T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 28/05/2021 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 25/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı veki…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 28/05/2021 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 25/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davacı banka ile borçlu davalı arasında 22.12.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi düzenlenerek kredi kullandırıldığını, imzalanan sözleşmeye istinaden kredi koşullarına uyulmaması ve borcun zamanında ödenmemesi sebebiyle davalıya Ankara 12. Noterliği'nin 19.02.2019 tarih ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesi ile borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, borçlu tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacı banka tarafından alacağın tahsilini teminen davalı aleyhine Antalya 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, davalı hakkında Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.İş sayılı dosyası üzerinden 14.05.2019 tarihinde ihtiyati haciz kararı alındığını, ihtiyati haciz kararına davalı tarafından itiraz edildiğini, davalı hakkında Antalya 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe 17.05.2019 tarihinde itiraz edildiğini, davalının açılan takibe, borca, faize ve fer’ilerine itiraz ettiğini, itiraz nedeniyle takibin durduğunu, davalının itirazının yasa, usul ve içtihatlara aykırı olduğunu, takibi sürüncemede bırakmaya ve davacı bankanın alacağının tahsilini engellemeye yönelik olarak yapılmış itirazlar olduğunu, davacı banka kredi kullanan davalının imzaladığı sözleşmeye istinaden yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebi ile alacaklı olduğunu, genel kredi sözleşmesinin faiz hükümlerini düzenleyen maddelerinde davacının uygulanacak faiz oranlarını günün koşullarına göre belirleme yetkisine sahip olduğunu, gerek cari faiz oranlarında gerekse gecikme ve temerrüt faiz oranlarında ortaya çıkan artışların müşteriye aynen yansıtılacağının açıkça ifade edildiğini, müşteri ve kefil kullanılan krediye ilişkin masraf, istihbarat ücreti ve diğer ücretleri ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, kullandırım şekillerine ilişkin hükümleri düzenleyen maddelerde de müşteri anapara tutarı ile birlikte vade tarihinde tahakkuk edecek faiz, BSMV, komisyon, masraf ve diğer fer’ileri ile birlikte vade/taksit tarihinde ödemeyi, bu miktarları ödemediği takdirde bankaca borcuna muacceliyet verileceğini kabul ve taahhüt ettiğini, ihtara rağmen verilen sürede borcun ödenmediğinden davacı alacağının muaccel hale geldiği ve borçlu davalı temerrüde düştüğünü belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz eden davalının itiraz olunan alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacı banka tarafından açılan davanın hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, davalının bireysel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gereken 10.000,00-TL nakit ihtiyacını temin edebilmek amacıyla 22.12.2015 tarihinde ... Bankası ... Şubesine kredi başvurusunda bulunmak üzere gittiğini, davalının söz konusu banka şubesine gittiğinde banka görevlileri tarafından müşteri temsilcisi olarak çalışan ... ’a yönlendirildiğini, banka görevlisi ... öncelikle kredi başvurusu için birtakım evrakların imzalanması, bazı evrakların da davalı tarafından başka kurum ve kuruluşlardan temin edilmesi gerektiğini, sonrasında banka yöneticileri tarafından kredi verip vermeme konusunda bir karar verileceğini, ancak tüm bu şartlar gerçekleştiği takdirde kredi verilebileceğini beyan ettiğini, kredi başvurusu için birçok evrak gerekli denilerek .... tarafından davalının imzasına sunulduğunu, davalının da haliyle söz konusu evrakları okuma fırsatı bulamadan ... ’un gösterdiği ilgili yerleri imzaladığını, başka kurum ve kuruluşlardan alınması gereken evrakları temin etmek için şubeden ayrıldığını, davalının diğer kurum ve kuruluşlardan temin edilmesi gereken evrakları hazırladığı süre zarfında banka görevlisi ... davalıyı aradığını, kredi puanının yeterli olmadığını bu sebeple kredi başvurusunun onaylanmadığını söylediğini, ... Bankası A.Ş. tarafından davalıya Ankara 12. Noterliği’nin 19.02.