İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/04/2026 KARARIN YAZIM TARİHİ: 03/04/2026 Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ....Esas, ...karar sayılı ve 29/04/2025 tarihli kararı aleyhine davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla; yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine verilen dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacıdan mobil telefon kurumsal abonelik hizmeti a…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ANTALYA 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/04/2025 DAVANIN KONUSU: ABONELİK SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN İTİRAZIN İPTALİ İSTİNAF TALEP TARİHİ: 23/06/2025 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/04/2026 KARARIN YAZIM TARİHİ: 03/04/2026 Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ....Esas, ...karar sayılı ve 29/04/2025 tarihli kararı aleyhine davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla; yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine verilen dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacıdan mobil telefon kurumsal abonelik hizmeti aldığını ancak aldığı hizmet bedelini ödemediğini, davalı hakkında TC Merkezi Takip Sistemi (Ankara 33. İcra Müdürlüğü) ....sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının 04/08/2020 tarihinde takibe itiraz ettiğini, Merkezi Takip Sistemi Yönetmeliği uyarınca Antalya mahkemelerinin yetkili olduğunu beyanla; haksız itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine verilen cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlık için Ankara Arabuluculuk Bürosunun yetkili olmadığını, 2004 sayılı İİK'nın 61. maddesi gereğince dayanak belgenin ödeme emrine eklenmediğini, davanın bu şekilde usulden reddi gerektiğini, davacı tarafından düzenlenen faturalarda fahiş artış ve tutarsızlık bulunduğunu, bu konuda davacıya ihtarname keşide edildiğini ve buna yanıt verilmediğini, davacı şirket tarafından gönderilen faturaların iade edildiğini beyanla; davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE GEREKÇESİ : Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas, ...Karar sayılı ve 29/04/2025 tarihli kararı ile; "Davanın kısmen kabulü ile Merkezi Takip Sistemi ...Esas sayılı icra takip dosyasında 169.713,18 TL asıl alacağa, 47.156,96 TL işlemiş faize, 8.488,25 TL işlemiş faizin KDV'sine, 3.336,11 TL (taleple bağlı kalınarak) işlemiş faizin ÖİV'sine yapılan itirazın iptaline, takibin 169.713,18 TL asıl alacak, 47.156,96 TL işlemiş faiz, 8.488,25 TL işlemiş faizin KDV'si, 3.336,11 TL işlemiş faizin ÖİV'si üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın miktarının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, koşulları oluşmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ : Davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde sunulan istinaf dilekçesi ile; arabuluculuk başvurusunun yetkisiz Ankara Bürosuna yapıldığını, icra takibine eklenmesi zorunlu belgelerin ödeme emrine eklenmediğini, dava dilekçesi eklerinin davalıya tebliğ edilmediğini, faturanın tek başına alacağı ispata yeterli olmadığını, davacının fahiş birim fiyat artışları uyguladığını ve müvekkilinin faturalara itiraz ederek bunları iade ettiğini, ücretlendirmenin hukuka uygunluğunun denetlenmesi amacıyla ilgili kurum ve operatörlere müzekkere yazılması talebinin yerine getirilmediğini, mahkemenin yalnızca ticari defterlere dayanarak eksik incelemeyle hüküm kurduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını, davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve istinaf edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355/1. maddesi gereğince istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin olarak yapılan incelemede; Dava dilekçesi ile davalı şirketin davacıdan mobil telefon abonelik hizmeti almasına rağmen bedelini ödememesi üzerine Merkezi Takip Sisteminin ...Esas sayılı takip dosyasında 170.104,70 TL asıl alacak, 47.658,73 TL işlemiş yıllık faiz, 8.578,57 TL işlemiş faizin KDV'si, 3.336,11 TL işlemiş faizin ÖİV'si olmak üzere toplam 229.678,11 TL alacağın tahsili için davalı aleyhine ilamsız takibe geçildiği, davalı/borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulduğu beyanıyla haksız itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas, ...Karar sayılı ve 04/02/2021 tarihli kararı ile dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine ve davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Dairemizin ...Esas, ...Karar sayılı ve 24/06/2021 tarihli kararı ile; 7155 sayılı Kanunun "Kapsam" başlıklı 2/1. maddesinde geçen "tüketici" teriminin Kanunda ve ilgili Yönetmelikte tanımlanmamış olması, anılan maddedeki "diğer mevzuatta düzenlenen abonelik sözleşmeleri" ibaresinin kapsamı ile elektrik ve doğal gaz piyasası kanunlarında "tüketici" kavramının 6502 sayılı Kanundaki anlamından farklı ve daha geniş biçimde kullanılmış olması birlikte değerlendirildiğinde; Merkezi Takip Sistemi üzerinden icra takibi başlatma zorunluluğunun yalnızca 6502 sayılı Kanun anlamında tüketici sıfatını taşıyan abonelerle sınırlı olmayıp tacir olan davalı şirket aleyhine başlatılan takibi de kapsadığı, dolayısıyla davacı tarafından Merkezi Takip Sistemi üzerinden