İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Dava dışı ... Mah. End. ... Büro Malz. Mob. Elek. Oto. Teks. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti, Çin menşeili firma olan dava dışı ... G-Top IMP AND EXP şirketinden mobilya üretiminde kullanılmak üzere bir kısım ticari mal sipariş ettiğini, ancak maddi duru…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/970 KARAR NO : 2025/4791 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/11/2023 NUMARASI: 2022/574 Esas - 2023/735 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Dava dışı ... Mah. End. ... Büro Malz. Mob. Elek. Oto. Teks. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti, Çin menşeili firma olan dava dışı ... G-Top IMP AND EXP şirketinden mobilya üretiminde kullanılmak üzere bir kısım ticari mal sipariş ettiğini, ancak maddi durumunda sorun olması sebebiyle sipariş etmiş olduğu malların bedelini ödeyemediği için siparişi iptal ettiğini, bunun üzerine müvekkili şirket ... Mobilya İth. İhr. Dış Tic. A.Ş, malların yeni müşterisi olarak satıcı ile anlaştığını ve ödemelerini yaptığını, yapılan satın alma üzerine 23.05.2016 ve 18.06.2016 tarihlerinde dava dışı Çin meşeili firma müvekkiline satın alınan malların faturalarını keserek tebliğ etmiş olduğunu, alıcı değişikliği yapıldığı hususu da söz konusu malların nakliyesini yapan davalı ... Acenteliği A.Ş'ye gerek müvekkili tarafından, gerek Çin menşeili firma tarafından bildirilmiş olduğunu, Bursa 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ise dava dışı ... Ltd. Şti borçlu, ... A.Ş ise alacaklı olduğunu, davalı ... A.Ş'nin talebi ile diğer davalı ... Acenteliği A.Ş'ye, dava dışı borçlu ... Ltd. Şti'nin mallarının haczi amacıyla Bursa 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden İİK m.89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, Davalı ... Acenteliği, ... Ltd. Şti'nin siparişi iptal ettiğini, yeni alıcının müvekkil şirket olduğunu bilmesine ve bu konudan haberdar olmasına rağmen davalı ... A.Ş'nin talebi ile Bursa 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyası üzerinden davalı ... Acenteliği'ne gönderilen İİK m.89/1 haciz ihbarnamesi ile müvekkili şirketin ödemesini yaparak satın almış olduğu mallar üzerine haciz şerhi işlendiğini, müvekkil şirket tarafından davalı ... Acenteliği A.Ş'ye müteaddit defa hukuka aykırı bir haciz işlemi uygulandığı hususunun Bursa 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyasına bildirilmesi talep edilmişse de, olumlu dönüş alınamadığını ve müvekkili şirket parasını ödediği malları gümrükten çekemediğini, nunun üzerine müvekkil şirket tarafından Bursa 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/553 E. sayılı dosyası üzerinden istihkak davası ikame edildiğini, yargılama neticesinde yerel mahkeme müvekkili şirketin istihkak talebinin kabulüne karar verdiğini, kararın kesinleştiğini, müvekkili şirketin malları üzerinde uygulanan haksız haciz sebebiyle, uğranılan maddi zarar tam olarak bilinemediğini. bu sebeple maddi tazminat bakımından belirsiz alacak davası ikame edildiğini, tüm bu sebeplerle maddi tazminat miktarı yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda tam olarak tespit edildiğinde HMK m. 107/2 hükmü gereğince talep miktarı artırılmak kaydıyla, haksız haciz tarihinden itibaren işleyen ticari faizi (avans faizi) ile birlikte şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın ve müşteri çevresinde yaşadığı prestij kaybı için 50.000 TL manevi tazminatın haksız haciz tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi (avans faizi) ile birlikte davalılardan müşterken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; Davalı alacaklı müvekkili banka tarafından, davacı aleyhine, alacağın tahsil ve takip işlemleri dışında yapıldığını, kanuna uygun işlemler dışında hukuka aykırı bir fiil bulunmadığını, dava haksız haciz sebebiyle, oluşan zarar iddiasıyla açılmıştır ki, davanın açılmasına sebep haczi uygulayan dosya alacaklısı müvekkili ... A.Ş. değil; ... Acenteliği A.Ş olduğunu, davalı alacaklı ... A.Ş. yalnız ve yalnızca alacaklısı olduğu dosyadan üçüncü şahıs sıfatıyla, ... Acenteliği A.Ş.'ye haciz müzekkeresi göndermiş olduğunu, davanın aynı zamanda müvekkili ... A.