TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/05/2024 NUMARASI : 2022/394 Esas, 2024/332 Karar ASIL DAVADA DAVANIN KONUSU: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 05/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı is…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1508 KARAR NO : 2026/323 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/05/2024 NUMARASI : 2022/394 Esas, 2024/332 Karar ASIL DAVADA DAVANIN KONUSU: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 05/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. ASIL DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında, müvekkilin inşa etmiş olduğu Talatpaşa Mah. ... Sok. No:... Kağıthane/İST. adresinde yer alan ... isimli site niteliğindeki iki binadan ibaret yapıda dış cephe ve doğrama işlerinin temini, montajı ve işçiliği ile ilgili 30/12/2013 tarihinde "... Ada 17 Parsel Dış Cephe Ve Doğrama İşleri Taşeronluk Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme gereği yapılan işlere ilişkin olarak davalıya hak ediş usulü paralar da ödendiğini, yine taraflar arasında sözleşme konusu iş bedelinin bir kısmının ( 690.000,00TL) ... şeklinde bağımsız bölüm devri yapılmak suretiyle ödeneceği hususunda 02/12/2013 tarihinde anlaşma yapıldığını, müvekkil ile davalı arasında imzalanan 31/12/2013 tarihli sözleşme uyarınca yüklenici firmanın yapmayı taahhüt etmiş olduğu işler için başlangıç tarihi 02/01/2014 olup, iş teslim tarihinin 15/08/2014 olduğunu, ancak müvekkili şirket tarafından şantiye bir takım sebepler nedeniyle davalıya teslim edilemediğini, bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık yaşanmadığını, sözleşme konusu taşınmazdaki sorunlar çözülerek davalıya şantiyenin teslime hazır olunduğu an, bir diğer deyişle davalının işe başlayabileceği zaman taraflar arasında 31/12/2013 tarihli sözleşmenin şartları aynı kalmak üzere sürelerin revize edildiği yeni bir sözleşme imzalandığını, buna göre davalının iş teslim süresi önceki sözleşmede yaklaşık yedi(7) ay on beş(15) gün iken imzalanan yeni sözleşme ile iş teslim süresi, iş başlangıcının 30/05/2014, iş tesliminin ise 30/11/2014 tarihi olarak belirlenmesi ile altı(6) aya indirildiğini, davalı taraf sözleşme gereği 30/05/2014 olan işe başlangıcını SGK ve sair ilgili resm kurumlara bildirdiğini, sözleşmenin 13. maddesinde davalının işin teslimini geciktirmesi halinde cezai şart yaptırımı ile karşı karşıya kalacağının imza altına alındığını, işin gecikmesi nedeniyle yükleniciye Beyoğlu 43. Noterliği tarafından düzenlenen 12.01.2015 tarihli ... yevmiye numarasına kayıtlı ihtarname keşide edildiğini, ihtarname ile işin geciktiği ve yapılan işlerin hatalı olduğu bildirilerek gecikme, hatalı imalat ve montaj sebebiyle sözleşmeden kaynaklı haklara ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı tutulduğunu, akabinde yüklenicinin sözleşmede yer alan yükümlülüklerini usulüne uygun, eksiksiz ve süresinde teslim etmeyerek şantiyeden ayrıldığını belirterek davanın kabulü ile, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ceza koşulu bakımdan şimdilik 10.000,00-TL ve yine dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ayıplı işler bedeli bakımından şimdilik 10.000,00-TL olmak üzere toplam 20.000,00TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından verilen ıslah dilekçesiyle, 2.125.678,28-TL cezai şart bedeli ve 188.351,29-TL ayıplı işler bedeli olmak üzere davayı toplamda 2.314.029,57-TL olarak ıslah ettikleri beyan edilmiştir. II. ASIL DAVA CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili davalının davacı şirketin Kağıthane ilçesi, Talatpaşa mahallesi, ... ada, 17 Parselde inşa edilmekte olan ... isimli