TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/01/2025 NUMARASI : 2024/7 Esas, 2025/49 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 11/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/629 KARAR NO : 2025/1473 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/01/2025 NUMARASI : 2024/7 Esas, 2025/49 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 11/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, davalı şirket ile 22/05/2014 tarihli sözleşme imzalandığını, Manisa ili, Salihli ilçesi, Zafer mah., ... Ada, 1.Parselde 11.528 m² yüzolçümlü konut ve ticari imarlı alana yapılması palanlanan...Kule'nin konsept, avan ve uygulama projelerinin hazırlanması, bu projelerin ilgili kurumlarda tasdik ettirilmesi işinin davalı şirketçe yerine getirilmesinin kararlaştırıldığını, bahse konu sözleşmenin 5. maddesinde davalı şirkete 50.000,00 TL ödeneceği, bu ödemenin uygulama projesinin ilgili ilçe Belediye Başkanlığı tarafından tasdik edildiği tarihte yapılacağının, sözleşmenin 6. maddesinde davacı tarafından sunulacak dökümanların teslimi ve peşinat ödemesinin yapılmasından itibaren işe başlanacağı, işin 45 gün içerisinde tamamlanacağının hüküm altına alındığını, davacı şirketin edimlerini yerine getirerek 06 Haziran 2014 tarihinde davalı şirkete 50.000,00 TL peşinat ödemesini davalı şirket çalışanı ...'e belge karşılığında elden ödediğini, davalı şirketin ısrarlı talebi üzerine 08 Temmuz 2014 tarihinde ise banka havalesi ile 20.000,00 TL daha davalı şirkete ödeme yapıldığını, sözleşmede belirtilen bedelden daha fazla davalı tarafa ödeme yapıldığını buna rağmen davalı şirketin mimari konsept proje, avan proje, vaziyet planı, kat planları, kesitler, görünüşler, 3 boyutlu görünümler, uygulama projesine esas alan hesap tabloları, inşaat sistemini gösterir detayları, tefrişli kat planlarını, malzeme bilgilerini, proje açıklamalar raporunu, cephe sistem detaylarını, merdiven sistem detaylarını, ıslah hacim detaylarını, zemin kaplama detaylarını, asma tavan planlarını, kapı sistem detaylarını, sistem kesitlerine ait gerekli tüm nokta detaylarını, kapsamlı mahal listesini ve kapı pencereler listelerinden hiçbirini teslim etmediğini, bunun üzerine 19/08/2015 tarihinde Salihli 5. Noterliği'nin 9714 sayılı ihtarnamesi keşide edilerek davalı şirkete ödenen 70.000,00 TL'nin davacı şirkete iade edilmesinin talep edildiğini, davalı tarafın ihtarnameye cevap vermediğini, davacı şirket 09/01/2017 tarihinde Kadıköy 26. Noterliğinin 40810 sayılı ihtarname ile davalı tarafa ödenmiş olan 70.000,00 TL'nin davacı şirket hesabına iadesini, sözleşmenin zamanında ve gereği gibi yerine getirilmesini davalı şirkete bildirdiklerini, bu ihtarnameye de cevap verilmediğini, bedelin ödenmediğini belirterek, davalı şirkete ödenen 70.000,00 TL'nin temerrüd tarihi olan 26/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermemiştir. Davalı vekili 16/05/2018 tarihli beyan dilekçesi ile, dava ile istenilen bedelin zamanaşımına uğradığını, dava konusu sözleşme ile yüklenilen edimlerin davalı şirket tarafından ifa edildiğini, davacı tarafın sık sık fikir değiştirip farklı uygulamalar istemesi sonucu sözleşme konusu çizimlerin sürekli değiştirildiğini ve bu nedenle ifanın geciktiğini, sözleşme ile yüklenilen işin son şeklinin 30/01/2017 tarihinde davacıya, davalı şirketçe işin havale edildiği, şirket çalışanı Barış İncesu tarafından e-posta ekinde gönderildiğini, projelerin ayrıca ... Kargo Harbiye şubesinden 01/02/2017 tarihinde 461182 sayılı gönderi olarak davalı şirket yetkilisi ...'ye fiziken de gönderildiğini, taraflar arasındaki e-posta yazışmaları, telefon görüşmeleri, sms mesajları ve kargo kayıtlarının davalı şirketin edimini ifa ettiğini gösterdiğini, davalı şirketin