T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/700 Esas KARAR NO : 2026/139 DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/10/2025 KARAR TARİHİ : 17/02/2026 Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı alacaklının müvekkili....Ltd.Şti. aleyhine ... 36.İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip dosyası üzerinden usulsüz …
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/700 Esas KARAR NO : 2026/139 DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/10/2025 KARAR TARİHİ : 17/02/2026 Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı alacaklının müvekkili....Ltd.Şti. aleyhine ... 36.İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip dosyası üzerinden usulsüz ve yasaya aykırı bir şekilde icra takibi başlattığını, müvekkilinin cebri icra zoru ile bu icra dosyasına 1.009.769,45-TL ödemek zorunda kaldığını, ... 36.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 08.05.2024 tarih ve ...Esas...Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş ve bu karar Yargıtay 12.Hukuk Dairesi'nin 03.12.2024 tarih ... Esas,... Karar sayılı kararı ile onandığını, Yargıtay'ın onama kararı üzerine cebri icra zoru ile davalıya ödedikleri paranın iadesi için ... Arabuluculuk Bürosu'na ... büro dosya ... arabuluculuk no ile arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak davalı taraf ile anlaşmaya varılamadığını, davanın kabulü ile müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 1.009.769,45 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile istirdadına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından dava şartı olan arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini, davacı şirket vekili tarafından geçersiz vekaletname ile sürecin başlatıldığını ve geçersiz vekaletname ile sonuçlandırıldığını, arabuluculuk son tutanağının geçersiz olduğunu, davacı şirketin icra dosyasına ödediği paranın, takibin iptaline karar verilmesi nedeniyle istirdadını talep ettiğini, takibin iptali yalnızca takip hukukuna dair bir karar olup kararın maddi hukuka herhangi bir etkisi olmadığını, davacı şirketin borcunun olmadığı yönünde kurulan bir karar bulunmadığını, kaldı ki istirdat için hak düşürücü sürenin geçtiğini, takipten ve ödeme emrinin tebliğinden sonra davacı tarafından takibin iptali için açılan herhangi bir dava olmadığını, borca itiraz edilmediğini, takibin kesinleşmesi akabinde icrai işlemler yapıldığını, dolayısıyla, takibe konu alacak yönünden borçlu olduğu hususu davacı şirket tarafından açıkça kabul ve beyan edildiğini, takibin iptali kararı, aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yalnızca takipteki ödeme emrindeki usuli eksiklikle alakalı olduğunu, kararın yalnızca takip hukukuna ilişkin olduğunu, kararın maddi hukuka yani taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin varlığına herhangi bir etkisi bulunmadığını, kaldı ki davacı şirket de icra takibinin hiçbir aşamasında borcunun olmadığına dair bir beyan itiraz ya da iddiada bulunmadığını, davacı şirketin borçlu olduğunu bildiği ve kabul ettiği parayı icra dosyasına ödemediğini, işbu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, takibin iptaline karar verilmiş olması borcun varlığını ortadan kaldırmadığını, aleyhe hususları ve davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafından icra dosyasına 18.05.2022 ve 28.11.2022 tarihlerinde ödeme yapılmadığını, 28.11.2022 tarihinde yapılan ödeme ile dosya borcunun sona erdiğini ve dosya tahsilat sebebiyle infaz olduğunu, yapılan son ödemenin tarihinin 28.11.2022 olduğunu, dava son tahsilat tarihinden itibaren 1 yıl içinde açılmadığını, istirdat davası açılması için hak düşürücü sürenin geçtiğinin ortada olduğunu, işbu dava istirdat talepli olup yasal süresinden sonra açılmadığını, işbu haksız davanın gerek yasal dayanaktan yoksun olması gerekse hak düşürücü sürenin geçmiş olması bakımından dava şartlarının yokluğu nedeniyle usulden reddine, Mahkememiz aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: ... 20. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasının UYAP kayıtları, ... 36. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, haksız takip nedeniyle ödenen paranın istirdadına istemine ilişkindir. 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/1. maddesinde “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü içermektedir. Aynı maddenin 7. fıkrasında ise “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir” düzenlemesi mevcuttur. İstirdat davası, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istenir. Yalnız, davanın şartı icra hukukuna dayanmaktadır: Borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması gerekir (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/ Hanağası, Emel: İcra İflas Hukuku, Ankara 2018, 4. Baskı, s. 228). 2004 sayılı İİK’nın 361. maddesi; "İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır.” şeklinde emredici bir düzenlemeyi içermektedir. Anılan madde hükmü, ilamlı veya ilamsız tüm icra takiplerinde, her ne sebeple olursa olsun, borçludan fazla para tahsil edilen her durumda uygulama yeri ve alanı bulunan, özel bir hükümdür. Buna göre, icra daireleri, hesaplama sonucunda fazladan tahsil edildiği ortaya çıkan tutarları, ayrı bir mahkeme hükmüne gerek olmaksızın, borçluya geri vermekle yükümlüdürler. Açıktır ki, burada, icra müdürüne kanun tarafından verilmiş, özel bir görev ve daha da önemlisi cebri icra gücünün kullanılması kapsamındaki bir yetki söz konusudur. İcra müdürü, dayanağı ve şekli ne olursa olsun, girişilmiş bir icra takibinde, borçludan tahsil edilen paranın, tahsili gerekenden daha fazla olduğunun (veya yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğunun) hesap sonucunda belirlediği durumlarda, cebri icra gücünü kullanarak, fazla tahsilatı borçluya geri verecektir (HGK’nun ...E., ...K. ve 24.06.2009 tarihli kararı). Şu halde İİK'nın 361. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için icra dairesince "borçludan" tahsil edilmiş bir para mevcut olmalıdır. Eldeki davada, davacı, icra hukuk mahkemesine yapılan şikayet üzerine verilen kararın kesinleşmesi ile bilikte hak düşürücü sürenin başlayacağını, davanın süresinde açıldığını iddia etse de, 2004 sayılı İİKnın 361.maddesinin fazladan para tahsil edilmesi veya yanlışlıkla bir tarafa para verilmesi halinde uygulanabileceği, ancak uyuşmazlıkta böyle bir durumun mevcut olmadığı, maddenin uygulanma yerinin bulunmadığı, dava konusu paranın icra veznesine 28/11/2022 tarihinde ödendiği, istirdat davasının en son açılması gereken tarihin 28/11/2023 tarihi olduğu, hak düşürücü sürenin borcun tamamen ödenmesinden sonra başladığı ve borcun tamamen ödendiği, bu süreyi geçiren tarafın, koşulları varsa sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak alacak davası açabileceği, bu nedenlerle davanın süresi geçtikten sonra açıldığı, bu nedenlerle hak düşürücü sürenin dolduğu (Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar) anlaşıldığından davanın hak düşürücü süreden sonra açılması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, 1-Davanın hak düşürücü süreden sonra açılması nedeniyle REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin olarak yatırılan 17.244,34-TL peşin harcın mahsubu ile fazla alınan 16.512,34-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 45,00-TL posta ve tebligat gideri olan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davacıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, davacı vekilin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/02/2026 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır