T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/655 KARAR NO : 2026/602 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/12/2025 NUMARASI : 2025/1279 Esas (Derdest) DAVA : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 12/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/03/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen,…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/655 KARAR NO : 2026/602 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/12/2025 NUMARASI : 2025/1279 Esas (Derdest) DAVA : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 12/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/03/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 04/11/2024 tarihinde sürücü....'in sevk ve idaresinde bulunan ....plakalı motorsiklet ile Menderes Caddesinden Menderes istikametine seyir halinde iken önünde ilerleyen araçların gidiş yönünde sol taraftan karşı yöne geçen yayalara yol vermek için yavaşlaması üzerine araçların sağ tarafından sollamaya geçtiğini, araçların sağ tarafından sollamaya geçtiği anda yaya olan müvekkil davacılara çarpması sonucu müvekkilleri başvurucuların yaralandığını, 04/11/2024 tarihli kaza tespit tutanağında sürücü....'in sürücü belgesinin bulunmadığı ve Karayolları Trafik Kanunun 54/1-a maddesini ihlal ettiğinin tespit edildiğini, kaldı ki müvekkilinin davacı ... ., kızı ... ...'ü okul çıkış saatinde okuldan almış olup yolun geçit durumu okul geçidi niteliğinde olduğunu, dava konusu olayda müvekkili davacıların kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını, meydana gelen kaza ile ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/46549 Esas sayılı dosyası üzerinden soruşturma başlatılmış olup soruşturmanın devam ettiğini, müvekkillerinden ....'ün kaza sebebiyle 5 ay boyunca yatarak tedavi gördüğünü, kendisinin eşinin ve bakıcının bakımına yardımına ihtiyaç duyduğunu, halen destekli yürümesi gerektiğini, beden gücü kaybı oluştuğunu, müvekkili .... ve eşinin sosyal medya içerikli sunumlar yaptıklarını, kaza nedeniyle çalışamadıklarını ve maddi kazançtan yoksun kaldıklarını ve diğer tüm hususlar ile dava dilekçesinde açıklanan sebeplerle uğradıkları maddi manevi zarara ilişkin davada haklı çıksalar bile özellikle sigorta şirketinin sorumluluğunda olmayan manevi tazminat alacağının tahsili dava sonucunda güç veya imkansız hale gelebileceği nedenle kazaya karışan davalı ...'e ait .... plakalı motorsiklete, bunun mümkün olmaması halinde davalı ...'in ve davalı .... adına velayeten ... ve ....'in başkaca araç ve taşınmazı bulunması halinde tespit edilen araç ve taşınmazlarına tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı....Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; talep miktarı belirlenebilecek durumda iken belirsiz alacak davası açıldığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların KTK'nun 97. maddesi uyarınca sigorta şirketine gerekli belgelerle usulüne uygun başvuru yapmadığını, kazaya ilişkin soruşturma veya ceza davası varsa sonucunun beklenmesi için dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, kusur oranının ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınacak raporla belirlenmesi gerektiğini, davacının kalıcı maluliyeti bulunup bulunmadığı ve kaza ile illiyet bağının ATK 3. İhtisas Dairesinden alınacak raporla tespit edilmesi gerektiğini, tazminat hesaplamasında ZMMS Genel Şartları ve ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanması gerektiğini, geçici iş göremezlik, bakıcı, tedavi ve yol giderleri SGK’nın sorumluluğunda olup sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, davacı emekli olduğundan geçici iş göremezlik nedeniyle kazanç kaybı oluşmayacağını, davacının geliri belgelenemezse hesaplamada net asgari ücretin esas alınması gerektiğini, davacının hastanede kaldığı günlerin bakıcı gideri hesabından düşülmesi gerektiğini, davacıya SGK veya kamu kurumları tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılarak gerçek zararın belirlenmesi gerektiğini, ceza dosyasında uzlaşma varsa CMK 253/19 gereği tazminat davası açılamayacağını belirterek, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasına, davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden, aksi halde esastan inceleme yapılarak reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalılar davaya henüz cevap vermemiştir. DELİLLER : Tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesinin 29/12/2025 tarihli ara kararında özetle; kazaya karışan .... plakalı motorsikletin 18/11/2024 tarihi itibariyle dava dışı .... isimli üçüncü kişiye satışının gerçekleştiği, kazayı gerçekleştiren .... plakalı motorsikletin davalı .... ya da ....'e velayeten ... adına kayıtlı olmadığı, ayrıca davacı tarafça davalılar .... ve yine ...'e velayeten ... ve ... adına kayıtlı araç ve taşınmazlar adına tedbir konulmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de, dava konusu olmayan mal ve haklar üzerine tedbir kararı verilemeyeceğinden talep edilen ihtiyati tedbir konusunda buna göre ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı motosikletin kaza sonrası 18/11/2024 tarihinde üçüncü kişiye satılmasının davalıların kötü niyetliği olduğunu gösterdiğini, ihtiyati tedbir veya haciz kararı verilmemesi halinde davacıların zararının ileride tahsil edilmemesi riski bulunduğunu, ihtiyati haciz için alacağın kesin olarak ispatı değil mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesi yeterli olup trafik kazasından doğan haksız fiilde alacağın olay tarihinde muaccel hale geldiğini, bu nedenle davalıların başka araç ve taşınmazları üzerine tedbir/haciz konulması gerekirken talebin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesinin 29/12/2025 tarihli ara kararının kaldırılarak davalı ... ile ... adına velayeten ... ve ...'e ait tespit edilecek araç ve taşınmazlara teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davalı taraf istinafa cevap vermemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemli açılan davada istenilen geçici hukuki koruma tedbirinin reddine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçelerle davacının geçici hukuki koruma tedbirinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357 inci maddesine göre de, İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. Bilindiği üzere; uyuşmazlık bir miktar para alacağına ilişkin ise 2004 Sayılı İİK 257. vd. maddeleri gereğince ihtiyati haciz; uyuşmazlığın dava konusu hakkında olması halinde 6100 Sayılı HMK'nun 389. vd maddeleri gereğince ihtiyati tedbire ilişkin geçici hukuki koruma kararı verilmesi istenebileceği açıktır. 6100 Sayılı HMK'nun 33. maddesi gereğince olayları anlatmak taraflara, hukuki niteleme mahkemeye aittir. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz iki ayrı koruma tedbiri olup amaçları, konuları ve sonuçları bakımından birbirinden farklıdır. Biri diğerinin yerine geçmek üzere karar verilmez. Diğer bir anlatımla talep ya ihtiyati haciz ya da ihtiyati tedbir şeklinde nitelendirilip hüküm altına alınmalıdır. Nitekim 6100 Sayılı HMK'nun 406/2. fıkrasında "İhtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici düzenleme niteliğindeki kararlar gibi geçici hukuki korumalara iliskin diğer kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır." denmiştir. Bu fıkranın gerekçesinde "özellikle uygulamada farklı geçici hukuki korumaların birbirinin yerine kullanılmasının hatta -ihtiyati tedbir zımnında ihtiyati haciz kararı verilmesi- gibi aslında kanuna tamamen aykırı geçici hukuki koruma kararı oluşturulmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır." denmiştir. Eldeki davada istem; haksız fiilden kaynaklanan maddi, manevi tazminata (para alacağına) yönelik olup, davacının ihtiyati haciz olduğu açıktır. Ancak, davacı geçici hukuki koruma tedbiri olarak ihtiyati tedbir isteminde bulunduğu gibi ilk derece mahkemesince de bu yönde değerlendirme yapılması dosya içeriğine, usul ve yasaya aykırı olmuştur. 2004 Sayılı İİK 257/1 maddesi gereğince, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun taşınır taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekli olmayıp, borcun muaccel olması (vadesinin gelmesi) yeterlidir. Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davalarında tazmin yükümlülüğü olay tarihi itibariyle muaccel hale gelir. Borçlunun temerrüdünün düzenlendiği 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesine göre haksız eylemlerde eylemin işlendiği tarih itibariyle borçlunun temerrüde düşmüş olacağı düzenlenmiştir. Alacaklının alacağı muaccel olup bir rehin ile de temin edilmemişse, alacaklının ihtiyati haciz isteme hakkı vardır. Bunun için, başkaca hiçbir şart (mesela borçlunun davranışı yüzünden alacağın tahsilinin tehlikeye girmiş olması şartı) aranmaz. Alacaklının, alacağı hakkında mahkemeye kanaat verecek deliller göstermesi gerekir. Buradaki ispat, esas davadaki gibi tam bir ispat değildir. Mahkemenin, alacağın ve ihtiyati haciz sebeplerinin varlığına kanaat getirmesi yeterliğidir . Somut olayda; davacı taraf 04/11/2024 tarihinde yaya iken davalı tarafın işleteni ve sürücüsü olduğu trafik kazasında bedensel yaralandıklarından bahisle haksız eyleme dayandığına göre; davacı tarafın bedensel yaralanmasına dayalı maddi, manevi tazminat alacağının TBK un 117/2 inci maddesi kapsamında haksız eylem tarihi itibariyle muaccel hale geldiği açıktır. Ayrıca; kaza tespit tutanağı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2025/46549 Soruşturma sayılı evrakı, kusur raporu, ifade tutanakları, adli raporlar ve tüm evrak içeriğinden, davacı tarafın bedensel yaralanmaya yönelik maddi, manevi alacağını yaklaşık da olsa ispat ettiği anlaşıldığından; davacılar bakımından İİK