TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/10/2022 NUMARASI : 2021/862 ..., 2022/705 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali DAVA TARİHİ: 29/12/2021 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 16/02/2026 KARAR Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, işi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 57. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/3520 KARAR NO: 2026/288 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/10/2022 NUMARASI : 2021/862 ..., 2022/705 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali DAVA TARİHİ: 29/12/2021 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 16/02/2026 KARAR Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafın davalı tarafa güvenlik hizmeti verdiğini, taraflar arası akdedilen sözleşmenin 20.10.2020 tarihinde feshedildiğini, 31.08.2020 tarihinden önce doğan alacakların başka bir icra takibine konu edildiğini, davalının 31.08.2020-20.10.2020 tarihleri arasında doğan borcunu davacıya ödememesi üzerine, 93.794,78 TL alacağın tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durdurulduğunu, icra takibi sonrası davalının, davacı tarafından işçilere ödenmesi lazım gelen toplamda 81.715,73 TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin takibe konu alacaktan düşülmesi ile kalan bakiye 12.079,05 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptali amacıyla huzurdaki davanın ikame edildiğini, davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dilekçede belirtilen ancak somut bir delil ile desteklenmeyen tüm iddiaların dayanaksız olduğunu ve davaya ... teşkil edemeyeceği izahtan varest olduğunu, davacı, müvekkil şirket ile ... Kompleksi'nde, sözleşmelerde yer alan hizmet mekanlarında ve müvekkil şirket tarafından gösterilecek diğer mekânlar ve onların eklentilerinde güvenlik hizmeti verilmesinden ibaret olduğunu, davacı, sözleşmeler kapsamında hizmetleri zamanında, eksiksiz, kusursuz, niteliklerine uygun ve herhangi bir aksaklık olmaksızın yerine getirmeyi taahhüt ettiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler uyarınca taraflar asıl işveren- alt işveren olarak değerlendirilecek olup bu halde asıl işveren sıfatı ile ve taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak müvekkili yönünden herhangi bir hak kaybına sebebiyet verilmemesi adına sözleşmelerde alt işveren olarak yer alan davacıya çeşitli sorumluluk ve yükümlülükler yüklendiğini, bu kapsamda yüklenen yükümlülüklerden biri de davacının çalıştırdığı personeline ilişkin bunların SGK prim, vergi, muhtasar vb. borçlarının ilgili mercilere zamanında ve tam olarak yatırıldığına dair belgelerin bir örneğinin her ay müvekkiline verildiğini ne var ki davacı hem sözleşme kapsamındaki hem de mevzuatın kendisine yüklemiş olduğu yükümlülüklerine aykırı davranarak personellerinin SGK prim borçlarını ödemediğini, davacı, sözleşme hükümlerine aykırı davranarak SGK prim kesintilerinin, vergi kesintilerinin vb. kesintilerin ilgili mercilere zamanında ve tam olarak yatırıldığına dair belgeleri müvekkiline teslim etmekten imtina ettiği ve müvekkilince yapılan tüm talep ve uyarılara rağmen davacının kesintilerin ilgili mercilere zamanında ve tam olarak yatırıldığına dair belgeleri müvekkiline teslim etmekten imtina ettiği ve müvekkilince yapılan tüm talep ve uyarılar rağmen davacının, personelinin SGK prim borçlarını ödenmediğini ve iletilmediğini, davacı tarafça icra takibi başlatılırken 93.794,78-TL üzerinden talepte ederken 81.715,73-TL tutarındaki ödeme bulunulurken huzurda görülmekte olan dava ikame mahsup edilerek talepte bulunulduğunu, sözleşmeler'in 5.11. maddesinde ilişkin yapıllan açıklamalar saklı kalmak kaydıyla, müvekkili tarafından personellere yapılan ödemelerin davacının iddialarından çok yüksek olduğunu, yapılacak bilirkişi incelemesi ile işbu husus açıklığa kavuşacağını, davacı nezdindeki cari hesap tablosunu kabul edilen ve açıklanan nedenlerle söz konusu olmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını beyanla davanın reddine ve davacı aleyhinde kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "Davanın REDDİNE," karar verilmiş olup, bu karara karşı taraf vekillerince süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin başlattığı takipte ilk etapta davalı tarafın ödemesi gereken borç miktarı 93.794,78 TL iken davalı taraf 81.715,73 TL miktarında müvekkilinin işçilerine müvekkili tarafından ödenmesi gereken bir ödeme tespit edildiği için itirazın iptali davası kalan bakiye olan 12.079,05 TL üzerinden devam ettiğini, dava dilekçesi ile dosyaya sunulan delil ve eklerden görüleceği üzere ve aynı zamanda müvekkili şirketin ticari defterlerinin tam ve eksiksiz olduğunu, hukuka uygun şekilde tutulduğunun 03.08.2022 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, bu haliyle şirketin ticari defterlerinin TTK anlamında delil teşkil ettiğini, nitekim taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak müvekkili şirket tarafından tutulan faturalar ilgili sistemde kayıtlı olduğunu, bu faturalar müvekkili şirket tarafından tamamen somut gerçeğe uygun şekilde düzenlendiğini, düzenlenen faturalarda hiçbir eksik yahut fazladan fatura bulunamadığını, davalı tarafın bakiye borç miktarı bakımından düzenlediği 3 faturanın miktarı hakkında 03.