9. Hukuk Dairesi 2025/9941 E. , 2026/792 K. "" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1123 E., 2025/1769 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip …
9. Hukuk Dairesi 2025/9941 E. , 2026/792 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1123 E., 2025/1769 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Şirketin ... şubesine atandıktan sonra Şubenin acenteye çevrildiğini, iş sözleşmesinin davalı işverence haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin baştan beri davalının işçisi olup davalı işveren ile imzalanan acente sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek müvekkilinden alınan 25.000,00 USD bedelli teminat senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespitine, senedin iptaline ve müvekkiline iadesi ile kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin, ücret, fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili Şirkette 01.03.2007-01.04.2010 tarihleri arasında işçi olarak çalıştığını, bu çalışma dönemi içinde kendi isteği ile acente olmak istediğini bildirmesi üzerine kendisiyle 27.03.2010 tarihli acentelik sözleşmesi imzalanarak işçi işveren ilişkisinin sonlandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İzmir 4. İş Mahkemesinin 08.04.2019 tarihli kararı ile; taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin muvazaaya dayandığı, davacının 01.04.2010-30.12.2017 tarihleri arasında davalı Şirketin işçisi olması nedeniyle işçilik alacaklarından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli kararı ile; dosyada davanın tarafları ile ilgisi olmayan arabuluculuk son tutanağının bulunduğu, teminat senedi konusunda karar verilmediği gibi davacının celse arasında icra takibine konu edildiğini beyan ettiği, yıllık ücretli izin talebi konusunda hiç yıllık izin kullandırılmadığı yönünde hüküm kurulmuşsa da davacının bu konuda beyanının alınması gerektiği, fazla çalışma ücretinin hatalı hesaplandığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2023 tarihli kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde tüm dönemde işçi olarak aylık 5.000,00 TL net ücret ile çalıştığı, ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğu, davacının davalıya muvazaalı acentelik sözleşmesi kapsamında 25.000,00 USD teminat senedi verdiği, senedin davalı tarafça İstanbul 33. İcra Dairesinin 2019/27472 Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiği ve davacının icra takibine konu senet nedeniyle 57.251,00 TL'yi 10.12.2020 tarihinde ödediği ve senedi aldığı, davacı lehine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF 1.İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.05.2023 tarihli kararı ile; davalı işveren bünyesinde saha yönetmeni ve satış pazarlama sorumlusu olarak çalışmış olan davacı tanıklarının, davacının çalışma gün ve saatleri hakkında bilgi sahibi olduklarının kabul edilmesi gerektiği ve özellikle bu yönde bir itirazın bulunmadığı da dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince davalı tanıklarının beyanlarına üstünlük tanınmasının isabetli olmadığı, buna göre davacı tanıklarının çalışma süreleri de gözetilerek davacının talebi ve davacı tanıklarının beyanlarıyla uyumlu şekilde davacının çalışma gün ve saatlerinin tespitine ilişkin 17.09.2022 tarihli bilirkişi ek raporundaki hesaplama doğrultusunda 1/3 oranında indirim yapılmak suretiyle fazla çalışma ücretine hak kazandığı, taraflar arasında iş ilişkisinin mevcut olduğu, geçersiz acentelik sözleşmesine dayalı olarak davacıdan alınan senedin teminat senedi olarak kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte yasal şartları oluşmadığı hâlde davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne kesin olarak karar verilmiştir. 2. Karara karşı davalı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 13.09.2023 tarihli ek karar ile kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 18.05.2023 tarihli asıl ve 13.09.2023 tarihli ek kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362/1-(a) hükmünde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemeyeceğinden temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 13.09.2023 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilmiş; esas yönünden yapılan incelemede ise davacının yaptığı işin niteliği, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; özellikle davacı ile eş pozisyonda görev yapan davacı tanığı F.A'nın beyanındaki gibi davacının aylık ücretinin net 2.600.00 TL (asgari gecim indirimi dâhil) olduğunun kabulü gerekli olup dava konusu alacakların bu kabule göre değerlendirilmesi gerekli iken yazılı gerekçe ile karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 23.05.2024 tarihli kararı ile; dava dilekçesinde, son aylık ücretin net 5.000,00 TL olduğunun iddia edildiği, cevap dilekçesinde davacının aylık ücretine ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmadığı, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda Türkiye İstatistik Kurumu verileri dikkate alınarak davacının son aylık ücretinin net 5.000,00 TL, brüt 6.993,88 TL olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı, davalı vekilince bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacının aylık ücret seviyesine itiraz edilmediği, davalı tarafça yapılan istinaf başvurusu kapsamında, davacının aylık ücret seviyesine cevap dilekçesiyle davalı tarafça bir itiraz ileri sürülmediğinden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunun gözetildiği ve ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 357/1 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesindeki yargılama sırasında davacının aylık ücret seviyesine ilişkin bir iddia ileri sürülmediğinden istinaf aşamasında ileri sürülen bu itirazın değerlendirme konusu yapılmadığı, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla davacının aylık ücretinin net 5.000,00 TL'nin altında olduğunun kabul edilmesinin davacı lehine oluşan usuli kazanılmış haklara riayet edilmemesi sonucunu doğuracağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 23.05.2024 tarihli kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli kararı ile; Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle direnme kararının Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına ve dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı doğrultusunda, davacının belirlenen ücreti dikkate alınarak işçilik alacaklarının hesaplanması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, denetime elverişli görülmekle bilirkişi ek raporu hükme esas alınarak, davacının brüt 40.636,81 TL kıdem tazminatı, brüt 7.000,56 TL ihbar tazminatı, brüt 19.551,70 TL yıllık ücretli izin alacağı, brüt 24.152,45 TL ücret alacağı, taraflarca istinaf konusu yapılmayan 1/3 oranındaki indirim oranı uygulanarak brüt 28.140,16 TL fazla çalışma ücreti ve brüt 1.080,75 TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline, kötüniyet tazminatı talebinin reddine, davacı tarafından davalıya verilen ve davalı tarafça davalı aleyhine İstanbul 33. İcra Dairesinin 2019/27472 Esaslı icra takip ve tahsil edilen 25.000,00 USD değerli senedin teminat senedi olduğunun tespitine ve davacının dosya kapsamı itibarıyla davalıya bu senet miktarında borcu olmadığının tespitine, senet karşılığı davacı tarafından ödenen 57.251,00 TL senet bedelinin ödeme tarihi olan 10.12.2020 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine (senet davacı tarafça icra dosyasına ödeme sonrası alınmış olduğundan senedin iadesi talebinin de konusuz kaldığının tespitine) karar verilmiştir. A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tanığı kendi ücretinden bahsettiği hâlde beyan edilen ücretin esas alınmasının açıkça hatalı olduğunu, yargılama aşmasında ücrete itiraz edilmediğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Acentelik sözleşmesinin geçerli olup muvazaa iddiasını kabul etmediklerini, b. Davacının yalnızca 01.03.2007-31.03.2010 tarihleri arası işçi olduğunun kabulü gerektiğini, c. Acenteye hak edişler ödendiğinden ücret talebinin reddi gerektiğini, d. İddia edilen çalışma saatlerinin gerçeği yansıtmadığını, üst düzey yönetici olduğunu, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretine hak kazanamayacağını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının ücretinin miktarı ile buna göre talep edilen alacakların hesabına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.