TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2023/966 KARAR NO : 2025/1611 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 23/12/2022 NUMARASI : 2019/879 Esas - 2022/902 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Maddi ve manevi) KARAR TARİHİ : 04/11/2025 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçes…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2023/966 KARAR NO : 2025/1611 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 23/12/2022 NUMARASI : 2019/879 Esas - 2022/902 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Maddi ve manevi) KARAR TARİHİ : 04/11/2025 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/06/2019 tarihinde ... plakalı aracın, davacının kullanmış olduğu motosiklete çarpmasıyla meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000 TL maddi tazminatın (100 TL bakıcı gideri, 500 TL sürekli maluliyet, 100 TL yoksun kalınan kâr, 100 TL tedavi giderleri, 200 TL geçici iş göremezlik tazminatı) her üç davalıdan müteselsilen, 70.000 TL manevi tazminatın davalılardan araç maliki ve sürücüsünden müteselsilen temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile tahsilini talep etmiştir.Davacı vekili 25/112022 tarihli dilekçesiyle bakıcı gideri talebini 4.040 TL, daimi maluliyet talebini 96.749 TL ve geçici iş göremezlik tazminatı talebini de 8.080 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; Maddi tazminata ilişkin taleplerin kabulü ile; 8.080 TL geçici iş göremezlik, 96.749 TL sürekli iş göremezlik, 4.040 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 108.869 TL maddi tazminatın (davalı ... yönünden sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere), davalı sigortadan 17/07/2019 tarihinden, diğer davalılardan 18/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, maddi tazminata ilişkin fazlaya ilişkin taleplerin reddine, manevi tazminata ilişkin taleplerin kabulü ile; 20.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den 18/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; Dava konusu kaza sebebiyle müvekkilinin yüzünde yara izi kaldığını, bekçilik sınavına girmeye hak kazanmış iken kaza sebebiyle katılamadığını, kaza sebebiyle iş akdinin yenilenmediğini, yıllardır fitness sporuyla uğraşan müvekkilinin kaza sebebiyle sporu bıraktığını, trafik kazasının meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük kaldığını, dava tarihi ile karar tarihi arasındaki sürede paranın değer kaybının da manevi zararın telafisi noktasında dikkate alınmasını talep edilmiş ise de bu hususun mahkemece değerlendirilmediğini, davanın tümüyle kabul edilmesi gerekirken 20.000 TL'ye hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.Davalı ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde: Davacı tarafından dava şartının yerine getirilmediğini, eksik evrakla başvuru yapıldığını, müvekkilinin ancak davacının gerçek zararını gidermekle yükümlü olduğunu, kaza tarihinde geçerli olan genel şart kapsamında 1,8 teknik faiz uygulanması; aksi kanaat olsa dahi 04/12/2021 tarihinde yayınlanan genel şart kapsamında 1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini, ıslaha konu edilen tutar için ancak ıslah tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalılar ... ve ... vekili ise: Dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, kusur raporuna yapılan itirazların değerlendirilmediğini, malul kalan kişiye aile üyeleri tarafından bakıldığından bakıcı indirimi yapılması gerektiğini, dava konusu olayda bakıcı gideri belgelendirmediğinden asgari ücret üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Mahkemece Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapora göre davalı sürücünün % 100 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Kaza tespit tutanağındaki tespitler ile ATK raporu örtüşmektedir. Bu durumda raporun olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında davalılar vekillerinin kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Davacının maluliyet durumunun ve bakıcı ihtiyacı süresinin Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi'nin uygun yönetmelik hükümlerini gözeterek düzenlediği raporla belirlendiği anlaşılmaktadır. Anılan raporda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulduğu, raporun yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla, davalılar vekillerinin bu yöndeki itirazları da kabul edilmemiştir. Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,65 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı değildir.Bununla beraber, aile içi bakım durumunda bakıcı tazminatından hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği iddia edilmiş ise de aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceğinden bu hususa ilişkin istinaf itirazı da yerinde değildir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacı için belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak, kusura göre tazminatın belirlendiği anlaşılmakla, usule, yasaya ve Yargıtay içtihatları ile istikrar kazanmış hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekili, davalı ... şirketine başvurusunu yaptıktan sonra verilen olumsuz yanıt üzerine dava açtığına göre KTK'nin 97.maddesindeki başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü ile davalı ... yönünden başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasının, diğer davalılar yönünden ise olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Ayrıca, TBK’nin 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, davacıdaki yaralanmanın niteliği ve maluliyet oranı ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesi'nce hükmedilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun olduğu kanısına varıldığından, manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin, davalı ... AŞ vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,5 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 8.803,04 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 4.059,97 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.743,07 TL istinaf karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, (Davalı ... AŞ'nin 3.376,87 TL'sinden sorumlu tutulmasına,)4-İstinafa başvuranlar tarafından istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettikleri yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/11/2025