Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait ... şantiyesinde 05.11.2019 ile 01.08.2021 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, müvekkilin ücretinin net 2.750,00 USD olduğunu, bir miktar avansın elden kalanın ise bankadan ödendiğini, davacının ayda 2 hafta tatili kullanmak suretiyle ulusal bayram ve genel tatil günleri dâhil günde 16 saat çalışma yaptığını, fesih sırasında Türkiye'ye dönüş izni verilemeyeceği,
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait ... şantiyesinde 05.11.2019 ile 01.08.2021 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, müvekkilin ücretinin net 2.750,00 USD olduğunu, bir miktar avansın elden kalanın ise bankadan ödendiğini, davacının ayda 2 hafta tatili kullanmak suretiyle ulusal bayram ve genel tatil günleri dâhil günde 16 saat çalışma yaptığını, fesih sırasında Türkiye'ye dönüş izni verilemeyeceği, alacakların ödenmeyeceği ve pasaportun iade edilmeyeceği gibi tehdit ve baskı ile birtakım belge imzalatıldığını, pandemi döneminden itibaren ücretlerin eksik ödediğini ve son 4 ay başta olmak üzere bazı ay ücretlerinin ödenmediğini, davacıya yabancı dilde birtakım evrak imzalatıldığını ve bunun sonucunda aylık ücretlerin eksik ödenmeye başlandığını, ücretten indirim yapılmasının çalışma koşullarında esaslı değişiklik olduğunu ve davacının buna yazılı muvafakat vermediğini, iş sözleşmesinin yabancı para (USD) üzerinden yapıldığını, bu nedenle alacakların USD cinsinden hesaplanarak ödenmesi gerektiğini belirterek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, davacının ücretin miktarı ile para birimi, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile ücret alacaklarının ispatı ve hesaplanması noktalarında toplanmaktadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatili alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenmesi durumunda davalıya karşı davası olan tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tanık beyanına göre davacının 2 saat ara dinlenme ile ayda iki hafta haftanın yedi günü olmak üzere 06.00-21.00 saatleri arasında çalıştığı ve haftanın yedi günü çalıştığında haftalık 38 saat, haftanın altı günü çalıştığında haftalık 33 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Davacı tanıklarından bir kısmı bu çalışma süresini doğrularken davacı tanığı .... "Davacı ile birlikte çalıştığımız ...'da davacı haftanın 7 günü çalışırdı. Ancak ayda 1 kez hafta tatili yapardı. Davacı haftanın 7 günü boyunca, 06:30 - 18:30 saatleri arasında çalışırdı. Ayrıca işlerin yoğun olması ve bir an önce tamamlanması için haftada 4 veya 5 kez davacı 18:30 dan sonra yaklaşık 2 - 3 saat daha çalışmaya devam ederdi." şeklinde beyanda bulunmuş, davacı tanığı .... de "Davacı ile çalışma saatlerimiz aynıydı. 06:00 - 16:00 mesai saatlerimizdi, sık sık 21:00 - 22:00 a kadar fazla mesai yapılırdı. Ne sıklıkla mesai yaptığımızı tam hatırlamıyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur. Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile tanık beyanları ve özellikle davacı tanığı ...'nin beyanı birlikte değerlendirildiğinde; davacının haftanın 7 günü çalıştığında haftanın 3 günü 06.30-18.30, diğer 4 günü 06.30-20.30 saatleri arasında çalıştığı, haftanın 6 günü çalıştığında haftanın 3 günü 06.30-18.30 diğer 3 günü 06.30-20.30 saatleri arasında çalıştığının kabulünün dosya kapsamına daha uygun düşeceği anlaşılmaktadır. Davalı taraf davacının çalıştığı ülkenin aşırı sıcak olması nedeniyle tüm gün çalışmaya imkân vermediğini, öğle saatlerinde açık havada beden gücüne dayalı çalışmanın sürdürülmesinin fiziken mümkün olmadığını savunmuştur. Davacı tanıkları 1 saat yemek molası olduğunu beyan etmiştir. Davacının çalıştığı şantiyenin ...'da olduğu sabittir. Davalı tarafın savunması ve çalışılan ülkenin iklim koşulları göz önüne alındığında, davacı tanıklarının tekrar beyanı alınarak davalı tarafın savunmasının sorulması ve ara dinlenme hususunun netleştirilmesi gereklidir. Hâl böyle olunca İlk Derece Mahkemesince davacı tanıklarının davalı tarafın savunmasına göre ara dinlenme hususunda beyanı alınmalı ve beyana göre yeniden bir değerlendirme yapılmalıdır. 3. Davacı taraf ücretinin 2.750,00 USD olduğunu beyan etmiş, davalı taraf ise davacının ... üzerinden ücret aldığını savunmuştur. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile iş sözleşmesine göre davacının ücretinin ... üzerinden olduğu belirtilmiş ise de devamında işe iade davasında davacının ücretinin 2.750,00 USD olarak kabul edildiği ve bu kararın kesinleştiği gerekçesi ile ücreti 2.750,00 USD kabul edilmiştir. Ne var ki işe iade davasında belirlenen ücretin davacının son ücreti olduğu, ancak işbu davada talep edilen alacakların dönemsel alacaklar olduğu anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, davacının iş sözleşmesi ve banka hesap ekstreleri dikkate alındığında davacının ücretinin 7.237,00 ... olduğu anlaşılmakla; dava konusu alacakların bu ücret üzerinden hesaplanıp hüküm altına alınması gerekli iken yazılı şekilde karar verilmesi de hatalıdır.