T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:13/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:28/10/2021 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:13/10/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARI…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:13/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:28/10/2021 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:13/10/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili banka ile davalı asıl borçlu ... Teknolojileri Şirketi arasında Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi imzalandığını, diğer davalılar ... ve ...’in sözleşmeye müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, sözleşmeye istinaden kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine ihtarname gönderildiğini, ihtara rağmen ödeme olmayınca Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu, ancak takipten sonra 2.067,08 TL geri ödeme yaptıklarını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... vekili; takibe konu kredilerin 28.03.2018 tarihli sözleşmeye dayandığını ve davalı müvekkilin bu son tarihli sözleşmede imzasının bulunmadığını, bu sebeple davanın reddine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılar adına usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamışlardır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...tarafların kredi sözleşmesine ve sözleşme altındaki imzaya itirazlarının bulunmadığı, davalı ... ve ... yönünden kefalet sözleşmesinin TBK 582-584 uyarınca usul ve yasaya uygun olduğu, davalı ...'nın 28.03.2018 tarihli sözleşmede imzası olmadığından teminat mektubu bedelinden sorumlu bulunmadığı ancak davalının savunmasının aksine son sözlemenin imzalanmamasının davalının önceki kefalet sözleşmelerinin geçerliliğini etkilemeyeceği ve son sözleşme tarihinden sonra ortaya çıkan borçlardan da dayanak sözleşme ve kefalet sözleşmesi ayakta olmakla sorumlu bulunduğu kabul edilmiştir. Kat ihtarnamesinde verilen süre uyarınca 08.01.2020 tarihinin temerrüt tarihi olduğu ve bilirkişi ek raporu ile davalıların davacıya kredi sözleşmesinden kaynaklanan kat ihtarnamesi ile belirlenen borçlarını 2.067,08 TL hariç olmak üzere ödediklerini ispat edemedikleri kabul edilmiş, ancak hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda davadan önce, takipten sonra yapılan ödemenin takipten önce işleyen temerrüt faizinden düşülmesi gerektiğinden 2.614,78 TL olarak hesaplanan temerrüt faizine bu tutar düşüldükten sonra 547,7 TL olarak hükmedilmiş ve davacının bu tutar ödenmesine rağmen bu tutarı da dava konusu etmesi nedeniyle hukuki yararı bulunmadığından bu kısım yönünden usulden ret kararı vermek gerekmiştir. Teminat mektubu çek yaprağı tazmin bedelleri yönünden yapılan takipte davalı ...'nın 28.03.2018 tarihli sözleşmede imzası olmadığından teminat mektubu alacağı yönünden bu kefilin sorumlu tutulamayacağı değerlendirilmiştir. Yine davalı vekilince sunulan 8 çekin iadesine ilişkin delil nazara alınarak davanın bu 8 çek yönünden davanın konusuz kaldığı kabul edilmiştir. Bakiye 11 çek yönünden ise sözleşme hükümleri nazara alınarak kabul kararı verilmiştir. Anlatılan hususlarda rapordan ayrılınmış olsa da bunun dışında usul yasaya uygun, gerekçeli ve yerinde görülen bilirkişi raporuna göre hesaplanan asıl alacak ve fer'ileri tutarındaki borç yönünden itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Yargılama giderleri yönünden yapılan değerlendirmede davalı ... için ret tutarı 103941,48 TL ( takip talebindeki nakdi alacak (177.147,02 TL) - hükmolunan nakdi alacak (73.205,54 TL) = 103941,48 TL), Diğer davalılar için ise 4.190,03 TL ( takip talebindeki nakdi alacak ( 177.147,02 TL) - hükmolunan nakdi alacak (168.957,99 TL) = 4190,03 TL) kabul