T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/568 Esas KARAR NO: 2026/19 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 09/11/2021 NUMARASI: 2020/452 Esas, 2021/1032 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 08/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müv…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/568 Esas KARAR NO: 2026/19 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 09/11/2021 NUMARASI: 2020/452 Esas, 2021/1032 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 08/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kooperatifte 2 adet ortaklık hissesi sahibi olan kooperatif ortağı davalının, müvekkili kooperatifin 27/05/2018 tarihli genel kurulunda belirlenen ortaklık borcu ile 27/02/2012 tarihli genel kurulda belirlenen sermaye artışı borcunun ödenmemesi sebebi ile dava konusu takibin başlatıldığını, üye ile kooperatif arasındaki üyelik ilişkisi devam ettiği sürece zamanaşımın işlemeyeceğini, davalının, üyelik ilişkisi devam ettiği sürece genel kurul tarafından belirlenen ödemeleri yapmakla yükümlü olduğunu, aksi halde bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olacağını, 27/05/2018 tarihli genel kurulda belirlenen ödemelerin aylık ödemeler olmayıp kooperatifin amacına ulaşabilmesi ve tasfiyesinin sonuçlandırılabilmesi adına, hazırlanan tahmini bütçeye göre genel kurulca belirlenmiş ve belirli bir tarihe kadar ödenmesi gerekli ödemeler olduğunu belirterek İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili 21/04/2021 tarihli beyan dilekçesinde; dava dilekçesinin tebliğinin usulsüz olduğunu, müvekkilinin,taşınmazları inşaati bitmiş ve yaşamaya elverişli halde iken satın aldığını, bu nedenle takibe konu aidat alacaklarının inşaat maliyeti kapsamında olmayıp olağan dönemde toplanan aidatlar olduğunu kabul etmek gerektiğinden zamanaşımı itirazlarının yerinde ve haklı olduğunu, daha önce de müvekkilinin, kooperatife herhangi bir ödeme yapmadığı iddiası ile açılan davada Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/553 Esas 2010/179 Karar sayılı kararı ile davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2011/4562 Esas 2012/778 Karar sayılı kararı ile onanarak müvekkilinin, kooperatifçe istenen bedelleri fazlasıyla ödediğini belirtildiğini, müvekkilinin 15/05/2009 tarihinde D bloktaki taşınmazının 1/2'sini ...'e, 1/2'sini ise...'a devrettiğini, A3 bloktaki taşınmazını ise 05/08/2010 tarihinde ...'ye devrettiğini, devir hususu tapu tarafından kooperatife bildirilmesine rağmen aidatların yeni malikten talep edilmesi gerekirken müvekkilinden talep edildiğini, malik olmayan müvekkilinin ödeme yapmak zorunda kalması halinde malike rücu edeceğinden aidat talep edilen yıllarda malik olan adı geçen kişilere davanın ihbarını talep ettiklerini belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; davacı kooperatifin 27/05/2018 tarihli genel kurulunun 7. maddesinde, daire türüne göre belirlenen ödemelerin 30/09/2018 tarihine kadar ödenmesi kararının verildiği, davalının kendisine tahsisli A tipi normal ve C tipi normal olmak üzere 2 adet dairesi bulunduğundan daire tipleri uyarınca toplam 6.899,00 TL borcu olduğu, davalının borcunu ödemediğinden davaya konu takibin başlatıldığı, kooperatif ana sözleşmesinde, ortaklardan alınacak aidatlara ilişkin düzenlemelerde 23. maddenin 6. fıkrasında, ortaklardan tahsil edilecek taksit miktar ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etme hususlarının genel kurulun görev ve yetkileri arasında sayıldığı, kooperatifçe ortaklardan alınacak aidat istenilebilmesi için genel kurul kararının bulunması gerektiği, 27/04/2012 tarihli genel kurulun 7. maddesinin son paragrafında "Bakanlar kurulu kararıyla ortak sermayelerinin (pay değerlerinin) 100 TL'ye çıkartılmış olması nedeniyle ikmali gereken 99 TL'nin tapusunu alan/almayan tüm üyelerce 30/06/2013 tarihine kadar defaten ödenmesine oybirliği ile karar verildi'' maddesinin yer aldığı, yine 27/05/2018 tarihli genel kurulun 7. maddesinde, daire türüne göre belirlenen ödemelerin 30/09/2018 tarihine kadar ödenmesine karar verildiği, aynı genel kurul kararının 10. maddesinde ise, temerrüt faizinin yıllık % 18 olarak belirlendiği, alınan bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin yerinde olduğu ve raporun hükme esas alınması gerektiğinden bahisle davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 6.899,00 TL ödenmeyen aidat ve 99,00 TL ödenmeyen sermaye artışına ilişkin olmak üzere toplam 6.998,00 TL asıl alacak, 1.200,00 TL ödenmeyen aidata ait işlemiş faiz ve 91,00 TL ödenmeyen sermaye artışına ait işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.291 