TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/03/2024 NUMARASI: 2021/471 Esas, 2024/190 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 13/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/205 KARAR NO : 2026/44 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/03/2024 NUMARASI: 2021/471 Esas, 2024/190 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 13/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, takipten sonra açılan menfi tespit talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı, sözleşmeye konu işi tamamlayarak teslim ettiği halde sözleşme kapsamında davalıya verilen teminat senedinin iade edilmeyerek aleyhinde icra takibine konulduğunu belirterek borçlu olmadığının tespiti ile bononun ve takibin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı, işin eksik ve kusurlu yapıldığını, senedin teminat senedi olmadığını, sözleşme kapsamında verilmediğini ileri sürerek talebin reddini istemiştir. Mahkeme, keşfen yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek davacı tarafından imal edilen makinenin davalı tarafa teslim edildiği, davalı tarafından ileri sürülen ayıp iddiasının ispatlanamadığını, senedin sözleşme kapsamında verilen teminat bonosu olduğunun anlaşıldığını belirterek davanın kabulü ile davacının takip konusu bono sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, bono ve takibin iptaline, şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine dair verilen karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf talebinde, ispat külfetinde hataya düşüldüğünü, projenin müvekkili tarafından yapılacağının kabul edilerek hüküm tesisinin hatalı olduğunu, makinenin çalışır durumda teslim edildiğinin ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının edimini yerine getirmediğini, davacı davalıya verdiği zararları karşılamakla yükümlü olduğundan davalının her halükarda bonoya rücu etme hakkının bulunduğunu, davacının müvekkiline verdiği zararların ispatlanmamış olduğunu, bilirkişi raporları ile mahkeme kararı arasında çelişkiler bulunduğunu belirtmiştir. Dairemizin 16/06/2021 tarihli 2020/1870 Esas ve 2021/1186 Karar sayılı ilamıyla, mahkemece, ayıpların projeden mi yoksa imalat hatasından mı kaynaklandığının tespit edilmemiş olması nedeniyle davalının eksik ve kusurlu işleri ispatlayamadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yüklenicinin projenin işe elverişli olup olmadığını denetleyip bunu iş sahibine bildirdiği iddia ve ispat edilemediğine göre tüm ayıplardan sorumlu olduğu ve sözleşmede garanti şartı bulunduğuna göre ayıpların ihbar edilmesi mecburiyeti olmadığı da kabul edilerek eksik ve ayıplı hususlar ile bedeli usul ve yöntemince belirlenerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekir gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiştir. Mahkemece, takip dayanağı bononun sözleşme kapsamında verilen bir teminat bonosu olduğunun sabit olduğu, bilirkişiden alınan birinci ve ikinci ek raporlar ile, ...Üniversitesi makine mühendisliği kürsüsünden üç kişilik makine mühendisi tarafından sözleşmeye konu makinedeki ayıp giderimi için yapılan tüm harcamalar denetlenmek suretiyle davalı tarafından ayıplı işlerin düzeltilmesi için harcanan toplam bedelin tespit edilmiş olmasına göre ek raporların denetime elverişli bulunduğu, dolayısı ile davaya konu 160.000 Euro'luk teminat senedi bakımından davalı tarafından ayıplı işlerin giderilmesi için harcanan toplam 107.495,01 TL yönünden davacının davalıya borçlu olduğunun anlaşıldığını, ayrıca icra dosyasına dava dışı üçüncü kişi tarafından yatırılan ve alacaklı davalı vekiline 25/05/2016 tarihinde reddiyatı yapılan bedelin işbu dava sonucuna etkisi bulunmadığı, bu hususun takibin infazı ile ilgili olduğu, bu itibarla takip tarihi olan 30/12/2019 tarihinde 1 Euro= 2,1707 TL kur üzerinden takip yapıldığı ve dava açıldığı gözetilerek, 160.000 Euro'luk teminat senedi yönünden, bu kur üzerinden ayıplı