını, ortaklardan .......'ın kişisel ve siyasi harcamalarının şirket bütçesinden karşılandığını, mali kayıtlarda usulsüzlükler yapılarak ortaklar arasında eşitsizlik yaratıldığını, şirket merkezi ve ..... plakalı aracın siyasi amaçlarla kullanıldığını, ... Noterliği ve ...... Noterliği üzerinden gönderilen ihtarnameler ile ortaklıktan ayrılma taleplerinin sonuçsuz kaldığını, ..../... Büro ve ..../... numaralı arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, davalı tarafça .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ..../... Esas, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../.... Esas ve ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyaları ile müvekkiline karşı haksız davalar ikame edildiğini, bu nedenlerle TTK’nın 531. maddesi uyarınca şirketin feshine, talebin yerinde görülmemesi halinde müvekkilinin ortaklıktan çıkmasına izin verilerek şimdilik 10.000,00 TL ayrılma akçesi ile 10.000,00 TL kâr payı alacağının ticari reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı def’i ve hak düşürücü süre itirazlarının dikkate alınması gerektiğini, davacı...’ın şirket hisselerini piyasa koşullarının üzerinde bir bedelle satma talebi kabul görmeyince baskı oluşturmak amacıyla huzurdaki davayı ikame ettiğini, diğer ortak ......’ın siyasi faaliyetlerinin şirket kaynaklarıyla finanse edildiği iddialarının somut delilden yoksun olduğunu ve davacının geçmiş genel kurullarda bu işlemlere yönelik ibra oyu kullandığını, 2025 yılına kadar yönetim kurulu üyesi sıfatıyla şirketi temsil eden davacının kendi görev süresine ilişkin usulsüzlük iddialarında bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, taraflar arasında iddia edildiği gibi bir aile anayasası bulunmadığını, genel kurul tarafından alınmış bir kâr dağıtım kararı olmaması sebebiyle kâr payı talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın şirketin ticari itibarı ve finansal dengesi üzerinde yarattığı ağır riskler nedeniyle 24.541.138,28 TL tutarındaki teminatın davacı tarafından mahkeme veznesine depo edilmesi gerektiğini belirtmiş ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi "... Davacının talebi yönünden yapılan incelemede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.531 kapsamında davacı, davalı anonim şirketin haklı nedenle feshini olmadığı taktirde alternatif çözüm olarak şirketten çıkma ile buna bağlı mali haklarının davalı şirketten tahsilini talep etmekte olup davacı tarafın ihtiyati tedbire ilişkin talebinin bulunmadığı sadece tedbir harcı yatırıldığı anlaşılmakla talep bulunmayan konu hakkında karar verilmesine yer olmadığı anlaşılmıştır. İhtiyati tedbir harcı yatırılmış olup davacının her zaman ihtiyati tedbir talebinde bulunulması mümkündür. Davalının talebi yönünden yapılan inceleme neticesinde; davalı tarafından muhtemel zarara ilişkin açılmış bir karşı davanın bulunmadığı, davalı şirketin muhtemel zararının olasılığının savunulmasının tek başına yaklaşık ispata vücut vermeyeceği, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden iş bu aşamada bahsedilemeyeceği, ihtiyati tedbir talebi cevap dilekçesi ile birlikte yapılmış olup somut bir tehlikenin varlığı halinde değişen durum ve koşullara göre yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunulması mümkün olmakla HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümleri dikkate alınarak yapılan değerlendirme neticesinde davalının ihtiyati tedbir talebinin şartları oluşmadığından ..." gerekçesiyle davacının ihtiyati tedbir talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TTK m.531 uyarınca açılan davada şirket malvarlığının korunması için açıkça tedbir talep edilmesine rağmen mahkemece karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiğini, davalı tarafın şirket varlıklarını azaltma ve taşınmazları devretme tehlikesinin bulunduğunu, HMK m.389 kapsamında yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını ve telafisi güç zararların oluşabileceğini, şirketin taşınmaz devirlerinin durdurulması, banka hesaplarına tedbir şerhi işlenmesi ve temsil yetkisinin sınırlandırılması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin .... tarihli bilançosuna göre aktif büyüklüğünün %20’sine tekabül eden 24.541.138,28 TL tutarındaki teminatın davacı tarafça mahkeme veznesine depo edilmesinin gerektiğini, TTK m. 531 uyarınca açılan anonim şirketin haklı nedenle feshi davasının niteliği gereği şirket nezdinde somut bir tehlike doğurduğunu, ihtiyati tedbir talepleri hakkında yerel mahkemenin yaklaşık ispat şartının sağlanmadığı yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığını, söz