9. Hukuk Dairesi 2025/8878 E. , 2025/10048 K. "" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1557 E., 2025/1862 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/15 E., 2025/81 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor…
9. Hukuk Dairesi 2025/8878 E. , 2025/10048 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1557 E., 2025/1862 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/15 E., 2025/81 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin ... İl Müdürlüğü ... İşletme Yönetmenliği emrinde işletme yönetmeni olarak çalışmakta iken yürütülen disiplin soruşturması sonucu "6 Yevmiye kesimi ile il dışına tayin edilmesi" cezası verilip sonrasında da ... İlçe İşletme Yöneticiliği emrinde daha düşük bir ünvan olan ilçe işletme bakım operatörü olarak görevlendirildiğini, müvekkilinin işbu disiplin cezasının ve yapılan uygulamanın iptali talebiyle dava açtığını ve dava sonucunda "il dışına önceki görevinden daha düşük nitelikli bir görev olan ilçe İşletme Bakım Operatörü" olarak atanmasına yönelik işlemin iptaline karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, iptal kararı sonrasında müvekkilinin, davalı Şirkete başvurarak önceki görevi olan "İşletme Yönetmenliği" görevine iadesinin yapılması ile geçmişe dönük olarak tüm hak ve menfaatlerinin verilmesi ile maddi karşılıklarının ödenmesini, manevi zararının giderilmesini talep ettiğini ancak davalı Şirket tarafından müvekkilinin bu taleplerinin karşılanmadığını, davalı Şirketin müvekkilini daha düşük bir unvanla çalıştırmaya başlamasının nesnel bir nedene dayanmadığı, müvekkiline karşı keyfi biçimde ayrım yaptığını, müvekkilinin Şirket içerisinde pasifize edildiğini, kariyer basamaklarını yükselmesinin kasıtlı, ısrarlı ve sistematik olarak engellendiğini iddia ederek ücret farkı, ayrımcılık tazminatı ve manevi tazminat alacaklarının tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı taraf hakkında, 2013 yılında görev ve unvanını kullanarak bir takım usulsüz işlemler gerçekleştirdiği gerekçesiyle disiplin soruşturması gerçekleştirildiği, davacı tarafından soruşturmaya konu usulsüz işlemlerin gerçekleştirildiğinin Denizli 3. İş Mahkemesinin 2018/302 Esas sayılı dosyası ve alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, davacının naklen tayininde hiçbir şekilde ücret düşüşü gerçekleşmediğini, ağırlaştırılmış bir görev verilmediğini, davacının iş sözleşmesine göre teknisyen kadrosunda olduğunu, bodro ücretinde herhangi bir düşme söz konusu olmadığını, soruşturma öncesi ilçe işletme yönetmenliğinde görevliyken, konumunu kötüye kullanması nedeniyle bu görevine devam ettirilmesinin hiçbir işverenden beklenemeyeceğini, bununla birlikte davacının disiplin soruşturması öncesinde yönetmen olarak görev yapmış olduğu ... İlçe İşletme Yönetmenliği işyerinin kapatıldığını şu anda bu yönde bir unvanın Şirketin organizasyon yapısında bulunmadığını, davacının çalışma koşullarının ağırlaştığına dair iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacıya herhangi bir ayrımcılık yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının disiplin işlemine karşı açtığı davada Denizli 3. İş Mahkemesinin 2018/302 Esas ve 2019 459 Karar sayılı kararı ile il dışına nakli uygun olmakla birlikte daha düşük bir unvanla nakledilmesini yani unvanın değiştirilmesi yönünden işlemin iptaline karar verilip Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, davacının il dışına tayini yönünden bir aykırılık bulunmamakta ise de daha düşük bir unvan ile çalıştırıldığı ve kesinleşen mahkeme kararına rağmen bunun devam ettirildiğinin sabit bir hâl aldığı, yargı kararına rağmen unvanında gerekli düzeltmenin yapılmamış olması kendisine karşı sistematik bir psikolojik baskı uygulandığının açık bir kanıtı olarak değerlendirilebileceği, psikolojik baskı sonucu istifa gerekli ve zorunlu olmayıp davacının çalışmaya devam etmesinin buna rıza gösterdiği ve haklarından feragat ettiği sonucunun çıkarılamayacağı, işçinin maddi çıkarlarının korunmasının yanında saygınlığı ve kişiliğinin de korunması esas olup ısrarlı bir biçimde yargı kararına rağmen özellikle daha düşük ünvanla çalıştığı mahkeme kararında belirtildiği hâlde buna aykırı davranışın işçinin kişilik haklarını zedeleyeceği sonucuna varılarak duyulan elem ve üzüntünün giderilmesi yönünden tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ihlalin derecesi ve sonuçları göz önünde tutularak talebin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerektiği, davacı ile disiplin işlemi öncesi aynı emsal ve konumda bulunan işçilere ödenmesi gereken ücret ve hakların maddi karşılığının davacıya da ödenmesi gerektiği, yine davacı yararlandırılmadığı lojman haklarının maddi karşılığını talep etmiş olup, özellikle sahil kesimlerinde kiralık konut bulmanın