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, ihtarnamede davalının 500.000,00-TL kredi kullandığı, vadesi geçmiş 329.061,91-TL kredi borcu olduğunun belirtildiğini, davalının vakit kaybetmeksizin ilgili banka şubesine başvuruda bulunduğunu, banka şubesinden borcun kaynağının 22.12.2015 tarihinde çekilmiş krediye ilişkin olduğu bilgisini aldığını, davalının söz konusu bankaya böyle bir borcu olmadığını, banka tarafından bir hata yapılmış olabileceğini, takibe konu kredi sözleşmesi ile sair her türlü belgenin birer örneğinin incelenmek üzere tarafına verilmesini talep ettiğini ancak banka görevlileri krediye ilişkin belgeleri kesinlikle davalıya veremeyeceklerini beyan ettiklerini, söz konusu bankaya böyle bir borcu olmadığı gerekçesiyle kat ihtarnamesine noter aracılığıyla itiraz ettiğini, Antalya 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından alacaklısı .... Bankası A.Ş. olan ödeme emri tebliğ alındığını, davalının, davacı bankaya böyle bir borcu olmadığı gerekçesiyle hem ihtiyati haciz kararına hem de hakkında yürütülen icra takibine yasal süresi içerisinde itiraz ettiğini, davalının banka tarafından iddia edildiğinin aksine hiçbir zaman 500.000,00-TL kredi kullanmadığını, sözleşmenin imza kısmı haricinde kalan ve el yazısıyla yazılması gereken kredi miktarı kısmı ile diğer boş kısımları da muhtemelen davacı banka çalışanı ... un kendisi tarafından doldurulduğunu, kullandırılan kredi bedelinin 500.000,00-TL olduğu ancak vadesi geçmiş borcun 329.061,91-TL olduğunu, birileri tarafından kredi borcunun yaklaşık 170.000,00-TL’lik kısmının ödendiğini, banka görevlisi .... ’un Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasında aynı suçları başka şahıslara karşı da işlediğinden bahisle tutuklu olarak yargılandığını, şahsın benzer işlemleri birçok defa gerçekleştirdiği, bu suretle hem banka müşterilerini hem de bankayı zarara uğrattığını, davacı tarafından ilgili davanın açılmasında kötü niyet bulunduğunu, davalı lehine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek davalının davacı bankaya herhangi bir borcu olmaması sebebiyle davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "davacı ile davalı arasında 22.12.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşme uyarınca davalıya kredi tahsis edilerek ödemesinin yapıldığı, davalı tarafından kredinin ilk iki taksidinin ödendiği, sonrasında ödeme yapılmadığı, kredi borcunun banka tarafından kat edilerek davalıya kat ihtarnamesi gönderildiği, ihtarname tebliğine rağmen verilen süre içerisinde ödeme yapılmadığı, davalının bu süre sonunda temerrüde düştüğü ve banka tarafından aleyhine icra takibi başlatıldığı, her ne kadar davalı vekili tarafından sözleşmenin imzalanması sırasında davalının iradesinin sakatlandığı ileri sürülmüş ise de; gerek bankanın krediyi ödeme dekontundaki imzanın davalıya ait olması, gerek iki taksidin ödenmiş olması ve davalının bildirdiği banka görevlisi hakkındaki C.Başsavcılığı soruşturma dosyası ve ağır ceza mahkemesi dava dosyasında davalının kredisine ilişkin herhangi bir dava veya soruşturma bulunmaması göz önüne alınarak mahkememizce hüküm vermeye yeterli ve elverişli görünen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile davalının Antalya 11. İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasına yönelik itirazının kısmen iptaline; takibin 296.265,62.-TL asıl alacak, 19.874,49.-TL işlemiş faiz, 993,72.-TL gider vergisi, 123,90.-TL ihtiyati haciz masrafı 606,00.-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 317.863,73.-TL alacak üzerinden ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık % 30 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 oranında BSMV uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, haksız itiraz edilen 296.265,62.-TL asıl alacağın takdiren % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekilince adli yardım talepli istinaf dilekçesi sunulduğu, davalı vekilinin adli yardım talebinin Dairemizin 10/02/2022 tarihli kararı ile reddine karar verildiği, davalı vekili tarafından adli yardım talebinin reddine itirazlarını içerir dilekçe ibraz edildiği, itiraz üzerine dosya itirazın değerlendirilmesi için Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 16/02/2022 tarih ve ... D. İş E.