TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/09/2021 NUMARASI : 2017/609 Esas, 2021/926 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 22/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlend…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1479 KARAR NO : 2025/1022 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/09/2021 NUMARASI : 2017/609 Esas, 2021/926 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 22/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 23.02.2016 tarihinde 4 aylık süreli Hizmet Sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesine göre, davalı şirketin ... İzmit Rafinerisi ... Projesi kapsamında EK-1 mevcut olan teknik şartnamede belirtilen şekil ve şartlar dahilinde alacağı ..., ... Sistemi ve ... Kontrol ... iptali hizmetlerinin anahtar teslim temin edilmesi işini davacı tarafça yapılacağının kararlaştırıldığını, hizmetlerin KDV hariç bedeli aylık 85.000,00 TL olarak hüküm altına alındığını, hizmet sözleşmesinin 29.06.2016 tarihinden 29.09.2016 tarihine kadar davalı şirketçe ek sözleşme ile aynı şartlar çerçevesinde uzatıldığını, müvekkil şirket, ana sözleşme ve ek sözleşmeye istinaden üzerine düşen edimleri ifa edip sözleşme şartlarında belirtilen işleri süresinde davalı şirkete anahtar teslim sunulduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete 20.03.2017 tarih 077315 sıra nolu 97.240,00 TL tutarlı ve yine 20.03.2017 tarih 077316 sıra nolu 154.440,00 TL tutarlı Montaj ve Kablaj Hizmeti adı ile 2 fatura kesilmiş ve bu faturalar davalı şirket tarafından teslim alınarak ticari kayıtlarına intikal ettirilmiş fakat fatura bedelleri davacı alacaklı şirkete ödenmediğini, davalıya mail yoluyla gerekli ihbarlarda bulunulmasına rağmen davalı taraf ödeme konusunda olumsuz davranarak davacıyı sürekli oyalaması nedeniyle fatura bedelleri ödenmemesi üzerine davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davanın kabulüne, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, borçlunun takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... İzmit Rafinerisi Senktonizasyon Projesi kapsamında "Hizmet Sözleşmesi" başlıklı 23.02.2016 tarihli sözleşme imzalanmış ve bahse konu sözleşme ek sözleşme ile uzatıldığını, (Ek-1 "Hizmet Sözleşmesi", Ek-2 "Ek Sözleşme") tacir olan taraflar arasında imzalanan ve sonrasında ek sözleşme ile süresi uzatılan hizmet sözleşmesinde anlaşılan işin genel çerçevesi çizildiğini, ödemelerin ise sözleşme ile ilintili olarak sipariş mektupları ile paralel şekilde yapıldığını, bu durum sözleşme ile sabit olduğu üzere uygulama ile de teyit edildiğini, sipariş mektubu olmayan bir işin gerçekleşmesi söz konusu olmadığını, sözleşme ve sonrasında sipariş mektubu ile belirlenen işin gerçekleşmesini takiben taraflar arasında imzalanan Hizmet Sözleşmesinin "Sözleşme Bedeli ve Ödeme" başlıklı maddesinde düzenlendiği üzere belirlenen ve anlaşılan prosedür doğrultusunda fatura düzenlenmekte ve ödeme yapıldığını, sözleşme'nin 10.6. maddesinde faturaların hangi kurallara tabi olacağı ayrıntılı olarak belirlenmiş ve tacirler arasında mutabakat sağlandığını, sözleşmeye göre sipariş mektubu ve numarası olmayan, mutabık kalınmayan herhangi bir işin gerçekleşmesi ve ödemesinin yapılması mümkün olmadığını, davacının ödenmeyen herhangi alacağı bulunmadığını, bu durumun yargılama aşamasında gerçekleştirilebilecek bilirkişi incelemesi ile açıklığa kavuşacağını, dava dilekçesinde alacak talebine dayanak yapılan 20.03.2017 tarihli iki adet faturanın ticari defterlerin de kayıtlı olmadığını ve gerçekleşmeyen bir işe dayanarak düzenlenen faturaların taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, sözleşmenin 10. maddesinde sipariş mektubu ve sipariş numarası olmayan bir faturanın ödemesinin yapılamayacağı tereddüde mahal bırakmayacak netlikte düzenlenmiş ve tacirler tarafından imza altına alındığını, her halükarda icra takibine ve itirazın iptali davasına dayanak yapılan faturalar ile talepte bulunulması sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılamada; taraflar arasında hizmet sözleşmesi bulunduğu konusunda ihtilafın bulunmadığı, uyuşmazlığın sözleşme kapsamında belirlenen fatura içeriği