inşaatın malzemesi de taşerona ait olmak üzere dış cephe ... kaplama ve alüminyum doğrama, cam ve kör kasa işlerinin projelendirilmesi imalat ve montajı işlerinin yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını, 30.12.2013 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme ile üstlenilen iş bedelinin A blok için 1.475.264,32 TL, B blok İçin 1.215.468,44 TL olduğunu, anılan sözleşme uyarınca müvekkili şirketin 02.01.2014 tarihinde işe başlayacağının ve sözleşme ile üstlendiği işi 18.08.2014 tarihinde teslim edeceğinin kararlaştırıldığını, yine aynı sözleşmenin 5. maddesindeki ödemeler başlıklı maddesine göre davacının, müvekkili davalıya sözleşme bedeline mahsuben malzeme alımında kullanılmak üzere avans olarak her biri 230.000 TL bedelli 30.05.2014, 30.06.2014, ve 30,07.2014 ödeme tarihli 3 adet çek vereceğinin kararlaştırıldığını ancak davacı şirketin kararlaştırılan avans ödemelerine ilişkin çekleri vermediği gibi kaba inşaat işlerinin gecikmesinden dolayı işe başlama tarihi olan 02.01.2014 tarihinde şantiye sahasını müvekkiline teslim etmediğini, inşaa edilmekte olan bina hazır olmadığı için müvekkilinin işe başlayamadığı gibi malzeme alımı için gerekli bedel verilmediği için müvekkilinin inşaatta kullanılacak malzemeleri alamadığını ve montaja hazır hale getiremediğini, davacının inşaat sahasını teslim edemediği ve davalı müvekkilinin işe başlamasına hazır hale getiremediği için avans çeklerini vermekten imtina ettiğini, davacının geç avans ödemeleri nedeni ile malzeme fiyatlarındaki artış nedeni ile müvekkilinin büyük zarar gördüğünü, davacının bu gecikmesinden doğan zararı talep hakklarını saklı tuttuklarını, davacının şantiyenin süresinde teslim edilmediğini dava dilekçesinde de açıkça kabul ettiğini, taraflar arasında 2. kez sözleşme imzalandığını, yeni sözleşmeye göre işe başlama tarihi 30.05.2014 olup işin bitirilme tarihinin 30.11.2014 olarak belirlendiğini, kaba inşaattaki imalat hataları nedeni ile işlerin istenilen sürede ve hızda yapılmasının mümkün olmadığını, projeye davacı tarafından sürekli eklemeler yapıldığını, kaba inşaat imalatındaki hatalar nedeni ile davalının imal ettiği malzemelerin montajında bir kısım hataların kaçınılmaz olarak meydana geldiğini, bunun davalının kusurundan kaynaklanan bir durum olmadığını, ayıplı imalat diye iddia edilen işlerin kusurunun müvekkili firmada olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. BİRLEŞEN DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı ile davalı şirket Kağıthane ilçesi Talatpaşa Mah., ... ada, 17 parselde inşa edilmekte olan ... isimli inşaatın malzemesi de taşerona ait olmak üzere dış cephe ... kaplama ve alüminyum doğrama, cam ve kör kasa işlerinin projelendirilmesi imalat ve montajı işlerinin yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını, 30/12/2013 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme ile üstlenilen iş bedelinin A blok için 1.475.264,32 TL, B blok için 1.215.468,44 TL olduğunu, anılan sözleşme uyarınca, müvekkili şirket 02/01/2014 tarihinde işe başlayacak ve sözleşme ile üstlendiği işi 18/08/2014 tarihinde teslim edeceğini, yine aynı sözleşmenin 5. maddesindeki ödemeler başlıklı maddesine göre, davacı müvekkili davalıya sözleşme bedeline mahsuben malzeme alımında kullanılmak üzere avans olarak her biri 230.000,00 TL bedelli 30/05/2014, 30/06/2014, 30/07/2014 ödeme tarihli 3 adet çek vereceğini, davalı şirketin kararlaştırılarak avans ödemelerine ilişkin çekleri müvekkiline süresinde vermediği gibi kaba inşaat işlerinin gecikmesinden dolayı işe başlama tarihi olan 02/01/2014 tarihinde şantiye sahasını müvekkiline teslim edemediğini, inşa edilmekte olan