T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/653 Esas KARAR NO : 2026/249 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 19/03/2025 NUMARASI : 2020/215 Esas, 2025/201 Karar DAVANIN KONUSU: ALACAK KARAR TARİHİ: 19/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/653 Esas KARAR NO : 2026/249 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 19/03/2025 NUMARASI : 2020/215 Esas, 2025/201 Karar DAVANIN KONUSU: ALACAK KARAR TARİHİ: 19/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin pek çok ülkede, Türkiye'de ve ... nezdinde markalarının tescil edilmesi için müvekkili şirkete başvurduğunu, bunun karşılığında müvekkil tarafından gerekli hizmetler verilerek davalı şirketin marka başvurularının yapılarak tescil ettirildiğini, davalı şirketin, ... A.Ş. ile kardeş ve ilişkili bir şirket olduğunu, anılan şirketlerin, müvekkili şirketten Suudi Arabistan'da "..." "..." ve "..." markalarının tescil edilmesi işinin yapılmasını talep ettiğini, davalının, müvekkilinden yapılmasını talep ettiği işlerden birinin de "..." markasının Suudi Arabistan nezdinde tescil edilmesinin olduğunu, yapılan mailleşmeler ve telefon konuşmaları neticesinde markanın 16, 20 ve 35. sınıflarda tescil ettirilmesi üzerinde anlaşmaya varıldığını, markanın tescil edilebilmesi için başvuru işleminin, ilan işleminin ve tescil işleminin birbirinden ayrılamayan işlemler olduğunu ve bu işlemlerin harçlarının, süreçlerin sırasında ayrı ayrı ödendiğini, "..." markası için müvekkili tarafından davalıya gönderilen fiyat teklifinde, markanın tesciline onay verildikten sonra ayrıca harç ödenmesi gerekeceğinden anılan ücretin yalnızca başvuru işlemleri için geçerli olduğunun, ilan ve tescil ücreti gibi ücretlerin dahil olmadığının açıkça belirtildiğini, müvekkili ile çok uzun yıllardır çalışan davalının kendisinin de müvekkilinin çalışma ve ücretlendirme prensibinden haberdar olduğunu, davalı şirketin onay ve talimatını aldıktan sonra müvekkilinin markanın Suudi Arabistan nezdinde tescil edilmesine ilişkin süreci gecikmeksizin başlattığını, davalı şirket tarafından başvuruya ilişkin kısmın ödendiğini, bunun ardından markanın önce ilan ve akabinde tesciline karar verildiğini, markanın tescil edilmesine ilişkin olarak yapılması gereken tüm işlemlerin de müvekkili tarafından eksiksiz yerine getirildiğini, harçların ödendiğini ve "..." markasının Suudi Arabistan nezdinde tescil ettirildiğini, davalı şirketin süreci baştan sona kadar takip ettiğini, müvekkili ile sürekli irtibat halinde olduğunu, müvekkili tarafından tüm bilgilerin kendisiyle paylaşılarak süreçten haberdar edildiğini, 02/07/2015 tarihli hem ... ve ... markaları için hem de ... markası için göndermiş oldukları bilgilendirme maillerinde, başvuru harç ve hizmet bedelleri dışında çıkacak masraflara ilişkin ayrı bir bilgilendirme yapılıp, noter, transfer, tercüme ve benzeri masrafların olacağının tekraren hatırlatıldığını, 14/07/2015 tarihinde davalı şirket tarafından ilgili tekliflerin uygun görüldüğüne dair onay mailinin gönderildiğini, devam eden süreçte markanın başvuru ve tescil durumuyla ilgili olarak da davalı tarafından bilgiler istendiğini, kendisine gerekli bilgilerin verildiğini, bütün bu bilgilendirmeleri edinen davalı şirketin hiçbir zaman bir itirazda bulunmadığı gibi süreci ve yapılacak işlemleri kabul ederek hızlandırılmasını talep ettiğini, Suudi Arabistan'da marka başvuru ve tescil işlemlerini yapan müvekkili şirketin birlikte çalıştığı şirket tarafından ödeme yapılması istendiğinde bu durumun davalı şirkete iletildiğini ve teyit alındıktan sonra davalı tarafından müvekkiline bununla ilgili ödemelerin yapılması gerektiği yönünde talimatlar verilmesi üzerine müvekkilinin, bu şirkete ödemeleri gönderdiğini, ancak müvekkilinin, kendi cebinden yaptığı ödemeleri davalıdan tahsil edemediğini, ödeme yapması amacıyla müteaddit kereler bildirim yapılan davalı şirketin bu bildirimlere yada fatura bedellerine itiraz etmediğini, yapılması gereken tüm işlemler yerine getirilip tüm ödemeler müvekkili tarafından yapılmasına rağmen müvekkilinin, hizmetin bedelini tahsil edemediği gibi marka tescili için ödenmesi gereken zorunlu harçları da kendi cebinden ödediği için büyük zarara uğradığını, Suudi Arabistan'da marka başvurusu yapmaya yetkili olan ... şirketi ile görüşmeleri yapan ve süreci yürüten şahısın, müvekkili şirketin o tarihteki çalışanlarından ... olduğunu, bu kişinin müvekkili aleyhine pek çok usulsüzlükler yaptığını ve bunların daha sonra ortaya çıktığını, hatta kendisi tarafından yazılan itiraf mektubunda bu hususların kabul ve ikrar edildiğini, ...'in müvekkili şirket aleyhine işlemler yaptığı firmalardan birinin de davalı şirket olduğunu, bu kişinin, müvekkili şirketteki yönetici pozisyonundan yararlanarak müşterilerle yaptığı yazışmaları mail sistemlerinden silmesi, bazı işlem dosyalarını çalması, bir kısım dosya ve evrakları da yok etmesi sebebiyle müvekkilinin işbu usulsüz iş ve eylemlerden ve davalı şirketin ödemesi gereken ücretleri ödemediğinden haberdar olamadığını, bu hususların öğrenilmesi üzerine kendisinin yaptığı işler üzerinde geçmişe dönük olarak araştırmalar yapıldığını, bunun sonucunda, özellikle silinmiş evraklar arasında binlerce evrak ve mail bulunduğunu, davalı şirket yetkilisi ... ile yapılmış yazışmaların ve çok sayıda gizlenmiş e-postaların da bulunduğunu, yazışmalar incelendiğinde müvekkilinin yaptığı işlerin ve verdiği hizmetlerin harç ve ücretlerinin davalıdan tahsil edilmediğinin anlaşıldığını, bu durumun ... tarafından müvekkili şirket yetkililerine haber verilmeden bilerek saklandığının ortaya çıktığını, buna göre davalı şirketin, müvekkili şirketin o dönemki çalışanlarından ... ile birlik olarak müvekkili şirketi zarara uğrattığını, bu hususla ilgili olarak şüpheli ... ve davalı şirket yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/66427 Srş. numarası ile devam ettiğini, müvekkili şirketin, bu işlemlerden ve alacağını alamadığından haberdar olduktan sonra fatura keserek davalı şirkete gönderdiğini, ancak davalının haksız bir şekilde bu faturalara itiraz ederek ödeme yapmaktan kaçındığını, ardından Silivri İcra Müdürlüğünün ... Esas sayı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili tarafından "..." markasının Suudi Arabistan nezdinde tescil edilebilmesi için yurtdışı harç ve hizmet bedeli olarak yurtdışında yetkili şirkete ödenen 5.190,00 USD (ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile), müvekkili şirket hizmet bedeli olan 1.800,00 USD ve faks, fotokopi, transfer, kargo, tercüme vb. masrafı olan 130,00 USD'nin %18 KDV'si ile birlikte olmak üzere toplam 8.401,60 USD'nin davalı şirketin temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığı ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini dava etmiştir. Davacı vekili 01/11/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile; toplamda 8.401,60 USD'nin 3095 sayılı kanunun 4A maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki karşılığı ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacının tüm iddialarının gerçek dışı, çarpıtma ve eksiklerle dolu olduğunu, müvekkilinin kendi adına marka tescilini talep ettiğini, bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığını, ne var ki davacının marka tescil başvurusunu 3. bir şahıs adına yaptığını, ancak dava dilekçesinde bu durumdan