TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/10/2023 NUMARASI: 2023/63 Esas, 2023/781 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 18/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonun…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/255 KARAR NO : 2025/1321 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/10/2023 NUMARASI: 2023/63 Esas, 2023/781 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 18/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; müvekkili tarafından davalı/borçlu şirkete sistemin kurulumu ve sağlıklı çalışması için hizmet verildiğini, verilen hizmetler karşılığında düzenlenen fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını ve davalı borçlu tarafından takibi sürüncemede bırakmak maksadı ile takibe kötü niyetli olarak itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı-borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; icra takibine konu olan alacağın zamanaşımına uğradığını, davaya konu olan alacağın dayanağı olduğu iddia edilen bilgisayar programının, müvekkili şirkete hiçbir zaman kurulamadığını, belirtilen hizmetin verilmediğini; davacı şirketten sözlü olarak yardım talebinde bulunulmasına karşın, bilgisayar programlarının çalışır hale getirilmediğini, davacı şirket adına 01/09/2016 tarihli, ... seri numaralı, 18.160,20 TL tutarlı iade faturası düzenlenerek 05/10/2016 tarihinde iade işlemi gerçekleştirildiğini, müvekkili şirket tarafından, bakiye 18.899,20 TL için düzenlenen iade faturasına herhangi bir şekilde itiraz etmeyen ve defterlerine işleyen davacı şirketin; işbu tutar ile ilgili olarak, müvekkili şirket hakkında icra takibi başlatmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket personeli için eğitim hizmeti, aylık destek hizmetinin gereği gibi yerine getirilmediğini, bu nedenle ödemezlik def’inde bulunduklarını belirterek; davanın reddine ve hükmolunan meblağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.Mahkemece; benimsenen bilirkişi kök ve ek raporlarında, taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir sözleşme mevcut olmadığı, dava konusu yazılım programlarını davacı firma tarafından davalı firmanın bilgisayarlarına kurumun yapılmaya çalışıldığı, ancak davacı tarafça yazılımların kurulumlarının bitirildiğine ve çalıştırılıp işin davalıya teslim edildiğine dair dosyaya herhangi bir belge veya tutanak sunulmadığından ve ayrıca bilgisayar mühendisi teknik bilirkişi tarafından davalı şirketin bilgisayarlarında yapılan teknik incelemede bilgisayar sisteminde kurulduğu iddia edilen programların olmadığı tespit edildiğinden, davacı tarafça kurulum işlemlerinin tamamlanamadığı, dolayısıyla davalı tarafın alınamayan hizmete ilişkin olarak davacı taraf adına iade faturası kesmekte haklı olduğu; tarafların incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre de davacı tarafın davalı taraftan 26/10/2016 takip tarihi itibariyle 9.198,10-TL asıl alacak ve 82,03-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.280,13-TL alacaklı olduğu anlaşıldığı gerekçesi ile; davanın kısmen kabulü ile; davalının itirazının 9.198,10-TL. asıl alacak, 82,03-TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.280,13-TL için iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülmek suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine; davalının %20 icra inkâr tazminatından sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Yerel mahkeme kararı taraflarca istinaf edilmiştir. Dairemizin 20/12/2022 tarih 2020/127 esas 2022/2077 karar sayılı ilamıyla, "... eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemiş olması veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerektiği, davacı tarafça, davalıya bilgisayar sisteminin kurulumu ve sağlıklı çalışması için hizmet verildiği, verilen hizmetler karşılığında düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediği iddia edilmiş; davalı tarafça ise, davaya konu olan alacağın dayanağı olduğu iddia edilen bilgisayar programının, müvekkili şirkete hiçbir zaman kurulamadığını, belirtilen hizmetin verilmediği savunulmuş; mahkemece davacı tarafça kurulum işlemlerini tamamlamadığı, davalı tarafın alınamayan hizmete ilişkin olarak davacı taraf adına iade faturası kesmekte haklı olduğu kabul edilerek davacının ticari defterlerinde kayıtlı alacaktan iade fatura bedeli düşülerek kalan miktar için itirazın iptaline karar verilmiştir. Taraflar arasındaki anlaşmazlık, hizmetin verilip verilmediği, ayıplı olup olmadığı, davacının talep edebileceği alacağın miktarı konusunda olduğu, mahkemece, itiraz üzerine alınan15.04.2019 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda, gösterilen serverlarda ve bilgisayarlarda, programlara rastladığını ancak aktif durumda olmadığı tespit edilmiş; dosya kapsamında bulunan taraflar arasındaki e-posta yazışmaları incelendiğinde de, bir kısım programların davalı bilgisayarına kurulduğu anlaşılmakla birlikte, davalının da programlarla ilgili ayıp ihbarı niteliğinde bir kısım şikayetlerde bulunarak sorunun çözülmesini istediği anlaşıldığı, bu durumda, mahkemece, bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak kurulan programlardaki ayıpların neler olduğu, söz konusu ayıpların eseri kabule icbar edilemeyecek derecede olup olmadığı ve ayıpların miktarı belirlenip, kurulum sonrasında destek hizmeti verilip verilmediği, verilmiş ise hangi aylar için verildiği hususları değerlendirilip, bu hususlarda yazışma tarihleri de gözetilerek varılacak uygun sonuç dairesinde karar verilmesi gerektiği, kabule göre de, dava konusu alacak likit ve belirli olmayıp, yargılama yapılarak ve bilirkişi raporu alınarak belirlendiği halde icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalı olduğu gerekçesi ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapılmıştır. Mahkemece, taraflar arasında sözlü olarak eser sözleşmesi kurulduğu, yazılımın mülkiyetinin lisans belgesi ile tescillendiği ve eldeki uyuşmazlığa konu olayda davalı namına lisans tescilinin 07/04/2015 tarihinde gerçekleştirildiği, yazılımın kurulumunun 28-29/12/2015 tarihinde icra edildiği, yazılımın sisteme yüklenmesi ile birlikte bazı uyum sorunları yaşanmasının olağan olduğu, bu sorunların ayıp olarak nitelendirilemeyeceği, yazılımdan beklenen faydanın sağlanamaması durumunda bunun tek sebebinin yazılım olmayabileceği, bu bağlamda kullanıcıdan veya donanımdan kaynaklı problemler yaşanmasının da olası olduğu, nitekim davalı tarafından gönderilen bazı e - posta içeriklerinden davalının bilgisayarlarında yeterli hard disk kapasitesi mevcut olmadığının anlaşıldığı, e -posta içeriklerinden anlaşılan bazı sorunların ise uyum ile ilgili münferit sorunlar olduğu, yazılımın davalı tarafından kullanılmış olması karşısında davacı tarafından verilmesi gereken eğitimin verildiğinin anlaşıldığı, hata bildirimi ve düzenleme taleplerinin davacı tarafından makul sürede yanıtlandığı, böylece davacının edimini sözleşmeye uygun olarak ifa ettiği, davalının 18.160,30-TL tutarlı iade faturasının kendisi lehine sonuç doğurmayacak olması nedeniyle davacının takip tarihi itibari ile 27.358,30-TL asıl alacak ve 243,98-TL faiz alacağı olduğu yönünde görüş bildiren ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu aynı gerekçe ile benimsendiği, bunun yanında davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazının olmadığı, davalı vekiline ise bilirkişi raporunun 10/09/2023 tarihinde tebliğ edildiği halde itirazın yasal 2 haftalık sürenin bitiminden sonra 26/09/2023 tarihinde sunulduğu, yasal süreden sonra sunulan itirazın hüküm doğurmayacağı ve davacı lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmiş; alacak yargılama gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı ve davacının icra takibini kötüniyetle başlattığına ilişkin delil bulunmadığından davalının kötüniyet tazminatı istemleri reddedilerek, davanın kısmen kabulü ile davalının istanbul 22. icra müdürlüğü’nün ... e sayılı dosyasında asıl alacağın tamamına ve işlemiş faizin 243,98 tl'lik kısmına ilişkin itirazının iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülmek suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, icra inkar tazminatı ile kötüniyet tazminatı istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla mahkemece icra inkar taleplerinin reddine karar verildiğini, ancak faturaya dayalı alacağın da likit alacak olduğunun açık ve net olduğu, bu durumda icra inkar tazminatının reddine ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, bilişim ve mali yönden müvekkili şirket lehine, davanın seyri ve müvekkil davalının haklılığını ispatlar mahiyette tespitler olmasına karşın, bilirkişi heyeti tarafından bu tespitlerin karşıtı şeklinde rapor hazırlanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine, İstanbul 22. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile, 27.358,30-TL. cari hesap alacağı ve 377,77-TL. işlemiş ticari faiz olmak üzre toplam 27.736,07-TL nin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça yasal süresi içerisinde borca itiraz üzerine, davacı tarafından 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi tarafından inceleme yapılmıştır. Davada davacı, taraflar arasında eser sözleşmesi kapsamında davacı edimini tamamladığı, davalı ise edim ödeme borcunu yerine getirmediğini, girişilen icra takibine itiraz edilmesi üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamını talep etmiştir. Davalı, taraflar arasında bilgisayar yazılım ve destek hizmeti alımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, davacı tarafından dava konusu olan edim davacı tarafından yerine getirilmediğini, yazılım kullanılmadığını, davacının sunmuş olduğu faturalar iade edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, taraflar arasında sözlü olarak yazılım hizmeti sözleşmesi kurulduğunu, mülkiyetinin lisans bedeli ödendiği ödeneceği, bilirkişi raporu ve taraf beyanları itibariyle, davacı edimini tamamladığını kabul ederek, asıl alacağın tamamını, faiz talep kısmının kısmen kabul, icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Somut olayda, taraflar arasında bilgisayar yazılım ve destek hizmeti verilmesi konusunda sözlü eser sözleşme ilişkisi kurulmuştur. Davalı taraf davacı tarafında hazırlanın proğramın kurulmadığını ve edim teslim edilmediği belirtilmiş ancak bilirkişi raporunda serverda ve bilgisayarda proğramlara rastlanıldığı ancak aktif durumda olmadığı tespit edilmiştir. Yine taraflar arasındaki e-posta yazışmalarından bir kısım programlarının davalı bilgisayarına kurulduğu anlaşılmaktadır. Davacı edimini tamamlamış olup, ayıp iddiası ispat edilememiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda asıl alacak yönünden davanın kabulüne, faiz talebinin kısmen kabulüne, alacak miktarı ve edimin yerine getirilip getirilmediği yargılama ile belirlenmiş olması sebebiyle icra inkar tazminat taleplerinin reddine yönelik kararı doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 - İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/10/2023 tarih ve 2023/63 Esas, 2023/781 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 -Davacı yandan alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3- Davalı yandan alınması gereken 1.885,51 TL nispi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 471,35 Tl harcın mahsubu ile bakiye 1.414,16 TL harcın davalı yandan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4 - Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,5 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.