T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1987 - 2026/240 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1987 KARAR NO : 2026/240 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :01/10/2025 tarihli ara karar NUMARASI :2025/964 Esas (derdest dosya) DAVACI :... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :.…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1987 - 2026/240 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1987 KARAR NO : 2026/240 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :01/10/2025 tarihli ara karar NUMARASI :2025/964 Esas (derdest dosya) DAVACI :... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :... DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :25/09/2025 TALEP :İhtiyati Haciz TALEP TARİHİ :25/09/2025 KARAR TARİHİ :12/02/2026 KR. YAZIM TARİHİ :10/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, kendi üretimi olan polyester reçineyi davalı Sade Doğal Kompozit San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne sattığını, bu satışa ilişkin 15.05.2024 tarihli, IRE2024000002672 numaralı fatura düzenlendiğini, toplam borç tutarının 49.735,20-USD olduğunu, davalı şirketin bu borcun yalnızca bir kısmını ödediğini, bakiye borç tutarı olan 12.919,22-USD için Gebze İcra Dairesinin 2025/14629 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafın, icra takibine haksız yere itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı Sade Doğal Kompozit San. ve Tic. Ltd. Şti., kurucuları ... ve ... tarafından kurulduğunu, şirketin esas kurucularının bu iki şahıs olduğunu, 21.10.2024 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ilanında, davalı şirketin müdürü olarak ... atandığını, yani davalı şirketin hem ortaklık hem yönetim yapısının tamamen ... ve ...’ın kontrolünde olduğunu, ... ve ..., yalnızca davalı şirketin değil, aynı zamanda Sade Yapı Malzemeleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin de kurucuları olduğunu, bu şirketin, İstanbul’da kurulduğunu, 12.12.2018 tarihinde TTSG'de yayınlanan ilandan da görüleceği üzere adres değişikliği yaparak davalı şirket ile aynı adrese taşındığını, her iki şirket aynı adreste ve neredeyse benzer unvanla faaliyet göstermeye başladığını, bu durumun, şirketlerin fiili olarak iç içe geçtiğini, gerçekte tek bir ticari organizasyon gibi çalıştıklarının başlı başına göstergesi olduğunu, 27.09.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ilanı ile Sade Yapı Malzemeleri Ltd. Şti.’nin yetkilisi ... olduğunu, aynı kişinin hem davalı şirkette hem de bu ikinci şirkette yönetici konumunda olduğunu, bu şirketler ağına üçüncü bir şirket daha eklendiğini, 12.11.2020 tarihinde yayınlanan TTSG ilanından görüleceği üzere, Sade Yapı Malzemeleri’nin ortakları arasında bulunduğu Eysa Kuvars San. ve Tic. A.Ş. Kurulduğunu, davalı şirketin kurucuları olan ... ve ...’ın kurduğu Sade Yapı Malzemeleri Ltd. Şti., Eysa Kuvars A.Ş.’nin ortağı olduğunu, Müvekkili şirketin defalarca yaptığı ödeme hatırlatmalarına rağmen davalı tarafın borcunu ödemediğini, bu dönemlerde, davalı şirket ile organik bağı sabit olan Eysa Kuvars A.Ş. sermaye artırımlarına gittiğini, Özellikle 17.07.2025 ve 11.08.2025 tarihli Ticaret Sicil Gazeteleri incelendiğinde, Eysa Kuvars A.Ş.’nin sermaye artırdığını, bu sermaye artırımlarının, davalı şirketin borcunu ödemekten kaçındığı tarihlerle çakıştığını, şirketlerin ortak yönetici ve ortak yapısı ve borç doğumundan ve takip tarihinden sonraya tekabül eden sermaye artırımı işlemleri dikkate alındığında, bu hareketlerin tek amacının alacaklılardan mal kaçırmak olduğu izahtan vareste olduğunu, şirketler, sermayeyi birinden diğerine aktarmakta; borçlu şirketin malvarlığını boşaltarak, alacaklıların tahsil kabiliyetini ortadan kaldırmakta olduğunu davalının alacaklılardan mal kaçırma kastının olduğunu, ilk olarak kurulan Sade Yapı Malzemeleri Ltd. Şti. kurucu ortakları arasında yer alan ... ve ... şahıslarının doğrudan yönetiminde faaliyete başladığını, ilerleyen süreçte aynı şahıslar tarafından davalı Sade Doğal Kompoze Taş Üretim İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. Kurulduğunu, bu noktada her iki şirketin kurucularında ve yönetiminde aynı kişilerin bulunması, ekonomik ve ticari faaliyetlerde ayrışmaz bir birliktelik yarattığını, ... ve ... her üç şirketin de yetkilisi sıfatıyla tüm ticari işlemlerde ön plana çıktığını, şirketlerin kağıt üzerinde farklı tüzel kişilikler olarak görünmesine rağmen, fiiliyatta tek bir ekonomik bütünlük halinde hareket ettiklerini ortaya koyduğunu, şirketlerin faaliyet alanlarına bakıldığında da aynı müşteri portföyüne hizmet ettiklerinin görüldüğünü, bu durumun şirketlerin ekonomik çıkarlarını ve ticari faaliyetlerini birbirinden ayırt edilemez şekilde sürdürdüğünü gösterdiğini, Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu şirketlerin birbirinden bağımsız hareket eden, rastlantısal ticari temaslar kuran ayrı tüzel kişilikler olmadığını, aynı ortaklık yapısı, aynı yönetim, aynı müşteri portföyü ve aynı ticari faaliyetler üzerinden iç içe geçmiş bir yapı oluşturdukları ortaya çıktığını, Müvekkili şirket ile davalının