İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin, ... Mh. ... Cd. No:3/2 Bahçelievler/ İstanbul adresinde “...” isimli işyerinin eski sahibi olduğunu, davalı tarafından Bakırköy 7. İcra Müd. ... esas (eski no:... esas) sayılı dosyası ile borçlu... hakkında icra takibi başlatıldığını, müvekk…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/285 KARAR NO : 2025/3594 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/10/2023 NUMARASI : 2021/541 Esas - 2023/792 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin, ... Mh. ... Cd. No:3/2 Bahçelievler/ İstanbul adresinde “...” isimli işyerinin eski sahibi olduğunu, davalı tarafından Bakırköy 7. İcra Müd. ... esas (eski no:... esas) sayılı dosyası ile borçlu... hakkında icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin alacaklı ve borçlu ile ilgisinin olmadığını, müvekkiline ait 2 adet baskı-emprime makinasının muhafaza altına alınarak adli yeddiemin deposuna kaldırıldığını, müvekkilinin, yapılan tüm işlemlere itiraz ettiğini, borçlu ve borçla ilgisinin olmadığını beyan etmiş olmasına ve tüm belgelerini ve faturalarını ibraz etmesine rağmen müvekkiline ait makinaların muhafaza altına alındığını, haciz/muhafaza işleminin, polis, icra memurları, nakliyeciler v.s. kalabalık bir heyet eşliğinde yaklaşık 12 saat sürmüş olup gündüz 14:00'te başlayıp gece 01:30'a kadar devam ettiğini, müvekkilinin çevredeki tüm esnafa ve müşterilerine karşı büyük itibar kaybı yaşadığını, müvekkilinin, 08.11.2016 tarihinde ve daha sonra defalarca icra müdürlüğüne verdiği dilekçeler ile yapılan işlemlere itiraz ederek makinaların iadesini talep ettiğini fakat müdürlükçe bu taleplerin reddedildiğini, bunun üzerine müvekkilinin icra mahkemesine de başvurduğunu fakat makinalar üzerindeki haczin uzunca bir süre kaldırılmadığını, sonuç olarak; Bakırköy 6. İcra Hukuk Mah. 2017/8 esas sayılı ilamı ile muhafaza altına alınan makinaların yeddiemin sıfatıyla müvekkiline iadesine karar verildiğini, bunun üzerine müvekkilinin 27/01/2017 tarihinde makinalarını yeddiemin deposundan teslim alarak işyerine götürdüğünü fakat üzerindeki haciz devam ettiğinden ve müvekkiline yeddiemin sıfatıyla teslim edildiğinden dolayı müvekkilinin makinalarını 27/07/2017 tarihine kadar kullanamadığını, makinaların nakliye ve yeddiemin ücretlerinin de müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin nakliye ücreti olarak 5.900,00-TL nakliye ücreti ödediğini, bunun haricinde makinaların yeniden montajı bakımı ve çalışır hale gelmesi için gerekli işlemler için de ayrıca masraflar yapıldığını, davalının Bakırköy 4. İcra Hukuk Mah. 2016/1353 esas sayılı dosyası ile mallara ilişkin istihkak davası açmış olup davanın uzunca bir süre devam ettiğini daha sonra ... davayı takip etmediğinden mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu ilamın 11/12/2019 tarihinde kesinleştiğini, müvekkiline ait olup davalı tarafın talebiyle haciz/muhafaza edilen makinaların baskı/emprime makinaları olduğunu, bu makinaların müvekkilinin işyerinin%80 oranındaki imalatını yapan, işyerinin ana makinaları olduğunu, bu makinaların günlük üretim kapasitesinin yüksek olup müvekkilinin günlük gelir kaybının 20.000,00-TL'nin üzerinde olduğunu, makinalar muhafaza edildiği için müvekkilinin elindeki işleri yapamadığını ve bu nedenle mevcut müşterisi gittiği gibi işleri zamanında yapmadığından dolayı da ayrıca müşterilerin paralarını ödemediğini ve büyük gelir kaybına uğradığını, bu haksız haciz/muhafaza sebebiyle müvekkilinin aylık maddi kaybının 200.000,00-TL'nin üzerinde olduğunu, müvekkilinin bu nedenle manevi olarak da büyük zararlar gördüğünü, müvekkilinin bir daha işlerini toparlayamadığını ve 2018 yılı itibariyle de işyerini kapatmak zorunda kaldığını, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile maddi tazminata dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; 40.000,00-TL manevi tazminat, 10.000,00-TL maddi tazminat olmak üzere 50.000,00-TL'nin haksız haciz/muhafaza tarihi olan 07.