9. Hukuk Dairesi 2017/14567 E. , 2017/3562 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, izin ücreti alacağının faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A
**9. Hukuk Dairesi 2017/14567 E. , 2017/3562 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, izin ücreti alacağının faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, 15/07/2002-03/09/2010 tarihleri arasında operasyon yöneticisi sıfatı ile aylık net 1.900,00 TL ücretle davalı işyerinde çalıştığını, iş akdinin herhangi bir ihtar yapılmadan, sebep bildirilmeden feshedildiğini, çalıştığı süre içinde 3 gün yıllık izin kullanabildiğini, yılda bir maaş ikramiye ödendiğini, son ikramiyesinin ödenmediğini, çalıştığı süre içinde sabah 05.00-06.00'dan gece 01.00-02.00'ye kadar çalıştığını, resmi tatil ve dini bayramlarda çalışma yaptığını, karşılığı ücretin ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai alacağı ve izin ücreti alacağını talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının 17/01/2004 tarihinde işe başladığını, 01/09/2007 tarihinde kadar çalıştığını, başka bir işe gireceğini söyleyerek işten ayrıldığını, tekrar 18/12/2007 tarihinde işbaşı yaptığını, mazeretsiz olarak işe gelmediğini, asgari ücret aldığını, iyiniyet sebebi ile davacıdan istifa beyanı veya ibraname alınmadığını, fazla mesai yaptığı iddiasının doğru olmadığını, işyerinde fazla mesai uygulaması bulunmadığını, çalışanlara yıllık izinlerinin kullandırıldığını ancak bu konuda kayıt tutulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. C) Bozma İlamı ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti : Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ilişkin ilk karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 16/02/2016 gün ve 2014/30268 E, 2016/2823 K. sayılı ilamında; davacının fazla mesai ücret talebi bakımından gerekçede “…taktiren 6.877,17 TL fazla mesai alacağı olduğu kabul edilmiş,...” denilmekte ise de, bu miktarın 11/10/2013 tarihli ek rapordaki ikinci seçeneğin % 30 takdiri indirimi ile bulunan miktar olduğu, hüküm fıkrasında ise 11/03/2014 tarihli ikinci ek bilirkişi raporundaki üçüncü seçeneğin % 30 takdiri indirimi ile hesaplanarak 5.403,13 TL olarak hüküm altına alındığının anlaşıldığı, bu şekilde gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratıldığı, gerekçe/hüküm çelişkisinin HMK. nun 298/2. maddesine aykırı olduğu, Mahkemece davacı tarafından talep edilen alacaklardan takdiri indirim dışında 22.430,20 TL. reddedildiğinden, karar tarihindeki AAÜT. si uyarınca yargılama sırasında avukat ile temsil edilen davalı lehine 2.691,62 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 1.500,00 TL. vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, yargılama giderlerinin kabul ve red oranına göre hesaplanarak masrafı yapan lehine hükmedilmesi gerekirken, davalı tarafça yapılan 50 TL. yargılama giderinin davacı tarafından yapıldığı kabul edilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğu, gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Öncelikle belirtmek gerekir ki “Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir”. Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay'ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmünün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da farklı bir hüküm kuramaz. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur. Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu nedenle bozma kararından sonrada Mahkemece HMK.nun 297 vd. maddelerinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır. Ne var ki; kamu düzenine ilişkin hususlar hakkında aleyhe bozma yasağı uygulanamaz. Yani Yargıtay, kamu düzenine aykırı bir husustan dolayı hükmü temyiz edenin aleyhine (temyiz etmemiş olan tarafın lehine) olarak da bozabilir. Çünkü kamu düzenine ilişkin hususları hâkim (ve Yargıtay) kendiliğinden gözetme ile yükümlüdür. “Maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması da usulü müktesep hak teşkil etmez”( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.03.1972 gün ve E:1968/1-277, K:176; 01.03.1995 gün ve E:1995/7-641, K:117; 23.01.2002 gün ve E:2001/1-1010, K:2002/1; 12.07.2006 gün ve E:2006/4-519, K:527; 04.11.2009 gün ve E:2009/13-370, K:2009/480 sayılı kararları; Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, İstanbul 2001, Cilt 5, sayfa 4771 vd.). Usul kuralları gereği şu husus özellikle belirtilmelidir ki hakim, yargılamayı bitirerek kısa kararını vermesiyle işten elini çekmiş olur ve karar Yargıtay'ca bozulmadıkça hakim davayı yeniden ele alarak göremez. Ne varki bizatihi bu kısa karar, hiçbir taraf yararına usuli kazanılmış hak doğurmaz. Eğer karşı görüşte olanların ileri sürdükleri gibi usuli kazanılmış hak doğsaydı bu karara Yargıtay dahi dokunamazdı. Zira, usuli kazanılmış hak yerel mahkemeleri bağladığı gibi Yargıtay'ı da bağlar. Kararlara karşı usuli kazanılmış hak ancak tarafların temyiz yoluna başvurmaları ile doğabilir. Bu durum ise ancak Yargıtay ve yerel mahkemelerce olayların özelliklerine göre değerlendirilebilecek bir husus olup genel bir kurala bağlanamaz. Bütün bu sebeplerle kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olması mutlak bir bozma sebebi oluşturacak ve bozmadan sonra hakim önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişikliği kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar verebilecektir. (10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Mahkemece bozma sonrası kararın gerekçesinde, 11.03.2014 tarihli bilirkişi raporunun 3.seçeneğindeki hesaplamaya itibar edildiği, raporun 3.seçeneğinde belirtilen fazla mesai ücretine takdiren % 30 indirim yapılmak suretiyle davacının 5.403,13 TL fazla mesai alacağı bulunduğunun tespit edildiği, ancak kısa kararda miktarın sehven 6.877,17 TL'ye hükmedildiği belirtilerek, bozmadan önceki kısa karara göre hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen hukuki olgular dikkate alındığında, Mahkemece, kısa kararla bağlı olmaksızın dosya içeriğine ve karara esas alınan bilirkişi raporuna uygun olarak gerekçelendirerek, davacının fazla mesai ücreti alacağına ilişkin karar verilmesi ve gerekçe ile hüküm arasındaki çelişkinin kaldırılması gerekirken, kısa kararda miktarın sehven 6.877,17 TL'ye hükmedildiği gerekçesiyle fazla mesai alacağının tahsiline karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 09/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.