sözleşme ile üstlendiği işi çalışanlarından Barış İncesu isimli mimara havale ettiğini belirterek, kendisine rücu edebilmeleri ve olayla doğrudan bağlantılı olduğu için davaya dahil edilmesini ve davanın kendisine ihbarını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 13/07/2020 tarihli karar ile, her ne kadar davalı tarafça zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de, eser sözleşmesinden kaynaklı alacaklarda yüklenicinin yükümlülüklerini hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi halinde TBK 146. maddede düzenlenen 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanacak olup davalının zamanaşımı def''inin yerinde görülmediği, sözleşme uyarınca davalı şirketin sözleşmede belirlenen süre içerisinde yüklendiği edimini yerine getirmediğinin gerek mahallinde yapılan keşif, gerek Salihli Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün cevabi yazısı ile sabit olduğu, davalı tarafça da aksini ispata yarar herhangi bir delil ve belgenin dosya kapsamına sunulamadığı, davalı tarafça delil olarak e-posta yazışmaları sunulmuş ise de, yapılan yazışmaların davacı tarafından projenin teslim edilmediğine ilişkin gönderilen ihtarnamelerden yaklaşık dokuz ay sonrasına ait olduğu, davacı tarafından peşinat ödemesi olarak davalı şirket çalışanı ...'e 06/06/2014 tarihinde 50.000,00 TL belge karşılığında ödendiği, 08/07/2014 tarihinde ise banka havalesi ile 20.000,00 TL daha ödeme yapıldığı, yapılan 20.000,00 TL'lik ödemenin davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her ne kadar davalı tarafça 50.000,00 TL'lik ödemeye itiraz edilmiş ise de, yapılan ödemenin SGK Müdürlüğünden getirtilen davalı şirket çalışanları içerisinde bulunan ...'e ıslak imzalı teslim tutanağı ile elden verildiği, davalı tarafın böyle bir çalışanları olmadığı yönünden bir iddiasının bulunmadığı, ayrıca davacı şirket tarafından gönderilen ihtarnameler ile mahkeme tarafından gönderilen dava dilekçesi ve tensip zaptını içerir davetiyenin de aynı şirket çalışanı imzasına tebliğ edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 67.050,00 TL alacağın temerrüt tarihi 07/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, gerekçeli kararda “mahkemece zamanaşımı definin reddedildiğini, Türk Borçlar Kanunu m. 82 uyarınca sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının iki yıl geçmesiyle zamanaşımına uğradığını, talebin dayanağı sözleşmenin 22/05/2014 tarihli ve süresi ödemeden itibaren 45 gün olduğunu, davacı tarafın 06/06/2014 tarihinde 50.000,00 TL, 08/07/2014 tarihinde ise 20.000,00 TL ödediklerini iddia ettiklerini, TBK'nın 82. maddesine göre hesap yapıldığında 2 yıllık zamanaşımı süresinin 06/06/2014 tarihinden 45 gün süre geçtikten sonra 22/07/2014 tarihinde başladığını ve 22/07/2016 tarihinde dolduğunu, davanın bu tarihten yaklaşık 2 yıl sonra açıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, kabul kararı verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, sözleşme ile yüklenilen edimlerin davalı müvekkili şirket tarafından ifa edildiğini, müvekkili şirketten e-posta yoluyla çizimler gönderildiğini ancak, davacı tarafın sık sık fikir değiştirip farklı uygulamalar istemesi sonucu sözleşme konusu çizimlerin devamlı olarak değiştirildiğini ve bu nedenle ifanın geciktiğini, iki yılı aşkın bir süre davalı şirket bürosunun nerede ise tamamen davacı şirket işine angaje olduğunu, davacının yaptığı inşaatın müvekkili şirketin çizimlerine göre yapıldığını, edimin ifa edildiğini, davanın kabulünün haksız olduğunu, sözleşme ile yüklenilen işin son şeklinin 30/01/2017 tarihinde davacıya, müvekkili şirketçe işin havale edildiği, şirket çalışanı Barış İncesu tarafından e-posta ekinde gönderildiğini, Projelerin ayrıca ... Kargo Harbiye