ticari defterleri incelendiğinde müvekkili tarafından davalıya sunulan hizmete ilişkin bedellerin ödenmediği ve davalı tarafın alacaklılarından mal kaçırma kastı ile hareket ettiği tarafların ticari defterleri incelendiğinde görüleceğini, davalı şirketin, alacağın ferilerine ilişkin itirazı da mesnetsiz olduğunu, USD alacağı için ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden hesaplanan TL cinsinden değerinin, USD üzerinden açılan döviz tevdiat hesaplarına kamu bankalarınca fiilen uygulanan azami faizi ile birlikte talebin hukuka uygun olduğunu, dava konusu uyuşmazlık, davalı tarafından ödenmesi gereken fatura bedelinin ödenmemesinden kaynaklanmakta olduğunu, taraflarınca bu alacakların tahsili maksadıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesinin haksız olduğunu, bu nedenle davalının takip konusu borca, tüm fer'ilerine ve icra dairesinin yetkisine olan tüm haksız itirazlarının iptal edilerek takibin devamına karar verilmesini, davalının malvarlığı üzerine HMK m.389 vd. ve İİK m.257 uyarınca ihtiyaten haciz konulmasına karar verilmesini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla; öncelikle davanın ilgili HMK 392/1, 2. cümle gereğince takdiren teminatsız olarak davalı şirketin malvarlığı üzerine İİK m.257 göz önüne alınarak 500.000,00-TL tutarında ihtiyati haciz konulmasına, davalının Gebze İcra Dairesinin 2025/14629 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... İhtiyati haciz talebinin REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından düzenlenen satış faturaları, aynı tarihli taşıma irsaliyeleri, KHN Lojistik taşıma faturası ve banka dekontları, hem muhasebesel hem fiili teslim zincirini gösterdiğinden, alacağın varlığını tartışmasız biçimde ispatlar nitelikte olduğunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca düzenlenen e-faturalar ve e-irsaliyeler, içeriği değiştirilmemiş elektronik belgeler olarak resmi belge niteliğinde olduğunu, Bu sebeple, hem Türk Ticaret Kanunu hem Vergi Usul Kanunu açısından, davacının alacağı yalnızca yaklaşık ispat düzeyinde değil, muhasebe kayıtlarının doğruluğu karinesi gereği tam ispat düzeyinde kabul edilmesi gerektiğini, malın üreticiden çıkışı, taşıyıcıya devri, alıcıya teslimi ve bedelin kısmen tahsili arasındaki uyumun, bu alacağın gerçek, tahakkuk etmiş ve ödenmemiş bir ticari alacak olduğunu gösterdiğini, dolayısıyla davacı alacağının, gerek ticari belgeler gerek muhasebesel veriler açısından tamamen ispatlanmış olup bu durumda mahkemece alacağın tahsilinin tehlikede bulunduğu dikkate alınarak ihtiyati haciz talebinin kabulü gerektiğini, davalı yanın alacaklılarından mal kaçırma kastı bulunduğunu, dosyada mevcut deliller ışığında, davalının davacıya karşı borçlarını ödememek suretiyle borçtan kaçınma niyeti taşıdığına dair makul ve kuvvetli emarelerin mevcut olduğunu, bu emarelerin, ortak-yönetim birliği, borç sonrası sermaye hareketleri, ortak adres ve faaliyet örtüşmesi, muhasebe/banka kayıtları ile sevk/irsaliye/taşıma belgelerinin birlikte değerlendirilmesinden çıkarıldığını, bu sebeplerle, mahkemenin ihtiyati haciz talebini haklı bularak, davalının malvarlığı üzerinde derhal tedbir uygulaması gerektiği kanaatine varılması gerektiğini, icra takibinin durdurulduğunu, borçlu şirketin aktiflerini grup içi şirketlere kaydırdığını, bu nedenle davacının alacağının tahsil kabiliyeti ortadan kalkma riski taşıdığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/10/2025 tarih, 2025/964 Esas sayılı ara kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir. Talep; ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacının, faturadan kaynaklanan alacağının tahsili için Gebze İcra Dairesinin 2025/14629 E. sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine itiraz etmesi üzerine ihtiyati haciz talepli olarak eldeki davayı açtığı, ilk derece mahkemesince 25/09/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır İhtiyati haciz talep eden vekili, e-fatura ve e-irsaliye ile tank tartım fişi, Whatsapp yazışmaları gibi belgelere dayanarak ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. Somut olayda; ilk derece mahkemesince, ihtiyati haciz talebinin, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek delillerin dosyaya sunulmadığı, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat koşulunu sağlayan delil bulunmadığı, sunulu belgelerin bu konuda yeterli olmadığı gerekçeleriyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Fatura tek başına alacağı kanıtlayacak belgelerden değildir. Fatura konusu mal ve hizmetin davalı borçluya tesliminin de kanıtlanması gerekir. Davacı tarafından, yazışmalar, faturalar ve irsaliyeler sunulmuş olsa da malların davalı tarafından alındığına dair teslim tesellüm belgesi sunulmadığı, böylelikle malların teslim edildiğine ve alacağın talep edilen miktarda olduğuna ilişkin yaklaşık ispata yarar delil sunulamadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların ilk derece mahkemesince kurulacak esas hükümle birlikte değerlendirilmesine, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/02/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*