T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1753 - 2025/2254 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1753 KARAR NO : 2025/2254 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/05/2025 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2025/149 Esas İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN/ DAVACILAR : 1-... …
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1753 - 2025/2254 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1753 KARAR NO : 2025/2254 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/05/2025 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2025/149 Esas İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN/ DAVACILAR : 1-... 2-BY ANTREPOCULUK DEPOLAMA LOJİSTİK HİZMETLERİ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... 3-... VEKİLİ : Av. ... İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZ EDEN/DAVALI : TÜRKİYE İŞ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Çekişmenin giderilmesi TALEP : İhtiyati Tedbir DAVA TARİHİ : 28/02/2025 KARAR TARİHİ : 29/12/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 23/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacılar ticari hayatlarına devam ederken hiç bir hukuki sebep bildirilmeden davacı şirket ile diğer davacıların tüm hesapları davalı banka tarafından hiç bir sebep bildirilmeden kapatıldığını, davacıların, davalı banka tarafından hukuka aykırı olacak şekilde hesapların kapatılması karşısında ticari hayatlarında zor duruma düştüklerini beyan ederek davacı müvekkiller tarafından açılan davanı kabulü ile davacılara ait davalı banka nezdinde bulunan yurt içi swift hesaplarının, kredi kartlarının ve diğer hesapların açılmasına, muarazanın giderilmesine ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince 28/03/2025 tarihli ara karar ile; " ... 1-İhtiyati tedbir talebinin kabulüne, davacılar ..., ... ve BY İnovasyon Teknoloji Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin Davalı Türkiye İş Bankası Anonim Şirketi nezdinde bulunan tüm hesaplarının -taraflar arasındaki sözleşmeler hükümleri çerçevesinde- yargılama süresince kullanıma açılmasına ve bu kullanımın sözleşme hükümlerine aykırı olarak engellenmemesine, 2-Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığı itibariyle durum ve koşullar nazara alınarak taktiren teminat alınmasına yer olmadığına ... " karar verilmiştir. Davalı banka vekili süresinde sunduğu dilekçe ile karara itiraz etmiştir. İlk derece mahkemesince 28/05/2025 tarihli ara karar ile; " ... 1-Davalı Bankanın itirazın kabulüne, Mahkememizin 28/03/2025 tarihli ara kararı ile verilmiş olan "Davacılar ..., ... ve BY İnovasyon Teknoloji Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin Davalı Türkiye İş Bankası Anonim Şirketi nezdinde bulunan tüm hesaplarının -taraflar arasındaki sözleşmeler hükümleri çerçevesinde- yargılama süresince kullanıma açılmasına ve bu kullanımın sözleşme hükümlerine aykırı olarak engellenmemesine" şeklindeki ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar hakkında suç gelirine yönelik bir yaptırım söz konusu olmadığını, bilirkişi raporunun sonuç kısmında davacılardan, davacı şirketin her ne kadar yaptırım listesine dahil edildiği yazılmışsa da söz konu yaptırım sadece Birleşik Krallıkta şayet mal varlığı varsa mal varlığına el konulması şeklinde olduğunu, Birleşik Krallıkta davacı şirket ve diğer davacılar hakkında açılan bir dava olmadığı gibi haklarında yapılan bir soruşturma da mevcut olmadığını beyan ile; yerel mahkeme ara kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından huzurdaki uyuşmazlık konusu tedbir kararına yönelik tüm aşamalar titizlikle ve usulüne uygun bir şekilde yerine getirildiğini, ihtiyati tedbir hususunda yapılması lazım gelen tüm detaylı inceleme ve değerlendirmenin eksiksiz tamamlandığını beyan ile; davacıların istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/149 Esas sayılı 28/05/2025 Tarihli Ara Kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; tespit istemine ilişkindir. Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbire itirazın kabulüne karar verilmiş karara karşı tedbir talep eden davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacıların, davacılar ticari hayatlarına devam ederken hiç bir hukuki sebep bildirilmeden davacı şirket ile diğer davacıların tüm hesapları davalı banka tarafından hiç bir sebep bildirilmeden kapatıldığını, davacıların, davalı banka tarafından hukuka aykırı olacak şekilde hesapların kapatılması karşısında ticari hayatlarında zor duruma düştüklerini beyan ederek davacılara ait davalı banka nezdinde bulunan yurt içi swift hesaplarının, kredi kartlarının ve diğer hesapların açılması, muarazanın giderilmesi ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi talepli eldeki davayı açtıkları, ilk derece mahkemesince 28/03/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine bu kez 28/05/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbire yapılan itirazın kabulüne karar verildiği, karar verildiği, karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın "ihtiyati tedbirin şartları"na ilişkin 389-(2) maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Aynı Kanun'un 390-(3) maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmü bulunmaktadır. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. 6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından 6100 sayılı HMK'nda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir. Uyuşmazlık, somut olayda ihtiyati tedbir koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve tedbirin devamının hukuken mümkün olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. 6100 sayıla Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için, talep edenin hakkının varlığını yaklaşık ispat seviyesinde ortaya koyması ve mevcut durumda hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya imkansız hale geleceği ya da gecikme nedeniyle ciddi bir zararın doğacağı hususlarını somut delillerle ortaya koyması gerektiği hususuna az yukarıda detaylarıyla birlikte değinilmişti Öncelikle belirtmek gerekirse, somut olayda; davalı banka tarafından hesapların kapatılmasının hukuka aykırı olduğuna ve bankanın bu işlemi herhangi bir sözleşmesel veya yasal yetkiye dayanmaksızın gerçekleştirildiğine dair hususların açık ve tereddütsüz biçimde ortaya konulmadığı, taraflar arasındaki bankacılık ilişkisi, sözleşme hükümleri ve mevzuattan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerin değerlendirilmesinin esaslı bir yargılamayı gerektirdiği anlaşılmaktadır. Eldeki davada; davacıların ortağı olduğu diğer davacı BY İnovasyon Teknoloji San. ve Tic. Ltd. Şti. Firmasının, tarafı olunan uluslararası sözleşmeler ve yaptırım rejimleri kapsamında 07 Kasım 2024 tarihinde Birleşik Krallık tarafından hazırlanan HM Treasury Consolidated List ve FCDO (UK) Sanctions List - Asset Freeze listelerine dahil edildiği, bu hususun davalı bankaya resmi kanallar aracılığıyla bildirildiği, davalı bankanın ise ilgili mevzuat, uluslararası yükümlülükler ve uyum kuralları gereğince söz konusu bildirim üzerine işlem tesis ettiği anlaşılmaktadır. Bankacılık faaliyetleri, ulusal mevzuatın yanı sıra uluslararası sözleşmeler, yaptırım kararları ve finansal uyum düzenlemelerine sıkı şekilde bağlıdır Bu kapsamda bankaların, kara liste, yaptırım ve risk bildirimleri karşısında hesap ilişkisini sürdürmesi ya da sona erdirmesi yönünde yükümlülük ve takdir yetkisi bulunmaktadır. Davalı bankanın dava konusu işlemi, bu çerçevede keyfi olmayıp, mevzuat ve uluslararası yükümlülüklerden kaynaklanan zorunluluklara dayanmaktadır. Bu nedenlerle, davacıların haklılığının yaklaşık ispat düzeyinde dahi ortaya konulamadığı, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşmediği ve davalı bankanın işleminin uluslararası yükümlülükler çerçevesinde tesis edildiği anlaşıldığından, mahkemece, ihtiyati tedbire yapılan itirazın kabulü ile tedbirin kaldırmamasına ilişkin 28/05/2025 tarihli ara kararın usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir. Karar başlığında; taraf vekilleri ile davalının adresinin yazılmaması ile talep türünün gösterilmemesi 2004 sayılı İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; ihtiyati tedbir talep eden davacıların İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf eden davacılar tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacılara iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/12/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*