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 63,735,20 TL'ye yükseltmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Huzurdaki dava, haksız haciz ve muhafaza iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat davası olduğundan ihtilaf konusu uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözümleneceğini, yetkili mahkemenin, davalı müvekkil şirketin yerleşim yeri olan İstanbul Mahkemeleri olduğunu, bu itibarla yetki ilk itirazında bulunduklarını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının istediği 50.000,00-TL tazminatın, yalnızca manevi tazminat davası olarak mı açıldığı yoksa maddi ve manevi tazminatı birlikte mi istenildiğinin açık olmadığını, bu nedenle çelişik ve açık olmayan talep sonucunun HMK 119. maddesi gereği açıklattırılması gerektiğini, davacı yanın, haciz mahallinde borçlu ...e ait belge bulunmadığına dair iddiasının asılsız ve mesnetsiz olduğunun ortada olduğunu, ayrıca davacı asilin haciz esnasında istihkak iddiasında bulunmadığını, 07/11/2016 tarihinde muhafaza için mahalle gidildiğinde istihkak iddiasında bulunulduğunu, kaçak elektrik tüketim tahakkuklarında yer alan adres, borçlu ile akdedilen elektrik ve kira sözleşmelerinde yer alan adresler ile haciz adresinin aynı olup borçlu ...'in borçtan kurtulmak amacıyla iş yerini davacı asile devrettiği kanaatlerinde olduklarını, yapılmış olan haciz işleminin tamamen mevzuata uygun olarak yapılmış olmakla davacının bir hak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davacı yanın makinelerini kullanamadığından bahisle maddi ve manevi zarara uğradığına - ilişkin iddiasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, İİK'nın 86/1 maddesine göre, haczedilen taşınır malların üzerinde devir vb. tasarruf işlemlerinin yapılmasının mümkün olmadığını ve fakat yediemin sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran borçlunun haczedilen taşınırları, amacına matuf şekilde kullanmasına yasal bir engel bulunmadığını, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı yanın yediemin sıfatı ile elinde bulundurduğu süre boyunca hacizli taşınır malları kullanmama yönünde inisiyatif alması sebebiyle oluştuğunu iddia ettiği zararının taraflarınca kabulünün ve davalı müvekkili şirketin iş bu zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, TBK'nın 50. maddesine göre. zararını ispat yükü üzerinde bulunan davacı yanın, bu iddiasının ispatına elverişli hiçbir somut delil ibraz edemediğini ayrıca davacı tarafın 08.11.2016 tarihli istihkak iddiasına esas dilekçesinde günlük zararının 10.000,00-TL olduğunu belirtimiş olup dava dilekçesindeki 20.000,00 TL'nin afaki olarak istenildiğinin ve keyfi olarak belirlendiğinin açık olduğunu, davacı yanın hangi kişilik haklarının ne şekilde saldırıya uğradığını detaylandırması suretiyle söz konusu iddiasını somutlaştırmasının gerektiğini, bu haliyle davacı yanın soyut iddia ve beyanlarına istinaden, manevi tazminat talebinin kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca kesinlikle kabul anlamına gelmemekle ve davalı müvekkili şirketin zarardan sorumlu olmadığına dair tüm savunmaları baki kalmak ile birlikte, davacı yanın tazminat taleplerinin fahiş olup manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağına dair genel ilkenin sayın mahkemece nazara alınmasını talep ettiklerini, haciz/imuhafaza işleminin haciz memuru, polis ve nakliyecilerin katılımı - ile gerçekleştirilmesinin önünde yasal bir engel bulunmadığını aksine katılımlarında zaruret bulunduğunu, ayrıca istihkak davasındaki 14/11/2016 tarihli dilekçede belirtildiği üzere bu muhafaza işleminin 12 saat sürmesine davacı yanın neden olduğunu, gerçekleştirilen haciz/muhafaza işlemi ile iddia olunan hasar arasında illiyet bağı bulunmadığını, dava konusu olayda dava dışı 3. şahısların ağır kusurlu davranışları sonucu gerçekleşen zararın müvekkili şirkete mal edilmeye çalışılmasının hukukun temel prensiplerine ve yasalara aykırı olduğunu, dava konusu olayın davalı müvekkili şirketin müspet ve menfi herhangi bir eylemi sonucu ortaya çıkmadığını, aksine yukarıda ayrıntılı izahı yapılan sebeplerle davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, tüm sorumluluğun davacı yana ait olduğunu belirterek, davacı yanın haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Davacı, davalının alacaklısı olduğu Bakırköy 7. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasında kendisine ait işyerinde 07/11/2016 tarihinde haciz ve muhafaza işlemlerinin gerçekleştirildiğini ve 2 adet baskı emprime makinesinin yeddiemin deposuna kaldırıldığını, borçla ve borçluyla bir ilgisi olmadığını beyan ederek, haksız haciz ve muhafaza işlemi gerçekleştirildiğinden bahisle maddi ve manevi zararının olduğunu iddia etmektedir.Bakırköy 7. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; alacaklısının dosyamız davalısı, borçlusunun dava dışı ... isimli kişi olduğu, takip tarihinin 02/02/2016 olduğu, borçlu adresinin dosyamız davacısının işyeri adresi ile aynı adres olduğu, 20/04/2016 tarihinde davacının işyeri adresinde haciz işleminin uygulandığı, haciz tutanağında bu hususun belirtildiği, muhafaza altına alınan makinelerin bu tarihte haczedildiği, 07/11/2016 tarihinde davacının işyerinde bir kez daha haciz işleminin uygulandığı ve haczedilen makinelerin muhafaza altına alınarak yeddiemine teslim edildiği anlaşılmaktadır. Yenibosna Vergi Dairesi Müdürlüğünün yazı yanıtında, davacının 07/12/2015 tarihinde faaliyetine başladığının bildirildiği görülmektedir.Davacı vekili tarafından muhafaza altına alınan makinelere ilişkin sunulan davacı adına düzenlenmiş 10/12/2015 tarihli faturada yazılı adresin davacıya ait işyeri adresi olduğu görülmektedir. Davacının işyerinde haczedilen ve muhafaza altına alınan makineler için yapılan işlemlere davacı tarafın itiraz ettiği ve istihkak iddiasında bulunduğu haciz tutanağından anlaşılmaktadır. Davacı işyerinde haczedilen makinelerin kendisine ait olduğunu iddia ettiğinden İcra Müdürü tarafından 09/11/2016 tarihli karar tensip tutanağıyla haciz işlemi borçlunun yokluğunda, üçüncü kişinin huzurunda yapıldığından, haciz mahallinde borçlu ile herhangi bilgi ve belge bulunmadığından, 3. şahıs ...'ın ibraz ettiği vergi levhası ve kira kontratı ve 3. şahsın ibraz ettiği faturaların yapılan incelemesinde işyerinin 3. şahıs ...'a ait olduğu görüldüğünden bahisle davalıya istihkak davası açması için süre verildiği ve davalı tarafından davacıya ve dava dışı İ...'e karşı Bakırköy 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1353 Esas sayılı dosyasıyla İİK'nin 99 maddesi gereğince istihkak davası açıldığı, Mahkemesinin 09/10/2018 tarihli kararıyla işlemden kaldırılan dosya hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın 12/12/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. 09/11/2016 tarihli karar tensip tutanağıyla hacizli makinelerin geri verilmesine ilişkin istemin İcra Müdürü tarafından reddi üzerine, davacı tarafından şikayet yoluyla başvurusu üzerine Bakırköy 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/8 - 5 E - K sayılı kararıyla İİK'nin 99. maddesi gereğince haczedilen şeyin borçlunun elinde olmayıp üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden 3. kişi nezdinde bulunması halinde, bu kişi yeddieminliği kabul ettiği takdirde bu malların muhafaza altına alınmayacağının, icra müdürünce 3. kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya 7 gün süre verileceğinin düzenlendiği, maddenin gerekçesinde açıkça ifade edildiği üzere bu düzenlemeyle istihkak davasının devamı sürecince malın muhafaza altına alınmamasının ve satışının yapılmamasının amaçlandığı, icra müdürlüğünce istihkak iddiası üzerine iddianın tutanağa geçirilerek alacaklıya 3. kişiye karşı istihkak davası açması için süre vermesi, 3. kişiye yeddieminliği kabul edip etmediğini sorması, kabul halinde muhafaza işlemi yapmayarak malları istihkak iddiacısına bırakması gerekirken ilgili yasa metnine açıkça aykırı olacak şekilde muhafaza işlemlerinin yapıldığı gerekçeleriyle şikayetin