iş bedeli olan 107.495,01 TL'nin Euro'ya çevrilmesi sonucunda bulunan 49.520,90 Euro ayıplı iş bedelinin 160.000 Euro'luk senet bedelinden tenzili ile davacının 110.479,10 Euro yönünden borçlu olmadığı anlaşıldığından, davanın bu miktar yönünden kısmen kabulü ile İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ....... esas sayılı icra takibine dayanak 160.000,00 Euro bedelli senedin, 110.479,10 Euro'luk kısmından dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin 49.520,90 Euro (107.495,01 TL) yönünden talebin reddine, davalı tarafça yapılan icra takibinin kısmen haklı bulunduğu ve yapılan takibin kötü niyetli olmadığı da dikkate alınarak davacı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, istinaf kararından sonra keşif yapılmasına rağmen davalının makineyi hurdacıya satmış olması nedeniyle eksik ve ayıplı hususların usulünce belirlenemediğini, davalı tarafın sunduğu sıfır makinenin bedeli tutarında faturaya dayalı olarak ayıp ve eksik tutarı belirleyerek hüküm kurduğunu, bilirkişilerin belirlediği 107.495 Tl tutarlı bedelin yeni alınmış eksantirik pres bedeli ile bu presin montaj bedeli ve elektrik elektronik işçiliği olduğunu, davalı tarafından sunulan bu faturaların ayıp bedeli olmadığı, ayıplı olduğu iddia edilen mafsal kollu presin yerine alınan sıfır makine bedeli olduğunu, 107.000 TL'lik bedelin davalının sunduğu fatura toplamı olduğu, ayıp bedeli olmadığı, makinenin müvekkilinin bilgisi haricinde farklı yerlere taşınmasının garanti sözleşmesine etkisinin tartışılmadığını, bilirkişilerin düzenlediği raporun 2.10 maddesinde keşfen yapılan incelemeler başlığı altında; dava konusu presin yerinde ... marka başka bir şirket tarafından üretilmiş bir pres görülmüştür. Dolayısı ile davacı şirketçe üretilmiş dava konusu pres görülemediğinden bu preste bir imalat hatası olduğu, presteki arızaların imalat hatasından kaynaklandığı yönünde bir tespit yapılamamıştır denildiğini, davalının iddiası doğrultusunda Mafsal Kollu presle ilgili, bu presin 20 ay sorunsuz çalıştığı gözetilerek, tamir edilemez şekilde %100 ayıplı kabul edilip edilemeyeceği, eksik ayıplı olduğunun kabulü halinde dahi değerlendirilerek hidrolik hortumun patlaması giderme bedeli, mafsal kollarının bağlandığı millerin çatlaması ihtimali mil bedeli yani mafsal kollu presin tamiri için tahmini ayıplar dahi göz önüne alınmak sureti ile presin bedeli, ayıp oranı ve tamir bedelinin tespiti gerektiği belirtilerek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, bilirkişi ek raporunda müvekkillerinin itirazlarını değerlendirebilmek için 2006-2009 yıllarına ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi gerektiğini ancak bu belgeler sunulmadığı için itirazları hakkında değerlendirme yapılmadığının belirtildiği, oysa yasal saklama süresi dolan defter ve belgelerin ibraz edilememesinin müvekkilin kusurundan kaynaklanmadığını, davacının müvekkilinin fikri mülkiyet haklarını ihlal ettiğini, makinenin süresinde ve çalışır durumda teslim edilmemesi sebebiyle müvekkilinin boşuna ödediği kira paraları, işçilik paraları ve işletme maliyetleri olduğunu, davacı ....04.2007 tarihinde ve sonrasında makine teslim taahhüdünü yerine getiremeyince ve makine bir türlü üretime sokulamayınca, müvekkilin yaptığı tüm bu işletme maliyetleri de boşa gittiğini, Bilirkişi heyeti tarafından müvekkilin zararını ispatlayacak delil sunmadığı iddia edilmekte ise de makinenin süresinde teslim edilmediği, davacı ikrarları, taraflar arasındaki e-mail yazışmaları, makinenin imalat hataları sebebi ile seri üretim yapamadığı Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/.... D. İş dosyası bilirkişi raporu, müvekkilin davacının teslim taahhüdüne güvenerek aylık 12.000TL bedel işyeri kiraladığı ve söz konusu kira paralarını makine yattığı için boşuna ödediği, 09.02.2016 tarihli dilekçemiz ekinde dosyaya sunduğumuz kira kontratı ve kira ödemelerini gösteren ..... Bankası