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda hatalı bir şekilde fazladan bir belirleme yapılmış olmasına rağmen davacı şirketin bilirkişinin belirlediği 13.499,00 TL' yi değil 12.079,05 TL'yi alacak olarak talep ettiğini, görüldüğü üzere davacı şirketin ilgili bilirkişi raporunda fazladan yapılan belirlemeye hiç itiraz etmeyip bu miktar üzerinden talebine devam etmesi mümkünken davalı tarafın aksine, mahkemeyi yanıltmayıp kötüniyetli davranmayarak 12.079,05 TL'nin kalan bakiye borç miktarı olduğunu belirttiğini 06.10.2022 tarihinde İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret mahkemesi tarafından açıklanan gerekçeli kararda: ''Takipten sonra 81.715,73 TL ödendiği, tarafların beyanları ile sabit olmakla, davacı vekili, cari hesaba dayalı olarak alacaklı olduğuna dair herhangi bir delil sunamadığı yine tarafların ticari defterlerine göre de davalının borçlu bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.'' şeklinde hüküm verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira dava dilekçesinde eksiksiz ve hukuka uygun olarak tutulan ticari defterler, 31.08.2020-20.10.2020 tarihleri arasındaki cari hesap ekstresi ve ilgili faturalar gibi müvekkil şirketin alacaklı olduğunu gösterir birçok delil mevcut iken davacı müvekkil şirketin alacaklı olduğuna dair delil sunamadığından bahisle ve ticari defterini eksiksiz olarak kayıt altına alması gereken davalı tarafın ticari defterine faturalarını kaydetmemesi nedeniyle davanın reddedilmesi dosyaya davacı müvekkil tarafça sunulan delillerin ve yapılan açıklamaların mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, belirterek verilen kararın kaldırılarak, yeniden yargılama yapılıp eksik deliller de toplanmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında sözleşme akdedildiğini, işbu sözleşmeler'i cevap dilekçesi ekinde eksiksiz sunulduğunu, işbu sözleşmelerin konusu, davacı’nın ... Stadyumu ... ... Spor Kompleksi’nde, sözleşmelerde yer alan hizmet mekanlarında ve müvekkil şirket tarafından gösterilecek diğer mekânlar ve onların eklentilerinde güvenlik hizmeti verilmesinden ibaret olduğunu, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/368 E. ve İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/341 E. sayılı dosyaları üzerinden aynı konunun incelendiğini, davaların reddine karar verildiğini, bu kararlarda, müvekkilinin sözleşme'nin 5.11 maddesi gereği ödenmeyen prim borçlarının davacının hakedişinden mahsup edilmesi gerektiği ve talebin haksız olduğu ortaya konulduğunu belirterek kararın kötü niyet tazminatı yönünden ortadan kaldırılmasına ve davacı hakkında %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve davacının haksız ve hukuki mesnetten yoksun istinaf başvurusunun reddine, karar verilmesini talep etmiştir HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, sözleşmeden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı taraflarca ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Hukuk Muhakeme Kanununun 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmıştır.Dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. Görev hususu da kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası;"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;a) Bu Kanunda,b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " düzenlemesi mevcuttur.Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarih ve 2019/4-231 ... - 2020/487 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi;“(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükümlerini havidir. Somut olayda, davalı tüzel kişi dernek vasfında olup tacir değildir. Bunun yanında taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği dikkate alındığında TTK m. 4/1'deki mutlak ticari dava niteliğinde bir uyuşmazlık da söz konusu değildir. Zira taraflar arasındaki sözleşmelerin konusu, davacının ... Stadyumu ... ... Spor Kompleksi’nde, sözleşmelerde yer alan hizmet mekanlarında ve davalı tarafından gösterilecek diğer mekânlar ve onların eklentilerinde güvenlik hizmeti verilmesinden ibarettir.Dolayısıyla taraflar arasındaki davada genel görevli asliye hukuk mahkemeleri görevli olduğu halde yargılamanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması usul ve kanuna aykırı olmuştur.İzah edilen nedenlerden dolayı bu aşamada tarafların davanın esasına dair istinaf itirazları incelenmeksizin davacı ve davalının istinaf başvurusunun ayrı ayrı usulen kabulü ile verilen kararın HMK 353/1-a.3 gereğince kaldırılmasına ve Dairemizce İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dair karar verilmesi sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1.Davacının ve davalının istinaf başvurusunun ayrı ayrı usulen kabulüne, HMK m. 353/1-a-3 uyarınca İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 06/10/2022 tarih, 2021/862 ..., 2022/705 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ''nin GÖREVSİZLİĞİNE, 3.Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren, taraflarca 6100 s.HMK'nın 20.maddesine göre 2 haftalık kesin süre içinde ilk derece mahkemesine DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİ İÇİN müracaat edilmesi halinde, davanın esastan görülmesi için DOSYANIN görevli İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflarca DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, ilk derece mahkemesince 6100 s.HMK'nın 20.maddesi gereğince işlem yapılmasına ve karar verilmesine, 4.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davacı ve davalı lehine ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 5.Davacının ve davalının yatırmış olduğu istinaf karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 6.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 16/02/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.