T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1442 KARAR NO : 2025/1729 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2021/147 Esas 2022/265 Karar KARAR TARİHİ : 21/03/2022 DAVA : Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 06/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/10/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verile…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1442 KARAR NO : 2025/1729 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2021/147 Esas 2022/265 Karar KARAR TARİHİ : 21/03/2022 DAVA : Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 06/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/10/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a bendi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, tarafları ve konusu aynı olan Bursa 1. ATM 2020/263 E. No'lu dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararına rağmen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/06/2020 tarih ve 2020/183 esas Değişik İş, 2020/183 karar Değişik İş sayılı kararı üzerine borçlular .... Şti.,... Şti. ve .... Şti. yönünden T.C. İzmir 21. İcra Dairesi 2020/4575 esas dosyasından ihtiyati haciz kararının uygulandığını, bilahare mahkemenin 13/07/2020 tarihli ve 2020/183 D.İş kararı ile borçlular .... Şti. ve .... Şti. yönünden ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verildiğini, kararın 09/09/2020 tarihinde kesinleştiğini, ihtiyati haciz kararına istinaden başlatılan İzmir 21.İcra Müdürlüğü'nün 2020/4575 E sayılı icra takibinde karar gereği İzmir 21.İcra Müdürlüğü'nün 2020/4575 E sayılı dosyasından müvekkillerinin menkul, gayrimenkul tüm mal varlığının haczedildiğini, araçlarının bağlandığını, banka hesaplarına el konulduğunu, el konulan araçlar içerisinde bulunan canlı hayvanların bazılarının da telef olduğunu, yapılan hacizler nedeniyle her 2 müvekkilinin de bütün ticari işlerinin durduğunu ve ekonomik olarak çökme noktasına geldiklerini, davacıların itirazlarının haklı olduğu mahkemece kabul edilerek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verildiğini, yapılan icra takibi sonunda ihtiyati haciz kararının haksız olduğu ve dolayısıyla haczedilen taşınır ve taşınmaz bütün mallarının haksız yere haczedildiğinin anlaşıldığını beyanla ıslah başta olmak üzere fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla;şimdilik, tazminat taleplerinin kabulü ile müvekkillerinin haksız ihtiyati haciz nedeni ile uğramış olduğu ve oluşan zararın Mahkemece yaptırılacak bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerini, ıslah etme hakları saklı kalmak kaydıyla 7.000 TL 'nin haciz tarihi itibariyle davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki talebin açık olmadığını, istemin usulden reddi gerektiğini, davacı taleplerinin haksız ve yersiz olduğunu, dava dışı .... Şti.'nce müvekkil şirkete müracaat edildiğini ve müvekkili şirket tarafından mevzuata uygun olarak taraflar arasında ticari ilişkinin varlığına dair gerekli evraklar, müracaat eden dava dışı ... Şti.'nden istendiğini, akabinde yapılan inceleme üzerine ....bank A.ş.'ye ait 0343999 seri nolu 30.000,00 TL bedelli çek ile ilgili faktoring işlemi yapılmış ve böylelikle çekin müvekkili şirkete teslim edildiğini, ancak; dava konusu çek bankaya ibraz edildiğinde imza problemi ile karşılaşıldığını, bunun üzerine müvekkilleri adına İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2020/4575 E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ve yine kötü niyetli olarak davacılar tarafından imzaya itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/183 D. İş sayılı dosyasından verilen ihtiyati haciz kararının ise; ihtiyati haciz kararı yetkili yerde alınmadığından bahisle kaldırıldığını, davacı tarafın dava dilekçesinde öne sürdüğü iddiaları ispatlayamadığını, davacı tarafın usulüne uygun olarak çalışan müvekkili Faktoring Şirketinin kötü niyetli olduğunu ispatlayamadığını ve davasına dayanak hiçbir delil sunamadığını beyanla kötüniyetli davanın reddi gerektiğini savunmuştur. DELİLLER : İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4575 E. sayılı takip dosyası, İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/06/2020 tarih 2020/183-183 D.İş sayılı kararı, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/263 E. sayılı dosyası, İzmir 12.