T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:25/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:02/11/2021 DAVANIN KONUSU:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:25/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:25/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:02/11/2021 DAVANIN KONUSU:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:25/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkilinin gerek ... Tıbbi Ürünler ve ... Firmaları ile yapmış olduğu bayilik sözleşmeleri gerekse imal ettirdiği bir kısım ortopedik ve diğer medikal ürünlerin ticareti ile iştigal ettiğini, davalı şirketin ise Denizli'nin en büyük ... hastanelerinden birisi olan ... Sağlık Hastanesi'nin işletmeciliğini yaptığını, taraflar arasında uzun yıllardır bir ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında 06/05/2016 tarihli "Vadeli Satış Sözleşmesi" yapıldığını, davalı şirketin bu sözleşmeye uymadığını, taahhütlerini yerine getirmediğini, müvekkili şirketi zarara uğrattığını, sözleşmenin satıcı yükümlülükleri başlıklı bölümünün ... hüküm içeren 5. maddesinde davalı şirketin, davacı şirketten SGK Sağlık Uygulama Tebliği eki EK5/F ve UBB'deki ortopedi, beyin cerrahisi ve yara bakım ürünlerinden 600.000,00 TL'lik alım yapmaya ve bu alımı 12 ay içerisinde gerçekleştirmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, taraflar arasında yapılan sözleşme ile anlaşmanın marka bazlı değil ürün bazlı yapıldığını, davalının müvekkili şirketin temin ettiği ve sözleşmede yer alan medikal malzemelerini 12 ay içinde iş bu sözleşmeyle almayı taahhüt ettiğini ve hiç bir şekilde müvekkili şirketten malzeme alımı yapmadığını, müvekkili şirketin davalının ihtiyacı olan malzemeleri başka bir firmadan aldığını da haricen öğrendiğini, bu hususu ilk çekilen ihtarnamede de belirttiklerini, ancak buna da herhangi bir cevap alınamadığını, müvekkili şirketin sözleşmenin kurulduğu tarihten 8 ay sonra davalıya 17.01.2017 tarihinde tebliğ edilen Denizli 7. Noterliği'nin 10.01.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin hükümlerini hatırlattığını, 8 aydır hiçbir malzeme almaması üzerine davalı şirketi uyardığını, sözleşme hükümlerine uymaya davet ettiğini, ancak bu ihtarnameye de davalı şirketin cevap vermediğini, kalan dönemde de yine hiç bir şekilde malzeme almadığını, alma girişiminde dahi bulunmadığını, davalı şirketin sözleşme gereği kendisine sunulan satılan ürünleri satın ve devralmadığı gibi sözleşme konusu ürünleri üçüncü şahıslardan satın alarak sözleşmeye aykırı hareket ettiğinden müvekkili davacı şirketin bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlü olduğunu belirterek 6100 sayılı Yasa’nın 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre tahkikat sonucunda zararın uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde arttırılmak üzere 175.000,00 TL yoksun kalınan kârın borcun muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; müvekkili şirketin davaya konu sözleşmede herhangi bir miktar ve sürede mal alım garantisi ve taahhüdünde bulunulmadığını, davacı tarafın iddia ettiği satıcı yükümlülüklerine ilişkin 5. maddenin açık ve net olduğunu, söz konusu maddenin mal alım taahüdünü değil, satıcının yükümlülüğünde olan sterilizasyona ait komisyon oranının belirlenmesinde sınır olarak belirlenen bir rakam olduğunu, davacı tarafça sterilizasyon komisyonunun belirlenmesi için belirtilen rakamın müvekkilinin alım taahhüdü olarak verdiği rakam olarak kabul edilmesinin haksız ve yersiz olduğunu, müvekkilinin hiç bir mal alım taahhüdünde bulunmadığını, davacı taraf kötü niyetli olarak sözleşmeye istinaden stok yaptığını iddia etmiş ise de bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözleşmeye