9. Hukuk Dairesi 2025/9264 E. , 2026/1026 K. "" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1806 E., 2025/1967 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/2 E., 2023/145 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rap…
9. Hukuk Dairesi 2025/9264 E. , 2026/1026 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1806 E., 2025/1967 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/2 E., 2023/145 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 02.02.2008-25.12.2017 tarihleri arasında ... uzmanı olarak davalı işyerinde çalıştığını, davacının 25.12.2017 tarihinde işten çıkarıldığını, işe iade davası açtığını, işe iadesine yönelik kabul kararının kesinleştiğini, davacının 30.09.2020 tarihli ihtarname ile süresinde işe başvuru yaptığını, davalı tarafından davacıya işe davet ihtarnamesi gönderilmediğini, davalının davacıya işe davet ihtarının 08.10.2020 tarihinde tebliğ edildiğini ileri sürdüğünü, ancak böyle bir tebligatın yapılmadığını, 19.10.2020 tarihinde işe başlamasını ihtar eden söz konusu ihtarname davacıya tebliğ edilmediğinden davacının ihtarda belirtilen gün olan 19.10.2020 tarihinde işyerinde hazır bulunamadığını, söz konusu işe davetten kendisine 23.10.2020 tarihinde tebliğ edilen 22.10.2020 tarihli ihtarname ile haberdar olduğunu, 24.10.2020 tarihinde belirtilen adrese iş başı yapmak üzere gittiğini, ilk ihtardaki işbaşı tarihi olan 19.10.2020 günü işe gelmediği gerekçesiyle davacının işe alınmadığını ileri sürerek fark kıdem, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı ve iş güvencesi tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan işe iade davasında verilen kabul kararının kesinleşmesi üzerine davacı vekili tarafından 30.09.2020 tarihli ihtarname ile işe iade başvurusunda bulunulduğunu, 06.10.2020 tarihli ihtarname ile davacıya eski görevinde güncellenmiş ücreti ile işe başlatılacağı bu nedenle 19.10.2020 tarihinde işe başvurmasının bildirildiğini, 19.10.2020 tarihinde davacının işyerine gelmediğini, 22.10.2020 tarihli ihtarname ile yine davacı ve vekilinin aynı adreslerine, işe iade talebi kapsamında davet yapılmasına rağmen iş başı yapmaması sebebiyle davalı tarafından yapılan feshin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21/5 hükmü gereğince geçerli hâle geldiğine dair ihtar gönderildiğini, davacıya kıdem tazminatının dışında 4 aylık ücreti tutarında ek ödeme yapıldığını, 25.01.2018 tarihli ibraname ile toplam 50.504,71 TL ödendiğini, bunun harici başkaca bir ödeme yapılmadığını, davacının tüm yıllık ücretli izinlerini kullandığını, bakiye yıllık ücretli izin olarak da davacıya ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamının incelenmesinde; fesihten sonra açılan işe iade davasında verilen kabul kararının kesinleştiği, davalı Şirketin hem davacıya hem de davacı vekiline noter marifeti ile işe davet yazısı gönderdiği, davacı vekiline gönderilen işe davet yazısının tebliğ edildiği ancak davacıya gönderilen tebligatın üzerinde "adreste tanınmadığından bahisle iade" ibaresinin bulunduğu, aynı tebligatın PTT sorgusunda "muhtara teslim" olarak gözüktüğü, sorasında davalı tarafından davacıya davete rağmen işe başlamadığına ve feshin geçerli hâle geldiğine ilişkin gönderilen tebligatın ise yine aynı adrese tebliğe çıktığı ve bu kez bu adreste davacının eşi tarafından tebligatın teslim alındığı, davacının mernis adresinin de aynı adres olduğu, dava dilekçesinde ve ekindeki vekâletnamede de davacının adresinin yine aynı adres olduğu, bu hâlde davalı işverence gönderilen davet yazısının tebligatının geçerli olduğu, davacının başka bir adresinin bulunup bulunmadığının davalı tarafından ayrıca araştırılması yükümlülüğü bulunmadığı, davalının usulüne uygun davetine rağmen davacının işe başlamadığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının usulüne uygun davetine rağmen davacının işe başlamadığının kabulüne yönelik İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı tarafından gönderilen işe davet ihtarnamesinin usulsüz tebliğ edildiğini, 2. Davalının kendi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini, tebligatın sonucunu araştırmadığını, tebligatın usulsüzlüğünü sorgulamadığını, 3. Davalının adres araştırma yükümlülüğü olmasa da tebligatın sonucunu takip etmesi gerektiğini, davalının tebligat mazbatasının dönüşünü kontrol etmek, tebligatın iade edilmesi hâlinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) 21/2 hükmü uyarınca usulüne uygun düzenlenmiş tebliğ zarfı içerisinde yeniden tebligat çıkartılmasını istemek gibi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, 4. 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesinin hiç uygulanmadığını, tebligatın binanın kapısına yapıştırılmadığını, bununla beraber en yakın komşularından birine veya kapıcıya bildirilmediğini, 5. Postada yaşanılan sıkıntının sonuçlarını yalnızca işçinin kusuru olarak kabul edip davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sonuç olarak işveren bu durumu düzeltebilecek durumda olup işçiyi yeniden işe davet etmesi gerekirken davet etmediğinden, davalının işe davet konusunda samimi olmadığını, 6. İşe davet ihtarında davacının hangi şartlarda, ne kadar ücretle işe başlayacağı belirtilmeyip davacının işe giriş işlemleri için işyerine gelerek insan kaynaklarına başvurmasının istendiğini, bu hususun da işveren davetinin samimi olmadığını gösterdiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının işe başlama talebinde samimi ve davalı işverenin işe davetinde ciddi olup olmadığı, işe davet ihtarı tebliğinin usulüne uygun olup olmadığı ile davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.