T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1922 - 2026/538 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1922 KARAR NO : 2026/538 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/02/2024 NUMARASI : 2022/444 Esas - 2024/107 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : DENGE V…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1922 - 2026/538 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1922 KARAR NO : 2026/538 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/02/2024 NUMARASI : 2022/444 Esas - 2024/107 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : DENGE VARLIK YÖNETİM ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ : 07/09/2022 KARAR TARİHİ :17/03/2026 KR. YAZIM TARİHİ :17/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı Finansbank A.Ş. şirketi tarafından müvekkili aleyhine Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2022/52830 (eski no: 2020/66614 - 2014/8512) esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi gerçekleştirildiğini, davalı taraf alacağın temliki sözleşmesi ile dava dışı bankadan söz konusu icra takibe konu alacağı temlik almış ve icra takibinde alacaklı sıfatına haiz olduğunu, takip talebi incelendiğinde davalının 25 adet farklı kredi için müvekkilli aleyhine takibe geçmiş olduğu, iş bu talep edilen kredi alacağının 20 tanesinin çek taahhüt bedeli olduğu, kalan 5 tanesinin ise nakit kredi olduğu görüldüğünü, müvekkilinin şahsi olarak sorumluluk altına girmiş olduğu herhangi bir çek bulunmadığını, söz konusu çekler Özgürmak Makine şirketi tarafından keşide edilmiş olup, çek taahhüt bedellerinden de tüzel kişiliğin kendisi sorumlu olduğunu, müvekkil ...'un çek taahüt bedellerinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, dava dışı bankanın çek taahhüt bedellerini hamillere ödeyip ödemediği de belirgin olmadığını, ödenmemiş taahhüt bedellerinin icra dosyası ile talep edilemeyeceğini, alacaklı tarafın iş bu çek bedellerinin ödenmiş olduğunu, ödeme dekontları ile ispat etmesi gerektiğini, ödendiği iddia edilen çeklerin kambiyo vasfına sahip olup olmadığı, ibraz tarihlerinin geçip geçmediği, ciro silsilesinin kopuk olup olmadığı, dava dışı bankanın çek bedellerini gerçekten ödemesi gerekip gerekmediğinin tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin nakit krediler sebebiyle de herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, kredi sözleşmesi dava dışı banka ile dava dışı Özgürmak şirketi arasında imzalandığını, bu sebeple tüzel kişililiğin borcunun müvekkilden talep edilmesi mümkün olmadığını, haricen öğrendiklerine göre müvekkilinin kefil sıfatıyla söz konusu borçlardan sorumlu tutulduğu ileri sürüldüğünü, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2022/52830 (Eski no: 2020/66614) esas numaralı dosyasındaki takibin teminatsız olarak tedbiren dudurulmasını, hakimin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına ilişkin talebimiz sayın mahkemenizce kabul görmez ise; yine takdiren teminatsız olarak yada sayın mahkemenin belirleyeceği makul bir teminat karşılığında takip dosyasına yatıran paranın tedbiren alacaklıya ödenmemesine, ilişkin tedbir kararı verilmesini, müvekkil şirketin davalıya karşı Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2022/52830 (Eski no: 2020/66614) esas numaralı dosyası sebebiyle borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini, davalının % 20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekili tarafından açılan dava hukuki mahiyeti açısından menfi tespit davası olduğunu, İİK m.72 hükmüne göre icra takibinden sonra açılan bir menfi tespit davası söz konusu olduğundan borcun tamamen kapanması ve bundan sonra %15 teminatla tedbir kararının alınması gerektiğini, dava dosyasına dayanak gösterilen Kocaeli İcra Dairesi 2022/52830 dosyasına herhangi bir borç ödemesi gerçekleştirilmediği bu yüzden davacı tarafın takibin durdurulması talebinin reddi gerektiğini, davacı vekili Özgürmak Makina İnş. Taah. Elk. Elektr. Plas. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin borçlarından müvekkili ...'un hukuka aykırı olarak sorumlu tutulduğunu ifade ettiğini ancak cevap dilekçesi ekinde sunmuş oldukları genel kredi sözleşmesi uyarınca davacı ...'un müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluk altına girdiğini, bu sebeple davacı vekilinin iddialarının yersiz ve reddi gerektiğini, davacı vekilinin zaman aşımı iddialarının da yersiz olduğunu, genel kredi sözleşmesinin 23/09/2013 tarihinde imzalandığını, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...1-Davacının açmış olduğu davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 2-Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2022/52830 E. Sayılı icra dosyasında başlatılan takip nedeniyle davacının 16.800,00 TL çek yaprağı için gayrinakdi banka yasal sorumluluk tutarı yönünden borçlu olmadığının TESPİTİNE, 3-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TBK'nın 583. ve 584. maddesindeki şartları taşımayan kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını dolayısıyla davacının icra takibine konu borçlardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davada alacaklı olduğunu ispat etmek yükümlülüğünün davalı tarafta olduğunu, genel kredi sözleşmesinin imzalanmış olmasının davacıyı sırf bu sebepten borçlu hale getirmeyeceğini, dava dışı temlik eden bankanın kredi kullandırım dekontlarını, hesap kat ekstrelerinin yargılama sırasında incelenmediğini, her bir kredi için ayrı ayrı kredi kullanım dekontunun, taksit tablosunun, hesap hareketlerinin, hesap kat ekstresinin usulüne uygun şekilde incelenmesini KMH'nın hesabının ve ekstrelerinin detaylı incelenmesini, kredi kartı ekstresinin detaylıca incelenmesini ve akabinde faize ilişkin inceleme hesap yapılmasını ve bu incelemeler yapıldıktan sonra denetime elverişli ve somut delil ve verilere dayalı bir bilirkişi raporu hazırlanması gerekirken böyle bir rapor hazırlanmaksızın karar verilmiş olmasının eksik tahkikata sebep olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinin ekinde sunmuş oldukları genel kredi sözleşmesi uyarınca davacı ...'un müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluk altına girdiğinin görüldüğünü, bu noktada davacı vekilinin kefalete ilişkin iddialarının hukuka aykırı olduğunu, açık kanun hükmü uyarınca 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığının görüldüğünü, davacı yanın kefil sıfatıyla imzalamış olduğu genel kredi sözleşmesine istinaden çek yaprak bedellerinden sorumlu olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/02/2024 tarih, 2022/444 Esas - 2024/107 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava genel kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacının ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı Özgürmak İnş. Taah. Elekt. Elektr. Plas. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile dava dışı QNB Finansbank A.Ş. 23.09.2013 tarih ve 540.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacının da anılan sözleşmeye müteselsil kefil olarak imza attığı, davacı hakkında başlatılan takibin haksız ve yersiz olduğundan bahisle eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. 6098 sayılı TBK’nın 583. maddesinde; “kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. 6098 sayılı TBK'nın eşin rızası başlıklı 584. maddesinde; “eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz” hükümleri düzenlenmiştir. Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular (6100 sayılı HMK. 33. madde). Mahkeme emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır (Yargıtay HGK. 13/03/2013 tarihli 2013/802 Esas - 2013/347 sayılı Kararı). 5411 sayılı Bankalar Kanunu’nda “gayri nakdi kredi” kavramı tanımlanmamıştır. Ancak, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca; muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması hâlinde yasal sorumluluk miktarına kadar ödeme yapmak; çekin karşılığının kısmen bulunması durumunda ise, kalan meblağı tamamlamakla yükümlüdür. Aynı maddede ödeme yükümlülüğü ile ilgili bu hususun, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmünde olduğu açıklanmıştır. Bu ödeme külfeti, sözü edilen Kanun gereğince bankalara yükletilmiş olduğundan, borçlunun bankadaki mevduatının bankaca müşterisine verilen her çek yaprağı için yasal sorumluluk miktarı ile sınırlı olarak banka lehine rehinli olduğunun kabulü zorunludur. Banka ile müşterisi arasında yapılan teminat mektubu veya çek hesabı açma sözleşmelerinde banka lehine risk gerçekleşmeden teminat mektubu bedeli veya karşılıksız çek bedelinden bankanın ödemek zorunda kalacağı meblağın depo edilmesini isteme yetkisi, söz konusu alacağın mevcut olduğunu göstermediği gibi, istenebilir olduğunu da göstermez (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun, 27.12.2017 tarih, 2016/1 E., 2017/6 K. sayılı kararı). Tüm bu açıklamalardan ve yasal düzenlemelerden ortaya çıkan sonuç, kefaletin verildiği anda borcun belirli ya da belirlenebilir olması gerektiği, kefalet sözleşmelerindeki belirlilik ilkesi uyarınca kefil olunan açısından belirli yani ferdileştirilmiş bir borcun varlığının arandığı, kefilin yalnızca kefalet limiti ve kendi temerrütünün hukuki sonuçları ile bağlı olduğu, Çek Kanununun ödeme yükümlülüğü maddesi uyarınca, hesap sahibi ile banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayrinakdî kredi sözleşmesi hükmünde bulunduğu, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden de söz edilemeyeceği, belirsiz alacak için kefalet sözleşmesi kurulamayacağı, bu nedenle çek depo bedelinden hesap sahibinin sorumluluğunun bulunduğu ancak kredi sözleşmesini imzalayan müteselsil kefilin risk altındaki çek yaprakları nedeniyle bankanın Çek Kanunu uyarınca ödemesi gereken asgari miktarlarla ilgili olarak depo talebinden sorumlu olabilmesi için kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunması gerektiğidir. Eldeki kredi sözleşmesinde ise depo talebinin müteselsil kefilleri de kapsayıp kapsamayacağı hususunda açık bir hüküm bulunmamaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2018/19-689 Esas 2018/1624 Karar sayılı ilamı) Somut olayda; davacının ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı Özgürmak İnş. Taah. Elekt. Elektr. Plas. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile dava dışı QNB Finansbank A.Ş. 23.09.2013 tarih ve 540.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşme tarihinde davacının asıl borçlu şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu, kefaletin müteselsil kefalet olduğunun kefalet limitinin 540.000,00 TL olduğunun ve kefalet tarihinin 23.09.2013 olduğunun davacının el yazısıyla yazıldığı, davacının şirket ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle 6098 sayılı yasanın 584/3. maddesi gereği eş rızasına da gerek olmadığı, bu haliyle aynı yasanın 583. maddesinde ki kefalet şartlarının mevcut olay yönünden oluştuğu, kefaletin geçerli olduğu anlaşılmış olup, davacının bu yöndeki istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamında düzenlenen ve hükme esas alınan 31.10.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; 23.09.2013 tarih ve 540.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi kapsamında 2 adet kredili mevduat hesabı ve 1 adet kredi kartı bulunduğu, yine anılan sözleşme kapsamında 2 adet nakdi kredi kullandırıldığı, sözleşme kapsamında verilen ve nakde dönüşen çek yaprakları kapsamında davalının sorumluluğunun bulunduğu, anılan borçların ödenmemesi üzerine hesabın dava dışı temlik eden banka tarafından Kocaeli 6. Noterliğinin 08.09.2014 tarih ve 20802 yevmiye sayılı ihtarıyla kat edildiği, borçlulara ödeme için bir günlük süre verildiği, hesap kat ihtarının davacıya 12.09.2014 tarihi itibariyle tebliğ edildiği, bu şekilde davacının temerrüte düşürüldüğü, işletilen ve talep edilen faiz oranlarının sözleşmenin 12.maddesine uygun olduğu, takip tarihi itibariyle davacının asıl alacak, faiz ve BSMV olmak üzere toplam 143.430,19 TL talep edebileceğinin değerlendirildiği, dolayısıyla nakdi alacak yönünden davalının talebinin yerinde olmadığı; yukarıda açıklandığı üzere kredi sözleşmesini imzalayan müteselsil kefilin risk altındaki çek yaprakları nedeniyle bankanın Çek Kanunu uyarınca ödemesi gereken asgari miktarlarla ilgili olarak depo talebinden sorumlu olabilmesi için kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunması gerektiği(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2018/19-689 Esas 2018/1624 Karar sayılı ilamı), dosyaya sunulan bilirkişi raporunda sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmadığının tespit edilmesi karşısında depo talep edilen 16.800,00 TL’lik kısım yönünden davacı kefilin sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından mahkemece davanın bu miktar yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi isabetlidir. Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 304,40-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/03/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*