kabulüne karar verilmiş, karar 27/07/2017 tarihinde istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, hacizli makinelerin 27/01/2017 tarihinde davacıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf zamanaşımı savunmasında bulunmuşsa da, hacizle muhafaza işleminin haksız olduğunun, İİK'nin 99. maddesi hükmü de göz önünde bulundurulduğunda taraflar arasında görülen istihkak davasının sonunda verilen kararın kesinleşmiş olduğu 12/12/2019 tarihinde anlaşılmış olduğunun kabulüyle, davacının dava açma hakkının bu tarihte doğmuş olması nedeni ile davanın tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı, dolayısıyla bu tarih itibariyle davacının zararının da henüz tespitinin olanaklı bulunmadığı kanaatiyle zamanaşımı savunmasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.Bakırköy 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1353 Esas sayılı dosyasıyla davacının istihkak davasıyla haczedilen makinelerin borçluya ait olduğunu kanıtlayamaması ve Bakırköy 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/8 Esas sayılı dosyasıyla muhafaza işleminin usule aykırı olarak yapılması sebebiyle davacının şikayetinin kabulü kararları, haciz sırasında dava dışı borçlunun haciz mahallinde bulunmaması, hacizli makinelere ait davacı tarafından sunulan faturalar, haciz tutanağında haciz yapılan yerin davacıya ait olduğunun belirlenmesi hep birlikte değerlendirilerek davacı hakkında yapılan hacizle muhafaza işlemlerinin haksız olduğu kabul edilmiştir.Davacının hacizle muhafaza işleminin yapıldığı 07/11/2016 tarihinden itibaren makinelerin kurularak çalışır duruma getirildiği ana kadar yoksun kaldığı gelir hesabı, makinelerin bakımı, onarımı, taşıma bedeli yönünden bilirkişi kurulundan rapor ve ek rapor alınmıştır. Bilirkişi raporu ve ek raporda, davacının sunmuş olduğu taşıma faturasında yazılı 5.900,00-TL'nin taşıma işinin yapıldığı tarihte piyasa rayicine uygun olduğu, hacizli makine fiziksel ve teknik özelliklerine göre sökülmeden taşınamayacağı, makinenin yeniden çalışır duruma gelmesi için montaj ve kurulum gerektirmesi, hacizli makinelerin 27/01/2017 Cuma günü teslim alındığı, 2 adet sökülü makinenin kurulumu zor olduğu için 2 ustanın çalışması ile 3 günde gerçekleştirilebileceği, teslimden sonrası hafta sonuna denk geldiğinden davacının bu makineleri 02/02/2017 Perşembe günü çalıştırabileceği, işin gerçekleştiği tarih itibariyle montaj ve kurulum maliyetinin ortalama 3.000,00-TL olabileceği, davacının zarar hesabında çalışma günlerinin göz önünde bulundurulduğu, hafta sonlarının hesaplama dışı bırakıldığı, davacının zarar hesabının 07/11/2016 - 02/2/2017 tarihleri arasında 63 iş gününe ilişkin yapıldığı, bu süreden hafta sonu günleri ile resmi tatil günlerinin dışlandığı, TOBB verilerine göre baskı makinelerinin her biri ile ortalama 8 parça kumaş üzerine baskı yapıldığı ve %80 çalışma veriminin dikkate alınması gerektiği, bu hesaba göre davacının 63 iş gününde 387.072 adet baskı yapabileceği, davacının sunmuş olduğu faturalara göre ortalama baskı birim fiyatının 0,85-TL olarak tespiti ile 329.011,20-TL gelir elde edilebileceği, davacının işletme giderleri, ham madde giderleri, işyeri kirası ve genel giderlerinden oluşan maliyeti hesaplandıktan sonra tekstil baskı piyasasında ortalama %20 kar eklenerek baskı birim fiyatlarının belirlendiği değerlendirilerek davacının yoksun kazancının 54.835,20-TL olabileceği değerlendirilmiştir. Bilirkişi raporunun değerlendirmesi makul, yeterli, denetime elverişli bulunmuş, yapılan hesaplamaları piyasa rayiçlerini gözeterek, benzer işlerde elde edilen istatistiki verilerden faydalanarak ve davacının satış tutarları değerlendirilerek yapılmak suretiyle yerinde bulunmuş, bu haliyle bilirkişi raporu esasa etkili kanıt olarak dikkate alınmıştır. Davacı taraf, yapılan hacizle muhafaza işlemleri sebebiyle ticari itibarının zedelendiği, kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiasıyla manevi tazminat isteminde bulunmuştur. TBK'nin 58 maddesi