hizmetin yerine getirilip getirilmediği hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, davacının ticari defterlerinde davalıdan takip tarihi itibariyle 251.680,00 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıya 251.680,00-TL borçlu gözüktüğü, takip tarihinden sonra iki adet toplam bedeli 251.680,00-TL olan iade faturası düzenlendiği, davalının B/A bildirimlerine göre takibe konu faturaların davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, bu halde davalının B/A formlarının aksini ispatlaması gerektiği, borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği (Yargıtay 23. HD'nin 10/02/2016 tarih ve 2015/4576 Esas - 2016/621 Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtların aleyhine delil teşkil edeceği (Yargıtay 19.HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerektiği, dosyada böyle bir ispat aracının bulunmadığı, davalının yemin deliline de dayanmadığı, bu itibarla davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 251.680,00 TL alacaklı olduğunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin 10.6 maddesinde faturaların sipariş mektubu ve numara sonrasında düzenleneceği, faturanın bu prosedüre uyularak düzenlenmesi gerektiği, faturanın tek başına borç doğurmayacağı, bilirkişi raporunun yetersiz olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talep etmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi kapsamında cari hesaptan kaynaklanan faturaya dayalı iş bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davalı tarafından hazırlanan ve davacı tarafça imzalanan 23.02.2016 tarihli sözleşmenin 10. maddesinde malın teslimi veya hizmetin ifa edilmesinden sonra yüklenici tarafından 7 gün içinde faturanın düzenleneceği belirtilen iş sahibi adresine gönderileceği, 30 gün sonra ödemenin yapılacağı, 10.6 maddesinde ise, faturalarda sipariş mektubunda belirtilen numaranın, satın alma sorumlusunun, mal teslimi halinde tarihi ve irsaliyenin yazılması kararlaştırılmış, davacı tarafından montaj ve kablaj hizmeti açıklaması ile 20.03.2017 tarihli olmak üzere toplam 251.680 TL'lik fatura düzenlenmiştir.Davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda, defterlerin usule uygun tutulduğu, kayıtlara göre davacının davalıdan 251.680 TL alacaklı göründüğü görüşünün bildirildiği, davalı defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda ise, defterlerin usule uygun tutulduğu, kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 251.680 TL alacaklı göründüğü, takip tarihinden sonra ihtilafa konu iki adet faturanın davacıya iadesi ile alacak bakiyesinin kapatıldığı, BA formunda takibe konu faturaların davalı tarafça beyan edildiği görüşünün bildirildiği görülmüştür.Her ne kadar bilirkişi raporunun yetersizliği ve faturaların düzenlenmesine ilişkin madde hükmü kapsamında faturaların geçersizliği savunulmuşsa da, bilirkişi tespitlerinin dayanağının usule uygun tutulmuş defter kayıtları oluşturduğu, teknik inceleme ve tespitlerin yerinde olduğu, faturanın hangi hususları barındıracağına dair sözleşme hükmünün ise, faturanın geçerlilik koşulu olarak kararlaştırılmadığı sabit görülmekle, bu yöndeki davalı istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; tarafların usulüne uygun olarak tutulmuş örtüşen ticari defter kayıtlarına göre davacının cari hesaba dayalı 251.680 TL fatura alacağının bulunduğu sabittir. Davalının defterlerine kayıt ettiği faturaların davalıya teslimini veya tebliğini aramaya gerek olmadığı gibi deftere kaydedilmiş olduktan sonra faturanın iade edilmiş olmasının da bir önemi bulunmamaktadır. Davalı, defterinde kayıtlı faturaların ödendiğini ispat yükümlülüğünde olup, ödeme savunmasında da bulunmamıştır. Bu durumda davacının davalıdan toplam 251.680 TL'lik alacağı olduğuna dair mahkemece verilen karar usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/09/2021 tarih ve 2017/609 Esas, 2021/926 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 17.192,26 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 4.298,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.893,96 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 22/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.