dekontları, müvekkilin davacının teslim taahhüdüne güvenerek adam istihdam ettiğine dair 09.02.2016 tarihli dilekçemiz ekinde sunduğumuz SGK kayıtları, yine müvekkilin mahrum kaldığı karın hesap edilebilmesi için müvekkilin ticari defter, kayıt ve belgelerinin dosyaya sunulduğunu, makinenin çalıştırılabilmesi için müvekkilinin yapmak zorunda kaldığı masrafların bilirkişiler tarafından eksik hesaplandığını, makinenin zamanında çalışır vaziyette teslim edilmemesi nedeniyle kar kaybına uğradığını, müvekkilin yaptığı kira ödemelerinin dosyaya sunulan banka dekontları ile sabit olduğunu, taahhüt ettiği neticeyi meydana getirmeyen davacının ücrete hak kazanmasının mümkün olmadığını, davacının 01.11.2008 vade tarihli 160.000 EURO bedelli bonoyu eser teslim edimini ifa etmediği ve peşin aldığı ücrete dahi hak kazanamadığı için müvekkile verdiğinin kabulü gerekeceği, Bilirkişi heyeti her ne kadar müvekkilin 107.495,01 TL harcama yaparak makineyi çalışır hale getirdiği ve davacıdan talep edebileceği zarar tutarının 107.495,01 TL olabileceği tespitini yapmış ise de bu durumun olaya uygun olmadığını, makinedeki üretim hatasının sadece presin düzgün çalışmamasına indirgenemeyeceği, makinenin yapısal imalat hatası sebebi ile hiçbir zaman randımanlı çalışmadığı, en sonunda müvekkilin makineyi satmak zorunda kaldığı belirtilerek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı, iş sahibine verdiği teminat bonosu nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı, işin eksik ve kusurlu yapıldığını, senedin teminat senedi olmadığını, sözleşme kapsamında verilmediğini ileri sürerek talebin reddini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Uyuşmazlık konusu olay ele alındığında; Taraflar arasında kurulan 08.11.2006 tarihli sözleşme ile davacı yüklenici davalıya kablo kanalı üretim işini üstlenmiştir. Dairemizin ../06/2021 tarihli 2020/... Esas ve 2021/.... Karar sayılı kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi ek raporlarında; ....6.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle, dava konusu kablo kanalı makine hattının ayıplı olduğu, makinedeki ayıpların giderim bedelinin dosyaya sunulan onarım faturalarına göre toplam 107.495,01 TL olduğu belirtilmiştir. ....6.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle, davalı tarafından bilgi ve belgeler hazır edilemediği için davalı tarafın taleplerine ilişkin inceleme yapılamadığından dolayı davalı tarafından talep edilen hesaplamaların yapılamadığı, İstanbul .... İcra Müdürlüğü ..... E. Sayılı dosyasına 3. Şahıs ... tarafından 09/03/2010 tarihinde 300.000,00 TL. tutardan 33.300,00 TL. harç toplamı düşüldükten sonra kalan 266.700,00 TL. dosya alacaklısı Av. ... .. ... Bankası hesabına EFT (Elektronik Fon Transferi) yapıldığı, dosyaya sunulan ek raporun sonuç kısmında makinedeki ayıpların giderim bedelinin dosyaya sunulan onarım faturalarına göre toplam 107.495,01 TL olduğunun bildirildiği, davacı tarafın itiraz dilekçesinde dosyadan icra tehdidi altında ödenen bedelin dikkate alınarak mahsubundan sonra kalan bakiye ile ilgili istirdat ve menfii tespite karar verilmesini talep ettiği, İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına ödenen 266.700,00 TL.'den davalı tarafından sunulan onarım faturaları bedeli 107.495,01 TL.'nin düşülmesi gerektiği kanaatine ulaşır ise, davacının 159.204,99 TL. Fazla ödeme yaptığı, davalının özetle teslim olgusunun gerçekleşmediği, sonuç meydana getirme taahhüdünün yerine getirilmediği, eserin bedeline hak kazanılamadığı, senedin niteliği yönünden ileri sürdüğü beyanları ile ilgili hususlar kök raporda yapılan incelemede değerlendirildiği, teknik yönden dosya üzerinde davacı ve davalı vekillerinin itirazları yönünden yeniden yapılan incelemede, kök rapordaki görüş ve kanaatimizin aynen sürdüğü belirtilmiştir. Davacı, her ne kadar istinaf dilekçesinde, istinaf kararından sonra keşif yapılmasına rağmen davalının makineyi hurdacıya satmış