bina hazır olmadığı için müvekkili şirket işe başlayamadığı gibi malzeme alımı için gerekli bedel verilmediği için müvekkili davacı inşaatta kullanılacak malzemeleri alamadığını ve montaja hazır hale getiremediğini, davalı tarafın inşaat sahasını teslim edemediği ve müvekkilinin işe başlamasına hazır hale getiremediği için avans çeklerini vermekten imtina ettiğini, kaldı ki sözleşmenin imza tarihi ile işe başlama tarihi arasındaki 3 günlük süre göz önüne alındığında davacının bu süre zarfında inşaat sahasını ölçmesi, gerekli malzemeleri alması, imal etmesi ve montaja başlamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şantiyenin süresinde davacı müvekkiline teslim edilemediği davalı tarafça cezai şart için açılan İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/600 esas sayılı dosyadaki dava dilekçesinde kabul edildiğini, müvekkilinin süresinde işlerini sözleşmeye ve ticari teamüllere uygun olarak yapmış ve teslim ettiğini, ancak davalı tarafın müvekkili davalının bakiye hak edişini ödememek için sözleşme ile teslime yanaşmadığını ve davacıya vermesi gereken daireyi de satarak davacıyı başka bir binadan daire almaya zorladığını, davacının daire değişikliğini kabul etmemesi nedeni ile kendi kusurundan kaynaklanan gecikmeleri davacıdan kaynaklanıyormuş iddiasında bulunarak cezai şart kesmekle tehdit ettiğini ve davacının bakiye hak edişten kaynaklanan alacağını ödemediğini bildirip, davanın kabulü ile, 30/05/2014 işe başlama tarihli sözleşme bedelinden ödenmeyen bedelin tespiti ile dava değerinin ıslah hakkı ve dava konusu edilmeyen hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100.000,00 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesine, yargılama konusu olmayan hak ve alacaklarının ve karşı dava hakları saklı tutulmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. IV. BİRLEŞEN DAVA CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın müvekkili şirket ile imzaladığı sözleşmeye istinaden ifa ettiğini iddia ettiği işe ilişkin tanzim ettiği faturalara istinaden alacaklı olduğu iddiasıyla huzurdaki davayı ikamet ettiğini, halbuki davacı aynı alacağa ilişkin dava dilekçesinde de yer aldığı üzere 2016/5355 esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, icra dosyasında yapmış olduğu itiraz neticesinde T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/991 esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davasının ikame eden davacının davası tarafınca ikame edilen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/600 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiğini, davacının dava konusu alacağı bakımından 6098 sayılı kanun 147 madde hükmü ve sair yasal düzenlemeler uyarınca zamanaşımına uğramış olduğundan zamanaşımı defiini ileri sürdüğünü, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, davacı yanın sözleşme konusu işi eksik ve ayıplı olarak henüz tamamlamadan şantiyeyi terk ettiğini ve dolayısıyla sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, bu sebeple taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlık İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/600 Esas sayılı dosyasından yapılan yargılama neticesinde müvekkili lehine karara bağlandığını, davacının alacaklı olduğu yönündeki iddianın da bu sebeple yasaya ve hukuka uygun bir iddia olmaktan çıktığını, davacının davasının kabulü halinde takas ve mahsup talebinin bulunduğunu bildirip, öncelikle İstanbul 7 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/600 esas sayılı dosyasının bekletici mesele sorun yapılmasını, derdeslik dava şartının bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesini, belirsiz alacak davası ikame edilemeyeceği