hiç bahsedilmese de problemlerin kaynağının da bu olay olduğunu, zira davacı, müvekkili adına tescil yaptırmadığı gibi kendi yaptığı hatadan kaynaklanan masrafları da müvekkiline yıkmaya çalıştığını, davacının, müvekkilinin grup şirketlerine ait markaları da yanlışlıkla 3. şahıslar adına tescil ettiğini ve bu durumun farkedilmesi üzerine devir yaptığını, yanlışlık ortaya çıkınca davacının sanki olağan bir şeymiş gibi yanlış tescilin sıklıkla meydana gelebildiğini belirttiğini, müvekkilinin 23/02/2015 tarihli mailde de görüleceği üzere, Suudi Arabistan'da "..." markasının tescilini yaptırmak istediğini, davacı tarafından gönderilen teklif formunda, yurtdışı vekil hizmeti, başvuru harcı, ... patent başvuru hizmet bedelinin ayrı ayrı gösterildiğini, bunun haricinde taraflar arasında imzalanmış herhangi bir sözleşme veya kayıt bulunmadığını, davacı tarafından kesilen toplam 3 adet faturaya konu tutarı ödeyen müvekkilinin, davacıya başka herhangi bir borcunun bulunmadığını, dava dilekçesinde açıkça, başvuru işlemi, ilan işlemi ve tescil işleminin birbirinden ayrılamayan işlemler olduğu belirtilmesine rağmen davacının keyfi olarak masraf ve ücret talebinde bulunduğunu, zira birbirinden ayrılamayan işlemler tek bir işlem olduğundan ayrı bir bedele sebep olamayacaklarını, müvekkiline marka teslimi yapılmadığı gibi yaklaşık 2 sene sonrasına kadar herhangi bir talepte de bulunulmadığını, yazılı bir delil sunamayan davacının talebinin imzasız bir fotokopi metnindeki nota dayandığını, müvekkilinin 10/11/2015 tarihli mail yazışmalarında Suudi Arabistan'da ki hukuk bürosunun marka yayın bedelini ödemediği ve bu sebepten dolayı markayı tabelada kullanamadıklarını bildirmesine rağmen davacının marka tescilinin yapılmadığını müvekkiline bildirmediğini, TBK'nun 502 vd. maddeleri uyarınca vekil olan davacının esas yükümlülükleri talimata uygun ifa, şahsen ifa, sadakat ve özen gösterme ile hesap verme iken bu yükümlülüklerinin hiçbirini neredeyse yerine getirmediğini, davacının sözleşme esasının 4.808,50 USD tuttuğu (bu tutarın da müvekkili tarafından ödendiği) bir işte müvekkiline hiçbir bilgi vermeden ve işi tamamlamadan toplamda yaklaşık 13.210,10 USD bedel talep ettiğini, ancak bu bedel ile ilgili hangi sözleşme, hangi talimata dayalı iş yapıldığının belli olmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde talep edilen bedelin yurtdışı masrafı olduğu iddia edilse de, davaya konu fatura alacağı içeriğinde ... Patent hizmet bedelinin de olduğu görüldüğünden neyin talep edildiğinin anlaşılamadığını, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan tüm mailler ile taraflarınca sunulan maillerin hiçbirinde marka işlemlerinin "başvuru, ilan, tescil" işlemleri olarak ayrı ayrı ücretlendirileceği, doğacak masraf ve ücretlerle ilgili nevi ve miktar hususlarında bir bilgi veya emare bulunmadığını, davacı tarafından müvekkilinin grup firmasına 19/10/2015 tarihinde gönderilen mailde açıkça "29/06/2015 ve 03/07/2015 tarihli ödemeleriniz alınmıştır" beyanının görüldüğünü, bu beyan dışında herhangi bir ücret veya masraf talebinde bulunulmadığını, tescil işlemlerini gerçekleştiren ... tarafından 18/11/2016 tarihinde davacı tarafa gönderilen mailde işbu davaya konu markanın 16, 20 ve 35. sınıflarda tescil edildiğinin bildirildiğini, daha sonra davacı tarafın 07/02/2017 tarihinde ise müvekkili şirkete başvuruların devamına ilişkin sürecin devam edeceğini maille bildirdiğini, ancak ortada müvekkili adına yapılmış marka tescil işleminin dahi bulunmadığını, davacı, müvekkiline sunduğu fiyat teklifinde "KDV, ..., transfer masrafları, faks, fotokopi, kargo masrafları, gerektiği takdirde noter ve konsolosluk