9. Hukuk Dairesi 2015/15219 E. , 2018/9777 K. MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili özetle; davacının davalılara ait işyer…
**9. Hukuk Dairesi 2015/15219 E. , 2018/9777 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili özetle; davacının davalılara ait işyerinde 05/09/2005 tarihinde çalışmaya başladığını, iş akdinin geçerli ve haklı neden olmaksızın sözlü olarak 5.6.2012 tarihinde işveren tarafından sonlandırıldığını, davacının hafta içi 08:30-19:00 saatleri arasında, Cumartesi günleri ise, 08:30-13.00 saatleri arasında çalıştığını, son ücretinin 960,00 TL olduğunu, 140,00 TL yol yardımı yapıldığını ve yemek verildiğini, yıllık izinlerini kullanmadığını, genel tatil günlerinde çalıştığını ancak karşılığının ödenmediğini iddia ederek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, genel tatil ücreti ve ödenmeyen 5 günlük ücret alacaklarının faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı ... vekili özetle; davacının bir dönem çalışıp kendi isteği ile işten ayrıldığını, davacının hiçbir alacağının bulunmadığını, davacının davalı... yanında çalışmaya başladığını ve ... tarafından iş akdinin sonlandırıldığını, davalının 2008 de işyerini kapattığını, davacının ibraname imzaladığını, kendisinin diğer davalıdan farklı bir adreste iş yaptığını, davalının diğer davalıların işyeri adreslerinden farklı bir yerde işyerinin bulunduğunu, farklı kartlarda çalışıldığını, kendilerine husumet yönetilmeyeceğini,... isminin farklı kartlarda çalışıldığını, ... isminin kullanılmasının aynı işletmenin işletildiği anlamına gelmeyeceğini, davacının son ücretinin bilinmediğini imzalı ücret bordrolarının dikkate alınması gerektiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Davalı... vekili özetle; davacı ile davalı arasında hizmet sözleşmesi bulunmadığını, davalının diğer davalının muhasebecisine vekalet verdiğini bu vekalete istinaden 21.04.2011 tarihinde işyeri açılışı yapıldığını öğrendiklerini, davacının hangi tarihten itibaren bu işyerinden bildirimlerin yapıldığını dahi bilmediğini, davacının yaptığı işin bilinmediğini kendisine duyulan husumet nedeniyle açılan işyerinin 27.6.2012 tarihinde kapatıldığını, vekillerinin 24/05/2012 tarihinde azledildiğini, davacının 12/07/2005 tarihinde işe başladığını iddia ettiğini ancak müvekkili adına 21.4.2011 tarihinde işyeri açıldığını, işyerinde kimin ne şartlarda çalıştığını, ne şekilde işten çıktığını bilmediklerini, müvekkilinin, davacının maaşını ve çalışma şeklini bilmediğini, davalının fiilen işçi çalıştırmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davacının işyeri adresi değişmeden aynı adreste davalı işverenler yanında çalıştığı, davalılara ait işyerlerinin bir olduğu, işyerinin aynı ünvanla farklı zamanlarda davalılar arasında devredilerek işletildiği, davalılar arasında organik bağ bulunduğu, davacının çıkış nedeninin işyeri kapanması olduğunu, bu durumda kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazandığı, bakiye ücret alacağının bulunduğu,yıllık izin alacağının ve dini bayramlar hariç genel tatillerde çalışmasının bulunduğu ancak fazla mesai çalışmasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı, davalılar ayrı ayrı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: A- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. B)Usul yönünden; 1-Tefhim edilen bir kararda değişiklik yapılması 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ na göre iki halde olanaklıdır. Bu hallerden biri HMK. nun 304. Maddesinde düzenlenen “hükmün tashihi “, diğeri ise HMK. nun 305. Maddesinde düzenlenen “hükmün tavzihi “ dir. HMK. nun 304. Maddesinde düzenlenen “hükmün tashihi “ yolu ile “ hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar “ yine 304. Maddede belirtilen usul ile düzeltilebilir. “Hükmün tavzihi” ise HMK. nun 305. Maddesindeki düzenlemeye göre hükmün açıklanması veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesidir. Tavzih usulü HMK. nun 306. Maddesinde düzenlenmiştir. Mahkemece kısa kararda; hüküm fıkrasının A bendinde “A)Kıdem tazminatı alacağı olan toplam 8.995,30 TL tazminatın 3.443,37 TL'sinin davalı ...'den kalan miktar olan 5.551,93 TL' sinin de davalılar... ve...'den iş akdinin feshi tarihi olan 05/06/2012 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine, “ denilmesine rağmen, daha sonra 16/01/2015 tarihli tashih kararı ile kısa karardaki hüküm fıkrasının A bendinin tamamen değiştirilerek, ...’in davada taraf sıfatı bulunmadığı halde sehven yazıldığı gerekçesiyle A bendinin “A)Kıdem tazminatı alacağı olan toplam 8.995,30 TL tazminatın 3.443,37 TL'sinin davalı ...'den kalan miktar olan 5.551,93 TL' sinin de diğer davalı...'den iş akdinin feshi tarihi olan 05/06/2012 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine " şeklinde maddi hatanın düzeltilmesine denilmesi, tashihe konu olamayacak şekilde hüküm fıkrasının değiştirilmesi niteliğinde olduğundan hatalıdır. Mahkeme karar vermekle dosyadan elini çeker, bir daha 6100 sayılı HMK'nun 304 ve 305. maddeleri koşulları dışında hükme dokunamaz. Mahkemenin kısa kararda tashih yapması, başka bir deyişle hükmü değiştirmesi 6100 sayılı HMK'nun 298/2, 304 ve 305/2 maddelerine aykırıdır. 2-Davalı ... vekili olduğunu söyleyen Av. ...’in dosyaya sunduğu vekaletnamesinin davalı adına değil dava dışı ... adına düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla mahkemece davalı ... vekili olduğunu söyleyen Av. ...’in davalı adına düzenlenmiş vekâletnamesini sunması için işlemlerin yapılmaması hatalıdır. C)Esas yönünden; 1-4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesinin 1. fıkrasında göre “işyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer”. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, “yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.” İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir. Dosya içeriğine göre, davacının çalıştığı işyeri Aralık 2008 tarihinde davalı ... tarafından diğer davalıya devredilmiştir. Devirden itibaren 2 yıl geçmekle kıdem tazminatı dışındaki alacaklardan adı geçen davalının sorumluluğu kalkmış olup kıdem tazminatı yönünden 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14/2 maddesi uyarınca devir tarihindeki süre ve ücret üzerinden müteselsil sorumluluğu devam etmektedir. Adı geçen davalının devir tarihindeki ücret ve süre üzerinden kıdem tazminatından sorumluluğu nedeni ile kıdem tazminatında sorumlu olduğu miktar davacı tarafın temyizi olmadığı usuli kazanılmış hak ilkesi de gözetilerek belirlenmeli ve bu miktardan müteselsil sorumluluğuna karar verilmeli, diğer talepler ise davalının devirden itibaren 2 yıl geçmiş olmakla sorumluluğu sona erdiğinden reddedilmelidir. Mahkemece adı geçen davalı yönünden davanın yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır. 2-Hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin HMK’nun 297/2. maddesine aykırı olduğunun ve infazda tereddüde yol açacağının düşünülmemesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. F)Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.