Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13973 E. , 2025/1700 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/13973 Karar No : 2025/1700 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul ili, Pendik ilçesi, ... Merkezi, ... Mahalle
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13973 E. , 2025/1700 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/13973 Karar No : 2025/1700 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul ili, Pendik ilçesi, ... Merkezi, ... Mahallesi, ... Çocuk Parkı adresinde bulunan Tuzla İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisinde (... Merkezi) izin alma, arıtma ve bertaraf etme yükümlülüğüne aykırı olarak kanalizasyon sistemi ile toplanan atıksuların arıtılmadan deşarj edildiğinin tespit edildiğinden bahisle 2872 sayılı Çevre Kanununun 11. maddesini ihlal edildiği gerekçesiyle aynı Kanun'un 20. maddesinin (f) bendi uyarınca ... tarih ve ... sayılı 657.638,00-TL idari para cezasının iptali ve ödenen idari para cezasının iadesi istemiyle iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dosyasında yer alan 03/02/2022 tarihli çevre denetim tutanağı ve laboratuvar sonuçlarının birlikte değerlendirilmesinden, davacı tarafından söz konusu istasyonda atıksuların terfi merkezinde bulunan tanktan iki adet vana ile kapasite fazlası atıksuların merkezin hemen yanındaki Çavuşoğlu Deresine yaklaşık 1 metre çapındaki beton boru hattı ile deşarj edilmesi fiilinin işlendiği sabit olduğundan para cezası verilmesinin hukuka uygun olduğu, ayrıca davacının daha öncede Çevre Kanununa muhalefet ettiğinin tespit edildiği, söz konusu fiil nedeniyle ... tarih ve ... sayılı işlemle 2872 sayılı Çevre Kanununun 11. maddesini ihlal edildiği gerekçesiyle aynı Kanun'un 20. maddesinin (f) bendi uyarınca 241.424,00-TL idari para cezası verildiği ve anılan para cezasına karşı dava açılmadığı, bu sebeple tekerrür hükmünün uygulanmasının da yerinde olduğu; öte yandan, işlemin hukuka uygun olduğu tespit edildiğinden işlem nedeniyle davacı tarafından davalı idareye yapılan ödemenin de iadesi isteminin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Söz konusu denetimin yapıldığı tarihlerde yoğun yağış olduğu, özel durumlarda fazla debinin tahliyesinin mümkün kabul edildiği, bahsedilen beton boru hattının hezeyan durumlarında (gerçekleşen olayda olduğu gibi) havzaya geri su basmasını ve su taşkınları sebebiyle yerleşim yerlerinde can ve mal kaybını önlemek için sonradan inşaa edilmiş ve dere üst kotundan akış veren taşkan hattı olduğu, tesisin maksimum hidrolik kapasitesinde işletildiği; bu nedenle terfi merkezi haznesine gelen yağış sularının tesis kapasitesinin üstünde olması nedeniyle havzada düşük kotlarda bulunan vatandaşların can ve mal güvenliğini tehlikeye atmamak için terfi merkezinin taşkan hattının çalıştırılmak zorunda kalındığı ve fazla gelen suların adı geçen dereye deşarj edildiği, bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken yapılmadığı, eksik inceleme ile verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesinde; "Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler." hükmüne; 11. maddesinde; "...Üretim, tüketim ve hizmet faaliyetleri sonucunda oluşan atıklarını alıcı ortamlara doğrudan veya dolaylı vermeleri uygun görülmeyen tesis ve işletmeler ile yerleşim birimleri, atıklarını yönetmeliklerde belirlenen standart ve yöntemlere uygun olarak arıtmak ve bertaraf etmekle veya ettirmekle ve öngörülen izinleri almakla yükümlüdürler." hükmüne; aynı Kanunun 20. maddesinin (f) bendinde; "11. maddeye göre kurulması zorunlu olan atık alım, ön arıtma, arıtma veya bertaraf tesislerini kurmayanlar ile kurup da çalıştırmayanlara 60.000 Türk Lirası idari ara cezası verilir." hükmüne; (ı) bendinin 6. fıkrasında; "....Bu bendin birinci paragrafı dışında, bu Kanun ve bu Kanun uyarınca çıkarılan yönetmeliklere aykırı olarak ülkenin egemenlik alanındaki denizlere ve yargılama yetkisine tâbi olan deniz yetki alanlarına, içme ve kullanma suyu sağlama amacına yönelik olmayan sulara atık boşaltanlara 24.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir..." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililerin kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirletenin, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğu anlaşılmakta olup; her türlü atık ve artığı çevreye zarar verecek şekilde ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermenin yasak olduğu, bu eylemlere sebebiyet verenlere idari para cezası verileceği, kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililerin, kirlenmeyi önlemekle, kirlenme meydana gelmişse kirlenmeyi durdurmakla ve etkilerini gidermekle yükümlü oldukları konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Bununla birlikte; 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin (f) bendi uyarınca idari para cezası verilebilmesi için, 2872 sayılı Kanunun 11. maddesine göre kurulması zorunlu olan atık alım, ön arıtma, arıtma veya bertaraf tesisinin ilgilisi tarafından kurulmamış olması yada kurulup da çalıştırılmamış olması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; dava konusu işleme dayanak alınan 03/02/2022 tarihli çevre denetim tutanağında; "işletmenin atıksu terfi istasyonu olarak faaliyet gösterdiği, söz konusu terfi istasyonuna kentsel atıksuların geldiği buradan Tuzla Atıksu Arıtma Tesisine atıksuların terfi edildiği, işletmede atıksuların kaba ızgaradan sonra Tuzla Atıksu Arıtma Tesisine pompalanmak üzere tutulduğu, tanktan Tuzla Atıksu Arıtma Tesisine gönderilemeyen kapasite fazlası (yoğun kar erimeleri ve yoğun yağış sebebiyle) atıksuların iki adet vana ile hemen yanındaki dereye yaklaşık 1 metre çapında beton boru ile deşarj edildiği, derenin deşarj noktasından itibaren denize döküldüğü noktaya kadar denetim yapıldığı" fotoğraf ve video kayıtları alınarak tespit edildiğinin belirtildiği, yine dava dilekçesinde; denetimin yapıldığı tarihlerde yoğun yağış olduğu, özel durumlarda fazla debinin tahliyesinin mümkün kabul edildiği, bahsedilen beton boru hattının hezeyan durumlarında (gerçekleşen olayda olduğu gibi) havzaya geri su basmasını ve su taşkınları sebebiyle yerleşim yerlerinde can ve mal kaybını önlemek için sonradan inşaa edilmiş ve dere üst kotundan akış veren taşkan hattı olduğu, tesisin maksimum hidrolik kapasitesinde işletildiğinin belirtildiği; savunma dilekçesinde de yoğun kar erimesi ve yoğun yağış sebebiyle terfi merkezinde bulunan tanktan iki adet vana ile kapasite fazlası atıksuların merkezin hemen yanındaki Çavuşoğlu Deresine yaklaşık 1 metre çapındaki beton boru hattı ile deşarj edildiği ve söz konusu derenin de Marmara Denizi ile sonlandığının ifade edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar, çevre denetim tutanağında, arıtma tesisine gelen ancak yağmur sularının da etkisiyle arıtıma girmeden doğrudan alıcı ortama taştığı tespit edilen atıksu nedeniyle dava konusu işlem ile 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin (f) bendi uyarınca idari para cezası tesis edilmiş ise de; anılan madde hükmü gereğince idari para cezası verilebilmesi için gerçekleştirilmesi gereken; kurulması zorunlu olan arıtma tesisinin ilgilisi tarafından kurulmamış olması ya da kurulup da çalıştırılmamış olmasına yönelik eylemlerin somut olayda tespit edilmediği, bununla birlikte; gerek tesisin yetersizliğinden gerekse denetimin yapıldığı günün koşullarından kaynaklı olabilecek nedenlerle alıcı ortama doğrudan atıksu deşarjının yapıldığının açık olduğu, doğrudan alıcı ortama deşarjın yapıldığı by-pass hattından alınan atıksu numunesinin deşarj standartlarını sağlamadığı, dava konusu işlemin de işbu eylem nedeniyle tesis edildiği görülmektedir. Bu nedenle, dava konusu işleme dayanak fiilin; dava konusu idari para cezasının tesisine konu olabilecek, Kanun ve Yönetmelikte belirlenen aykırılığı oluşturmadığı anlaşıldığından, doğrudan alıcı ortama deşarj edilen atıksu nedeniyle davacı şirkete 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin (f) bendi uyarınca idari para cezası verilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir. Öte yandan; 16/04/2019 tarihli çevre denetim tutanağında tespit edilen fiilin ise Çevre Kanununun 20. maddesinde yer alan uygun alt bent uyarınca idari para cezasını gerektirip gerektirmediğinin davalı idarece değerlendirileceği tabiidir. Bu itibarla, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 17/03/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.