konu malzemelerin hastadan hastaya değişen ürünler olup hangi ameliyat nedeni ile, hangi ebat ve özellikte malzemeler kullanılacağını hastayı muayene etmeden, operasyon kararı vermeden bilmenin mümkün olmadığını, davacı tarafın sözleşmede belirtilen firmaya ve bayilik kaydına ait TİTUBB kayıtlarını müvekkiline teslim etmediğini, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olduğunu, mal alım taahhüdünü kabul etmemekle birlikte sözleşmedeki edimleri yerine getirmeyenin davacı taraf olduğunu, müvekkili tarafından 28.03.2017 tarihinde davacıya sipariş maili gönderildiğini, davacı tarafın bu ürünleri müvekkiline temin etmediğini, davacının herhangi bir zararı yok iken ve müvekkilinin istediği malzemeleri temin etmemiş iken kâr kaybım var diyerek dava açmasının kötü niyetli olup hukuka aykırı olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı tarafça taraflar arasında imzalanan 06/05/2016 tarihli "Vadeli Satış Sözleşmesi" başlıklı sözleşme hükümlerine davalı tarafından uyulmadığından davacı tarafın zararının doğduğundan bahisle iş bu dava açılmış ise de bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere sözleşmenin alım garantisi içermediği, nitekim davacı tarafça sözleşme nedeniyle medikal ürün stoğu yapılıp davalı tarafın malzeme alımı yapmadığı için zarar doğduğu iddia edilmiş ise de davacının davalı taraf ile yaptığı sözleşme gereği mal stokladığına dair hiç bir emare bulunmadığı, buna göre zarar iddiasının da yerinde olmadığı anlaşılmakla yerinde görülmeyen davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından verilen kararda bilirkişi raporuna değinilerek sözleşmenin alım garantisi içermediğinin, müvekkili şirketin mal stokladığına dair bir emare bulunmadığının belirtildiğini ve davanın reddine karar verildiğini, ancak Yerel Mahkemece yeterli inceleme yapılmadan karar verildiği için verilen kararın hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davanın konusunun 06.05.2016 tarihli vadeli satış sözleşmenin ifa edilmemesinden ve sözleşmeye ayrılıktan kaynaklanan müspet zararların tahsili talepli olduğunu, genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenildiğini, kâr kaybının müspet zarar kapsamında bulunduğunu, davacı müvekkili şirket ile davalı arasındaki sözleşmeye uygun davranılarak bir alım-satım gerçekleşseydi davacı müvekkilinin kâr elde edeceğini, müvekkili şirketin sözleşmeye aykırılıktan dolayı yoksun kalınan kâr şeklinde müspet zararının doğduğunu, davalı şirketin davacı müvekkili şirketin kâr mahrumiyeti kapsamında doğan zararını hem ticari teammüler hem de ilgili kanun hükümlerine göre tazmin etmesi gerektiğini, bu duruma göre müvekkili şirketin davalıdan müspet zararını isteme hakkına sahip olduğunu, bilirkişiler tarafından hazırlanan ... tarihli raporda Mahkemece tespiti talep edilen hiçbir hususun tetkik edilmediğini, davacı müvekkilinin stokları dikkate alınarak kanaat oluşturulduğunu, Mahkemece tespiti talep edilen sözleşmeye davalı tarafın uyup uymadığı, davalı şirketin sözleşme gereği alması gereken tıbbi malzemeleri başka bir firmadan alıp almadığı, satışı planlanan ürünlerin satın alınarak stoklanması ve davalı tarafça satın alınmaması nedeniyle davacının zararının oluşup oluşmadığı, yoksun kalınan kâr var ise miktarı, davalının satış bedelini ödeme ve satılanı devralma yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı hususlarında hiçbir değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi incelemesinin yalnızca davacı müvekkili şirketin ticari defterleri üzerinde yapıldığını, diğer davalı şirket defter ve kayıtlarında dava konusu hususlarda inceleme yapılmadan tek taraflı ve sübjektif olarak tanzim edildiğini, Yerel