Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.08.1999 tarihinde işe başladığını, iş sözleşmesinin fesih tarihi olan 22.07.2019 tarihine kadar otobüs şefi olarak çalıştığını, işin asıl sahibinin Belediye olduğunu, sigorta kayıtlarının ise alt işveren konumundaki şirketler üzerinden gösterildiğini, asgari ücretteki yüzde artış oranının dikkate alınmadığını, müvekkilinin... Sendikası üyesi olduğunu, alacakların hesaplanmasında toplu iş sözleşmesi hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini ileri s
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.08.1999 tarihinde işe başladığını, iş sözleşmesinin fesih tarihi olan 22.07.2019 tarihine kadar otobüs şefi olarak çalıştığını, işin asıl sahibinin Belediye olduğunu, sigorta kayıtlarının ise alt işveren konumundaki şirketler üzerinden gösterildiğini, asgari ücretteki yüzde artış oranının dikkate alınmadığını, müvekkilinin... Sendikası üyesi olduğunu, alacakların hesaplanmasında toplu iş sözleşmesi hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile ücret, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin, çocuk yardımı, yemek yardımı, yakacak yardımı, ikramiye, öğrenim yardımı, bayram yardımı ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, davacının ücretinin tespiti ile toplu iş sözleşmesine dayalı talep ettiği alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin alacağının bulunup bulunmadığı ve hükmedilen vekâlet ücreti ile yargılama giderine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı velilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.