edilmiş, hesaplamalar bu tutarlara göre yapılmıştır. Gayrinakdi çeklerin teslim sebebiyle konusuz kalmasına ilişkin yargılama gideri değerlendirmesinde davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olan banka lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Çek yaprağı tazmin bedelleri kredisi borcu ile ilgili olarak bilirkişi raporunun 3. sayfasında belirtildiği üzere, davacı tarafından diğer davalıya verilmiş olan 01/10/2018 ve 12/03/2019 tarihli çek karnelerinin müvekkilinin kefili olmadığı 28/03/2018 tarihli üçüncü genel kredi sözleşmesinden sonra verildiğini, bahsi geçen çek karnelerinde kayıtlı olan 11 adet çekin halen bankaya ibraz edilmediğini, banka ile müşterisi arasında yapılan teminat mektubu veya çek hesabı açma sözleşmelerinde banka lehine risk gerçekleşmeden teminat mektubu bedeli veya karşılıksız çek bedelinden bankanın ödemek zorunda kalacağı meblağın depo edilmesini isteme yetkisinin, söz konusu alacağın mevcut olduğunu göstermediği gibi, istenebilir olduğunu da göstermediğini, dolayısı ile; henüz risk gerçekleşmeden bankanın çek müşterisinden dahi isteyemeyeceği teminat bedellerinden kefilin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, kaldı ki müvekkilinin sorumlu tutulduğu çeklerin, müvekkilinin kefili olmadığı 28/03/2018 tarihli üçüncü genel kredi sözleşmesinden sonra verildiğini, müvekkilinin sorumlu tutulduğu diğer davalıya ait Ticari kredi kartı kredisi ve kredili mevduat hesabı kredisi borçlarının da 28/03/2018 tarihinden sonra doğduğunu, dolayısı ile 2013 ve 2014 tarihli sözleşmelerin kefili olan müvekkilinin, imzası olmadığı halde 28/03/2018 tarihli sözleşmeden sonra da sorumlu tutmanın hukuka aykırı olduğunu, sonuç olarak 28/03/2018 tarihli üçüncü genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin imzası olmadığından 28/03/2018 tarihinden sonra doğmuş olan diğer davalıya ait borçlardan müvekkilinin kefalet sorumluluğu olmadığından, hukuka aykırı olarak verilmiş olan kararının kaldırılmasını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, hükme esas alınan bankacı bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporunun gerekçeli, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bulunmasına, çek depo bedelinden davalı kefilin sorumlu olacağına ilişkin sözleşmede açık bir hüküm bulunmasına, bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere, kredili mevduat hesabı kredisi ve kredi kartı kredisinin 2013 ve 2014 tarihli sözleşmeler kapsamında olduğu, kredilerin hiçbir zaman kapanmadığı, hep kullanım ve geri ödeme şeklinde devam ettiği, 2014 tarihli sözleşmenin 2013 tarihli sözleşmenin devamı ve limit artışı niteliği taşıdığı, çek bedeli tazmin kredisi ile çek yaprağı gayri nakit depo bedellerinin de 2013 ve 2014 tarihli genel kredi sözleşmeleri kapsamında olduğu, çerçeve niteliğindeki bu sözleşmelerde müteselsil kefilin çek yapraklarına ilişkin sorumluluklarında doğmuş ve doğacak tüm borçları kapsadığının tespit edildiği, çeklerin veriliş tarihleri ne zaman olursa olsun davalı asıl borçlu şirketin ... numaralı hesabına bağlı olarak verilmeye yani akdi ilişkinin ilk günkü şekliyle sürdürülmeye devam ettiği, başka bir çek hesabı tanımlanmadığı, dolayısıyla davalı kefil ...’in kredi kartı, kredili mevduat hesabı, çek bedelleri ve çek yaprağı gayri nakit depo bedelleri yönünden diğer borçlularla birlikte kendi kefalet limiti ve temerrüdünden dolayı sorumluluğunun bulunduğunun anlaşılmasına göre; davalı ... vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 5.000,67 TL nispi istinaf karar harcının peşin olarak yatırılan 1.250,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 717,93 TL istinaf karar harcının davalı davalı ...'den tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.13/10/2025 ...