TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/11/2024 NUMARASI: 2023/1043 Esas, 2024/1100 Karar KARAR TARİHİ : 03/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜL…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/94 KARAR NO : 2026/139 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/11/2024 NUMARASI: 2023/1043 Esas, 2024/1100 Karar KARAR TARİHİ : 03/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili, müvekkili şirketin yapmış olduğu işlerin bedeli olarak 16/01/2019 tarihinde 74.297,54 TL bedelli faturanın müvekkili tarafından davalı şirket adına düzenlendiğini, davalı şirketin söz konusu faturaya karşılık herhangi bir ödeme yapmadığını, bu bağlamda alacağın tahsili amacıyla Bakırköy .... icra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında ticari ilişki olduğunu, düzenlenen faturalarda yapılan işin belirtildiğini, fatura karşılığının müvekkili tarafından banka kanalıyla ödendiğini belirterek, davanın reddine, kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece ilk olarak 2019/643 Esas - 2020/196 Karar sayılı kararla, alınan bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında sözleşmelerden kaynaklanan ticari ilişki uyarınca toplam 129.964,00 TL'lik hakedişlerin bulunduğu, bu hakedişlerin ödemeleri toplamının 70.000,00 TL olduğu ve bakiye hakediş alacağının 59,964,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Bakırköy 7. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında davalı tarafın 59.964,00 TL borçlu olduğunun tespiti ile bu miktar üzerinden itirazın iptali ve takibin devamına, 59.964,00 TL'ye takipten itibaren (temerrüde düşürüldüğüne dair delil olmamakla) ticari avans faizi uygulanmasına, 59.964,00 TL'ye %20 icra inkar tazminatı uygulanmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 2020/1473 Esas - 2023/935 Karar sayılı ilamıyla; Taraflar arasında proje yapımına ilişkin eser sözleşmesi bulunduğu, dosya kapsamına göre, sözleşmelere konu eserin yerine getirilmediğine ilişkin herhangi bir iddia ve delil bulunmadığı, bilirkişi raporunun 1.4. bendinde, davalı tarafça davacı şirket hesabına 02/08/2016 tarihinde 5.000,00 TL, 22/11/2016 tarihinde 10.000,00 TL gönderildiği ancak ticari defter kayıtlarına yansıtılmadığı belirtildiğinden; buna ilişkin delillerin davalı taraftan temini ile bilirkişiden bu ödemelerin taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle yapılıp yapılmadığı, buna göre davacı alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya bu ödemelerin dahil edilip edilmediği hususlarında ek rapor aldırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında; Davalı vekili 04/06/2024 tarihli ıslah dilekçesiyle, cevap dilekçelerini ıslah ederek zamanaşımı defini öne sürdüklerini, dosyaya konu alacak ve faizlerin zamanaşımına uğradığını, dosyaya konu icra takibinin dayandığı faturada yazan ve sözleşmelere dayanan "muhtelif tarihli" alacakların tarihi cevap dilekçeni sundukları aşamada belirli olmadığından dilekçeler teaitsinde zamanaşımı definde bulunma imkânları olmadığını, sözleşmelerin tarihinin dilekçeler teatisi bittikten sonra belirlendiğini, bu nedenle bu aşamada ıslah ile zamanaşımı definde bulunma zaruretleri doğduğunu belirtmiştir.Mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde, istinafa konu kararla; Davalı vekiline İstinaf ilamında bahsedilen "davalı tarafça davacı şirket hesabına 02/08/2016 tarihinde 5.000,00TL, 22/11/2016 tarihinde 10.000,00TL gönderildiği, ancak ticari defter kayıtlarına yansıtılmadığı belirtildiğinden; buna ilişkin delilleri" mahkemeye sunması için iki haftalık kesin süre verilmesine rağmen davalı tarafça ilgili belgelerin sunulamadığı, davalı taraf cevap dilekçesini ıslah etmiş ise de, dava dilekçesinin davalıya 13/09/2019'da tebliğ edildiği, cevap dilekçesinin 01/10/2019'da sunulduğu, cevap süresinin 27/09/2019'da dolması sebebiyle cevap dilekçesinin süresinde olmadığı, dolayısıyla cevap dilekçesinin ıslahı ile yapılan zamanaşımı definin de değerlendirilemeyeceği, tarafların ticari defter ve kayıtlarının 30/12/2019 rapor ile incelendiği, usulüne uygun olarak tutulduğunun belirtildiği, taraf defterlerine göre davacının davalıdan 59.964,00 TL alacağı olduğunun hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davalı tarafından İstinaf ilamında belirtilen ödemeye yönelik belgelerin de kesin süre içinde sunulmadığı, alacağın likit ve belirlenebilir olması sebebiyle davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 59.964,00 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 59.964,00 TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 59.964,00 TL'ye takip tarihinden tahsil tarihine kadar ticari avans uygulanmasına, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında; 1-)İstinaf kararında geçen "Davalı tarafça davalı şirket hesabına 02/08/2016 tarihinde 5.000,00 TL, 22/11/2016 tarihinde 10.000,00TL gönderildiği" hususu ile ilgili ellerindeki tüm belge ve dekontları mahkemeye ilk derece yargılaması safhasında sunduklarını, dekontların zaten dosyada mevcut olduğunu, bilirkişiye ait delil avansını yatırmalarına rağmen delillerin incelenmediğini, 2-)Davaya konu icra takibinin dayandığı faturanın kanuni şartları taşımadığını, VUK m. 231/5'e göre malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten azami 7 gün içinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağını, faturaya konu olduğu iddia edilen sözleşmelerin de zamanında tahakkuk ettirilmediğini, sözleşmelerin ayrı ayrı kendilerine ulaştırılıp temerrüde düşürülmemeleri, hizmetlerin zamanında faturalandırılıp kendilerine ulaştırılmaması, bilirkişi raporunda bu hususta müvekkili şirket lehine kanaat oluşması hususlarını dikkate sunduklarını belirterek, kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ıslahla ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin reddedine ilişkin bir istinaf itirazı bulunmadığı, taraflar arasında proje yapımına ilişkin eser sözleşmesi bulunduğu ve sözleşmelere konu eserin yerine getirilmediğine ilişkin herhangi bir iddia ve delil bulunmadığı, Dairemizin kaldırma kararında belirtilen 02/08/2016 tarihli 5.000,00 TL ve 22/11/2016 tarihli 10.000,00 TL ödemelerine ilişkin olarak davacı tarafça yeni bir delil sunulmamış ve bu nedenle Mahkemece bir ek rapor alınmamış ise de, mevcut bilirkişi raporu içeriğine ve ekindeki hesap tablolarına göre zaten bu 2 adet ödemenin de hesaplamada dikkate alınarak toplam 70.000,00 TL'lik ödemenin belirlendiği, davacı vekilince bu hesaplama ya karşı istinafa gelinmediği, davalı tarafça başkaca bir ödemeye dair somut istinaf itirazında bulunulmadığı anlaşılmakla, Mahkemece bu hesaplama doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-BAKIRKÖY ........ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../11/2024 tarih ve 2023/..... Esas, 2024/...... Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 4.097,00 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 1.050,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.047,00 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.