şubesinden 01/02/2017 tarihinde 461182 sayılı gönderi olarak davacı şirket yetkilisi...'ye fiziken gönderildiğini, davacı şirketin inşaatı da müvekkili şirketin çizimleri paralelinde yaptığını, talep edildiği halde mahkemece bu hususun araştırılmadığını, inşaatın, müvekkili şirketin mimari çizimlerine göre yapıldığı halde, sırf son şeklin ihtardan sonra gönderildi diyerek davanın kabulünün haksız olduğunu, davacının istediği çizimleri aldığını ve kullandığını, bidayet mahkemesi her ne kadar davanın aksini ispata yarar herhangi bir delil ve belgenin dosya kapsamına sunulamadığını beyan etmiş olsa da, taraflarınca dosyaya sunulan e-posta yazışmaları, telefon görüşmeleri, sms mesajları, kargo kayıtları, proje suretleri ve diğer delillerin müvekkili şirketin edimini ifa ettiğini açıkça gösterir nitelikte olduğunu, davada talebin 20.000,00 TL'den fazlasının davacı tarafından ispatlanamadığı halde mahkemenin iddiayı ispat edildi sayıp davalıdan iddianın aksinin ispatını istemesinin usule aykırı ve yanlı olduğunu gösterdiğini, gerekçeli kararda, bilirkişi raporlarına göre de davalı şirketin sözleşmede belirlenen süre içerisinde yüklendiği edimin yerine getirilmediğinin anlaşıldığının belirtildiğini, bilirkişi raporunda davacı defter kayıtlarında davalıya ödenen 20.000,00 TL'nin iş avansları hesabında alacak olarak göründüğünü, elden ödendiği söylenilen 50.000,00 TL'ye ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmadığının belirtildiğini, ayrıca bilirkişinin, davacı tarafın davalı müvekkili şirketten en fazla 20.000,00 TL talep edebileceğini bizzat kendi defter kayıtlarına dayanarak belgelediğini, en önemlisi bilirkişi raporunda davalı müvekkili şirketin edimini yerine getirmediği yolunda bir ibarenin olmadığını, davacı tarafından rapordaki bu hususlara ilişkin itirazda bulunulmamış ve talepleri ile defter kayıtları arasındaki çelişki açıklanmamış olduğunu, aynı tespiti 27/03/2020 günlü raporun mali tarafını hazırlayan bilirkişilerin de yaptığını, bizzat davacı taraf defter ve belgelerinde davacının müvekkili şirketten sadece 20.000,00 TL alacaklı olduğunun yazıldığını, müvekkili şirket sözleşme ile üstlendiği edimi ifa ettiği için kabul etmemekle birlikte bir an davacı tarafın haklı olduğu düşünülse bile talep edebilecekleri miktarın bizzat kendi kayıtlarına göre 20.000,00 TL olduğunu, buna rağmen mahkemenin bilirkişi raporlarındaki davacı lehine ibareleri var kabul ettiğini, davacı aleyhine olan “20.000,00 TL den fazla alacak olmadığı” tespitini ise görmezden geldiğini, bu şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Dairemizin 22/11/2023 tarihli 2020/1985 E. ve 2023/1320 K. Sayılı kararı ile, somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça feshedildiği belirtilmiş ise de fesihten sonraki tarihli e-posta ekinde davalı tarafça gönderilen projelerin davacı tarafından teslim alındığı anlaşıldığından, davalı tarafça e-posta ile gönderilen projelerin davacı tarafından kullanılıp kullanılmadığı, sözleşmeye uygun olarak yapılıp yapılmadığı, davalının işine yarayıp yaramadığı, davalı tarafından e-posta ile gönderilen projenin, belediyeye sunulan proje ile aynı olup olmadığı, aynı proje ise sözleşmeye göre bedelinin ne olduğunun araştırılması; öte yandan, imzalı belge karşılığında davacıdan 50.000,00 TL ödeme alan ...'in davalı şirketin para almaya yetkili çalışanı olup olmadığı hususunda mahkemece araştırma yapılıp, ispat yükü de gözetilerek, gerektiğinde bilirkişiden bu hususlarda rapor düzenlemesi istenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle mahkeme kararı kaldırılmıştır.Mahkemece 20/01/2025 tarihli karar ile, BAM ilamı doğrultusunda talimat yoluyla aldırılan bilirkişi raporu ile; davacı tarafça sözleşmenin feshinden sonraki