Mahkemece ... tarihli bilirkişi raporundaki aydınlatılmayan hususlarin 29.09.2021 tarihli ek rapor ile de aydınlatılmadığı halde karar verildiğini, itirazlarının göz ardı edildiğini ve verilen kararın hakkaniyetle bağdaşmadığını, davacı ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki doğrultusunda aralarındaki alacak-borç ilişkisinin tespit edilebilmesi için davalı şirketin sözleşme konusu ürünleri 3. kişilerden satın alıp almadığı, satın aldığı bedellerin karşılaştırılması gerektiğini, ancak alınan ek rapor ile de bu hususların aydınlatılmadığını, bu hususlar aydınlatılmadığı gibi yerel mahkemece bir inceleme yapılmadan karar verildiğini, bu sebeple verilen kararın hatalı olduğunu ve kabulünün mümkün olmadığını, 29.09.2021 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda sözleşmede belirtilen tarihler aralığında muhtelif firmalardan toplam 4.720.620,00 TL tutarında tıbbi malzeme alımı yaptığının tespit edildiği belirtilmekte ise de bu konuya ilişkin ticari defter ve yevmiye kayıtlarının sunulmadığını, ikinci olarak heyetin sözleşmeye konu edilen tıbbi malzeme içeriği, cinsi, muhteviyatı ve bedellerinin belirtilmediği ve anlaşma ekinde teknik şartname yer almadığını belirtmesinin bilgisizlik dışında başka ihtimalleri de içerdiği kaanatini müvekkili şirkette uyandırdığını, sözleşmenin kapsadığı ürünlerin sözleşmenin 3. maddesinde en açık biçimi ile SGK Sağlık Uygulama Tebliği Eki EK5/F ve UBB'deki ortopedi, beyin cerrahi malzemeleri ve yara bakım ürünleri şeklinde ifade edildiğini, SUT(Sağlık Uygulama Tebliği)'un devletin sağlık ile ilgili sosyal politikalarının uygulamasına imkan veren, klavuzluk eden, fiyatlandıran, düzenleyen ve diğer tüm uygulama detaylarını içeren mevzuat tebliği olduğunu, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu, 5510 sayılı Kanun ve “Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği” hükümleri çerçevesinde düzenlendiğini, burada bilirkişilerin söylediği gibi her ürünün bir SUT kodunun yer aldığını, bunların teknik şartnameye bağlanmasına imkan olmadığını, SUT'un kendisinin bir şartname olduğunu, burada hiçbir ürünün markasının yazılamayacağını, SUT'a uygun olmayan ve UBB'de kayıtlı olmayan bir üretici ya da distribütöre ait bir ürünün zaten SGK tarafından ödenmediğini, ancak bu hususun bilirkişiler tarafından göz ardı edildiğini, Mahkeme tarafından da ele alınmadan karar verildiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; taraflar arasında imzalanan "Vadeli Satış Sözleşmesi" başlıklı sözleşme hükümlerine davalı tarafından aykırı davranıldığı iddiasına dayalı olarak yoksun kalınan kârın davalıdan tahsili istemine ilişkin tazminat davasıdır. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı tarafça taraflar arasında imzalanan 06/05/2016 tarihli "Vadeli Satış Sözleşmesi" başlıklı sözleşme hükümlerine aykırı olarak davalı tarafça mal alımı yapılmadığından müspet zararın tazmini istemiyle eldeki dava açılmış ise de dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere dava konusu sözleşmenin alım garantisi ve taahhüdü içermediği, sözleşmede davalı tarafça sipariş verilmemesi veya mal alınmaması halinde uygulanacak herhangi bir cezai şart hükmünün de yer almadığı, davacı tarafça sözleşme nedeniyle medikal ürün stoğu yapılıp davalı tarafın malzeme alımı yapmadığı için zararın doğduğu iddia edilmiş ise de davacının davalı taraf ile yapılan sözleşme gereği mal stokladığına dair hiç bir emarenin de bulunmadığı, davacının sözleşmeye aykırılık nedeniyle zarara uğradığı iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmış olmakla Yerel Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 6-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25/12/2025 ...