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/252 E. Sayılı dosyası, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; haksız ihtiyati haciz kararı nedeniyle istenilen tazminatın nevi, miktarı (7.000-10.000 TL) olduğu hususlarında , zararın varlığı ve miktarı hususlarındaki ihtilafların çözümüne ilişkin olduğu, her ne kadar davacı tarafça müvekkillerinin haksız ihtiyati haciz nedeni ile uğramış olduğu ve oluşan zararın 7.000 TL'nin haciz tarihi itibariyle davalıdan alınmasını istemiş ise de; haksız haciz işlemi yapıldığı iddia edilen İzmir 21 İcra Müdürlüğünün 2020/4575 E. Sayılı dosyasında haciz işemi sorulmuş olup icra müdürlüğünce verilen cevapta ise: Kendi dairelerince haciz işleminin yapılmadığını, Bursa ve İnegöl İcra Müdürlüklerine yazılan talimatlarında infaz edilmediğinin bildirilmesi üzere davacı vekile 4 nolu celsenin 2 nolu ara kararı gereğince ihtaratlı kesin süre verildiği kesin süre içerisinde haciz yapılan daire ya da kurum bildirilmediğinden davacının ispatlayamadığı davasının reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iddia ve savunma haklarının ihlali suretiyle adil yargılanma haklarının da ihlal edildiğini, gerekçeli kararın eksik ve hatalı olduğunu, kanıtlarının büyük kısmının toplanmadığı, bilirkişi incelemesi dahi yapılmadığı, usulen ve madden yapılan hatalarla hukuki dinlenilme hakları ihlal edildiği, mesleki mazeretlerinin kabul edilmediği, esas hakkında beyan için süre taleplerinin reddedildiği, dosyanın konusu itbariyle bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği halde dosya üzerinden ve bilirkişi incelemesi yapılmadan maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, bu şekilde yemin deliline dayanmalarının engellendiği ve yokluklarında karar verilerek usulen hata yapıldığı, masrafı yatırıldığı halde dosyanın bilirkişi incelemesine yollanmadığını, ihtiyati tedbir kararından haberdar olmasına rağmen ihtiyati haciz kararı alan davalının tamamen kötü niyetli ve tam kusurlu olduğunu, canlı hayvan haczinde tutanak dahi tutulmadan icra iflas kanununa aykırı davranıldığını, fiili hacizlerin icra dosyası içinde olduğunu beyanla istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davalı taraf istinafa cevap vermemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, haksız haciz nedeniyle tazminat isteğine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi'nce, yukarıda özetlenen gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. Bilindiği üzere, haksız yere bir kimse aleyhine icra takibi yapılması, haksız haciz ve satış işlemi yapılması 6098 Sayılı TBK un 49 uncu maddesi kapsamında haksız eylem niteliğindedir. Bu haksız eylemden zarar gören aynı maddenin ikinci fıkrası ile aynı Kanunun 50 inci maddesi uyarınca maddi zararını, Kanunun 58 inci uyarınca da itibarı zarar gördüğünden bahisle kişilik hakları saldırıya uğradığını ileri sürerek manevi tazminata hükmedilmesini de isteyebilir. Ayrıca, kural olarak Anayasa’nın 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde dava açmak,icra takibi yapmak hakkına sahiptir. Bu hak kötüye kullanılmadığı sürece hakkı kullananın tazminatla sorumlu tutulması söz konusu olamaz. İcra takipleri başkalarının kişilik haklarını zedeleseler bile belirli ölçüler içinde hukuka uygundur.Bu hukuka uygunluğun dayanağı ,bireylerin yada da kamunun üstün menfaatlerinin korunmasıdır.Ancak bu hak toplumsal görevine aykırı kullanılmışsa ,bu kötüye kullanma davranışı hukuka aykırı kılar. Haksız icra takibi ve haciz nedeniyle manevi tazminat talep edilebilmesi için davalı tarafın davacı aleyhine başlattığı icra takibinde kötüniyetli ve ağır kusurunun varlığının davacı tarafından ispat edilmesi gerekir. Somut olayda; davacılar , Bursa 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/263 esas sayılı dosyasından verilmiş ihtiyati tedbir kararı bulunmasına rağmen, davalının davacılar aleyhine İzmir 6 Asliye Ticaret Mahkemesinden 2020/183 Diş sayılı 18/06/2020 tarihli ihtiyati haciz kararı alarak kararın İzmir 21 İcra Dairesinin 2020/4575 sayılı dosyasında infaz ettirmek suretiyle davacıların menkul-gayrımekul tüm malvarlığı, tüm banka hesapları ve araçlarının haczedildiği, fiili araç haczinde araçta bulunan bir kısım canlı hayvanın uygun muhafaza koşulları sağlanmaması nedeniyle telef olduğu, haksız haciz kararının 2020/183 Diş 13/07/2020 tarihli karar ile kaldırıldığı iddiası ile tazminat talebinde bulunmuştur. Dava dilekçesinde dava değeri başlıkta belirsiz alacak davası olarak şimdilik 7000-10.000 TL şeklinde, netice-i talepte 7000 TL olarak ifade edilmiş, İDM’nin ön inceleme duruşmasında verdiği süreye istinaden 01/07/2021 tarihli açıklama dilekçesi ile talep miktarı ( bilirkişi incelemesi sonucu tespit olunacak alacak miktarını ıslah etmek hakkı saklı kalmak kaydıyla ) 7000 TL olarak açıklanmıştır. Ne var ki, dava dilekçesnideki belirsizlik sadece talep miktarına ilişkin değildir. Dava dilekçesinde haksız haciz nedeniyle hayvanların telef olduğu ve tüm malvarlığının haczi nedeniyle ticari itibarının da yerle yeksan olduğundan bahsedilmekle beraber talep edilen tazminat türü (maddi-manevi) ve her davacı ayrı ayrı talep miktarı da belirtilmemiştir. İlk derece mahkemesince de sadece dilekçedeki toplam talep miktarındaki çelişki yönünden açıklama istenmiş, diğer hususlar açıklığa kavuşturulmamış, davacı vekili 21/03/2022 tarihli dilekçesinde davalının dava konusu eyleminin müvekkillerinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu TBK madde 49 ve TMK madde 24 çerçevesnide tazmini gerektiğinden bahsetmiş ancak yine talep edilen tazminat türüne ilişkin açık ve net bir beyan sunulmamıştır. 