tarihli davalı tarafça e-posta ile gönderilen projelerin davacı tarafından kullanılamayacağı, projenin Salihli Belediyesi'nden tasdik ettirilmemesi nedeniyle sözleşmeye uygunluğundan bahsedilemeyeceği, projenin mevcut haliyle ön proje çalışmaları iş aşaması kısmına tekabül edeceği, toplam hizmet bedeli oranının bu aşamaya % 5 +% 15= %20 oranında tamamlanmış sayılabileceği, bu oranla davacının toplam ödemesi gereken bedelin (2.500,00 TL+ 7.000,00 TL) + %18 KDV ile 11.800,00 TL olarak belirlendiği, yine mali müşavir bilirkişi marifetiyle yapılan incelemede, tarafların defter ve kayıtlarının birbiri ile mutabık olduğu, sadece davacı tarafından yapılan 20.000- TL tutarlı ödemenin kayıtlara alındığı, ...’e yapıldığı iddia edilen ödenmenin her iki tarafça da kayıtlara alınmadığı, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlara dayalı yapılan tespite göre davacının davalıdan alacağının 20.000,00-TL olduğunun tespit edildiği, öte yandan, imzalı belge karşılığında davacıdan 50.000,00-TL ödeme alan ...'in davalı şirketin para almaya yetkili elemanı olup olmadığı anlaşılamamış olup davacı tarafa ispat yükümlülüğü kapsamında yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış ise de davacı vekili bu hususta karşı tarafa yemin teklif etmediklerini beyan ettiği, şu halde işin tamamlanma oranına göre davacının toplam ödemesi gereken bedelin (2.500,00 TL+ 7.000,00 TL) + %18 KDV ile 11.800,00 TL olduğu ve tarafların ticari defter ve kayıtlarının esas alınması gerektiği, buna göre davacı tarafça yapılan 20.000,00 TL'lik ödemenin mahsubu ile (20.000,00 - 11.800,00 = 8.200,00 TL) neticeten davanın kısmen kabulü ile, 8.200,00-TL alacağın temerrüt tarihi 07.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davaya konu eser sözleşmesinin feshinden sonra davalı tarafından e-posta ekinde gönderilen projenin müvekkil davacı tarafından kullanılmadığı, bunların müvekkilinin işine yaramadığının dosya kapsamındaki belediye cevapları ve projeye konu arsanın boş durumda olması ile sabit olduğu, sözleşmede tanımlanan süre içerisinde tamamlanmamış olan ve hiçbir işe yaramadığı tespit edilen çizimler için davalıya bir bedel ödenmesi gerektiğine dair hükmün hatalı olduğunu, davalının 16.05.2018 tarihli cevap dilekçesinde davaya yönelik zamanaşımı def'i ileri sürüldüğü, sebepsiz zenginleşmeye dayalı davanın iki yıllık süre içerisinde açılması gerektiğinden bahsedildiği, ödeme yapılmadığına dair bir itirazda bulunulmadığı, bilirkişi incelemesi yapıldıktan ve ticari defterlerde elden yapılan ödemeye dair kayıt olmadığı rapora yansıdıktan sonra, davalı tarafın savunmasını genişlettiğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Davacı, davalının sözleşme ile üstlendiği edimi yerine getirmediğini beyan ederek toplam ödediği 70.000 TL'nin iadesini talep etmiştir.Davalı, edimini yerine getirdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Taraflar arasında imzalanan 22/05/2014 tarihli sözleşme ile Manisa ili, Salihli ilçesi, Zafer mah., ... Ada, 1.Parselde 11.528 m² yüzolçümlü konut ve ticari imarlı alana yapılması planlanan...Kule'nin konsept, avan ve uygulama projelerinin hazırlanması, bu projelerin ilgili kurumlarda tasdik ettirilmesi işinin davalı şirketçe yapılması kararlaştırılmıştır. 