Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1533 E. , 2025/1758 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1533 Karar No : 2025/1758 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 27/02/2010 tarih ve 27506 sayılı Resmi Gazete'de
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1533 E. , 2025/1758 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1533 Karar No : 2025/1758 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 27/02/2010 tarih ve 27506 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 21/01/2010 tarih ve 2010/99 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Kayseri Sarımsaklı Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, Buğdaylı Mahallesinde yer alan davacıya ait ... ada ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsele ilişkin kısmının iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu arazi toplulaştırması sürecine 27/02/2010 tarih ve 27506 sayılı Resmi Gazete'e yayımlanan Bakanlar Kurulu'nun 21/01/2010 tarih ve 2010/99 sayılı kararıyla başlanılmasına ve mevzuat uyarınca söz konusu hususun tapuya şerh edilmesi gerekmesine rağmen (ilk) davacı ...'ın taşınmazı satın aldığı tarihte tapu kaydında parsel ile ilgili olarak arazi toplulaştırmasının yapıldığı hususuna ilişkin herhangi bir şerhin bulunmadığı, parsel üzerindeki sabit tesis olarak korunması gerekli yapıların satın alma tarihinden sonra inşa edildiği, toplulaştırma işlemlerinin başladığına dair tapuda şerh bulunmamasına rağmen söz konusu durumun bilinmesinin de tapu malikinden beklenemeyeceği, aksi düşüncenin hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesine aykırılık teşkil edeceği gibi mülkiyet hakkının da ihlali anlamına geleceği değerlendirilmiş olup, bu çerçevede, dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan yapıların sabit tesis olarak dikkate alınmadan gerçekleştirildiği anlaşılan dava konusu arazi toplulaştırması işleminde bu yönüyle 3083 sayılı Kanun’un amacına, dağıtım ilke ve esaslarına, kamu yararına ve hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Cumhurbaşkanı Kararı'nın Resmi Gazetede yayımlanmasından sonra yapılacak sabit tesislerin toplulaştırmada dikkate alınmayacağı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun, işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda; toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılmasını, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasının ve küçülmesinin önlenmesini sağlamak olduğu hüküm altına alınmıştır. Aynı kanunun 6. maddesinin 3. fıkrası; "Toplulaştırma sonunda dağıtılan veya sahibine bırakılan tarım arazisi malikleri adına, geriye kalan arazi ise Hazine adına uygulayıcı kuruluşun talebi ile tapuya tescil edilir. Malikleri adına tescil edilen arazi bu Kanun hükümleri dışında o bölge için tespit edilen dağıtım normundan daha küçük parçalara rızaen veya hükmen taksim edilemez ve ifraz işlemlerine konu olamaz. Bu husus tapu siciline şerh edilir." hükmünü,13. maddesi ise; "Uygulama alanlarında Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımı tarihinden itibaren, kamulaştırma, toplulaştırma, arazi değiştirilmesi ve dağıtım işlemlerinin tamamlanması veya tapuya tescili sonuçlandırılıncaya kadar, gerçek kişilerle özel hukuk tüzelkişilerine ait arazinin mülkiyet ve zilyetliği devir ve temlik edilemez. Bu araziler ipotek edilemez ve satış vaadine konu olamaz. Ancak, bu kısıtlama süresi beş yılı aşamaz. Sulama şebekesi tamamlanıp sulamaya geçinceye kadar da aynı işlemler yapılmaz. Bu kısıtlamada ise süre, beş yılı aşamaz. Ancak, sulama alanlarında toplulaştırma çalışmaları kısıtlama süresi içerisinde sonuçlandırılamadığı takdirde, Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün teklifi ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığının onayı ile toplulaştırma çalışmalarının sonuçlandırılması amacıyla kısıtlama süresi en fazla beş yıla kadar daha uzatılabilir." hükmünü ihtiva etmektedir. Arazi Toplulaştırması Teknik Talimatının "Sabit Tesislerin Tespiti" başlıklı 9. maddesinde, toplulaştırma alanı ilanından sonra yapılan sabit tesislerin uygulamada dikkate alınmayacağı belirtilmektedir. Dosyanın incelenmesinden; Bakanlar Kurulu'nun 21/01/2010 tarih ve 2010/99 sayılı kararıyla dava konusu taşınmazın da yer aldığı Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, Buğdaylı Köyü'nün uygulama sahası ilan edilerek uygulama sahasında arazi toplulaştırması yapılmasının kararlaştırıldığı, söz konusu kararın ve eklerinin 27/02/2010 tarih ve 27506 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı, 16/05/2012 tarihinde de yer teslimi yapılarak arazi toplulaştırma çalışmalarına başlandığı, görülmekte olan davayı ilk olarak açan ...'