TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/10/2025 NUMARASI : 2025/768 Esas (Derdest) DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 03/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1818 KARAR NO : 2025/1408 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/10/2025 NUMARASI : 2025/768 Esas (Derdest) DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 03/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde ihtiyati haciz talebinde özetle; " alacaklarının takibe dayanak fatura ve defter cari hesap ekstresi ile sabit olduğunu, anılan faturaların Gelir İdaresi Başkanlığı sisteminden, E-Fatura olarak düzenlendiği ve yine sistem üzerinden düzenlendiği tarihte davalı şirkete tebliğ edildiğini, bu halde davalı şirket, TTK madde 21/2'de yer alan “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” hükmü uyarınca, faturaya 8 gün içinde itiraz da etmediğinden faturanın içeriği kabul etmiş olduğunu, dolayısı ile TTK m.21/2 gereği, fatura ve içeriği bakımından taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığını, davaya konu faturaların, taraflarca vergi ve ticari kayıtlarına da işlenmemiş olduğunu, davalının fatura borcuna dayalı borcunun, resmi evraklar ile sabit olduğunu, buna rağmen borca itiraz eden ve arabuluculuk aşamasında da anlaşma sağlanamayan davalı şirketin, buna rağmen borcuna itiraz eden davalının mallarını kaçırma tehlikesi olduğunu ve dolayısıyla alacağının akim kalması tehlikesinin söz konusu olduğunu, bu sebeple öncelikle hak kaybı yaşanmaması ve telafisi imkansız neticelere sebebiyet verilmemesi adına ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile davalı üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar ile 3. Kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.Yerel mahkemenin 27/10/2025 tarihli ara kararı uyarınca; Tek taraflı olarak düzenlenen fatura dışında , alacağın varlık ve miktarını gösteren, mal teslimi ve ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın bulunduğunu yaklaşık ispata yarayan delil sunulduğu tespit edilemediğinden, şartları oluşmayan ihtiyati haciz isteminin İİK m.257 ve devamı maddeleri gereğince reddine karar karar verilmiştir. Davacı vekili 17/11/2025 tarihli istinaf dilekçesi ile; dava konusu faturaların Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden E-Fatura olarak düzenlendiğini ve düzenlendikleri tarihte Davalı şirkete yine sistem üzerinden tebliğ edildiğini, davalı şirket ise, faturaların kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren işbu davanın açıldığı tarihe kadar, faturaya ve fatura konusu alacaklara ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığını, bu durumda, faturaların davalıya usulünce tebliğ edilmesine rağmen süresi içinde herhangi bir itiraz ileri sürülmemiş olmasının, dava konusu faturaların içeriğinin ve dolayısıyla alacağın taraflarca kabul edilmiş olduğunu açıkça gösterdiğini, ihtiyati haciz talebinin kabulü için alacağın kesin olarak ispatlanmasının şart olmayıp, İcra ve İflas Kanunu m.257 ve devamı uyarınca yaklaşık ispatın yeterli olacağını, İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dosya kapsamında verilen 27.10.2025 tarihli ihtiyati haciz talebimizin reddine dair ara kararının kaldırılmasına, davalının taşınır ve taşınmaz malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İİK'nın 257. maddesinde; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 258. maddesinde; ihtiyati haciz talep eden tarafın, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ve yasal delillerle ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir. Dosya muhteviyatı, davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olduğu ve mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde; ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin ispat aranmamakla birlikte davanın esası yönünden tedbir talep edenin haklılığının yaklaşık olarak ispatının arandığı, ihtiyati haciz kararının davanın esasına girerek yargılamayı gerektirmesi, ihtiyati haciz kararının dava sonucunu belirleyecek yahut davanın esasını çözer mahiyette olamayacağı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 Sayılı HMK 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamında, kararın dayandığı deliller ile yasanın gerektirdiği nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1.bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 -İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/10/2025 tarih ve 2025/768 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2 -İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3 -Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 03/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.