hukuki nedenine dayalı olarak davanın reddine karar verilmesini, dava konusu alacağa ilişkin zamanaşımı geçmiş olması nedeniyle zamanaşımı defiinin kabulü ile, davanın reddine karar verilmesini, müvekkilinin davacıya herhangi bir şekilde borcu bulunmadığından ve kabul anlamına gelmemek üzere dava konusu alacağın muaccel de olmamasından dolayı huzurdaki davanın reddine karar verilmesini, davacıdan İst 3. İcra Müdürlüğünün 2019/8886 Esas sayılı dosyasına konu alacağı an itibariyle 838.000,00 TL bulunması nedeniyle davanın kabulü ihtimalinde takas / mahsup defi talebinin kabulü ile, takas mahsup def'i miktarınca davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. V. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle, davalı yüklenicinin finansal yapısına, ekonomik durumuna ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve raporda, 2014 ve 2022 yılları arası ayrı ayrı detay ve icmal tablosu arz edildiği, her ne kadar 07.09.2023 tarihli raporda son veriler dikkate alınarak 2.125.678,28-TL’lik cezai şartın tahsili halinde davalı şirketin öz varlığının (+) değerini koruyacağı belirtilmiş ise de ekonomik yönden mahva neden olunmada esas alınması gereken tarih sözleşme tarihi olduğu, taraflar arasında geçersiz sayılan önceki tarihli sözleşmenin 30.12.2013 tarihli olduğu daha sonra yapılan bila tarihli yeni sözleşmede ise işe başlama tarihinin 30/05/2014, işin teslim tarihinin 30/11/2014 olarak revize edildiği, dikkate alındığında sözleşmenin 2014 yılına ait olduğu kanaatine varıldığı ve raporda 2014 yılı verilerine göre davalının ödenmiş sermayesinin 10.907.644,33-TL olduğu, dönem net karının 6.338.356,44-TL olduğu, bu durumda 2.125.678,28-TL’lik cezai şartın kısmen mahvına sebebiyet vereceği değerlendirilerek cezai şartın hakkaniyet gereği 1/5 oranında tenkisine hükmedilerek talebin kabulüne karar verildiği, birleşen dava yönünden davalı defterlerine göre 449.061,22-TL borç kaydı gözükmekte ise de kısmi olarak açılan davada ıslah yapılmadığından harca esas değer olan 100.000,00-TL üzerinden değerlendirme yapıldığı, birleşen dosyada davalının takas mahsup talebi bulunduğundan, davacının birleşen dosyadaki takas talebinin kabulüne, bu nedenle 188.351,29-TL ayıplı iş bedelinden davalı alacağı olan 100.000,00-TL'nin takası suretiyle bakiye 88.351,29-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davacının cezai şart talebinin kabulü ile cezai şartın hakkaniyet gereği 1/5 oranında tenkisi ile 1.700.542,63 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1332 Esas sayılı dosyası yönünden ise takas talebinin kabulü suretiyle asıl davada talep edilen alacaktan indirildiğinden davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. VI. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı-birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, hazırlanan rapora göre davalının 2014 yılı sermayesinin 10.000.000-TL, resmiyetteki karının da yaklaşık 6.000.000-TL olduğu, resmi bilgileri bu olmakla birlikte şirketin sair malvarlığı değerleri incelenmediği, ayrıca sermayesinin yaklaşık 1/5'i oranındaki cezai şart bedelinin ülke çapında tanınmış ... doğrama üreticilerinden olan davalı şirketin ticari olarak mahfına sebep olması mümkün olmadığı, gelinen noktada alacağın faizi ile birlikte yaklaşık 5 milyon lira civarındaki iken davalının 2022 yılı kayıtlarındaki satışlarının yaklaşık 1.3 trilyon lira olduğu, bu bakımdan yerel mahkemenin yapmış olduğu değerlendirmenin ve 1/5 oranındaki hakkaniyet indiriminin hatalı olduğu, birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken takas def'i çerçevesinde kabul edilerek indirim yapılmış olması hatalı olduğu, birleşen davada davacı tarafından