TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/12/2024 NUMARASI : 2024/494 Esas, 2024/873 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 22/10/2025 Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı davacı tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmakla; dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 18. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1866 KARAR NO : 2025/1687 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/12/2024 NUMARASI : 2024/494 Esas, 2024/873 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 22/10/2025 Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı davacı tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmakla; dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra yapılan müzakerede de, ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından aleyhinde gayrimenkul satışına aracılık komisyon ücreti alacağının tahsili istemiyle icra takibi başlatıldığını, ancak bir gayrimenkul alım satım işlemi gerçekleşmediğini, bu nedenle davalının herhangi bir komisyon ücreti alacağının bulunmadığını ileri sürerek; icra takibinin iptali ile takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince; "....1-Davanın 6100 sayılı HMK 114/2 ve HMK 115/2 maddeleri gereği dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,..." karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ile Esenyurt'ta bulunan 6 katlı binanın satışı için anlaştıklarını, ancak ortaklarının kabul etmemesi üzerine taşınmazı almaktan vazgeçtiğini, davasında haklı olduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Dava, dava tüketicinin açtığı menfi tespit davasıdır.Davalının komisyon alacağının tahsili maksadıyla davacı aleyhinde İstanbul Anadolu 22. İsra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığı, davacının takibe konu alacak nedeniyle borçlu olmadığı iddiasıyla mezkur davayı açtığı, Mahkemece davacı yanın arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı, ancak dava konusu menfi tespit talebi bakımından davanın açıldığı 18.07.2024 tarihi itibariyle zorunlu arabuluculuğun söz konusu olduğu, dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Dava konusu İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu 19.500.00 TL asıl alacak ve 6.137,62 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.637,62 TL üzerinden başlatılan ilamsız takip olduğu anlaşılmıştır. Görev kamu düzenine ilişkin olup, davanın her safhasında re'sen gözetilir. 6102 sayılı TTK'nın 6335 sayılı Kanun'la değişik 5. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 4/1-a maddesine göre “Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır”. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 s.TTK'nın 5. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/3. maddesine göre de; asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. TTK'nın 4. maddesinde nelerin ticari dava olduğu açıklanmıştır. Buna göre hükümde sayılan dava ve işlerin yanı sıra her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar da ticari davadır. Anılan yasa hükümleri gereği, davalı tarafın ticari işletmesi bulunmadığından ve dava konusu da maddede sayılan mutlak ticari davalardan olmadığından davaya bakmaya görevli mahkeme genel mahkemelerdir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında ve re'sen nazara alınmalıdır.(Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/19310 Esas, 2019/7331 Karar sayılı ilamı)6102 sayılı TTK'nın 12. maddesine göre, bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla hakla bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11. maddesinde; "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 3. HD, 13.02.2019 tarih, 2017/12019E., 2019/1050 K.) Asliye hukuk mahkemelerinin görevi ise 6100 s.HMK.nın 2.m.sinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. " şeklinde düzenlenmiştirHMK 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin sebeplerle yapılan incelemeye göre; davacının istinaf dilekçesindeki ortaklarının kabul etmemesi nedeniyle satın almaktan vazgeçtiğine yönündeki beyanlarından gelir elde etmek amacıyla hareket ettiğinin anlaşıldığı, buna göre tüketici vasfında olmadığı, davacının tacir de olmadığı, davanın da 6102 sayılı TTK'da düzenlenen hususlardan doğan mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, bu itibarla uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, bu durumda Mahkemece davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar vermiş olmasının hatalı olduğu kanaatine varılmıştır.Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile HMK m.353/1-a-3 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan reddine, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizliğine, dosyanın görevli (Nöbetçi) İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi için işlem yapmak üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine oy birliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1.Davacının istinaf başvurusunun usulen kabulüne, HMK m. 353/1-a-3 uyarınca İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/12/2024 tarihli ve 2024/494 Esas, 2024/873 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,3.İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN GÖREVSİZLİĞİNE,4.Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren, taraflarca 6100 s.HMK'nın 20.maddesine göre 2 haftalık kesin süre içinde ilk derece mahkemesine DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİ İÇİN müracaat edilmesi halinde, davanın GÖREVLİ MAHKEMECE esastan görülmesi için İSTANBUL ANADOLU (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne gönderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflarca DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, ilk derece mahkemesince dosya esasa kaydedilerek 6100 s.HMK'nın 20.maddesi gereğince işlem yapılmasına ve karar verilmesine,5.Davacının yatırmış olduğu istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 22/10/2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.