tasdik masrafları, tercüme masrafları, gerektiğinde ilgili ülkelerde yapılacak tercüme ve tasdikler, ek evrak ve doküman dosyalanması, rüçhan talebi, itiraz, itiraza cevap, görüş bildirme, disclaim, gerektiğinde kullanım evraklarının dosyalanması, ilan ve tescil ücretleri, markanın takibi ve belge gönderme" gibi tüm masraf ücretlerinin dahil olmadığını belirttiklerini iddia etmişler ise de, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için davacı tarafça bir talepte bulunulduğu kabul edilecek olsa dahi bu talep ve bilgilendirmelerin tacir sıfatına yakışır ve TBK'nun 502 vd. maddelerine uygun şekilde yapılması gerektiğini, basiretli tacir gibi davranmayıp ayrıca açıkça yasal yükümlülüğünü ihlal eden davacının taleplerinin TMK'nun 2. maddesi uyarınca muhafazasının mümkün olmadığını, müvekkilinin işini yapmayan, yıllar sonra masraf ve ücretle ilgili talepte bulunan davacının bu talepleriyle ilgili bugüne kadar müvekkilinden hiçbir şekilde olur ve talimat almadığını, davacının bununla da yetinmeyip müvekkili adına yapılmayan işler için talepte bulunduğunu, davacının, bünyelerinde çalışan ...'in usulsüz iş ve eylemlerine ilişkin iddialarının ise kendi iç meselelerinin olduğunu, bu hususların müvekkilini ilgilendirmediğini, müvekkili ile dava dışıbu kişinin müştereken hareket ettirmesi gerektirecek hiçbir gerekçe ve hadise bulunmadığını, aksine davacı ile bu kişinin müştereken hareket ederek müvekkilinin bir başka şirketinin marka tescil işleminin ücret ve masraflarını almış olmalarına rağmen gerçekleştirilmediğini sakladıklarını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davanın dayanağı fatura alacağı kabul edilse dahi icra takibinde hesaplanan faiz miktarının fahiş ve hatalı olduğunu, taraflar arasında anlaşılarak kabul edilmiş ve bunun üzerine düzenlenmiş bir fatura mevcut olmadığından içeriği itibariyle tartışmalı olan faturaya dayalı icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuş olup davalı karşı dava dilekçesinde ise; müvekkili tarafından "..." markasının Suudi Arabistan Krallığında tescil edilmesi için 4.808,50 USD ödenmesine rağmen bugüne kadar marka tescili yapılmadığı gibi işbu davayla öğrendikleri üzere markanın 3. bir şahıs adına tescil edildiğini, markanın Suudi Arabistan Krallığında tescilinin yapılıp yapılmadığının, yapıldıysa kimin adına yapıldığının ilgili kurumdan sorulmasını talep ettiklerini, bu durumda davacıya ödenen 4.808,50 USD'nin müvekkiline ödenmesi gerektiğini belirterek karşı davalarının kabulü ile, 4.808,50 USD'nin yasal faiziyle fiili ödeme günündeki karşılığıyla karşı davacı olan müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; "...Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; yukarıda ayrıntılarına yer verilen ve marka tesciline ilişkin taraflar arasındaki icap-kabul süreçleri ile sözleşmesel edimler noktasında yazışmalar ödenen bedellerin talep edilebilir olup olmadığı bakımından her iki rapor da dosya kapsamına göre denetime elverişli bulunmuştur. Zaten hizmet bedeli dışında talep edilen masraflar bakımından fiyat teklifinin alt metninde yer alan “yukarıda belirtilen tutara KDV, ..., transfer masrafları, faks, fotokopi, kargo masrafla ve noter ve tasdik masrafları, tercüme masrafları, ilan ve tescil ücretleri gibi masrafları ücrete dahil değildir" şeklindeki açıklamadan hareket edildiğinde talebe konu masraflar bakımından raporun denetime elverişli olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Tarafların edim yükümlülüklerine uyup uymadıkları ve davanın esasına ilişkin tüm hukuki nitelendirme ve değerlendirmenin mahkememize ait olması kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda, davacı tarafça davanın tamamen ıslahı ile sunulan delillerden (01.