T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1416 - 2025/2302 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1416 KARAR NO : 2025/2302 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/02/2024 NUMARASI : 2019/555 Esas - 2024/113 Karar ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVACI : ... VEKİLİ …
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1416 - 2025/2302 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1416 KARAR NO : 2025/2302 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/02/2024 NUMARASI : 2019/555 Esas - 2024/113 Karar ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVALI : KOZA ZİRAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... FERİ MÜDAHİL : KERİMOĞLU İNŞAAT MÜCEVHERAT GIDA KÜLTÜR MANTARI TARIM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) DAVA TARİHİ : 28/11/2019 KARAR TARİHİ : 31/12/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 31/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı Koza Ziraat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin azınlık ortağı olduğunu, şirketin uzun süredir faaliyetlerini fiili olarak sonlandırdığını ve şirketin işlevinin sona erdiğini, şirketin ana gayesine uygun faaliyet gösterme durumundan uzaklaştığını ve dava tarihi itibariyle tasfiye sürecine girmesi gerekirken ortakların bir araya gelememesi sebebi ile tasfiye sürecinin başlayamadığını, mevcut durumda şirket yetkilerini ele geçiren hakim ortakların şirketin gayrimenkulleri üzerinden haksız kazanç elde etmek üzere şirketin borcu veya başkaca bir sermayeye ihtiyacı olmadığı halde şirketin gayrimenkullerini satarak ve parasına da şirket hesabından ayrı şahıslarını veya yakınlarının hesaplarına göndererek diğer ortakları zararına işlem yaptığını, şirketin uzun süre genel kurul toplantısı yapmadığını, şirket ortakları arasında güvensizliğin hat safhaya çıktığını, özellikle hakim ortak tarafından şirketi ele geçirme ve şirket gayrimenkullerini satarak şirketin içinin boşaltılması için her türlü hukuka aykırı yola müracat edildiğini, hakim ortak ...'nin şirket yetkisi elinde olmadığı bir zamanda yetkisinin bulunduğu dönem tarihinde keşide edildiğini kendisinin yetkili olduğu mavi gün .... şirketine davalı şirketi borçlandırarak haksız kazanç elde etmek istediğini, mevcut durumda şirketin kasasının boş olduğu ve şirketin uzun süredir faal olmadığı için, uydurma ve muvazaalı senede karşı menfi tespit davası dahi açılamadığını, şirketin hakim ortaklarından ..., Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/403 Esas sayılı dosyası ile genel kurulu toplamak için yetki aldığını ve 06.10.2019 tarihinde usulsüz olağanüstü genel kurul toplantısı yaparak kendisini yönetim kuruluna üye olarak seçtirdiğini ve şirketin tek yetkilisi olarak karar aldığını, ... daha önce yapılan genel kurulun iptali için Kocaeli 1. ATM. Nin 2018/108 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını ve gayrimenkuller üzerine tedbir koydurarak şirketin zararına işlem yapılmasını engellemek istediğini, ancak ... açtığı davalardaki iddialarını unutarak, kendisi şirketin tek yetkilisi olunca ilk iş olarak şirketin değerli bir gayrimenkulü sattığını ve diğer gayrimenkuller üzerindeki tedbirlerini teker teker kaldırarak şirket arsalarını satmak için girişimde bulunduğunu, bu hali ile şirketin içini boşaltmak ve azınlık hisseleri bulunan ortakları mağdur etmek istediğini, müvekkili ve diğer azınlık hissedarlarının zarara uğramaması, artık faaliyetini devam ettirme imkanı kalmayan şirketin tasfiyesini, tedbir kararı verilerek şirkete ait gayrimenkullerin 3.kişilere satış ve devrinin engellemesini tasfiye süreci için tedbiren tasfiye memuru atanmasını, Koza Ziraat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı şahsın şirkete hissedar olurken eline geçirdiği hisseler için hisse bedeli ödeme borcunu yerine getirmediğini, bedel ödemeden eline geçirdiği hisseleri kullanarak kendisiyle aynı durumdaki diğer ortağın desteğiyle şirkete ait gayrimenkulleri