T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1117 - 2025/2094 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1117 KARAR NO : 2025/2094 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2024 NUMARASI : 2023/57 Esas - 2024/136 Karar DAVACI : ULAŞIMPARK ULAŞTIRMA HİZMETLERİ TİCA…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1117 - 2025/2094 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1117 KARAR NO : 2025/2094 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2024 NUMARASI : 2023/57 Esas - 2024/136 Karar DAVACI : ULAŞIMPARK ULAŞTIRMA HİZMETLERİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : KARSAN OTOMOTİV SANAYİİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/02/2023 KARAR TARİHİ : 05/12/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 05/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin iştiraki olduğunu şehir içi ulaşım faaliyetlerini yürüttüğünü, belediyenin toplu taşıma dairesi başkanlığına bağlı otobüs işletmesi şube müdürlüğü ile davalı karsan arasında şehir içi toplu ulaşım faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla otobüs alımı için mal alım sözleşmesinin imzalandığını, imzalanan sözleşme gereği davalı idarenin ihtiyacı olan CNG yakıtlı otobüs alımı için anlaşıldığını, söz konusu otobüslerin belediye meclis kararı ile aynı sermaye yöntemiyle müvekkili şirkete devir edildiğini, devir süreci ile davalı şirketin bilgilendirildiğini, akabinde garanti sözleşmesinin dev müvekkili şirkete devir edildiğini, 13/07/2017 tarihinde şehir içi ulaşım faaliyetinde çalıştırılan 41... plakalı aracın seyir halinde yanmaya başladığını ve tamamen yanarak kullanılamaz hale geldiğini, benzer durumun veya yangın tehlikesinin diğer araçlarda da yaşanması üzerine davalı şirket ile irtibat kurulduğunu ve aracın yangın söndürme sistemi dahil olmak üzere bazı bölümlerinin yangın ve benzeri olayların engellenmesinde yetersiz kaldığının tespit edildiğini, bunun üzerine aracın motor yağ tamamlama deposu hidrolik yağ deposunun yeri ve malzemesinin değiştirilmesi, klima kompresör kasnağı ile araç izolasyon arasına saç levha eklenmesi, motor özerinde yer alan avare rulman gergi rulmanı ve klima kasnaklarının periyodik değişimlerine başlanılması, yangın söndürme sisteminin performansını arttırmak amacıyla söndürücü modül ilave edilmesi, araç üstünde yer alan CNG kapaklarının değiştirilmesi gibi revizyonlar uygulandığını, yapılan revizyonlara rağmen 41... plakalı aracın hereke bölgesinde benzer durum nedeniyle 03/02/2021 tarihinde yanarak kullanılamaz hale geldiğini, olaya ilişkin görüntüler incelendiğinde yangının aracın arka bölümünde başladığını, yangın söndürme sisteminin gereği gibi çalışmadığını, yangını algılama konusunda geç kaldığını, söndürme konsantrasyonunun yetersiz olduğunu, bu nedenle aracın kullanılamaz hale geldiğinin anlaşıldığını, her ne kadar araç yangı söndürme bölümünde daha evvel revizyon yapılmış ve dava konusu aracın garanti süresinin bitmiş olsa da dava konusu aracın yanmasının kullanım kaynaklı olmadığının açık olduğunu, aracın periyodik bakımlarının yaptırıldığını, aracın üretimden kaynaklanan imalat sorunu nedeniyle kullanılamaz hale geldiğini, geçmişte yapılan revizyonların söz konusu üretim kaynaklı eksiklikleri gidermediğinin ortada olduğunu, davalı tarafa 09/04/2021 tarihinde zararın giderilmesi için noter vasıtasıyla ihtarname gönderildiğini, davalının ihtarnameye müspet cevap vermediğini, 15/04/2021 tarihinde Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/66 Değişi İş dosyasıyla tespit davası açıldığını 41... plakalı aracın imalattan kaynaklanan ve yapılan revizyonlara rağmen giderilmeyen eksiklikler nedeniyle yanmasında davalı şirketin kusur durumunun, araçta gizli ayıp bulunup bulunmadığının ve meydana gelen maddi zararın tespitinin talep edildiğini, 09/06/2021 tarihinde keşif incelemesi yapıldığını ve 03/08/2021 tarihinde bilirkişi raporu düzenlendiğini, söz konusu raporda araçta meydana gelen yangının üretim hatasından kaynaklandığını ve hurda haline geldiğini, dava konusu yangının meydana gelmesinde davalı tarafın %100 oranında kusurlu olduğunu ve araçta meydana gelen zararın 590.