ın ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı, toplulaştırma işlemleri devam ederken 17/09/2015 tarihinde satın aldığı ve sonrasında taşınmaz üzerinde sabit tesislerin yapıldığı, ... ada ... parsele karşılık olarak toplulaştırma işlemleri neticesinde davacıya ... ada ... parselin tahsis edildiği ve 23/03/2020 tarihinde ... adına tescil edildiği, davacıya tahsis edilen ... ada ... parselde davacının eski parselinin kuzey bölümünde kalan duvarın başka bir parsel sınırı içinde kaldığı, güney bölümündeki duvarın ise yola isabet ettiği, ... ada ... parselin ... adına tahsis edildiği gün ... tarih ve ... yevmiye numarası ile "3083 sayılı yasanın 6. maddesi gereğince kısıtlıdır" şerhinin tapuya konulduğu, arazi toplulaştırmasına ilişkin işlemin ... ada ... parsel yönünden iptali istemiyle, ... tarafından görülmekte olan davanın açıldığı, dava devam ederken söz konusu taşınmazın 25/03/2022 tarihinde ...'a satıldığı, yeni malik ...'ın hasım mevkiine alınarak davaya devam edildiği, uyuşmazlık konusu arazi toplulaştırması başladıktan sonra söz konusu hususun tapuya şerh edilmesi gerekmesine rağmen (ilk) davacının taşınmazı satın aldığı tarihte tapu kaydında parsel ile ilgili olarak arazi toplulaştırmasının yapıldığı hususuna ilişkin herhangi bir şerhin bulunmadığı, bu durumda toplulaştırma işlemlerinin başladığının bilinmesinin tapu malikinden beklenemeyeceği, dolayısıyla toplulaştırma ilanından sonra tesis edilmiş olsa dahi, dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan yapıların sabit tesis olarak dikkate alınması gerektiği, aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. 3083 sayılı Kanun hükümleri incelendiğinde, toplulaştırma işlemleri ile taşınmazlar üzerine iki tür şerh konulduğu anlaşılmaktadır. 3083 sayılı yasanın 13. maddesi uyarınca konulan şerh, toplulaştırma işlemlerinin tamamlanması veya tapuya tescili sonuçlandırılıncaya kadar taşınmazın satışını engelleyen bir şerh olduğundan, işlemler tamamlanana kadar tapu malikleri taşınmazı satamazlar ancak bu şerhin süresi beş yıl olduğundan, beş yılın bitiminde toplulaştırma işlemleri tamamlanmasa dahi artık satışı engelleyen yasal bir engel bulunmamaktadır. 3083 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca konulan şerh ise; toplulaştırma işlemleri sona erip yeni tahsis edilen parseller malikleri adına tescil edildikten sonra konulan bir şerh olup, taşınmazın daha küçük parçalara bölünerek satılamayacağı belirtilmektedir. Buna göre her iki şerh de taşınmazlarda toplulaştırma işlemi yapıldığına dair bir bildirim amacı taşımaz, birisi toplulaştırma sırasında taşınmazın satışına engel olmak için konulurken, diğeri ise yeni parselin tapuya tescilinden sonra daha küçük parçalara bölünmesini engellemek için konulmaktadır. ... tarih ve ... yevmiye numarası ile "3083 sayılı yasanın 6. maddesi gereğince kısıtlıdır" şerhi, taşınmazın tescil sonrasında daha küçük parçalara bölünerek satışını engellemek için konulmuştur. Esasen, UYAP üzerinden ... ada ... parsel sayılı taşınmazın pasife alınmış tapu kayıtları incelendiğinde, taşınmazın toplulaştırma alanına alındığına dair ... tarih ve ... yevmiye numaralı şerh bulunduğu, bu şerhin süresinin beş yıl olması nedeniyle sürenin bitiminde, ilk davacı olan ...'a 17/09/2015 tarihinde satışının yapılabildiği anlaşılmaktadır. Arazi toplulaştırma işlemleri yasal mevzuat uyarınca, mahallinde yapılan ilanlar yoluyla halka duyurulmakta olup, parsel maliklerine bireysel tebligat yapılmadığından, taşınmazı 17/09/2015 tarihinde satın alan davacının toplulaştırma işlemlerinden haberdar olmadığı gerekçesiyle, taşınmaz üzerinde toplulaştırma ilanından sonra yaptığı sabit tesislerin korunması zorunluluğu bulunmamaktadır. Zira, yukarıda da bahsedildiği üzere, toplulaştırma işlemi ile tapuya konulan şerhlerin amacı ilgililere toplulaştırma işleminin bildirimi değil, taşınmazların satışının ve bölünmesinin önüne geçmektir. Toplulaştırma ilanından sonra yapılan sabit tesisler uygulamada dikkate alınmak zorunda olmadığından, toplulaştırma ilanının 27/02/2010 tarih ve 27506 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten sonra, 2016 yılında yapıldığı açık olan sabit tesisler korunmadan yapılan dava konusu toplulaştırma işleminde hukuka aykırılık, aksi yönde verilen iptal kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 18/03/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.