olması nedeniyle eksik ve ayıplı hususların usulünce belirlenemediğini, bilirkişi raporunda dava konusu pres görülemediğinden bu preste bir imalat hatası olduğu, presteki arızaların imalat hatasından kaynaklandığı yönünde bir tespit yapılamamıştır denildiğini belirtmiş ise de, yapılan işte bir kısım kusurların bulunduğu sabittir. Ayıpların projeden mi yoksa imalat hatasından mı kaynaklandığı belirlenemese de, bunun sonuca bir önemi bulunmamaktadır. Zira hatalı imalat projeden kaynaklanmış olunsa dahi, yüklenici özen ve sadakat borcu nedeniyle basiretli bir tacir gibi hareket ederek iş sahibi tarafından yapılan projenin yapılacak işe elverişli olup olmadığını denetlemek ve işe uygun olmaması halinde bunu iş sahibine bildirmek zorundadır. Aksi halde, uyarı yükümlülüğünü yerine getirmeyen yüklenici bundan sorumlu olur. Bu nedenle, davacı vekilinin buna dair istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir. Davacı, diğer yandan, bilirkişilerin belirlediği 107.495 Tl tutarlı bedelin yeni alınmış eksantirik pres bedeli ile bu presin montaj bedeli ve elektrik elektronik işçiliği olduğunu, davalı tarafından sunulan bu faturaların ayıp bedeli olmadığı, ayıplı olduğu iddia edilen mafsal kollu presin yerine alınan sıfır makine bedeli olduğunu, eksik ayıplı olduğunun kabulü halinde dahi değerlendirilerek hidrolik hortumun patlaması giderme bedeli, mafsal kollarının bağlandığı millerin çatlaması ihtimali mil bedeli yani mafsal kollu presin tamiri için tahmini ayıplar dahi göz önüne alınmak sureti ile presin bedeli, ayıp oranı ve tamir bedelinin tespiti gerektiği belirterek fatura bedelinin bilirkişilerce esas alınmasına itiraz etmiştir. Ancak, ayıplı olduğu kabul edilen makinedeki bir parçanın değiştirilmesi karşısında, yeni alınan parçanın bedeli ve bunun montajı için uygulanan işçilik bedeli toplamının ayıbın giderilmesi bedeli kapsamında hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. Dolayısıyla, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin de reddine karar verilmiştir.Davalı, bilirkişi ek raporunda müvekkillerinin itirazlarını değerlendirebilmek için 2006-2009 yıllarına ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi gerektiğini ancak bu belgeler sunulmadığı için itirazları hakkında değerlendirme yapılmadığının belirtildiği, oysa yasal saklama süresi dolan defter ve belgelerin ibraz edilememesinin müvekkilin kusurundan kaynaklanmadığını, davacının müvekkilinin fikri mülkiyet haklarını ihlal ettiğini, makinenin süresinde ve çalışır durumda teslim edilmemesi sebebiyle müvekkilinin boşuna ödediği kira paraları, işçilik paraları ve işletme maliyetleri olduğunu, davacı ....04.2007 tarihinde ve sonrasında makine teslim taahhüdünü yerine getiremeyince ve makine bir türlü üretime sokulamayınca, müvekkilin yaptığı tüm bu işletme maliyetleri de boşa gittiğini, makinedeki üretim hatasının sadece presin düzgün çalışmamasına indirgenemeyeceği, makinenin yapısal imalat hatası sebebi ile hiçbir zaman randımanlı çalışmadığını ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuş ise de, davalının ticari defter ve belgelerini ibraz edememesi karşısında bilirkişi tarafından bahsedilen zararların doğruluğuna ve miktarına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılamaması doğal olup, aksi yöndeki davalı istinaf gerekçesi kabul edilmemiştir. Tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilerek, davacı ve davalı yanın istinaf taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../03/2024 tarih ve 2021/.... Esas, 2024/.... Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 723,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 295,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalıdan alınması gereken 16.381,89 TL istinaf karar harcından peşin alınan 4.095,48 TL'nin mahsubu ile bakiye 12.286,41 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 13/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.