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine taraflarınca 23/06/2022 tarihinde zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığını, 22/08/2022 tarihinde ilgili başvuruların anlaşamama ile neticelendirildiğini, müvekkili şirketin ilgili birimi tarafından bir test icra edildiğini, söz konusu testte dava konusu araçla aynı modele ve söndürme sistemine sahip başka bir araçta test amaçlı kontrollü yangın tatbik edildiğini, yangının başlamasıyla söndürme sisteminin çalıştırıldığını, yangın söndürme sisteminin iddia edilenler üzere yeterli olmadığını, yangını söndüremediğini, söndürme sisteminin yeterli olmadığının test sonucunda ortaya çıktığını, bu testten sonra yangın söndürme sistemindeki eksikliklerin müvekkili bakım müdürlüğü tarafından giderildiğini ve söndürme sisteminin yetersiz olmasına sebebiyet teşkil eden durumların ortadan kaldırıldığını, 41... plakalı aracın gizli ayıp nedeniyle kullanılamaz hale gelmesi sonucu doğan 590.000,00 TL maddi zararın olay tarihi olan 03/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava dışı idare ile imzalamış olduğu sözleşmeye ve ihale konusu teknik şartnameye uygun şekilde ilgili otobüsleri hazırladığını, süresi içerisinde de dava dışı idareye teslim ettiğini, otobüslerin davacıya devrinden sonra da mal alım sözleşmesine uygun olarak ilk aracın teslim edildiği tarihten itibaren 5 yıllık süre boyunca garanti kapsamında aracın gerekli onarım ve bakımlarının müvekkili şirketi tarafından yerine getirildiğini, 5 yıllık garanti kapsamında hem de şartnameye uygun olarak bakım işlemlerinin müvekkili şirket tarafından yapıldığını, yapılan operasyonun 31/12/2020 tarihinde sonlandığını, bu tarih itibariyle araçların bakım onarım işlemlerinin davacı tarafından yapılmaya başlandığını, davacı tarafından yılda 120.000 km yapılmak suretiyle araçların normal şartların çok üzerinde kullanıldığını, 41... plakalı aracın yanarak kullanılamaz hale gelmesinde temel sebebin müdahale eksikliği olduğunu, yangın algılama ve söndürme sistemlerinin temel prensibinin oluşan alevlenmeyi kontrol altına alarak müdahale için zaman kazandırmadığını, ortamda oluşan alevlenme üzerine aracın kullanımına devam edilmesi, ortama yanıcı madde akışını sağlayarak yangın söndürme sisteminin işlevini yitirmesine sebep olduğunu, dava konusu araçtaki arızanın hiçbir şekilde gizli ayıptan kaynaklı olmadığını, tamamen yangın söndürme sistemi aktive olduktan sonra kullanıcının motoru durdurmamasından kaynaklandığını, yangın söndürme sisteminin aktif olduğundan gösterge paneli üzerinde sürücüye uyarı vererek sürücünün acil olarak aracın motorunu durdurması ve gerekli müdahaleyi yapmasının ikaz edildiğini, asli görevi olan yangının büyümesine engel olmak, yangının kontrol altına alınmasını sağlamak olan yangının söndürme sisteminde herhangi bir durumda söndürme sisteminin devreye girmesine rağmen aracın sürüşüne devam edilmesinin yangın söndürme sisteminin yangını söndürmüş olmasına rağmen ortamın ısısına bağlı olarak yakıt ve yağ gibi parlayıcı ve yanıcı maddelerin tekrar tutuşmasına sebep olduğunu, yangının aracın dashroad uyarı ve ikaz sistemine rağmen uzunca bir süre kullanılmaya devam etmesine bağlı olarak oluştuğunu, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KABULÜ ile, 590.000,00 TL maddi zararın 03/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından yargılama konusuna ilişkin olarak gerekli incelemelerin eksik yapıldığını, taraflarınca yapılmış olan itirazların değerlendirilmediğini, mahkeme tarafından elverişsiz ve hatalı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu, davacının yangın söndürme sisteminin yetersiz olduğuna ilişkin iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, davalı şirketin teslim ettiği araçlarda herhangi bir aybın söz konusu olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının bir an için haklı olduğu varsayımında dahi TTK'da belirtilmiş olan ihbar sürelerine uymadığı, aracın tesliminden sonra uzunca bir süre kullanıldığı, hiçbir arızasının da mevcut olmadığı, davacı tarafından eksik bakım-onarım faaliyetleri ve hatalı kullanım sebebi ile araçta bu şekilde bir arızanın meydana geldiğinin açık olduğunu, işbu sebeple mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılması gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; aracın üretimden kaynaklanan imalat sorunu nedeniyle kullanılamaz hale geldiğinin ortada olduğunu, mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporlarının tüm iddiaları detaylı şekilde değerlendirdiğini ve somut gerçekliği net şekilde ortaya koyduğunu, bilirkişi raporunda da yapılan inceleme neticesinde gizli ayıp teşkil ettiği kanaatinin ortaya çıktığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2024 tarih, 2023/57 Esas - 2024/136 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava ayıplı araç satışından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacının ile davalının CNG yakıtlı araç alımı hususunda anlaştıkları, davacının bu kapsamda davalıdan otobüs alımı yaptığı, 13.07.2017 tarihinde otobüslerden birinin seyir halindeyken yanması nedeniyle davalı ile görüşüldüğü ve içinde yangın söndürme sisteminin performansını artırmak için yapılan işlem de bulunmak üzere bir kısım revizyon yapıldığı, anılan revizyonlara rağmen 41 ... plakalı aracın 03.02.2021 tarihinde benzer nedenlerle yandığı ve kullanılamaz hale geldiği, yangın söndürme sisteminin gereği gibi çalışmadığı, yangını algılamada geç kaldığı, söndürme konsantrasyonunun yetersiz olduğundan aracın kullanılamaz hale geldiği, Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/66 D.