satarak menfaat sağlamak peşine düştüğünü, halen şirketin en büyük hissedarı ve son genel kurulda davacı şahıs dışındaki tüm hisse ve hissedarların oyuyla yönetim kurulu başkanı olarak seçilen ... tarafından kurulan şirketin 60 yıllık bir kurum olduğunu ve bir aile şirketi olduğunu, ... adlı şahsın tesislere yatırım yapma vaadiyle ve bedelini ödeyeceğine dair güven uyandırarak şirketin bir kısım hisselerini eline geçirdiğini, ancak aradan geçen 7 sene içerisinde şirkete bir lira yatırım yapmadığını, hisse bedelini de ödemediğini, geçen dönem içerisinde yönetim kuruluna da seçilen bu şahsın şirkete somut hiçbir katkı sunmadığını, yaptıkları tek faaliyetin şirketin gayrimenkullerinin satışına dair karar alarak haksız menfaat temin etmek olduğunu, şirket ve sicil kayıtlarının incelenmesinde bu hususun görüleceğini, şirketin son 7 yıllık Ticaret Sicil Gazetelerinin Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Ticaret Odasından celp edilerek incelenmesini talep ettiklerini, ortakların en son iki ay önceki genel kurulda bir araya geldiğini ve şirketin yönetimi hususunda karar verdiğini, davacının davetiyeye rağmen şirketin en önemli toplantısına gelmediğini, vekil göndermediğini, şirketin tasfiyesini gerektiren genel kurul kararının olmadığını, belgesiz, haksız, mesnetsiz iddiaların reddine, tedbir talebinin ve davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili mahkememiz dosyası ile birleşen dava dilekçesinde özetle; müvekilinin davalı şirkette 30.000 pay adedine sahip olduğunu, ancak son pay defteri ortada olmadığı için 12/07/2021 tarihli genel kurulda müvekkilinin payının %16 olarak gösterildiğini, ...'nin payının ise %62 olarak tutanağa işlendiğini, pay oranlarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin %40 hisse sahibi ortak olduğunu beyan ederek; müvekkilinin %40 hisse sahibi olduğunun tespitine ve pay defterine işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... ASIL DAVA YÖNÜNDEN; 1-Davanın REDDİNE, 2-Kocaeli İli Kartepe İlçesi 157 Ada 164 Parsel üzerindeki tedbir baki kalmak üzere mahkememizce konulan diğer tedbirlerin kaldırılmasına, Kartepe tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN; 1-Davanın KABULÜ ile; Beşiktaş 13. Noterliği'nin 16/07/2015 Tarih 2554 yevmiye sayılı hisse devrinin davacı ... ...'a devir edildiğinin tespitine, pay defterinin tesciline, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı Koza Ziraat Sanayi ve Ticaret A. Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, tarafların sunduğu tüm delillerin incelenip değerlendirilmesi suretiyle, davalı şirketin işlemez hale gelmesinde gerçekte hangi ortağın kusurlu olduğunun tespit edilmesi, kusurlu taraf davacı ise asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu konuda hiçbir inceleme yapılmadan, sadece tarafların ortaklık ilişkisini sürdürmelerinin mümkün olmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmasının doğru olmadığını, birleşen davada; davacı ...'ın, mevcut hisselerinin dışında hissedarlardan ...'a ait hisseleri de devir aldığını ve gerçek hisselerinin %40'a ulaştığını iddia ettiğini ancak bu iddianın doğru olmadığını, hukuka uygun bir devir işleminin gerçekleştirilmediğinin toplanan deliller ve Mahkemece yaptırılan uzman bilirkişi raporlarında da tespit edildiği halde 'hisselerin devir edildiğinin tespitine, pay defterinin tesciline' dair yanlış bir sonuca varıldığını, Mahkemece son hissedarlık durumu gözetilerek karar verilmesi gerekirken davacı tarafın sahip olduğu hisselerin çok üzerinde bir hisseye sahipmiş gibi gösterildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava şartları ve hukuki durumun davanın açıldığı gün itibariyle değerlendirilmesi gerektiğini, davacının da bir zamanlar yönetici olmasının şirketin faaliyetini sağlanamaması ve davanı reddine karar verilmesini gerektirmediğini, diğer ortaklar ve yönetim kurulu başkanı ... şirketin için boşaltmak ve zaten faaliyeti olmayan ve canlanması da mümkün olmayan şirketin bütün mal varlığının