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi eki 17’de sunulan belgeler) anlaşıldığı üzere davalı tarafa ait dava konusu olmayan “...-Arapça Versiyonu” markası ile “...+Arapça Versiyonu” markalarının Suudi Arabistan’daki tescilleri aşamasında da dava konusu süreçte olduğu gibi marka tescili için ilgili ülkede tescil iş ve işlemlerinin yürütülmesi bakımından dava dışı ... şirketinin vekil tayin edildiği ve sözü edilen markaların da aynı şekilde Suudi Arabistan’da ... şirketi adına tescil işlemlerinin tamamlanmasından sonra markaların ... Şirketi’ne devri ve tescil işlemlerinin gerçekleştiği anlaşılmıştır. Davalı tarafın Suudi Arabistan’da tescil edilecek “... + ...” markasının ... şirketi adına tescil edilmesi bakımından isim de belirtilmek suretiyle davacıya iletilmiş açık ve net bir talimatı bulunduğuna dair dosya kapsamında bir delil bulunmamakta ise de, tescil işlemleri sürecinde davacının davalıya gönderdiği bilgi maillerinde, tescil aşamasına gelmiş davalı markasına ait belgelerin davalıya gönderilmiş olduğu, dolayısı ile Suudi Arabistan’da tescil edilecek “... + ...” markasının, ... şirketi adına tescil edileceği hususunun davalı tarafından bilindiği, bu hususa itiraz edilmediği ve daha evvel aynı şekilde iki farklı marka tescil sürecinin yaşandığı da gözetildiğinde davalının bu hususta zımni kabulünün bulunduğu kanaatine varılmıştır. Tescile konu “... + ...” markası, Suudi Arabistan’da ... şirketi adına tescil edilmiş ve davacı ... Patent tarafından Beyoğlu 49. Noterliği’nin ... yev. No, 16.11.2021 tarihli ihtarname ile davalının ... markasının devir işlemi için hazırlanan evrakın imzalanması ve tasdikinin böylece markanın devralınması hususunun davalıya ihtar edildiği, ancak davalının markayı devir almadığı bu hali ile alacaklının temerrüdünün somut olay bakımından gerçekleştiği, alacaklının temerrüdünden kaynaklanan sorumluluğun davacıya yüklenmesinin mümkün olmadığı, davacının marka tescil işlemleri için yapıldığı dosya kapsamı ile sabit olan masraf ve hizmet bedelini talep hakkı bulunduğu anlaşılmakla davanın kabulüne..." şeklinde gerekçelere istinaden davanın kabulü ile, 8.401,60 USD'nin (fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının) dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; ... markasının .... Şirketi adına tescil edilmesine yönelik müvekkilinin bir talimatı bulunmadığı gibi bundan haberi dahi olmadığını, müvekkilinin marka tescilini kendi adına istediğini, sözleşmeye dayalı tüm faturaların müvekkili tarafından ödendiğini, davacı tarafından iş tamamlanmadığı gibi müvekkiline hiçbir şekilde bilgi de verilmediğini, bu halde müvekkilinin zımni bir muvafakatinin de olamayacağını, davacının e-maili ile, hata yaptığını ve bunu telafi edeceğini ikrar ettiğini, kök ve ek rapor arasında davacının kusur değerlendirmesi bakımından çelişki olmasına rağmen çelişkili, olaya ve dosyadaki delillere aykırı bilirkişi raporuna dayalı karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin, alacaklının temerrüdü olduğuna dair belirlemesinin hatalı olduğunu, zira dava tarihi 06.04.2020 olup mahkemenin esas aldığı temerrüdü oluşturan ihtarın tarihinin ise 16.11.2021 olduğunu, söz konusu ihtarda açıkça dava tarihinde işini yanlış yaptığının ve tamamlamadığının davacının ikrarında olduğunu, karşılıklı borç yükleyen akitlerde borcunu tamamlamayan tarafın karşı taraftan alacağını talep etmesinin mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Mahkemenin 12/01/2021 tarihli celsesinde, karşı davanın tefriki ile yeni esasa kaydına karar verilmiş olup yargılama davacı tarafından açılan davaya ilişkin