un 257 inci maddesi uyarınca ihtiyati haciz koşulları gerçekleştiğinden hacizde ölçülü olma kuralı uyarınca davalı şahıslar adına kayıtlı olan araç ve taşınmazlar bakımından kabulüne karar verilmesi gerekirken tümden reddine karar verilmesi dosya içeriğine, usul ve yasaya aykırı olmuştur. Öte yandan, manevi tazminat isteminde zararın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereğince kısmi ve belirsiz alacak davası olarak açılmaya elverişli değildir. Bu sebeple davacıların manevi zararlarına karşılık ihtiyati haciz taleplerinin tamamının tek kalemde istenebileceğinden göz önünde tutularak ihtiyati haciz talebinin kabulü, hacizde ölçülülük ilkesi gereğince kısmen kabul-kısmen reddi veya reddine karar verilmiş olması ileride hükmedilecek olan manevi tazminat istemi için 6100 Sayılı HMK'nun 36/1-b bendi gereğince davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği halde görüşünü açıklamış olması niteliğinde görülemez. Diğer bir anlatımla ihtiyati hacizde verilen karar ne olursa olsun buna bağlı olmaksızın nihai kararda 22/06/1966 tarihli 7/7 sayılı İBK'da göz önünde tutularak manevi tazminatın hüküm altına alınması mümkündür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemesi Kararları arasındaki Uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 2022/8964 esas 2022/15530 karar sayılı 28/11/2022 tarihli kararı da "Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat, haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki muacceliyet kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Borçlunun temerrüdüne ilişkin 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesine göre haksız eylemlerde eylemin işlendiği tarih itibariyle borçlunun temerrüde düşmüş olacağı düzenlenmiştir. Az yukarıda açıklanan yerleşik yargısal içtihatlarda da bu hususlara işaret edilmiştir. Haksız eylemden kaynaklı manevi tazminat istemiyle açılan davalarda ihtiyati haciz kararı verilmesini engelleyen yasal bir hüküm mevcut olmadığı gibi, İİK’nın 257 vd. maddelerinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. Haksız eylem nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında İİK’nın 257 vd. maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi ve mahkemenin alacağın varlığı konusunda kanaat edinmiş olması halinde, somut olayın özelliklerine ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi mümkündür" şeklindedir. Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin 29/12/2025 tarihli gerekçeli ara kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-2) bendi gereğince kaldırılmasına, düzelterek yeniden karar verilmesi suretiyle; davacılar vekilinin ihtiyati haciz talebinin 2004 Sayılı İİK un 257 ve devamı maddeleri uyarınca koşulları gerçekleştiğinden takdiren dava değeri olan 677.000,00 TL sının %5 nakdi yada gayri nakti teminat karşılığında kabulüne, davalı şahıslar adına kayıtlı olması koşulu ile dava değeri olan 677.000,00 TL’sı ile sınırlı olacak şekilde araç ve taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz konulmasına, ihtiyati haciz kararının süresinde talep edilmesi halinde 2004 Sayılı İİK'nun 261. maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin yargı çevresi içerisinde bulunan icra dairesine ibrazla yerine getirilmesine, fazlaya ilişkin ihtiyati haciz isteminin reddine, ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (b-2) bendi gereğince KABULÜNE, 2-İlk Derece Mahkemesi olan İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1279 Esas sayılı derdest dosya üzerinden verilen ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin 29/12/2025 tarihli ara kararın KALDIRILMASINA, a-Davacılar vekilinin ihtiyati haciz talebinin 2004 Sayılı İİK'nun 257 ve devamı maddeleri uyarınca koşulları gerçekleştiğinden takdiren dava değeri olan 677.000,00 TL sının %5 nakdi yada gayri nakti teminat karşılığında KABULÜNE, b-Davalı şahıslar adına kayıtlı olması koşulu ile araç ve taşınmazlar üzerine dava değeri olan 677.000,00 TL’sı ile sınırlı olacak şekilde İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA, fazlaya ilişkin ihtiyati haciz isteminin reddine, c-İhtiyati haciz kararının süresinde talep edilmesi halinde 2004 Sayılı İİK'nun 261. maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin yargı çevresi içerisinde bulunan icra dairesine ibrazla yerine getirilmesine, ç-Kararın derdest olan dava dosyası üzerinden taraflara bildirilmesine, 3-Davacı tarafından peşin yatırılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcının ve gider avansının talep halinde yatırana iadesine, 4-Kesin olan iş bu kararın taraflara tebliği, avans ve harç iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 12/03/2026 tarihinde, 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-f) bendi ve 2004 Sayılı İİK'nun 258/3. fıkrası gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.