-K. sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek dosyanın Dairemize iade edildiği, Dairemizin 30/05/2022 tarihli ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile; "Davalıların adli yardım talebi reddedildiğinden, istinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafın istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harcını yatırması için mahkemece HMK'nın 344. maddesi bir haftalık kesin süre içinde eksik istinaf kanun yolu karar harcının tamamlanması aksi halde istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılacağına dair davalılar vekiline muhtıra çıkartılmak, verilen kesin süre içinde harç tamamlanmazsa başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmek, eğer harç tamamlanır ise inceleme yapılmak için yeninden üzere dosyanın yerel mahkemesine geri çevrilmesine" karar verildiği, Dairemizin geri çevirme kararından sonra İlk Derece Mahkemesince davalı vekiline istinaf kanun yoluna başvurma harcını, istinaf karar harcını ve istinaf avansını yatırması için muhtıra tebliğ edildiği, 15/06/2022 tarihli muhtıranın davalı vekiline 20/06/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurma harcını, istinaf karar harcını ve istinaf avansını yatırmadığından 04/07/2022 tarihli ek karar ile kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmemiş sayılmasına karar verildiği, ek kararın davalı vekiline tebliğ edildiği ve davalı vekilince ek kararın istinaf edilmediği anlaşılmıştır. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mübrez bilirkişi raporu ile müvekkili bankanın borçludan alacaklı olduğu ortaya konulmuş ise de; raporda hatalı değerlendirmeler, yanlış hukuki yorumlar yapılarak alacağın miktarı hususunda yanlış sonuçlara ulaşıldığını, takipte 13.05.2019 tarihi itibariyle 304.868,26-TL asıl alacak, 22.346,43-TL işlemiş faiz, 1.117,32-TL BSMV, 123,90-TL ihtiyati haciz masrafı, 606,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 329.061,91-TL alacağının mevcut olduğunu, bu hususun kredi kullandırım belgeleri, banka defter ve kayıtları ile sabit olduğunu, bilirkişi raporunda davalının sorumluluğu hesaplanırken asıl alacak, işlemiş faiz, faiz başlangıç tarihi, faiz işletilen gün sayısı ve gider vergisi yönünden yapmış olduğu hesaplamalarda hataya düşüldüğünü, Yerel Mahkemece rapora itibar edilerek davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulduğunu, raporda davacı bankanın kat tarihi itibariyle talep edebileceği asıl alacak tutarının hatalı belirlendiğini, buradaki hesap farklılığının faiz oranından ve faiz işletilen gün sayısından kaynaklandığını, bu silsile ile asıl alacağa işleyen faiz oranı ve faiz işletilen gün sayısının da hatalı hesaplanarak sonuçta takip tarihi itibariyle toplam alacak miktarının müvekkili banka aleyhine olacak şekilde hesaplanmış ise de banka alacağı ve işletilmesi gereken faiz oranının takip talebinde yazıldığı şekilde olduğunu, bilirkişi raporunda ve bu rapora itibar edilerek kurulan hükümde asıl alacağın, faiz oranının ve faiz işletilen gün sayısının hatalı belirlenmesinden kaynaklı olarak hatalı sonuçlara ulaşılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, genel kredi sözleşmesinin faiz hükümlerini düzenleyen maddelerinde müvekkili bankanın uygulanacak faiz oranlarını günün koşullarına göre belirleme yetkisine sahip olduğunu, gerek cari faiz oranlarında gerekse gecikme ve temerrüt faiz oranlarında ortaya çıkan artışların müşteriye aynen yansıtılacağın açıkça ifade edildiğini, ayrıca müşteri ve kefil kullanılan krediye ilişkin masraf, istihbarat ücreti ve diğer ücretleri ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, kullandırım şekillerine ilişkin hükümleri düzenleyen maddelerde de müşterinin anapara tutarı ile birlikte vade tarihinde tahakkuk edecek faiz, BSMV, komisyon, masraf ve diğer fer’ileri ile birlikte vade/taksit tarihinde ödemeyi, bu miktarları ödemediği takdirde bankaca borcuna muacceliyet verileceğini kabul ve taahhüt ettiğini, nihayetinde müvekkilinin banka ile borçlu arasında imzalanan 22.12.2015 tarihli genel kredi sözleşmesine müsteniden adı geçen borçluya kredi kullandırıldığını, müvekkili bankanın kredi kullanan davalı/borçludan imzaladığı sözleşmeye istinaden yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebi ile alacaklı olduğunu, davalı/borçlu tarafından imzalanıp müvekkili bankaya tevdi edilen 22.12.