18/07/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda; davalı tarafça e-posta ile gönderilen projelerin davacı tarafından kullanılıp kullanılmadığı hususunda; projenin müellifi harici, müellifinin imzası onayı ya da muvafakati olmadan başka bir müellifçe bile kullanılamayacağı gerekçesi ile davacı tarafından kullanılamayacağı, sözleşmeye uygun olarak yapılıp yapılmadığı hususunda; projenin ilgili idaresi Salihli için sözleşmeye uygun olamayacağı, davalının işine yarayıp yaramadığı hususunda; projenin ancak ilgili idaresi Salihli Belediyesi'nden tasdik edilmesi sonrası kullanılabileceği gerekçesi ile davacının işine yaramayacağı, söz konusu e-posta ile gönderilmiş projenin belediyeye sunulmamış tasdik alınmamış olduğu, dolayısıyla onaylanmamış (ön izni alınmamış) e-postadaki projenin farklı olup olmadığının, ek raporun 2.sayfasında bulunan tablonun sarı ve gri renk ile belirtilen hizmet bedeli hesaplamasında ilk 2 aşamasının sonrasına geçmediği için herhangi bir hükmünün bulunmadığı ve aynı proje ise sözleşmeye göre bedelinin ne olduğunun hususunun ise, davalı tarafça e-posta ile gönderilen projelerin belediye tasdikinin bulunmadığı ancak hizmet bedeli hesaplamasında ÖN PROJE ÇALIŞMALARI İŞ AŞAMASI kısmına tekabül edeceği kanaatine varılmış olduğu, dolayısıyla toplam hizmet bedeli oranının: %5 + % 15 = % 20 olacağı, bu oranla toplam ödenmesi gereken bedelin (2.500,00 TL+ 7.000,00 TL) + %18 Kdv ile 11.800,00 TL olacağı sonucuna varıldığı, tutanak ve banka havalesi ile teslim edilen toplam tutarın 70.000,00 TL olması halinde 70.000,00 - 11.800,00 = 58.200,00 TL fazla ödeme yapılmış olduğu belirtilmiştir.11/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda; her iki tarafın defterlerinin incelenmesinde tarafların defter ve kayıtlarının birbiri ile mutabık olduğu, sadece davacı tarafından yapılan 20.000 TL tutarlı ödemenin kayıtlara alındığı, ...’e yapıldığı iddia edilen ödenmenin her iki tarafça da kayıtlara alınmadığı, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlara dayalı yapılan tespite göre davacının davalıdan alacağının 20.000 TL olduğu, davacı ödemesinin tarafların defter ve kayıtlarına göre mi veya ...’e yapıldığı iddia edilen ödemenin davalı firmaya yapılan ödememi kabul edileceğinin taktirinin Mahkememize ait olduğunun, işin tamamlanma oranının kök raporda tespit edilen %5 mi yoksa ek raporda belirtilen %5+%15 mi olduğunun yine Mahkememiz taktirinde olduğunu, bu çerçevede Mahkememiz taktirinin davacı ödemesinin tarafların kayıtlarında sabit olduğu üzere 20.000 TL olduğu yönünde olması halinde; davalının davacıya iade etmesi gereken tutarın; Projenin gerçekleştirilme oranının %5 olduğunun kabulü halinde 17.050,- TL, Projenin gerçekleştirilme oranının %20 olduğunun kabulü halinde 8.200 TL, mahkememiz takdirinin ...’e yapılan 50.000 TL ödemenin firmaya yapılan ödeme olduğunun kabulü halinde davalının davacıya iade etmesi gereken tutarın projenin gerçekleştirilme oranının %5 olduğunun kabulü halinde 67.050 TL, projenin gerçekleştirilme oranının %20 olduğunun kabulü halinde 58.200 TL, mahkememizin taktir ettiği ve iade edileceğini tespit ettiği tutara yine Mahkememiz tarafından önceki kararında tespit ettiği üzere 07.09.2015 temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar reeskont avans faizi talep edilebileceği, 30.09.2024 tarihli davalı vekilinin beyanından ve bildirişiler tarafından yapılan tespitten anlaşıldığı üzere projenin günümüze kadar davalı tarafından gerçekleştirilmediği, proje konusu arsanın boş olduğu, tarafların diğer taleplerinin Mahkememiz taktirinde olduğu belirtilmiştir. Uyuşmazlık konusu olay ele alındığında;Davacı, aralarındaki sözleşme ilişkisi gereğince davalıya 50.000 TL'si davalı çalışanı ...'e elden olmak üzere toplamda 70.000 TL ödediğini, ancak davalının edimini yerine getirmediğini beyan etmiş ve ödediği tutarın iadesini istemiştir. Davalı ise edimi yerine getirdiğini, ayrıca ...'in para almaya yetkili çalışanı olmadığını beyan etmiştir. Şu halde çözümlenmesi gereken hususlar, davalının edimini yerine getirip getirmediği ve ... isimli kişinin davalı şirket adına para almaya yetkili olup olmadığıdır.Eser sözleşmelerinde işin teslim edildiğini ispat yükü yüklenicidedir. Davalı