9. Hukuk Dairesi 2018/7237 E. , 2018/16894 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı,davalı iş yerinde 30/09/2008-20/06/2012 tarihleri arası
**9. Hukuk Dairesi 2018/7237 E. , 2018/16894 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı,davalı iş yerinde 30/09/2008-20/06/2012 tarihleri arasında kesintisiz şekilde mekanik teknisyeni olarak çalıştığını, iş sözleşmesini 19.06.2012 tarihli ihtarname ile fazla mesai ücretlerinin eksik ya da hiç ödenmemesi resmi ve dini bayramlarda çalışma ücretleri ile hafta tatili ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle haklı nedenlerle feshettiğini, son aldığı maaşın 1.425,00 TL. olduğunu, 2011 yılından 7 gün 2012 yılından 15 gün izin hakkını kullanmadığını bu sürelerin ücretinin de ödenmediğini, çalışma saatlerinin 09.00-21.00 ve 14 günde bir ise 21.00-09.00 olduğunu beyanla kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram-genel tatil, hafta tatili ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacı tarafın iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, davacının iş akdini haksız olarak feshettiğini, iş akdini feshettiğini bildirdiği ihtarnameye rağmen 20/06/2012 ve 21/06/2012 tarihlerinde işe gelerek mesai yaptığını, 22/06/2012 tarihinden itibaren de işe gelmeyi fiili olarak bıraktığını, bu durumun 25/06/2012 tarihli tutanak ile belgelendiğini, davacının 2011 yılı 7 günlük izin ücretinin ödendiğini 2012 yılına ait ise yıllık izin hakkı kazanılmadığı için ücretinin talep edilemeyeceğini, bütün ücretlerinin eksiksiz olarak ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemenin önceki kararı davalı tarafın temyizi üzerine Dairemizin 22.02.2016 tarih, 2014/31181E- 2016/3482K sayılı kararıyla bozulmuş, bozma sonrası mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- 7 günlük yıllık izin ücretinin ödendiği dosya içinde yeralan ... Bankası hesap hareketlerinden anlaşılmadığından yıllık izin ücretinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır. 3-Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.’nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve ... Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir. HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Öncelikle belirtmek gerekir ki “Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir”. Kamu düzenine ilişkin hususlar hakkında aleyhe bozma yasağı uygulanamaz. Yani Yargıtay, kamu düzenine aykırı bir husustan dolayı hükmü temyiz edenin aleyhine (temyiz etmemiş olan tarafın lehine) olarak da bozabilir. Çünkü kamu düzenine ilişkin hususları hâkim (ve Yargıtay) kendiliğinden gözetme ile yükümlüdür. Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay'ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmünün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da farklı bir hüküm kuramaz. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur. Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu nedenle bozma kararından sonra da Mahkemece HMK.nun 297 vd. maddelerinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır. Somut uyuşmazlıkta; Davacının temyiz etmediği yalnızca davalının temyiz ettiği mahkemenin 06.05.2014 Tarih 2012/602 Esas, 2014/278 Karar sayılı kararında davacı lehine 13.822,56 TL. olarak hesaplanan Fazla mesai alacağına hakkaniyet indirimi yapılarak 9.675,79 TL. fazla mesai alacağına hükmedilmiştir. Mahkemece bozma sonrası fazla mesai alacağı "bilirkişi raporunda tanıkların beyanına göre hesaplanan kısım olan 13.225,98 TL.de takdiren %30 hakkaniyet intirimi yapılarak geriye kalan 9.258,19 TL. ile senetle ıspatlanan miktar olan 6.407,40 TL.nin toplanması sonucu 15.665,68 TL.den davalı tarafça yapılan ödeme miktarı olan 11.313,00 TL.nin mahsubu ile geriye kalan 4.352,68 TL. net fazla mesai alacağının 500,00 TL.si dava tarihi olan 07/08/2012 tarihinden, bakiyesi ıslah tarihi olan 03/04/2014 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsiline," şeklinde hüküm altına alınarak, önceki kararı yalnızca davalı temyiz ettiği halde bozma sonrasında fazla mesai ücretinin davalının aleyhine olacak şekilde önceki kararda hüküm altına alınan miktarın üzerinde kabulüne karar verilmesi usulü müktesap hakkın ihlali olup, bozmayı gerektirmiştir. F) SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.