konusu davanın bankalar nezdindeki kredibiliteyi ve ticari itibarı doğrudan etkilediğini, finansal dengenin korunması amacıyla zararın fiilen gerçekleşmesi beklenmeksizin teminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek, ...... tarihli ara kararın kaldırılmasını ve belirlenen teminat tutarının depo edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..../... Esas sayılı dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; Ticari Şirket (Fesih İstemli) istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. İstinaf incelemesine konu karar başlığında; davalı şirketin kimlik bilgisinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. HMK'nın 389. maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesi ile 390/3 maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bilindiği ve öğretide de kabul edildiği üzere ihtiyatî tedbir; kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca davacı veya davalının dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı ön görülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı olabilen hukuki koruma şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbîr, diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu mal ve hak üzerinde yeni bir takım uyuşmazlıkların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi başlığında düzenlenen ve geçici hukuki korumalar olarak vasıflandırılmış ihtiyati tedbir müessesesi ile ilgili olarak yukarıda açıklanan hükümde ihtiyati tedbirin şartları belirtildikten sonra, takip eden maddelerde bu konudaki talep verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanmaması gibi sair hususlarda tereddüte yer bırakmayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul ve prosedür gösterilmiştir. HMK'nın "İhtiyati tedbir talebi" başlıklı 390/1 fıkrasında "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir" hükmü mevcuttur. İhtiyati tedbir kararının kapsamı belirlenirken iki tarafın hak ve yarar dengesinin gözetilmesi gerekir. HMK'nın 392.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir isteyen haksız çıktığı takdirde, karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayacakları olası zararları karşılayacak bir teminat göstermek zorundadır. Ancak talebin resmi belgeye veya başkaca bir kesin delile dayanması veya durum ve koşulların gerektirdiği hallerde, hakim teminat alınmamasına da karar verebilir. Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; Davacının talebi yönünden yapılan incelemede; davacı tarafın ihtiyati tedbire ilişkin talebinin bulunmadığı, Davalının talebi yönünden yapılan inceleme neticesinde; davalı tarafından muhtemel zarara ilişkin açılmış bir karşı davanın bulunmadığı, davalı şirketin muhtemel zararının olasılığının savunulmasının tek başına yaklaşık ispata vücut vermeyeceği, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden iş bu aşamada bahsedilemeyeceği gerekçesiyle verilen kararın, mahkemece dosyada bulunan delillerin takdirinde hata yapılmadan iddia ve savunma ile birlikte hukuka uygun şekilde değerlendirilmek suretiyle mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; tarafların istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Taraf vekillerinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-)İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının Hazine'ye gelir kaydına, 3-)Davacı yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken istinaf karar harcı 732,00 TL olup, davacı tarafından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu neticesinde bakiye kalan 116,60 TL harcın İlk Derece Mahkemesi tarafından istinaf eden davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 4-)Davalı yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken istinaf karar harcı 732,00 TL olup, davalı tarafından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu neticesinde bakiye kalan 116,60 TL harcın İlk Derece Mahkemesi tarafından istinaf eden davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 5-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların İlk Derece Mahkemesi tarafından esas hükümle birlikte değerlendirilmesine, 6-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-)Artan istinaf avanslarının İlk Derece Mahkemesi tarafından HMK m.333'e uygun iadesine, 8-)Karar ilamının 6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca; İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, İlişkin; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. Başkan E-İmza Üye E-İmza Üye E-İmza Katip E-İmza * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*