gereğince, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.07/11/2016 tarihli haciz tutanağına bakıldığında, hacizle muhafaza işleminin 13.30'da başladığı, 08/11/2016 tarihinde 01,30'da son bulduğu, yapılan işlemin 12 saat sürdüğü, yapılan işlemin haksızlığı sonucuna ulaşıldığı, haciz işleminin davacıya ait olduğu belirlenen işyerinde davacıya ait makineler üzerinde yapıldığı, muhafaza işleminin davacının itirazlarına rağmen davalı tarafın ısrarı ile yapıldığı, bu durumda davacının çalışanları, çevredekiler nezdinde içine düştüğü durum gözetildiğinde kişilik haklarının zedelendiğinin kabulü gerektiği, dava dışı borçlu hakkında yürütülen icra takibi sebebiyle davacı hakkında yapılan işlemde davacı tarafın kusurunun bulunduğu sonucuna varılarak, davacı tarafın ticari hacmi, günün ekonomik koşulları vb hususlar gözetilerek manevi tazminat olarak 10.000,00-TL takdir edilmesi hakkaniyete ve dosya kapsamına uygun bulunmuştur.Açıklanan sebeplerle davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.Davanın KISMEN KABULÜ ile; 63.735,20-TL maddi tazminatın 11/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın 11/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla,davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen haciz/muhafaza işleminin haksız olduğu iddiası yerinde olmadığını, davacı yanın makinelerini kullanamadığından bahisle maddi ve manevi zarara uğradığına ilişkin iddiası yasal dayanaktan yoksun olduğunu, gerçekleştirilen haciz/muhafaza işlemi ile iddia olunan hasar arasında illiyet bağı bulunmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız haciz hukuki sebebine dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı). Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.Somut olayda, yapılan haciz işlemlerinin hukuka aykırılığı ve bu işlemlere konu malların davacıya ait olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile saptandığına göre davacının kişilik haklarının zarar gördüğü (Aynı doğrultuda Yargıtay 4. Hukuk dairesinin 2016/9728 esas- 2018/7567 karar sayılı ilamı) ve davalının ağır kusuru sonucunda vuku bulan haksız eylemiyle maddi olarak zarara uğratıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.6098 sayılı yasanın 72. maddesine göre, Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Dosya kapsamına göre haczin haksızlığı ve tazminat yükümlüsü istihkak davası neticesinde 12/12/2019 tarihinde kesinleşmiş ve huzurdaki dava 25/6/2021 tarihinde zamanaşımı dolmadan açılmıştır. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf istemi yerinde değildir. 6098 sayılı yasanın 72. maddesine göre, Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Dosya kapsamına göre haczin haksızlığı ve tazminat yükümlüsü istihkak davası neticesinde 12/12/2019 tarihinde kesinleşmiş ve huzurdaki dava 25/6/2021 tarihinde zamanaşımı dolmadan açılmış olup, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf istemi yerinde değildir. Somut olayda; Zararın belirlenmesinde uzman bilirkişi değerlendirmesinin gerektiği, alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 7/9/2022 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu, uzman heyet raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf isteminin reddi gerekir. Manevi tazminatın miktarı yönünden yapılan istinaf istemine gelince;6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. o halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı yargıtay içtihadı birleştirme kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Somut olayda; Olayın meydana geliş biçimi, davalının eylemi, eylemin davacı üzerindeki etkisi, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı yüksek değildir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/541 Esas 2023/792 Karar sayılı 05/10/2023 günlü kararına yönelik davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.036,85 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 1.259,49 TL'nin mahsubuyla bakiye 3.777,36 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/10/2025