yürütülerek neticede istinaf başvurusuna konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Dava konusu, "..." markasının Suudi Arabistan nezdinde tescil edilmesi işine ilişkin olup davacı tarafından davalıya markanın tescili için faks, fotokopi, kargo ve transfer masrafına ilişkin 130,00 USD; markanın tescili için verilen patent hizmet bedeline ilişkin 1.800,00 USD ve markanın tescil ve ilan ücreti ile yurtdışı vekillik hizmet bedeline ilişkin 5.190,00 USD ve KDV'si ile birlikte düzenlenen 06/11/2018 tarihli, ... nolu ve 8.401,60 USD bedelli fatura düzenlenmiş ve işbu dava ile faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. Uyuşmazlık, davacının, dava konusu faturadan kaynaklı davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı noktasında toplanmaktadır. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 17/12/2023 tarihli raporda; Suudi Arabistan'da yapılan marka tescillerinde, ülkenin mevzuatı ve internet sitelerinde yapılan incelemeye göre, markanın tescili için her sınıf için ayrı bir başvuru ve tescil ücreti, önce marka araştırması, sonra başvuru ve ilan, kabul edildikten sonra ise tescil ücreti olarak ayrı olarak ücretlendirilme yapıldığı, ... marka tescil ofisi ile davacı arasındaki yazışmalara göre istenen bedelin tescil ve ilan ücreti olduğunun anlaşıldığı, bu bedelin internetten yapılan araştırmada tespit edilen bedeller ile takriben benzeştiği, davacı ile davalı ticari defterlerinde 31.12.2018 tarihi itibariyle tek farkın davacı tarafından davalı şirkete düzenlenen dava konusu 8.401,60 USD bedelli fatura olduğu, taraflar arasında, ne yurtdışında tevkil yoluyla yetkilendirilecek (marka vekili) temsilci için ne de davacı için ödenecek hizmet bedeli konusunda teklif formunda bir kayıt ve açıklamanın yer almadığı, ancak tacir olan her iki tarafın basiretli davranarak bir hizmet bedeli ödeneceğini öngörmesi gerektiği, bu nedenle piyasa rayiçlerine uygun bir hizmet bedelinin ödenmesi gerektiği, buna göre davacı tarafından ... şirketine ödenen ve dava konusu fatura içeriğinde 5.190,00 USD olarak gösterilen tutarın TBK'nun 510. maddesi kapsamında değerlendirilerek davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, davacı tarafından takip edilerek yürütülen yurtdışı marka tescilinin niteliği, bu iş için harcanan zaman, emek vb. unsurlar birlikte değerlendirildiğinde piyasa rayiçlerine göre işin yapıldığı tarihler itibariyle davacının, dava konusu fatura içeriğinde hizmet bedeli olarak belirtilen 1.800,00 USD ücrete hak kazanabileceği, ayrıca dava konusu faturada belirtilen 130,00 USD tutarındaki faks, fotokopi, kargo ve transfer masrafının da davacı tarafından talep edilebileceği, davacı tarafından, davalının talimatı ile markanın ... şirketi adına tescil edilmesinin istendiği, bunun davalının bilgisi dahilinde olduğu ileri sürülse de, davalının, markanın ... şirketi adına tescil edilmesi yönünde isim de belirterek açık ve net bir talimatının dosya kapsamında tespit edilemediği, bu nedenle davacının, markanın ... şirketi adına tescil edilmesinde TBK'nun 506. maddesinde düzenlenmiş özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle kusurlu işleme sebebiyet verdiği, basiretli bir vekilden beklenecek davranışı göstermediği, bu sebeple doğacak zarardan sorumlu olacağı kanaatinde oldukları, bu nedenle devir işlemi sebebiyle doğacak harç, ilan, masraf vb. gibi ortaya çıkacak giderlerin davalının zararını oluşturacağı bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 05/11/2024 tarihli ek raporda; aşamalarda davacının, davalıya gönderdiği bilgi maillerine göre, davalının tescile ilişkin her konuda bilgi sahibi olduğu ve tescilin ... şirketi adına