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi incelendiğinde, davalı/borçlunun müvekkili bankaya borçlu olduğu hususunda herhangi bir tereddüt olmadığını, borçlunun itirazında haksız olup kötüniyetli olduğunu, borçlu icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz ettiğini, borçlunun itirazının yasa, usul ve içtihatlara aykırı olduğunu, bu nedenle davalının Antalya 11. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına konu borca ve fer’ilerine yönelik itirazının iptali ile yaptıkları talep ve şartlarla aynen devamına karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne yönelik kararın hukuka aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, davacı banka ile davalı arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredinin ödenmeyen bakiye kısmının fer'ileri ile birlikte tahsiline yönelik başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı yanca davaya konu krediye ilişkin faiz oranı yönünden verilen kararın hukuka aykırı olduğu, asıl alacağın hatalı hesaplandığı iddia edilerek bu husus istinaf istemi olarak ileri sürülmüştür. Davaya konu Genel Kredi Sözleşmesinin 4. maddesinde, sözleşmenin 1.maddesinde limiti belirlenen kredilerde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça bankanın aynı tür krediler ve hesaplar için cari olan kredi faiz oranını akdi faiz olarak uygulayacağı, faiz dönemi, taksit vadesi vb. gecikmelerinde gecikme faizinin akdi faiz oranına göre azami %50 oranında ilave yapılmasıyla, müşterinin temerrüde düşmesi halinde ise; uygulanacak temerrüt faizinin akdi faiz oranının azami %100’ü ilavesiyle tespit edileceğinin belirlendiği, davacı bankanın takip talebinde davaya konu kredi için %31,85 temerrüt faizi talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih ...Esas ve ... Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin ticari nitelikte olması nedeniyle TTK'nın 8. maddesine göre faiz serbestçe kararlaştırılabilir. Ancak; dosyada alınan bilirkişi raporu ve raporda değerlendirilen Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ilamlarında da belirtildiği üzere bankanın esasında uygulamadığı bir faiz oranı üzerinde talepte bulunması mümkün değildir, aksi kabul taraflar arasındaki sözleşme ve bu sözleşmede ortaya çıkan menfaat dengesine aykırı olacaktır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede, temerrüt tarihi itibarıyla davacı bankanın taksitli ticari kredi yönünden aynı türdeki kredilere fiilen uyguladığı faiz oranının yıllık %15 olduğu tespit edilmiştir. Taksitli ticari kredi yönünden ispat yükü kendisinde olan davacı tarafından davalı yanın temerrüt tarihinde fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uygulandığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belge de sunulmamıştır. Davacının davalı yanın temerrüt tarihinde uyguladığı en yüksek kredi akdi faiz oranına %100 ilavesiyle kredi alacağı yönünden %30 oranının uygulanması gereken temerrüt faiz oranı olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince, davacı yanın temerrüt tarihinde benzer kredilere fiilen uyguladığı faiz oranının daha yüksek olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile davacı bankanın davalının temerrüt tarihinde fiilen uyguladığı tespit edilen en yüksek faiz oranı esas alınarak bu oran üzerinden sözleşme hükümleri gözetilerek temerrüt faiz oranının tespit edilmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı yana gönderilen kat ihtarnamesinin davalının adresinde eşi ... imzasına 21.02.2019 tarihinde tebliğ edildiği hususunun noter tebliğ mazbatası ile tespit edildiği, üç günlük ihtar süresi dikkate alındığında davalının 25.02.2019 tarihinde temerrüde düştüğünün belirlendiği, bu bağlamda bilirkişi raporu ile belirlenen faiz başlangıç tarihinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış olup davalı yanın itirazları yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalının borçlu olduğu miktarın usulünce hesaplanmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun açık, anlaşılır, denetime elverişli, yerleşik yargısal kararlara uygun olması ve doğru hesaplamalar içermesine, 6100 sayılı HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10-TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.25/12/2025