T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1643 KARAR NO : 2025/2304 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2024 NUMARASI : 2024/323 Esas - 2024/347 Karar DAVACI : ENGELBERT MAG. ZOLLNER - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... - ... …
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1643 KARAR NO : 2025/2304 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2024 NUMARASI : 2024/323 Esas - 2024/347 Karar DAVACI : ENGELBERT MAG. ZOLLNER - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... - ... DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 30/05/2024 KARAR TARİHİ : 31/12/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 31/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı taraf davalı şirketin %90 hissesine sahip olduğunu, %10 hisse sahibi diğer ortağın aynı zamanda tek müdür olduğunu, diğer ortak ...'ın şirketin menfaatlerine aykırı işlemler yaptığını ve şirketi zarara uğrattığını ayrıca davacının ortaklıktan kaynaklı haklarının ihlal edildiğini belirterek davalı Bea İnovatif Yapı İzolasyon Teknolojileri Limited Şirket ortaklığından çıkarılmasına ve ayrılma akçesinin tespiti ile şirket varlıklarının korunması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Şirket ortaklığından çıkma davasının hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şayet şirket sözleşmesinde ortaklara şirketten çıkabilmeyi tanıyan bir hüküm yoksa, haklı sebeplerin varlığında her ortağın, TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca şirketten çıkmasına karar verilmesini mahkemeden isteyebileceğini, kaldı ki, şirket esas sözleşmesinde çıkma hususu düzenlenmiş olsa dahi haklı sebeplerin varlığı halinde isteyen ortağın, kanunda düzenlenen ortaklıktan çıkma hakkını kullanabileceğini, dolayısıyla davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu, alanında uzman birinin davalı şirkete yönetici kayyım atanması ve şirketin taşınır, taşınmaz ve banka hesapları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ilişkin taleplerinin mahkemece değerlendirilmemesi ve buna ilişkin talepleri hakkında herhangi bir karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının şirket ortaklığından kaynaklı zararının her geçen gün artmasına neden olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/06/2024 tarih, 2024/323 Esas - 2024/347 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; haklı sebeplerin varlığı iddiası ile limited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı taraf davalı şirketin %90 hissesine sahip olduğunu, %10 hisse sahibi diğer ortağın aynı zamanda tek müdür olduğunu, diğer ortak ...'ın şirketin menfaatlerine aykırı işlemler yaptığını ve şirketi zarara uğrattığını ayrıca davacının ortaklıktan kaynaklı haklarının ihlal edildiğini belirterek davalı Bea İnovatif Yapı İzolasyon Teknolojileri Limited Şirket ortaklığından çıkarılmasına ve ayrılma akçesinin tespiti ile şirket varlıklarının korunması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği, Mahkemece tensip zaptı ile şirket ortaklığından çıkma davasının asıl dosyadan tefrik edilerek Mahkemelerinin 2024/323 Esasını aldığı, işbu dosyada da tensip zaptı ile davacının şirket ortaklığından çıkma davasının hukuki yarar şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır. Limited şirketlerde ortakların ortaklıktan doğan şahsi ve mali hakları söz konusudur. Ortakların pay hakkı, şirket kârına katılma hakkı gibi mali haklarının yanı sıra, oy kullanma hakkı, ortaklığı yönetim ve idare hakkı gibi şahsi hakları mevcuttur. Limited şirketlerde ortağın şahsi haklarından biri de 6102 sayılı Kanun'un 638'inci maddesinde düzenlenen, ortağın ortaklıktan çıkma hakkıdır. Çıkma hakkı, ortağın özgür iradesi ile ortaklıktan çıkma istemini içerir. Çıkma hakkını kullanarak ortaklıktan ayrılan ortağın, ortaklığa ait bütün hak ve mükellefiyetleri sona ererek şirketle arasındaki bütün ilişkisi kesilmiş olacaktır. Limited şirketlerde ortakların tek yanlı iradeleriyle şirketten ayrılmaları kural olarak mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel 6102 sayılı Kanun'un 638'inci maddesi gereğince ya esas sözleşmesel ya da kanuni olabilir. Başka bir deyişle bu temel, ya şirket sözleşmesinin ortağa şirketten tek yanlı irade ile çıkma hakkı veren bir hükmü ya da kanunun ortaklara belirli koşullarda çıkma hakkı tanıyan düzenlemesidir. 6102 sayılı Kanun'un 638/1 inci maddesi “Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, limited şirket sözleşmesi ile ortaklara şirketten çıkma hakkının tanınması veya bu hakkın kullanılmasının belirli şartlara bağlanması mümkündür. Ayrıca bu hakkın kullanılması için sözleşme özgürlüğü kapsamı içinde bazı şartların varlığı da gerekli kılınabilir. Limited şirkette ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyan bir diğer durum ise 6102 sayılı Kanun'un 638/2'nci maddesinde yer alan “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.” şeklindeki düzenlemedir. Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir. Böylece ortaklar, esas sözleşmede şirketten çıkma hususu düzenlenmiş olsun ya da olmasın şirketten çıkmalarını haklı gösterecek bir sebebin varlığı hâlinde her zaman bu hakkı kullanabileceklerdir. Kanun'da çıkma davası açılabilmesi için mevcut olması gereken haklı sebeplerin ne olduğu örnekseme yoluyla dahi olsa sayılmamıştır. Haklı sebepler somut olayın niteliğine göre belirlenecek olup bu sebepler şahsi yahut maddi nitelikte olabilir. Önemli arz eden husus, haklı sebeplerden dolayı ortaklık ilişkisinin çıkma isteyen ortak yönünden çekilmez hâle gelmiş olmasıdır. Zira hiç bir ortaktan haklı nedenlerle çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez (Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, 2015, s. 561). Aksi hâlde, ortak, onu ortak olmaya yönelten şartlar ortadan kalktığında şirkette kalmaya mahkum edildikten başka, şirketten ayrılmasını gerektiren sebepler doğduğu hâllerde de şirketten ayrılamaz duruma düşürülür (madde gerekçesi). Haklı sebep şirketin yönetimine, ticari faaliyetlere, şirketin ekonomik durumuna, ortağın diğer ortaklarla kişisel ilişkilerine ilişkin olabilir. Ayrıca haklı sebep ortağın kendisi yanında şirket tüzel kişiliğinden yahut diğer ortaklardan da kaynaklanmış olabilir. Ancak burada önemle belirtilmelidir ki; çıkma davası açan ortağın haklı sebeplerin oluşumuna bilerek ve isteyerek yahut ihmal suretiyle katkı sağlamış olması durumunda bu sebeplere dayalı çıkma davası açması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırılık teşkil eder. Burada önemli olan husus; ortaklık ilişkisinin ve şirket sözleşmesinin dürüstlük kuralına göre devam edebilmesinin çıkma isteyen ortak bakımından imkânsız hâle gelmesidir (Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, Ankara, 2014, s. 2247; Mustafa Yasan, Şirketler Hukuku Şerhi, Editör Kemal Şenocak, Cilt IV, Ankara, 2022, s. 4958, 4959; Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, Bursa, 2013, s.765). Limited şirket ortağı tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davası ileriye etkili hüküm ifade eden bozucu yenilik doğuran bir dava olup, bu davada çıkmayı gerçekleştiren irade mahkeme kararıdır. Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı şirketle ortak arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirir ve sonuçlarını dava tarihinden değil kararın kesinleştiği tarihte doğurur. Hemen belirtilmelidir ki, ortak tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davasında davacının ortaklık sıfatının kararın kesinleştiği tarihe kadar devam etmesi gerekmektedir. Zira haklı sebebe dayalı çıkma davasında verilen çıkma kararı, sonuçlarını kararın kesinleştiği tarih itibariyle doğuracağından davacının bu tarihte ortak olması gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/11-63 esas 2023/722 karar sayılı ilamı) Uyuşmazlığın çözümü için 6102 sayılı TTK'nın 636/3. fıkrasına da değinmek gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 636/3. fıkrası; "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." şeklindedir. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde; 6102 sayılı TTK'nın 638. maddesinde haklı nedenle şirket ortaklığından çıkma isteme hakkının her hangi bir sınırlama getirilmeden "her ortağa" tanındığı görülmektedir. TTK'nın 636/3. fıkrasında da haklı nedenle şirketin feshi istendiğinde mahkemece öncelikle uygun diğer çözümlere hükmedilmesi, olmadığı taktirde son çare olarak şirketin feshine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu hükümden (m.636/3) anlaşılacağı üzere şirketin tüzel kişilik olarak varlığını devam ettirmesi asıldır. Kanun koyucu bu hükümle şirketin öncelikle varlığının korunmasını hedeflemektedir. Bu açıklamalar kapsamında eldeki uyuşmazlık incelendiğinde; davacının %90 payı olmakla şirketin fesih ve tasfiyesi için genel kurul kararı alma olanağı olmakla birlikte, TTK'nın amacının şirketin varlığının mümkün olan her durumda devamı yönünde olması nedeniyle haklı nedenle şirket ortaklığından çıkmak isteyen ortağın şirket paylarının ne kadarına sahip olduğuna bakılmaksızın çıkma davasının görülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Kaldı ki, çıkma davasını düzenleyen hükümde (m. 638) "her ortağın" demek suretiyle dava açma hakkı yönünden ortaklar arasında bir sınırlamaya gidilmediğinden çıkma davasının görülmesi gerektiği açıktır. İlk derece mahkemesince emsal olarak sunulan Yargıtay 11. HD'nin 15/05/2019 tarih, 2018/1514 E., 2019/3755 K. Sayılı ilamına konu olayda, davacı ortak çıkma değil şirketin fesih ve tasfiyesini istemiş olup, şirketin fesih ve tasfiyesinin istenmesi durumunda genel kuruldan bu yönde karar alma olanağı bulunan ortağın dava açmasında hukuki yararının olmaması olağandır. Ancak eldeki dava, fesih ve tasfiye değil çıkma istendiğinden anılan içtihadın eldeki dava yönünden emsal oluşturmayacağı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davacının eldeki davada hukuki yararının bulunduğu, bu nedenle davanın esasına girilmesi gerektiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/06/2024 tarih, 2024/323 Esas ve 2024/347 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.31/12/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*