Ş.'ye yöneltilmesinde hukuki yarar olmaması sebebiyle, husumet ve hukuki yarar yokluğundan öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesini, sayın mahkemence davanın usulden reddine karar verilmemesi halinde ise alacaklısı bulundukları icra dosyasından ... Acenteliği A.Ş.'ye gönderilen haciz müzekkeresi gereği uygulanan haciz tarihinin istihkak davasının konusu olan malları aldığını iddia eden davacının bu malları 07.09.2016 tarihli ceza kararı ve beyanname ile kesin olarak aldığı kabul edilmeli ve dava konusu menkulleri haciz yükü ile birlikte kabul ettiği nazara alınarak yine davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Acenteliği A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; İşbu dava konusunun temelinin deniz ticaretine ilişkin olduğu aşikar olup taraflarca bu durum ihtilaf dışı olduğunu, işbu davanın Deniz İhtisas Mahkemesi sıfatı ile yetkili Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılması gerektiğini, davacı taraf doğrudan ... Acenteliği A.Ş.'ye husumet yöneltilmiş olduğunu, ... Acenteliği A.Ş.’ye doğrudan husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili davalı ... Acenteliği A.Ş., İsviçre Cenevre merkezli deniz yolu ile konteyner içinde yük taşıma işi ile iştigal eden ... S.A şirketinin Türkiye acenteliğini gerçekleştirdiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 105. maddesine göre acentenin akdettiği ve akdedilmesine aracılık ettiği sözleşmelerden doğan ihtilaflardan dolayı müvekkili namına acenteye karşı dava açılabileceğini, davanın ... S.A'ya izafeten acenteye yöneltilmesi gerektiğini, davacının iddiaları yönünden hak düşürücü süre ve zaman aşımı geçmiş olup işbu davanın süresinde açılmamış olduğunu, işbu davanın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkili olduğu davalardan birisi olmaması, davada yabancılık unsuru bulunması ve tarafların uyuşmalığa ilişkin yetkili mahkemenin Londra Mahkemeleri olması hususunda anlaşmış olmaları nedeni ile yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, işbu dava konusu olayda müvekkili şirkete herhangi bir kusur atfedilebilmesi mümkün olmadığını, müvekkil şirket tarafından icra dairesinin haciz kararı uygulandığını, müvekkilince uygulanan bir haciz bulunmadığını, açıklanan sebeplerle dava konusu olay sebebi ile müvekkili şirkete yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmayıp işbu davanın esastan da reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Dosya kapsamında alınan 26.09.2023 tarihli gümrük müşaviri, makine mühendisi ve hesap uzmanından oluşan üçlü bilirkişi heyetinden alınan raporda netice kısmında "Haczin kaldırılmasından sonra malların gümrükten çekilmediği, bu nedenle gümrükten çekilmeyen malların satışından dolayı davacının davalılardan talep edilebilir bir alacağı bulunmayacağı, Gümrükten çekilemeyen mallardan dolayı yetişemeyen siparişlerden dolayı zararın somutlaştırılmadığı, ayrıca bu zarar hesabının uzmanlık alanımız dışında olduğu, Manevi tazminat istenebilmesi koşullarının bulunup bulunmadığı ve koşulları mevcut ise miktarı hususunun bütünüyle Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu " tespit edilmiştir.Dosya kapsamında davaya konu malların taşıma işleminin ...Company A.S tarafından gerçekleştirildiği davanın ise yalnızca ... Acenteliği A.Ş adına açıldığı görülmekle, taşıyıcı firma ... S.A olması; davalının ise taşıyıcı firmanın acentesi olan ... Acenteliği A.Ş olması sebebiyle TTK' nın 105/2 maddesi gereğince doğrudan acenteye husumet yöneltilemeyeceğinden davacının davalı ... Acenteliği aleyhine açtığı davanın acenteye karşı izafeten dava açılabileceği, ancak taşıyıcı firmayı göstermeden doğrudan acenteya karşı dava açıldığı anlaşıldığından pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir.Diğer davalı ... A.Ş yönünden yapılan incelemede ise iş bu davalının Bursa 2.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının alacaklısı olduğu ve dava dışı ... Mah. End. ... Büro Malz. Mob. Elek. Oto. Teks. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti aleyhine icra takibi başlattığı; dava dışı şirkete ait olduğundan bahisle 26.060 adet büro koltuk amortisörünün bulunduğu ... nolu konteyner içindeki mallara haciz konulduğu; 1. Haciz ihbarnamesi ile davacının malların kendisine ait olduğunu iddia ettiği ve akabinde Bursa 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nde açılan istihkak davasında malların davacıya ait olması sebebiyle haczin kaldırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği sonrasında ise davacının malları gümrükten alması için iki kez süre verildiği halde malları almadığı, malların dava dışı bir şirket tarafın alındığı ve bedeli alması için davacının başvuru yapmaması sebebiyle iş bu bedelinde döner sermayeye kaydedildiği davacının iş bu malları teslim alamaması sebebiyle kendisine gelen siparişleri yetiştiremediğini iddia ettiği ancak buna ilişkin dava dilekçesi ve eklerinde hiçbir delil ibraz edemediği davacının çalıştığını ve yetiştiremediğini iddia ettiği siparişlere ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı; ayrıca davacının yeni sipariş kabul edememe durumunun salt davaya konu mallardan kaynaklı olduğuna dair de hiçbir belge ve bilgi ibraz edemediği; davalı ...'ın alacaklı olduğu haciz dosyasında amacına uygun şekilde 1. Haciz İhbarnamesi'ne davacının itirazen beyan dilekçesi sunması ve Bursa 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nce 17.10.2016 tarihinde teminat bedeli karşılığında menkullerin muhafaza altına alınmasının ve satışın dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına karar verildiği görülmekle davalı ...'ın davaya konu malların tedbiren satışının durdurulması kararına karşı gerçekleştirdiği bir talep bulunmadığı, tedbir tarihinden istihkak davasının kesinleşmesine kadar davaya konu mallar üzerinde davalı tarafça yapılan bir işlem bulunmaması sebebiyle davalıya atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığından davalının gerçekleştirdiği bir haksız fil söz konusu olmadığından davacının iş bu davalıdan maddi tazminat talep edemeyeceği iş bu gerekçeler ile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu anlaşılmıştır. Kaldı ki davacının malların kendisine ait olduğunun tespit edilmesine rağmen malları gümrükten çekmediği ve bu malların bedelini dahi almadığı da göz önüne alındığında davacının kendi kararları neticesinde davaya konu malları ve bu malların bedellerini dahi almaması durumunda davalı banka tarafından şirketin prestij kaybına uğradığından bahsedilemeyeceği bu yüzden manevi zarardan da bahsedilemeyeceği anlaşılmakla davalıya karşı açılan maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. 1-Davacının davalı ... Acenteliği aleyhine açtığı davanın acenteye karşı izafeten dava açılabileceği, ancak doğrudan dava açıldığı anlaşıldığından pasif husumet yokluğu sebebiyle REDDİNE, 2-Davacının davalı ... A.Ş yönünden maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, açmış oldukları davada tazminat koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız haciz iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesi dosyasında mevcut bilgi ve belgelerden; Eldeki davaya konu taşıma için düzenlenmiş MSCUXV685966 nolu deniz yük sözleşmesinin davacı firma ile dava dışı ... S.A. Arasında yapıldığı görülmüştür.TTK'nın 105/2. maddesine göre, davalı acente aleyhine ancak taşıyana izafeten dava açılabilmesi mümkündür. TTK'nın 105/3 maddesi hükmü de gözetilerek, doğrudan acenteye yönelik bir kişisel kusur ileri sürülüp kanıtlanmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında dosyada mevcut delil durumuna göre;İspat yükü kendisine düşen davacının, haksız fiil ve dava konusu haciz sebebiyle maddi zarara uğradığı iddiasını ispat edemediği,İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınan alanında uzman bilirkişi heyeti raporunun denetime elverişli olduğu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü, alanında uzman heyet raporunda belirtilen tespitlerin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, dolayısıyla ortada kanunun aradığı niteliklere uygun haksız bir fiilin mevcut olmadığı, buna göre Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesindeki manevi tazminatın ve 49. Maddesinde yer alan maddi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/574 Esas 2023/735 Karar sayılı 29/11/2023 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 269,85 TL'nin mahsubuyla bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025