İş dosyası ile delil tespiti istenildiği, dosyaya gelen 03.08.2021 tarihli rapora göre aracın gizli ayıplı olduğu ve 590.000,00 TL’lik zarar meydana geldiği, anılan zararın davalıdan tahsili için eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK’nın ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur. 6098 sayılı TBK'nın 222. maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 223/2. madde hükmü incelendiğinde; Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. maddesi incelendiğinde; Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. "Düzenlemesi mevcuttur. 4721 sayılı yasanın 6. Maddesine göre kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı yasanın 190. Maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. Somut olayda; taraflar arasında satış sözleşmesi bulunduğu tarafların kabulünde olup, davaya konu 41... plakalı aracın davalıdan satın alındığı, aracın 03.02.2021 tarihinde yanması sonucu kullanılamaz hale geldiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/66 D.İş dosyasında tespit edilen aracın olay tarihindeki rayiç değerinden sovtaj değerinin mahsubu sonucu tespit edilen zararı davalıdan tahsilini talep etmiştir. Öncelikle ayıp ihbarı def-i niteliğinde olup ileri sürülmedikçe re’sen değerlendirilemez.(Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/10518 esas ve 2020/7445 karar sayılı Kararda vurgulandığı üzere) Davalı vekili tarafından zaman aşımı def-i ve ayıp ihbarı yönünden yapılan itirazların, zaman aşımı def-i ve ayıp ihbarının süresinde olup olmadığı hususunun def-i olup cevap süresi içinde açıkça ileri sürülmesi gerekirken davalı iki haftalık yasal sürede cevap dilekçesinde ileri sürülmediğinden davalının zaman aşımı ve ayıp ihbarına yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir. Ancak yukarıda açıklandığı üzere; 6098 sayılı yasanın 227.maddesinde alıcının ayıplı satıştan doğan seçimlik hakları sayılmış olup, davacının araç değerini istemesi nedeniyle davacının anılan araç yönünden satış sözleşmesinden dönme hakkını kullandığı anlaşılmaktadır. Aynı yasanın 228.maddesi gereği satılanın eldeki olaydaki gibi yok olması, alıcının dönme hakkını kullanmasını engelleyemeyecektir. 6098 sayılı yasanın dönmenin sonuçlarını düzenleyen 229.maddesi ise “Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. Buna karşılık alıcı da, satıcıdan aşağıdaki istemlerde bulunabilir: 1. Ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi. 2. Satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi. 3. Ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesi. Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür.” Hükmündedir. Buna göre aracın ayıp nedeniyle yok olması halinde davacı alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasını engellemeyeceği, 6098 sayılı yasanın 229.maddesine göre ise dönme halinde alıcı ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesini, ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesini isteyebilecektir. Bu kapsamda mahkemece dosyaya alınan bilirkişi raporundaki değerlendirmenin 6098 sayılı yasa hükümlerine göre yapılması gerekirken olayda uygulama yeri olmayan Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununa göre yapılması hatalı olduğu gibi, anılan raporun atıf yaptığı delil tespiti dosyasındaki bedel tespitinin ise aracın kaza tarihindeki rayiç değerine göre belirlendiği, anılan tespitin ise 6098 sayılı yasanın 229/1.maddesine uygun olmadığı, dolayısıyla anılan raporların hüküm vermeye elverişli olmadıkları, yine davalının itirazları hususunda da bir değerlendirme içermedikleri anlaşılmıştır. Bu nedenlerle eksik araştırma ve değerlendirmeye dayalı raporlara dayanılarak verilen hüküm hatalıdır. O halde mahkemece yapılacak iş; taraflar arasındaki araç satışına ilişkin sözleşme ve tüm ekleri dosyaya alınarak, anılan aracın satış bedelinin tespiti, araçtaki yangının satış esnasında var olan bir ayıptan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, ayıp varsa bunun gizli ayıp mı açık ayıp mı olduğu hususunun belirlenmesi, aracın gizli ayıplı olduğunun tespiti halinde ve davacının araç bedelini isteyerek sözleşmeden dönme hakkını kullandığı da nazara alınarak davacının talep edebileceği alacak miktarının 6098 sayılı yasanın 229. maddesine uygun bir şekilde belirlenmesi, alınacak bilirkişi raporunun tarafların iddia ve savunmalarını karşılar şekilde olmasına dikkat edilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. Gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin ve davalının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalının istinaf talebinin yukarıdaki nedenlerle kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2024 tarih, 2023/57 Esas ve 2024/136 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.05/12/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*