00 TL işlemiş faiz üzerinden ve asıl alacağa (6.998,00 TL) takip tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen faiz oran ve cinsi ile faiz uygulanmak suretiyle aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmedilen 6.998,00 TL asıl alacağın taktiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; usuli itirazlarlarının değerlendirilmediğini, oysa müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, bu sebeple davaya süresinde cevap verilemediğinden müvekkilinin savunma hakkının ihlal edildiğini, usulsüz tebligata bilirkişi raporunun tebellüğ edildiği tarihte muttali olduklarının kabul edilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin, taşınmazları inşaati bitmiş ve yaşamaya elverişli halde iken satın aldığını, bu nedenle takibe konu aidat alacaklarının inşaat maliyeti kapsamında olmayıp olağan dönemde toplanan aidatlar olduğunu kabul etmek gerektiğinden zamanaşımı itirazlarının yerinde olduğunu, daha önce de müvekkilinin, kooperatife herhangi bir ödeme yapmadığı iddiası ile açılan davada Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/553 Esas 2010/179 Karar sayılı kararı ile davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2011/4562 Esas 2012/778 Karar sayılı kararı ile onandığını, bu karar neticesinde müvekkilinin, kooperatifçe istenen bedelleri fazlasıyla ödediğinin hüküm altına alındığını, müvekkilinin 15/05/2009 tarihinde D bloktaki taşınmazının 1/2'sini ...'e, 1/2'sini ise...'a devrettiğini, A3 bloktaki taşınmazını ise 05/08/2010 tarihinde ...'ye devrettiğini, devir hususu tapu tarafından kooperatife bildirildiğini, kooperatifin tapu değişikliklerini baz alarak aidatları yeni maliklerden talep etmesi gerekirken aidatların müvekkilinden talep edilmesinin eşitliğe, hukuka ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, malik olmayan müvekkili kooperatif aidatlarını ödemek zorunda bırakılmak istendiğinden ödemelerin rücu edilmesi için davanın gerçek maliklere ihbarını talep etmelerine rağmen bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, tapu kayıtları geldikten sonra bilirkişiden rapor alınarak maliklere göre hesaplama yapılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, kooperatif aidat ve sermaye artışından kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasında 6.899,00 TL ödenmeyen aidat ve 1.217,67 TL işlemiş faizi ile 99,00 TL ödenmeyen sermaye artışı ile 110,68 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 8.326,35 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan 12/03/2021 teslim tarihli raporda; incelemenin davacının 2018 yılı defterleri ve dosya üzerinden yapıldığı, davacı kooperatifin, davalıdan talep ettiği 99,00 TL sermaye payı alacağı ve faiz talebinin 27/04/2012 tarihli genel kurul kararına dayandığı, talep edilebilecek faiz miktarının 91,00 TL olduğu, davacı kooperatifin, davalıdan talep ettiği 6.889,00 TL aidat alacağının 27/05/2018 tarihli genel kurul kararına dayandığı, talep edilebilecek faiz miktarının 1.200,00 TL olduğu, takibin bu miktarlar üzerinden devamı gerektiği, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 20/01/2020 tarihli ve 2016/8913 Esas 2020/237 Karar sayılı kararında, kooperatifin üyelerinin inşaat maliyetlerine ilişkin aidat yükümlülüğünün zamanaşımına uğramayacağı belirtildiğinden davalının zamanaşımı iddiasının yerinde olmadığı bildirilmiştir.Bilirkişi tarafından sunulan 11/08/2021 teslim tarihli ek raporda; davacının, davalıdan olan alacağının tasfiye halinde olan kooperatifin amaçlarını geçekleştirmek amacı ile ve tamamen kesinleşmiş genel kurul kararlarına dayandığı, davalının dairesini satmasının kooperatife borcunu ortadan kaldırmayacağı, bu aidatların Yargıtay kararı gereğince zamanaşımına uğramayacağı, 1163 sayılı Kanunun 03/06/2010 tarihli ve 5983 sayılı Kanununun 2. maddesi ile değiştirilen 81. maddesi uyarınca, dairesini almış olmasına rağmen ortağın tasfiye sonuna kadar tasfiye giderlerine katılmak zorunda olduğu, bu nedenle davalı daire tapusunu almasına rağmen tasfiye sonuna kadar kooperatif genel kurullarında alınan ödeme kararlarına dayalı aidat borçlarını ödemek zorunda olduğu bildirilmiş olup bilirkişi, kök rapordaki görüşünü değiştirmemiştir.