zorluğu ve kiraların yüksekliği dikkate alındığında, davacıya yararlandırılmayan ekonomik menfaatlerin parasal karşılığının geniş anlamda ücret kapsamında değerlendirilerek talep edebileceği düşünüldüğü, davacıya karşı yapılan ayrımcılığın din, dil vb nedenlere dayandığı konusunda kanaate ulaşılamadığından bu talebin reddine karar vermek gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının hakkında yürütülen disiplin işlemi sonrası görev unvanı düşürülerek başka yere naklen atanmasına dair işlemin iptali talebiyle açtığı davada verilen "unvan düşürülmesi işleminin iptali" yönündeki hükmün temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacının öncesinde "... işletme yönetmeni" olarak çalışırken nakil sonrası "işletme bakım operatörü" olarak çalıştığı, ücretinde bu unvana göre artışlar yapıldığı, dolayısıyla davacının emsali işçi durumunda (öncesinde ... işletme yönetmeni iken devamında ... operasyon takım lideri) olan...'nın ücreti üzerinden ücret farkı ve ikramiye farkı alacaklarının hesaplatılıp hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, davacıya ve ilçelerde görev yapanlara ödenen ilçe destek ödemesi yönünden davacı gibi ilçede görev yapan .... adlı işçinin ücreti üzerinden yapılan hesaplama ile ilçe destek ödemesi farkına karar verilmesinde de isabetsizlik olmadığı, davacıya Bodrum ilçesinde çalıştığı dönemde (01/04/2016-23/12/2020 tarihleri arasında) boş daire olmasına rağmen lojman tahsis edilmediğinin tanık beyanlarıyla sabit olduğu, bu nedenle mahallinde yapılan keşif sonrası bilirkişilerce tespit edilen kira (yararlandırılmayan lojman hakkı) bedelinin davacıya ödenmesine karar verilmesinde hata olmadığı; ayrımcılık tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin doğru olduğu, davacı hakkındaki disiplin işlemi sonrasındaki süreçte (görev unvanının düşürülmesi ve devamında terfi ettirilmemesi, lojman verilmemesi, yargı kararına rağmen unvanının düzeltilmemesi...şeklindeki tasarruflara maruz kalmakla) sürekli ve sistematik şekilde psikolojik baskıya uğradığı kabulüyle, makul ve yeterli bulunan manevi tazminata karar verilmesinde de isabetsizlik olmadığı anlaşıldığından, tarafların istinaf nedenleri yerinde görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; manevi tazminat ve diğer alacaklar yönünden verilen hükümler karşısında ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından kararın düzeltilerek onanması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Alacakların zamanaşımına uğradığını, b. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, c. Davacının disiplin soruşturması neticesinde unvanının değiştirilmesinden sonra ücretinde hiçbir eksilme olmadığını, her yıl düzenli olarak ücret zammının iş sözleşmesinde belirtildiği şekilde uygulandığından herhangi bir hak kaybının söz konusu olmadığını, d. Davacının iş sözleşmesi ve görev tanımı prosedüründe çalışana lojman tahsisine ilişkin bir hak bulunmadığından, kira bedellerinin müvekkili Şirketten talep edilemeyeceğinin ortada olduğunu, e. Müvekkili Şirketin lojman tahsisine ilişkin işyeri uygulaması hâline gelmiş herhangi bir uygulaması bulunmadığını, f. Davacının manevi tazminat talebinin kabulünün mümkün olmadığını, g. Bilirkişi raporundaki kira bedeli hesaplamalarının fahiş nitelikte olup kabulünün mümkün olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacının görevinin değiştirilmesinden kaynaklı ücret farkına hak kazanıp kazanmadığı, manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı ve vekâlet ücreti noktalarındadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta mahkeme kararının uygulanmaması tek başına psikolojik baskı değildir. Ancak davacının görevinin hukuka aykırı olarak değiştirilmesi ve bunun mahkeme kararı ile sabit olmasına rağmen hukuka aykırı bu işlemin düzeltilmemesinin davacı işçide manevi olarak zarar doğurduğundan sonucu itibarıyla manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi isabetlidir. Öte yandan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 10/4 hükmünde, "Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesi mevcut olup buna göre İlk Derece Mahkemesince davacının diğer taleplerinin yanında manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesine karşın manevi tazminat açısından ayrı bir kalem olarak vekâlet ücretine hükmedilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davalı tarafın tüm, davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Davacı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının vekâlet ücretine ilişkin paragrafına "ayrıca manevi tazminat talebinin kısmen kabulünden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 2.400,00 TL vekâlet ücretinin de davalıdan alınarak davacıya verilmesine," cümlesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.