satmak istediğini, bu nedenle tedbir kararının kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu, şirketin mal varlığını kaçırma riskinin devam ettiğini ve fiilen hileli satış işlemleri yapılmışken gayrimenkuller üzerine tedbir konulmasını talep ettiklerini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2024 tarih, 2019/555 Esas - 2024/113 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava; davalı anonim şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Birleşen dava; davalı şirkette pay sahibi olanların hisse durumlarının tespitinden ibarettir. İlk derece mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; Asıl davada; davacının ortağı olduğu, Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğünün 5390 sicil numarasında kayıtlı Koza Ziraat San. ve Tic. AŞ nin hissedarı olduğu, davalı şirketin uzun süredir faaliyetlerini devam ettirmediği, şirket ortakları arasında uyuşmazlık olduğu iddiası ile şirketin tasfiyesine karar verilmesini talep ettiği, davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı şahsın şirkete hissedar olurken eline geçirdiği hisseler için hisse bedeli ödeme borcunu yerine getirmediğini, geçen dönem içerisinde yönetim kuruluna da seçilen bu şahsın şirkete somut hiçbir katkı sunmadığını, yaptıkları tek faaliyetin şirketin gayrimenkullerinin satışına dair karar alarak haksız menfaat temin etmek olduğunu, şirket ve sicil kayıtlarının incelenmesinde bu hususun görüleceğini, ortakların en son iki ay önceki genel kurulda bir araya geldiğini ve şirketin yönetimi hususunda karar verdiğini, davacının davetiyeye rağmen şirketin en önemli toplantısına gelmediğini, vekil göndermediğini, şirketin tasfiyesini gerektiren genel kurul kararının olmadığını belirterek davanın reddini talep ettiği, birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette 30.000 pay adedine sahip olduğunu, ancak son pay defteri ortada olmadığı için 12/07/2021 tarihli genel kurulda müvekkilinin payının %16 olarak gösterildiğini, ...'nin payının ise %62 olarak tutanağa işlendiğini, pay oranlarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin %40 hisse sahibi ortak olduğunu beyan ederek; müvekkilinin %40 hisse sahibi olduğunun tespitine ve pay defterine işletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği, Mahkemece asıl davanın reddine karar verildiği, birleşen davanın ise davanın kabulü ile, Beşiktaş 13. Noterliği'nin 16/07/2015 Tarih 2554 yevmiye sayılı hisse devrinin davacı ... ...'a devir edildiğinin tespitine, pay defterinin tesciline karar verildiği, işbu karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Asıl dosya açısından davacı vekilinin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; Davacı tarafça, davalı şirketin uzun yıllardır faaliyette bulunmadığı, zaman zaman şirket organlarının oluşturulamadığından bahisle davalı anonim şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 531. maddesine göre; haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir. Kanunda anonim şirketin feshine neden olacak haklı sebeplerin neler olduğu sayılmamıştır. İleri sürülen sebeplerin haklı sebep oluşturup oluşturmayacağı yargısal uygulamaya bırakılmıştır. Bu bağlamda anonim şirketin kötü yönetilmesi; genel kurul toplantılarının yapılmaması, toplantıya katılım olmamasına rağmen imzaların şüpheli şekilde tamamlanması, şirket fiilen iflas etmiş ve borca batık bir durumda olmasına rağmen, Kanunun ilgili maddeleri ısrarla tatbik edilmeyerek bu konuda genel kurulun olağanüstü toplantıya çağrılmaması şeklinde gerçekleşen genel kurul toplantılarındaki usulsüzlükler; şirketin bireysel çıkarlara yönelmesi suretiyle ortaklık amacından uzaklaşması, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin amacını gerçekleştirme doğrultusunda faaliyetlerde bulunmaması, şirketin amacını gerçekleştirmede kullanılan tüm tesis ve teçhizatların satılması nedenleriyle artık amacın gerçekleştirilmesinin mümkün olmaması; paydaşlara ihtara rağmen şirketin mali durumu hakkında bilgi verilmemesi, şirketin gelir ve giderlerinin incelenmesine izin verilmemesi, ortakların şirketin yönetimi, mal varlığı ve kâr-zarar durumu hakkında bilgilendirilmemesi, ortakların denetim ve bilgi edinme haklarının engellenmesi suretiyle bilgi alma ve inceleme haklarının kısıtlanması; uzun süre pay sahiplerine kâr payının dağıtılmaması, paydaşların kâr payı alma hakkının engellenmesi, şirketin yüksek kârlılığa rağmen paydaşlara kâr payı dağıtılmaması; ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmaması, ortağın bakiye borcunu ödemede temerrütü, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların olması ve bunların yargıya intikal etmesi, davacı ile şirketin diğer ortakları olan kardeşleri arasındaki ilişkilerin tamamen bozulmasının aile şirketi niteliğindeki şirketin işleyişine de yansıması suretiyle ortaklar arasında giderilemeyecek ölçüde güvensizlik ve anlaşmazlığın ortaya çıkması gibi sebepler yargısal uygulamalarda şirketin feshi için haklı sebep olarak kabul edilebilmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında, Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından şirketin adresinde yapılan 20/10/2021 tarihli yoklama ile şirkette ücretli çalışan olmadığını, 01/10/2021 tarihinden itibaren hayvan yemi bitkilerinin yetiştiriciliği faaliyetini icra edildiğinin tespit edildiğini, ayrıca şirketin defter kayıtlarına göre 30/11/2021 tarihi itibariyle düzenlenen mizana göre 19.000,00 TL geliri ve 3.200,00 TL işçilik maliyeti olduğunu ve şirketin Ekim 2021 tarihinde sınırlı bir tarımsal faaliyetinin bulunduğunun anlaşıldığını, dava dosyasındaki 15/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda 18 adet taşınmazın değerinin 70.986.457,00 TL olarak tespit edildiğini, buna göre oluşturulan 2021 yılı bilançosunda şirket esas sermayesinin 70.990.752,35 TL olduğu tespit edilmiştir. Eldeki davada, TTK'nın 531. maddesindeki düzenleme uyarınca anonim şirketin feshine son çare olarak başvurmak gerekir. Zira, asıl olanın şirketin devamlılığıdır. Anılan düzenleme uyarınca, ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunlu kılınmıştır. Mahkemece şirketin feshi yerine davacı ortağın payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılması da değerlendirilmiş, TTK'nın 531/2. cümlesinde şirketin faal olmamasını ve zarar etmesini davacının kendi eylemleriyle de iştirakte bulunduğu bu nedenle TTK'nın 531. maddede ki haklı fesih şartları oluşmadığından davacı pay sahibine ayrılma akçesi verilmesi de uygun görülmemiştir. Somut olayda; mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere göre asıl dava davacısı ... ...'ın dava dilekçesinde şirketin feshi için haklı neden oluşturduğunu ileri sürdüğü sebeplerin varlığını ispatlamaya elverişli bir delil bulunmadığı, buna göre mahkemece asıl dava yönünden davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafça ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Birleşen dosya açısından davalı vekilinin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; Kamu Düzenininden yapılan incelemede: 1-TTK'nın 490. maddesi ile anonim şirketlerde kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı payların herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebileceği, bu devrin nama yazılı pay senedinin ciro edilerek zilyetliğinin devralana geçirilmesi suretiyle yapılacağı, TTK'nın 491. maddesi ile bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı payların ancak şirket onayı ile devredilebileceği, 492. maddesi ile şirket ana sözleşmesi ile nama yazılı payların ancak şirketin onayı ile devredilebileceğinin öngörülebileceği, 493. maddesinin birinci fıkrası ile Borsaya kote edilmemiş nama yazılı payların devri halinde şirketin, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devrene, paylarını başvurma anındaki gerçek değeriyle kendisi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek onay istemini reddedebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında hangi hallerin önemli sebep oluşturacağı, üçüncü