Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Üniversite ile Sendikalar arasında 18.05.2023 tarihinde üye sayılarının tespiti için yapılan toplantıda, üye sayılarının usule uygun belirlenmemesi nedeniyle müvekkili Sendika tarafından toplantı tutanağına şerh düşüldüğünü, davalı Üniversite bünyesinde, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun (4688 sayılı Kanun) 15. maddesine aykırı olarak, vekil Dekan Yardımcısı A.Y'nin davalı ... Sendikasının (...) üyeleri içinde sayıldığın
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Üniversite ile Sendikalar arasında 18.05.2023 tarihinde üye sayılarının tespiti için yapılan toplantıda, üye sayılarının usule uygun belirlenmemesi nedeniyle müvekkili Sendika tarafından toplantı tutanağına şerh düşüldüğünü, davalı Üniversite bünyesinde, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun (4688 sayılı Kanun) 15. maddesine aykırı olarak, vekil Dekan Yardımcısı A.Y'nin davalı ... Sendikasının (...) üyeleri içinde sayıldığını, üye listelerinin açıklanmaması nedeniyle, toplantıya katılanlarca bu hususta değerlendirme yapılmasının engellendiğini, bu nedenle üye olamayacağı hâlde sendika üyesi kabul edilen çalışanların tespit edilemediğini belirterek Bakanlık tarafından 04.07.2023 tarihli ve 32238 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu Gereğince Kamu Görevlileri Sendikaları ile Konfederasyonların Üye Sayılarına İlişkin 2023 Temmuz İstatistikleri Hakkında Tebliğ"deki yanlışlığın düzeltilerek, sendika üye sayılarının yeniden tespiti ile davalı Üniversite bünyesinde müvekkili Sendikanın en çok üyeye sahip olması nedeniyle yetkili sendika olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, 4688 sayılı Kanun kapsamında sendika üye sayılarına ilişkin tespitin ve istatistiğin düzeltilmesi istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.