dava konusu edilen alacak hakkında 2016/600 esas sayılı dosya ile birleşen 2016/991 Esas sayılı dosyasından kararı henüz kesinleşmemiş bir dava mevcut olduğu, derdestlik dava şartı çerçevesinde davanın reddine karar verilmesi gerektiği, bununla birlikte zamanaşımı iddialarının detaylıca değerlendirilmediği, davacının iddiasını ispat edemediği iddialarıyla, ilk derece mahkemesinin asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne dair kararının kaldırılmasına, asıl davanın tam kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiği, davaya cevaplarının ve savunmalardaki delilleri ile birleşen davada sundukları delillerin toplanmadığı ve değerlendirilmediği, yalnızca cezai şart davası varmış gibi hareket edildiği, davacı tarafın inşaat sahasını davalıya ne zaman teslim ettiği, gecikmenin gerçekte ne kadar olduğu, davalının inşaatı zamanında bitirememesinde kusurun kimde olduğu, işin ne kadar geciktiği, fiili teslimin ne zaman yapıldığı, binanın ne zaman iskan edilmeye başlandığı (binaya yerleşimin ne zaman mümkün olduğunun tespiti için ... a müzekkere yazılarak aboneliklerin tesis tarihinin belirlenmesini talep edilmiş isede mahkemece bu delillerimiz toplanmadığı), gecikme sebebiyle davacı ile arsa malikleri arasında hukuki bir ihtilaf çıkıp çıkmadığının araştırılmadığı, gecikme konusunda tanıklarının dinlenmediği, davacının iddiaları doğrultusunda yalnızca cezai şart hesabı yapıldığı ve karar verildiği, sözleşmede kararlaştırılan sözleşme bedelinin %05 (binde beş) oranındaki cezai şartın fahiş olduğu, sözleşme bedelini aşan bir cezai şart hesaplaması yapıldığı, bu durumun cezai şartın amacı ve ticari hayatın işleyişine aykırı olduğu, davalı müvekkilin ekonomik durumuna göre ceai şart hesabı yapılması hukuka ve yasaya aykırı olduğu, ayıplı ifa nedeni ile kabulden kaçınma durumunda cezai şartın uygulanmasının mümkün olmadığı, davacının sözleşme ile üstlendiği ödeme yükümünü zamanında yerine getirmediği, halen de sözleşme bedelinin yarı bedeli olan 1.050.000 TL davalıya ödenmediği, birleşen davada hiçbir yargılama yapılmadan belirsiz alacak davası olarak açılan 100.000-TL bedel asıl davada davacı alacağı olarak hesaplanan cezai şarta mahsup edildiği, oysaki müvekilinin alacağının daha fazla olduğu sözleşme ve bilirkişi raporları ile sabit olduğu, davacının ticari defterlerine göre dahi müvekkilin 450.000 TL'nin üzerinden bir cari alçağı bulunduğu, davalının davacı tarafa gönderdiği bir kısım faturalar ticari defterlerine işlenmeyerek iade edildiği, bu nedenle davacının ticari defterlerinde görünen cari alacağın da gerçeği yansıtmadığı, bundan dolayı mahkemece sözleşmede kararlaştırılan işlerin yapılıp yapılmadığı araştırılması ve müvekkil davalı birleşen dava davacısının gerçek alacak bedeli tespit edilmesi gerektiği, bu yapılmadığı gibi dava bedelini ıslah ederek yükseltmek için dahi bir ihtar ve süre verilmeden kısmi dava bedeli mahsup konusu yapıldığı, ticari işlerde tanık dinlenmesine engel bir yasa hükmü olmadığı, dolayısı ile sözleşmede yer almayan ve günlük hayatta ancak tanık delili ile ispatı mümkün olan konularda tanık dinlenmesi hakkaniyet gereği olduğu, işlerin gecikip gecikmediği ve gecikenin sebepleri konusunda tanık dinletme talebimiz mahkemece yerine getirilmediği, binaya yerleşimin ne zaman mümkün olduğunun tespiti için ... a müzekkere yazılarak aboneliklerin tesis tarihinin belirlenmesi kule vincin zamanında sökülüp sökülmediği sözleşme süresi içerisinde proje değişikliği yapılıp yapılmadığı gecikmede davacı ve davalı yanın kusur durumları ve davacının cezai şarta hak kazanıp kazanmadığı, Defterlerden avans ödemelerinin zamanında yapılıp yapılmadığı hususları mutlaka araştırılması gereken konular olduğu, yargılamada yalnızca gecikmeden kaynaklı cezai şart hesaplanması yapıldığı cezai şart için gerekli şartların oluşup oluşmadığının incelenmesi, gecikmenin davacıdan mı davalıdan mı kaynaklandığı netleştirilmesi gerektiği, iddialarıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. VII. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı iş sahibi, davalı yüklenici, birleşen davada ise davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Asıl davada davacı tarafın, aralarında yapılan sözleşmeye göre davalının işi zamanında teslim etmediği ve işin ayıplı olduğu iddiasıyla ayıp nedeniyle tazminat ve cezai şart alacağı talep ettiği, davalı tarafın davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, birleşen davada ise davacı yüklenicinin yaptığı işin bedelinin ödenmediği iddiasıyla alacağının tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafın davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince, asıl davanın kabulüne, davalının alacağı olan bedelin takas edilmesine, birleşen davanın reddine karar verildiği, karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin 28/12/2018 tarihli, 2016/600 E., 2018/1455 K. Sayılı kararına karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/918 E., 2022/870 K. sayılı, 26/04/2022 tarihli kararıyla, "Asıl dava yönünden davalı vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde, taraflar arasında 30/12/2013 tarihli ve 02/01/2014 işe başlama, 15/08/2014 iş bitim tarihli, A blok inşaatı için 1.475.264,32 TL, B blok inşaatı için 1.215.468,44 TL bedel öngörülen eser sözleşmesi imzalandığı, anılan sözleşme gereğince iş teslimi yapılmadığı bu nedenle taraflar arasında uyuşmazlığa konu bila tarihli yeni bir sözleşme yapıldığı, bu sözleşmede işe başlama tarihinin 30/05/2014, işin teslim tarihinin 30/11/2014 olarak revize edildiği, sözleşmede iş bedelinin ödemesinin hak ediş usulüne göre yapılacağı kararlaştırıldığı, davalının da cevap dilekçesinde revize sözleşmede belirlenen tarihte işe başladığını kabul ettiği anlaşıldığından ve cevap dilekçesine göre 30/12/2013 tarihli sözleşmenin taraflar arasında geçersiz olduğunu belirtiğinden geçersiz 30/12/2013 tarihli sözleşmede yer alan işe başlama tarihi ile yine bu sözleşmede kararlaştırılan avans ödemelerinin yapılmadığına ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir. Davalı yüklenici işin yapımının geciktiğini kabul etmiş olup gecikmeden davacı iş sahibinin sorumlu olduğunu belirtmiş ise de bu savunmasını yazılı belge ile kanıtlayamamıştır. Davacı iş sahibi tarafından proje değişikliği yapıldığını, işe sürekli eklemeler yapıldığını, kaba inşaatta imalat hataları nedeniyle kendi işinin belirlenen sürede yapılmasının imkansız olduğunu, bu nedenle yapılan işte ayıplar meydana geldiğini savunmuş ise de bunları TBK 472/3 maddesi gereğince iş sahibine bildirdiğini bu konuda çekince belirttiğini yasal delillerle ispatlayamamıştır. Bu nedenle davalı yüklenicinin asıl davada bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir. Asıl dava yönünden mahkemece işin geciktiği kabulü ile sözleşmede öngörülen cezai şart bedeli tespit edilmiş, söz konusu cezai şart bedelinin sözleşme bedeline göre fahiş olduğu, davalı şirketin finans yapısı, işlem hacmi dikkate alındığında tenkis edilmemesi halinde davalı şirketin ekonomik olarak mahvına sebep olacağı gerekçesi ile cezai şarttan tenkis yapılmış ise de dosya içinde davalı yüklenicinin finansal yapısına, ekonomik durumuna ilişkin bir inceleme yapılmamıştır. Davalı yüklenici tacir olduğundan kural olarak TTK 22. maddesi hükmü gereğince TBK'nın 182/son maddesi ile cezai şartın indirilmesini talep