yüklenici işin teslim edildiğini iddia ederek e-posta iletileri sunmuş ise de, söz konusu e-postaların sözleşmenin davacı tarafından feshinden sonraki bir tarihe ait olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davacının söz konusu e-posta ekinde gönderdiği projelerden dolayı iş ücretine hak kazanabilmesi için bu projenin davacı tarafından kullanıldığının ispatı gerekmektedir. Nitekim Dairemizin 22/11/2023 tarihli 2020/1985 E. ve 2023/1320 K. Sayılı kararı da bu doğrultuda olup, kaldırma kararımızdan sonra yapılan bilirkişi incelemesinde e-posta ekinde gönderilen projelere göre işin gerçekleşme oranının yüzde 5 ya da yüzde 20 olabileceği belirtilerek alternatifli hesaplama yapıldığı, mahkemece işin tamamlanma oranının yüzde 20 olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar bilirkişi raporunda, projeye ilişkin yapılan çalışma göz önüne alınarak yüzde 20 oranında bir iş bitirme kabul edilmiş ise de, yine bilirkişi raporundan ve dosya içine gelen belgelerden davacının söz konusu projeyi kullanmadığı, projenin müellifi harici, müellifinin imzası onayı ya da muvafakati olmadan başka bir müellifçe bile kullanılamayacağı anlaşılmaktadır. Şu halde davalı yüklenicinin sözleşme kapsamında proje hazırlama yükümlülüğünü yerine getirmediği, davacının bu nedenle sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, sözleşmenin feshinden daha sonraki bir tarihte davalı tarafından e-posta ekinde gönderilen projenin ise davacı tarafından kullanılmasının mümkün olmadığının anlaşılması karşısında, davalının sözleşmenin feshinden sonra hazırladığı proje için, işin yüzde 20'sinin bittiğinin kabulü ile kısmi ücret takdiri yapılması hukuka aykırı görülmüş, davalının herhangi bir iş ücretine hak kazanamayacağı anlaşılmıştır.... isimli kişinin şirket adına iş ücreti teslim alıp alamayacağı noktasında yapılan değerlendirmede ise, davalının süresinde cevap dilekçesi vermediği, süresinden sonra verdiği cevap dilekçesinde ise davacının ...'e 50.000 TL ödediğine ilişkin bir itirazının söz konusu olmadığı, davalının bu yöndeki itirazlarını bilirkişi raporu sonrasında yaptığı, dolayısıyla davaya cevaplarında bu yönde bir itirazda bulunmayan davalının sonradan savunmasını ancak davacı tarafın muvafakati ile genişletebileceği, bu yönde davacının da açık muvafakati olmaması karşısında davalı şirket adına ... isimli çalışanı tarafından davacıdan elden 50.000 TL tutarında iş bedelinin alındığının kabulü gerekmekte olup, aksi yöndeki mahkeme gerekçesi yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle, toplam 70.000 TL üzerinden davacının davasının kabulü gerekirken, kısmen kabule karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamış, ancak dosyada yeniden delil toplanması ve inceleme yapılması gerekmediğinden dairemizce de hüküm kurulabileceği anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE 2-İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 20/01/2025 tarih ve 2024/7 Esas, 2025/49 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3- Davanın KISMEN KABULÜ ile, 70.000,00-TL alacağın temerrüt tarihi 07.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 4.781,70 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.195,43 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.586,27 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı tarafından yatırılan 1.195,43 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan; 15.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 384,90-TL Keşif Harcı, 5.805,38-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 21.190,28-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE, 2-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere11/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.