yapılacağı bilgisine de sahip olduğu, ancak davalı tarafından, bu duruma itiraz edildiği, davacı şirketin uyarıldığı, tescilin ... şirketi adına yapılmasının istenmediği, bu durumun giderilmesi gerektiği hususları ile ilgili herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, buna göre davalının markanın ... şirketi adına tescil edilmesi yolunda Suudi Arabistan'daki marka tescili işini yürüten ... şirketinin iş ve işlemlerini kabul etmek suretiyle icazet verdiği, dolayısıyla vekili durumundaki davacı şirket yönünden de markanın Suudi Arabistan'da ... şirketi adına tescil edilmesi iş ve işlemlerine icazet verdiği, buna göre davacı şirketin sadakat ve özen yükümlülüğünden uzaklaşmadığı / kusurlu olmadığı kanaatine varıldığı, bu yönüyle kök rapordaki görüşlerini değiştirdikleri, diğer yönlerden ise kök rapordaki görüş ve kanaatlerinde bir değişiklik olmadığı bildirilmiştir. Davacı taraf açtığı dava ile, "..." markasının Suudi Arabistan nezdinde tescil edilmesi işlemine ait tescil ve ilan ücretleri ile buna yönelik masraflar ve hizmet bedeli ile ilgili düzenlenen faturanın tahsilini talep etmektedir. ...tarafından, ... markasının Suudi Arabistan'da 16, 20 ve 35. sınıflarda yayınlanması ve kaydı işlemi ile hizmet bedeline ilişkin davacı şirket adına 05/11/2015 tarihli, ... numaralı 5.190,00 USD bedelli fatura düzenlenmiştir. Davacı tarafından ... (....) ... isimli şirketin hesabına 15/11/2016 tarihinde 5.190,00 USD'nin ödendiğine dair banka swifti olduğu belirtilen belge sunulduğu gibi ayrıca ... yazı cevabından da bu tutarın ödendiğinin görüldüğü, daha sonra davalıya dava konusu olan 06/11/2018 tarihli, ... nolu ve 8.401,60 TL bedelli fatura düzenlendiği anlaşılmıştır.Somut olayda, taraflar arasında yazılı olarak yapılmış bir sözleşme bulunmamakta olup davalının talepte bulunması üzerine davacı tarafından davalıya e-mail üzerinden gönderilen 13/05/2015 tarihli teklif formu ile, markanın 3 ayrı sınıf başvurusu için (16, 20 ve 35. sınıflar) "başvuru harç ve yurt dışı vekil hizmet bedeli" olarak 850,00 USD ve "... Patent Başvuru Hizmet Bedeli" olarak 350,00 USD olmak üzere toplam 7.200,00 USD bedel ile ... markasının Suudi Arabistan'da tesciline ilişkin işlemlerin yapılmasının teklif edildiği ve akabinde her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere sözleşmesel bir ilişkinin kurulduğu ve davacının bu doğrultuda marka tescil işlemlerini yürüttüğü sabittir. Taraflar arasında kurulan bu sözleşmesel ilişkinin, kararlaştırılan edimin niteliği gözetildiğinde, hizmet ve vekalet sözleşmesine özgü özellikler barındıran karma bir yapıya sahip olduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf, ödeme yaptığını ileri sürerek başka bir borcunun bulunmadığını ve davacının, hatası ile markanın tescilini 3. bir kişi adına yapması sebebiyle oluşan masrafları da kendisine yüklemeye çalıştığı gibi markanın da kendi adlarına tescilinin yapılmadığını savunmuştur. Buna karşılık davacı taraf ise, davaya konu fatura ile, markanın tescil ve ilan ücretleri ile buna yönelik masraflar ve hizmet bedelinin tahsilini talep etmekte olup davalı marka başvuru işlemlerine ilişkin faturaları ödediğini öne sürmüş ise de, markanın başvuru işlemlerine ilişkin ücretin zaten dava konusu olmadığını, ayrıca başvuru ve tescil sürecinin hızlı yürümesi ve yurt dışında kurulacak ortaklık amacıyla markanın başka bir şirket adına yapılarak ardından kendilerine devredilmesi istek ve talebi üzerine markanın başka bir şirket (...) üzerine yapıldığını, tüm süreçlerden haberdar olan davalının yapılan ihtarlara rağmen markanın devrini üzerine almaktan kaçındığını ileri sürmüştür. Dava konusu ... markasının davalı adına