Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 2010 yılından 2018 yılının Mart ayına kadar elektrik teknisyeni unvanıyla kesintisiz olarak çalıştığını, 2015-2018 yılları arasında Azerbaycan ve Kazakistan şantiyelerinde tam zamanlı olarak çalıştığını, son ücretinin 2.750,00 USD olduğunu, davacıya 2015 Ocak ayı ücretinin ödenmediğini, tam zamanlı çalışılmasına karşın fazla çalışma ücretinin ödenmediğini, ücretinin bankaya yatırıldığını, iş sözleşmesinin ha…
Uyuşmazlık, dava konusu alacakların hangi para birimine göre hüküm altına alınacağı, vekâlet ücreti, yıllık izin ve fazla çalışma ücret alacakların ispatı ile hesabı noktalarında toplanmaktadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6098 sayılı Kanun'un 99. maddesi uyarınca; borç ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ise borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Dolayısıyla, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklıya tanınan seçimlik bir hak söz konusu olup hakkın kullanılması bozucu yenilik doğurucu nitelikte olduğundan talep hakkını kullanan alacaklının artık bu tercihinden dönmesi mümkün değildir. 3. Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf dava dilekçesi ile alacaklarının Türk lirası üzerinden ödenmesini istemiştir. Bu durumda tercih hakkının dava dilekçesiyle Türk lirası olarak kullanıldığı kabul edilmelidir. Her ne kadar davacı taraf, 24.10.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu işçilik alacaklarının tamamının USD üzerinden ödenmesini istemiş ise de yenilik doğuran hakların bir defa kullanılmakla tükendiği dikkate alındığında somut olayda dava dilekçesindeki tercihten dönülmesi mümkün değildir. Bu durumda davacının alacaklarının Türk lirası olarak ödenmesine yönelik talebine değer verilmesi gerektiği gözetilmeden söz konusu alacakların USD üzerinden hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.