edemeyecek ise de Yargıtay kararlarında kabul edildiği üzere, cezai şartın ekonomik yönden mahva neden olması TBK'nın 27. maddesi kapsamında, tacirler yönünden değerlendirilebilecek bir durum olup, taraflarca sözleşme ile kararlaştırılmış olan cezaî şart miktarı, borçlu durumda olan tacirin iktisaden mahvına neden olacak ve onun eskisi gibi ticarî faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede ağır ve yüksek ise, o zaman, böyle bir cezaî şart, ahlâk ve adaba aykırı bir şart olarak kabul edilerek, kısmen veya tamamen iptali gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekir. Mahkemenin bu hususta karar verirken, borçlu şirketin, ticaret sicilindeki ana sözleşmesi'ni celp ederek ne miktar bir sermaye ile ticarî faaliyette bulunduğunu, mal varlığını, finansal yapısını ve kararlaştırılan cezaî şartın tahsili hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını gerekirse bilirkişiden de görüş alarak araştırması gerekir. (Yargıtay HGK 2017/19-922 E., 2019/706 K) Söz konusu araştırma ve inceleme yapılmadan cezai şarttan indirim yapılması hatalı olmuştur." şeklinde gerekçeyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesince yeni esas numarası alınarak yargılama yapıldığı anlaşılmıştır. Asıl dava yönünden, ilk derece mahkemesince, kaldırma kararı doğrultusunda dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, tanzim edilen bilirkişi raporuna göre, gerek sözleşme tarihi, gerekse cezai şartın hesaplanıp kabul edileceği tarih itibariyle (somut olayda 158 gün 2014-2015 yılları), davalı şirketin ekonomik faaliyetlerini sürdürebilecek kapasitede olduğu, başka bir ifadeyle, cezai şartın bu tarihler arasında ödenmesi halinde davalı şirketin ekonomik olarak çökmeyeceği (iflasa sürüklenmeyeceği) anlaşılmış olup, bu durumda cezai şarta tenkis edilmeden hükmedilmesi gerekirken, cezai şartın tenkis edilmesinde isabet bulunmamaktadır. Birleşen dava yönünden yapılan incelemede, birleşen davada tespit edilen alacağın asıl davada mahsup edilerek birleşen davanın reddine karar verildiği anlaşılmış olup, davaların müstakiliyeti ilkesine göre her talebe kendi davasında hükmedilmesi gerektiğinden, birleşen davada tespit edilen alacağın asıl davada takasa konu edilerek birleşen davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Bununla birlikte, birleşen davada davacı yüklenicinin yaptığı işin bedelini istediği, mahkemece ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapora itibar ederek, tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre davacı yüklenicinin 449.061,22-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, taleple bağlı kalındığından davacının davalıdan her halükarda 100.000-TL alacağının bulunduğu belirtilerek, bu tutarın asıl davada takasa konu edildiği anlaşılmış olup, davacının açtığı davayla tüm iş bedelinin belirlemesini istediği, bunda da hukuki yararının bulunduğu anlaşılmış olmakla, deliller toplanıp, keşif yapılarak, birleşen davada davacının iş bedeli talep ettiği, ayıplı işlerin bedelinin asıl davada belirlendiği ve bu hususta asıl davada hüküm kurulduğu göz önünde bulundurularak, mükerrer tahsilata sebebiyet verecek şekilde ayıplı işler bedeli hesaplamaya dahil edilmeden, tüm iş bedeli belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, defter ve kayıtlar üzerinde yapılan incelemeyle yetinilerek birleşen davanın esası hakkında hüküm kurulmasında da isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 23/05/2024 tarih, 2022/394 Esas, 2024/332 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine İADESİNE, 5-Davacı ve davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 05/03/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.