tescilinin yapılmadığı sabit olup bu husus zaten her iki tarafın da kabulündedir. Ayrıca davacı, davalı adına tescil işleminin tamamlanabilmesi için keşide ettiği Beyoğlu 49. Noterliğinin 16/04/2021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile, davalının talimatı ve isteği üzerine ... adına tescil edilen markanın davalı adına devir ve temlik işleminin tüm ihtarlarına rağmen tamamlanamadığını belirterek ihtarname ekinde gönderilen devir anlaşmasının imzalanarak gönderilmesini ihtar etmiştir. Somut olayda, "..." markasının Suudi Arabistan'da davalı adına tesciline ilişkin taraflar arasında sözleşmesel bir ilişkinin kurulduğu sabit olup bu hususta bir ihtilaf da bulunmamaktadır. Bu kapsamda davacının edimi markanın Suudi Arabistan'da davalı adına tescilini sağlamak; davalının edimi ise, adına tescil işlemi tamamlandığında buna ilişkin ücreti ödemektir. Ancak söz konusu marka yurt dışında marka tescil işlemini gerçekleştiren ...isimli şirket adına tescil edilmiş ve dava tarihi itibariyle de davalı adına tescil işlemi yapılmamıştır. Markanın davalı adına devir ve temlik işleminin tamamlanması amacıyla davacı tarafından dava tarihinden sonra ihtarname (bir üst paragrafta açıklanan) keşide edilip davalıya gönderilmiştir. Mahkemece ise, ihtara rağmen davalı markayı devralmadığından alacaklı temerrüdünün gerçekleştiği gerekçesi ile davacının masraf ve hizmet bedelini talep edebileceği kabul edilmiştir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, dosya kapsamından, markanın ...isimli şirket adına tescil edilmesi yönünde davalının açık bir talimatının bulunduğu tespit edilememiştir. Taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki kapsamında davacının edimi, söz konusu markanın davalı adına tescil edilmesine ilişkin olup bu haliyle edimin bölünebilir nitelikte olmadığı, bu nedenle davalının edimini tam olarak yerine getirdiğinde ücrete hak kazanacağı açıktır. Dava tarihi itibariyle marka davalı adına tescil edilmediğine göre davacı edimini yerine getirmemiştir. Ayrıca bu haliyle ifanın davalı bakımından bir anlamı da bulunmamaktadır. Davacı, dava tarihinden sonra davalıya keşide ettiği ihtarname ile, markanın davalı adına devir ve temlik işlemleri bakımından ifaya hazır olduğunu bildirmiş ise de her dava, açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceği dikkate alındığında bu ihtarnameye sonuç bağlanarak davalının ihtarın gereğini yerine getirmeyip markayı devralmadığından bahisle alacaklı temerrüdünün gerçekleştiğinden söz edilemez. Bu nedenle mahkemenin hatalı değerlendirmeye dayalı aksine kabulü ve buna bağlı olarak davanın kabulüne karar vermesi isabetli olmamıştır. Açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/215 Esas, 2025/201 Karar sayılı ve 19/03/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 970,94 TL harçtan mahsubu ile bakiye 238,94 TL harcın talebi halinde davacıya İADESİNE, c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, d)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, e)Davalı taraf vekille temsil olunduğundan, reddedilen 8.401,60 USD'nin, dava tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre hesaplanan karşılığı olan 56.394,90 TL üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya VERİLMESİNE, f)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.221,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 489,00 TL harcın talebi halinde davalıya İADESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan 2.415,10 TL istinaf başvurma ve karar harcı ile yapılan 1.053,50 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 3.468,60 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.19/02/2026