6100 Sayılı HMK'nun dava dilekçesi içeriğinin düzenlendiği 119. madde hükmünün (ğ) bendinde “açık bir şekilde talep sonucu” gösterilmiştir. Aynı maddenin 2. Fıkrasında da 1. Fıkranın (a) (d) (e)(f) ve (g) bendleri dışında kalan hususların eksik olması halinde , hakimin davacıya eksikliği tamalaması için 1 haftalık kesin süre vereceği, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Yine, 6100 Sayılı HMK madde 119/1 (d) bendinde "Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri" de gösterilmiştir. Aynı Yasanın " Hâkimin davayı aydınlatma ödevi" başlıklı madde 31 hükmünde Hâkimin, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemeler gereğince; dava dilekçesindeki anlatım itibariyle talep sonucuna ilişkin belirsizliğin giderilmesi davacının talep ettiği tazminat türünün (maddi-manevi) ve her davacı için ayrı ayrı istemin şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmesi davacı tarafa madde 119/2 hükmü uyarınca kesin süre verilerek, sonucuna göre hem maddi hem manevi tazminat talebinin bulunması halinde bu talepler için de ayrı ayrı dava değerinin açıklatılması gerekir iken bu eksiklik giderilmeden yargılamaya devam edilerek esas hakkında hüküm tesisi doğru görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun resen gözetilen bu sebeple kabulü gerekmiştir. Öte yandan, ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinde de istemin maddi tazminata mı manevi tazminata mı ilişkin olduğu hususunda bir nitelendirme yapılmadığı, yine talep türüne özgü bir değerlendirme ve gerekçeye de yer verilmeksizin davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verildiği, davacı tarafın istinaf dilekçesinde ise; maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddedildiğinin belirtildiği görülmüştür. Emsal Yargıtay 4 HD’nin 2012/13179 E. 2013/11844 K. sayılı 19/06/2013 tarihli ve 2013/11864 E. 2013/13990 K. sayılı 11/09/2013 tarihli ilamlarında da ifade edildiği gibi haksız ihtiyati haciz nedeniyle tazminat istemli bu davalarda “davalının ihtiyati haciz talep etmekte haklı olup olmadığının” irdelenmesi gerekmektedir. Ancak, ilk derece mahkemesince , davacılar aleyhine İzmir 21 İcra Müdrülüğünün 2020/4575 sayıl dosyasında başlatılan ve İzmir 12 İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/252 esas 2020/432 karar sayılı 13/10/2020 tarihli kararı gereğince yetkili olduğuna karar verilen Bursa İcra Müdürlüğüne gönderilen 10 örnek takip dosyası ve davacılar tarafından Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/263 esasında açıldığı anlaşılan menfi tespit davasının akıbeti araştırılmadığı ve gerekçede ihtiyati haciz talebinin haksız olup olmadığı hususunda bir değerlendirmeye de yer verilmediği görülmüştür Öncelikle belirtmek gerekir ki, istinaf yoluna başvurulan bir kararın BAM tarafından istinaf incelemesinin yapılabilmesi için talep hakkında 6100 Sayılı HMK'nun 297, 391 ve 2004 Sayılı İİK'nun 260. maddelerinde gösterilen şekilde gerekçeli karar yazılması gerekmekte olup, esasen istinaf denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması mümkündür. Yine, 1982 Anayasa'nın 141. maddesine göre de; tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir.Tüm bu hususlar 6100 Sayılı HMK 27. maddesinde ön görülen hukuki dinlenme, Anayasanın 36 ıncı ve AİHS 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma ilkesiyle doğrudan ilgilidir. Hal böyle olunca, talep sonucunun açık şekilde belirlenmeden yürütülen yargılama sonucu verilen kararın da denetime elverişli bir gerekçe içermediği anlaşıldığından kararın istinaf incelemesinin de sağlıklı yapılamayacağı sonucuna varılarak, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yine resen gözetilen bu sebeple de kabulü gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesi'nce uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin (...) toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi ve 355 inci maddesi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/147 Esas 2022/265 Karar sayılı 21/03/2022 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (a-6) bendi ve 355 inci maddesi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Diğer istinaf nedenlerinin BU AŞAMADA İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 5-Davacının peşin yatırdığı 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubu ile Hazineye gelir kaydına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 353. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 06/10/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.