fıkrası ile şirketin bu sebeplerden başka devralanın payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan etmemesi halinde devrin pay defterine kaydı talebini reddedebileceği, 494. maddesinin üçüncü fıkrası ile de şirketin onaylamaya ilişkin istemi aldığı tarihten itibaren üç ay içerisinde reddetmemesi veya reddin haksız olması halinde onay vermiş sayılacağı kabul edilmiştir. Somut olayda; davalı şirket tarafından nama yazılı payların senede bağlanmadığı, bu nedenle payların senedin ciro edilmesi ve zilyetliğinin devri ile devredilmesinin mümkün olmadığı, çıplak pay niteliğinde olduklarından Noter senedi ile devrin mümkün olduğu, davalı şirket tarafından cevap dilekçesinde, esas sözleşme ile nama yazılı payların devrine sınırlandırma getirildiği yahut devrin şirketin onayına bağlandığına dair bir iddianın ileri sürülmediği, ancak davacı ... ... ve dava dışı vefat eden ..., her ikisi de ...’ın hisselerini kendileri aldıklarını iddia ederek buna ilişkin belgeleri ileri sürdükleri, bu nedenle bu davada davacı tarafından dava dışı ...'a da husumet yönetilmesi gerekirken sadece davalı şirkete karşı dava açıldığı görülmüştür. Mahkemece; davacıya bu yönde bir dava açıp açmayacağının sorulması, açacağı beyan edilirse bu konuda gerekli sürelerin verilmesi ve açılması halinde bu davanın sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. 2-6100 sayılı HMK’nın Hükmün Kapsamı başlıklı 297. maddesinin 2. fıkrasına göre “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” kanunun aradığı bu şekil, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetine sebep olabilecek, kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. (HGK 2013/9-1989 Esas 2014/657 Karar sayılı ilamı) Ayrıca ilamların infaz edilecek kısmı, hüküm bölümü olup, hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. Gerek icra dairesi ve gerekse sınırlı yetkili İcra Mahkemesi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E. -1997/776 K.; 22.03.2006 gün ve 2006/12-92 E.-2006/85 K.; 25.06.2008 gün ve 2008/12-451 E.- 2008/453 K. sayılı ilamları) Somut olayda; davacı tarafça %40 hisse sahibi olduğunun tespitine ve pay defterine işletilmesine karar verilmesini talep ve dava edildiği halde Mahkemece davanın kabulüne karar verilerek Beşiktaş 13. Noterliği'nin 16/07/2015 tarih 2554 yevmiye sayılı hisse devrinin davacı ... ...'a devir edildiğinin tespitine, pay defterinin tesciline karar verildiği, davacının talebine uygun karar verilmediği anlaşılmakla ve bu husus kamu düzenine ilişkin bulunmakla bu yöndeki yanlışlık nedeniyle kamu düzeni yönünden kararın kaldırılması gerekmiştir. Asıl dosya yönünden tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, Birleşen dosya yönünden belirtilen nedenlerle, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının, diğer hususlar incelenmeksizin, 6100 sayılı HMK'nın 355/1 ve 353/1-a.4 maddeleri doğrultusunda kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl dosya açısından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Birleşen dosya açısından davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının, diğer hususlar incelenmeksizin, 6100 sayılı HMK'nın 355/1 ve 353/1-a.4 maddeleri doğrultusunda ESASTAN KABULÜNE, 3-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2024 tarih, 2019/555 Esas - 2024/113 Karar sayılı kararının birleşen dosya açısından KALDIRILMASINA, 4-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf eden davalıya iadesine, 6-İstinaf eden davalı tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-Bakiye 187,80-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 9-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine, 10-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 11-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; asıl dosya açısından dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere, birleşen dosya açısından HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/12/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*