usulüne uygun biçimde başlatılmış bir ilamsız takibin mevcut olduğu ve itirazın iptali davasına ilişkin dava şartının gerçekleştiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin dava şartı yokluğu gerekçesiyle verdiği usulden ret kararı usul ve yasaya aykırı bulunmuş; istinaf başvurusunun kabulüyle anılan karar kaldırılarak dosya yeniden görülmek üzere mahkemesine geri gönderilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalı şirketin davacıdan mobil telefon abonelik hizmeti almasına rağmen bedelini ödemediği, davalının ve davacının ticari defterlerine göre davacının 169.713,18 TL asıl alacağının kayıtlı olduğu, asıl alacak ile birlikte 47.156,96 TL işlemiş faiz, 8.488,25 TL işlemiş faizin KDV'si, 3.336,11 TL işlemiş faizin ÖİV'si olmak üzere toplam 228.694,50 TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabulü ile Merkezi Takip Sistemi ....Esas sayılı icra takip dosyasında 169.713,18 TL asıl alacağa, 47.156,96 TL işlemiş faize, 8.488,25 TL işlemiş faizin KDV'sine, 3.336,11 TL (taleple bağlı kalınarak) işlemiş faizin ÖİV'sine yapılan itirazın iptaline, takibin 169.713,18 TL asıl alacak, 47.156,96 TL işlemiş faiz, 8.488,25 TL işlemiş faizin KDV'si, 3.336,11 TL işlemiş faizin ÖİV'si üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın miktarının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, koşulları oluşmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, ilk derece mahkemesince toplanan deliller, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde; mahkemece uyuşmazlığın doğru şekilde nitelendirildiği, çözümü için gerekli tüm delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin değerlendirilmesinde ve takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK uyarınca istinaf incelemesinin, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hâllerinin re’sen gözetilmesi suretiyle yapılması gerektiği gözetildiğinde, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar ayrı ayrı incelenmiştir. Öncelikle, davalı vekilinin arabuluculuk bürosunun yetkisine yönelik itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Zira dosya kapsamından, davalının arabuluculuk süreci sırasında büronun yetkisine ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürmediği, bu itirazını ilk kez yargılama aşamasında dile getirdiği anlaşılmaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmiş olması karşısında, süresinde ileri sürülmeyen bu itirazın sonradan dinlenmesi mümkün değildir. Bu itibarla dava şartının usulüne uygun şekilde yerine getirildiği kabul edilmiştir. Davalı vekilinin, takip dayanağı belgenin ödeme emrine eklenmediğine ilişkin itirazı da dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Zira takip dayanağı belgenin takip talebinde açıkça gösterildiği ve dosyaya eklendiği anlaşılmakta olup, bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Uyuşmazlığın esasına gelince; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı şirketin, davacıdan aldığı mobil telefon kurumsal abonelik hizmeti karşılığında doğan borç ilişkisi incelenmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 84. maddesi uyarınca ticari defterlerin sahibi aleyhine delil teşkil edeceği dikkate alındığında, davalı şirketin kendi ticari defterlerinde davacıdan temin edilen hizmet karşılığında 169.713,18 TL asıl alacak bulunduğunun kayıtlı olduğu görülmektedir. Davacının ticari defter kayıtlarının da bu alacağı doğruladığı, taraf defterlerine dayalı bilirkişi raporunun açık, denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda; davalı tarafın fatura bedellerine yönelik itirazları ile iade iddialarının, kendi ticari defter kayıtları karşısında dayanaksız kaldığı, alacağın varlığı ve miktarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde ispatlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim bilirkişi incelemesi sonucunda; davalının, davacıya karşı 169.713,18 TL asıl alacak, 47.156,96 TL işlemiş faiz, 8.488,25 TL işlemiş faizin KDV’si ve 3.336,11 TL işlemiş faizin ÖİV’si olmak üzere toplam 228.694,50 TL tutarında borçlu olduğu tespit edilmiş olup, bu tespit dosya kapsamı ile uyumludur. Asıl alacağın sabit olması karşısında, buna bağlı olarak talep edilen faiz ve fer’i alacaklardan da davalının sorumlu olduğu açıktır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, delillerin takdirinde ve hukuki nitelendirmede herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir yönünün de mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İncelenen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 15.622,12 TL istinaf karar ve ilam harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 3.906,40 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 11.715,72 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydedilmesine, 3-Davalıdan peşin alınan istinaf kanun yoluna başvuru harcının hazineye irad kaydedilmesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalının üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının ilk derece mahkemesince istinaf talebinde bulunan davalıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTALIK yasal süre içinde YARGITAY ilgili hukuk dairesinde TEMYİZ YASA YOLU AÇIK OLMAK ÜZERE, oybirliği ile karar verildi. 02/04/2026 ...