Öncelikle davalı vekilinin dava dilekçesi ve tensip zaptının usulsüz tebliğ edildiği itirazının değerlendirilmesi ve bunun sonucuna göre sunduğu 21/04/2021 tarihli beyan dilekçesinin, cevap dilekçesi olarak kabul edilip edilmeyeceğinin üzerinde durulması gerekir. Somut olayda, davalının dava dilekçesinde bildirilen adresine dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli olarak çıkarılan ilk tebligatın iade edilmesi üzerine bu sefer tebligat davalının mernis adresi olduğu anlaşılan "...Kadıköy/İstanbul" adresine çıkarılarak tebliğ edilmiştir. Ancak Mahkemece tebligat zarfı üzerine "mernis adresi" şerhi ile birlikte tebligatın Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yapılacağına dair şerh yazılmadığından davalının mernis adresine yapılan tebliğ işlemi geçerli değildir (Yargıtay HGK'nun 2018/12-91 Esas 2021/825 Karar sayılı ilamı). Bu nedenle davalı vekili, usulsüz tebligata bilirkişi raporunun tebellüğ edildiği tarihte muttali olduklarını bildirdiğinden tebliğ tarihinin bilirkişi raporunun öğrenildiği 07/04/2021 tarihi olarak kabulü gerekir. Buna göre ise, bu tarihten itibaren davalı vekilinin süresinde davaya karşı cevap verdiğini kabul etmek gerekir. 1-Davalı vekili, malik olmayan müvekkilinin kooperatif aidatlarından sorumlu olmadığından ve ödeme yapması halinde bu ödemeleri gerçek maliklere rücu edeceğinden bahisle davanın malik olan ..., ... ve ...'ye ihbarını talep etmiş ise de, mahkemece bu yönde bir değerlendirme yapılarak olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Oysa Yargıtay içtihatları ile kabul edildiği üzere, davanın ihbarı talebi ile ilgili değerlendirme yapılmadan esas hakkında hüküm tesis edilmesi hukuki dinlenilme hakkına aykırılık teşkil etmektedir. 2-Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre, yapı kooperatiflerinde, kooperatif tarafından yaptırılan ve müstakil tapu ile ortağı adına tescil edilen taşınmazın ortak tarafından üçüncü kişilere satışı halinde ortaklık payının satın alana geçmeyeceği, payın ayrıca devredilmesi gerektiği, ortaklık payının devredilmedikçe kooperatif karşısında taşınmazı satan ortağın, ortaklık sıfatı ve sorumluluğunun devam edeceği ifade edilmektedir. Somut olayda ise, davalı vekili, müvekkilinin maliki olduğu taşınmazları dava dışı 3. kişilere devrettiğini ileri sürerek aidat alacağından sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de, davalının taşınmazların devri ile birlikte aynı zamanda ortaklığını da devredip devretmediği hususu üzerinde durulup inceleme ve tartışma yapılmaksızın hüküm tesis edilmesi de doğru olmamıştır. 3-Yukarıda yapılan değerlendirme uyarınca, tebliğ işleminin usulsüz olduğundan bahisle davalı tarafın süresinde davaya karşı cevaplarını bildirdiği kabul edilmiş olup bu cevaplar kapsamında ileri sürülen zamanaşımı itirazı hakkında mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılıp olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de hatalı olmuştur. 4-Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının A ve C tipi olmak üzere 2 adet normal dairesi bulunduğunu ileri sürmüş olup davalı vekil ise, müvekkilinin A ve D blokta olmak üzere 2 dairesi bulunduğu ve üstelik bu daireleri de devrettiğini savunmasına rağmen iddia ve savunma kapsamında ileri sürülen bu hususlar ile ilgili davanın aydınlatılması kapsamında mahkemece herhangi bir işlem yapılmadan ve buna göre tapu kayıtları da getirtilmeden davalının A ve C tipi olmak üzere 2 adet normal dairesi bulunduğundan bahisle hüküm tesisi de isabetli olmamıştır. Ayrıca D blok 8 numaralı bağımsız bölüme ilişkin tapu kaydından (iddia ve savunma içeriğinde geçen diğer taşınmazlar ile ilgili tapu kayıtları getirtilmemiştir) davalının söz konusu yeri iddia ettiği gibi devrettiği de anlaşılmaktadır.O halde, öncelikle 6100 sayılı HMK'nun 61. vd. maddelerinde belirtilen usule uygun olarak davalının ihbar talebi ile ilgili işlem yapılması, davalının süresinde davaya cevap verdiği kabul edilerek zamanaşımı talebi hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmesi, davalının hangi dairelerin sahibi olduğu, bu daireleri ve bu daireler ile birlikte ortaklığını da devredip devretmediği hususlarında tarafların beyanları alınmak ve delilleri getirtilmek suretiyle inceleme yapılması, davacı vekili kooperatifin ticari defter ve belgelerinin farklı mahkemelerde olduğunu beyan ettiğinden eksik kayıtlar üzerinde inceleme yapıldığı (davacı kooperatifin sadece 2018 yılı defterleri üzerinde inceleme yapıldığı) anlaşılmakla gerekirse kooperatifin tüm defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasının düşünülmesi, ayrıca icra takibine konu ödenmeyen aidatların neye ilişkin olduğu da açıklığa kavuşturularak (temizlik, güvenlik vb.) buna göre davalının sorumlu olup olmayacağının tartışılması ve tüm bunların sonucuna göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/452 Esas, 2021/1032 Karar sayılı ve 09/11/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 142,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 589,70 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/01/2026