T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/122 KARAR NO : 2026/564 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :14/11/2025 tarihli ara karar NUMARASI :2025/1157 Esas (derdest dosya) DAVACI :... (T.C.No:...) - ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVALI :... (T.C.No:…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/122 KARAR NO : 2026/564 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :14/11/2025 tarihli ara karar NUMARASI :2025/1157 Esas (derdest dosya) DAVACI :... (T.C.No:...) - ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVALI :... (T.C.No:...) - ... DAVA :Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :11/11/2025 TALEP :İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ :11/11/2025 KARAR TARİHİ :17/03/2026 KR. YAZIM TARİHİ :17/04/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Arge Bilişim Otomasyon Projeleri Yazılım Geliştirme Donanım Tasarımı Mühendislik ve Danışmanlık Sanayi Ticaret Limited Şirketinin yazılım ve donanım alanlarında faaliyet gösteren, Ar-Ge hizmetleri sunan, üretim yapan firmalardaki üretim verimliliğini artırmak için çeşitli yazılımlar ve donanımlar üreten ve bunlar ile birlikte danışmanlık hizmetleri sağlayan ve sunan, merkezi Gebze Organize Sanayi Bölgesi (G.O.S.B.) TeknoPark'ta bulunan bir şirket olduğunu, müvekkili ...'ın şirketin 2015 yılından beri 4000 pay karşılığı %10 ortağı ve hissedarı olduğunu, şirketin 28.000 pay karşılığı %70 hissedarı ve müdürünün ise davacının abisi olan ... olduğunu, şirketin diğer ortağının ise %20 paya sahip olan ...'ın eşi ... olduğunu, davacı ...'ın, 2004 yılından beri davalı şirkette çalıştığını, davalı şirketin, davacının aktif çalışmasıyla yıllar içinde büyüdüğünü, büyük firmalara hizmet vermeye başladığını, oldukça karlı bir şirket haline geldiğini, süreçte davacının bu yoğun katkıları karşısında aile içerisinde davacının hisse satın alarak ortaklığa dahil olması gündeme geldiğini ve bu ortaklığın resmi olarak da hisse satın alınması suretiyle hayata geçirilmesinin söz konusu olduğunu, davacının abisi ve şirketin büyük hissedarı ...'ın başlarda bu yöndeki beklentileri geçiştirmişse de davacının şirkete değer katan aktif çalışmalarından vazgeçmek istemediğini ve davacı ... tarafından ...'ın eşi ...’a ait hisselerden 4000 pay (yani şirketin %10'luk hissesi), bedeli ödenerek devir alındığını, hisseleri almasından sonra davacının şirketteki çalışmasını daha da artırdığını, 2016 yılında eşi ...' da davalı şirkette çalışmaya başladığını, davacının abisi olan dava dışı şirket müdürü ...'ın, davacı ve eşine yıllarca şirketin aile şirketi olduğunu, şirketin büyümesi ile hep beraber kazanacaklarını, şirket hisselerinin kâğıt üzerinde kime ait olduğunun bir önemi olmadığını söylediğini, davacının ve eşinin bu sözlere güvenerek, şirkette insanüstü bir gayret gösterdiklerini, davacı ve eşi ile davalı arasında huzurdaki davanın konusu olmayan bazı anlaşmazlıklar yaşandığını, bu anlaşmazlıkların yaşandığı süreçte davacının davaya konu şirketteki çalışmasını sonlandırdığını, böylece şirket ortaklığı devam etmesine rağmen diğer çalışanların ulaşabildiği basit nitelikte bilgi ve belgelere dahi ulaşamaz hale geldiklerini, şirkete ait yönetim kurulu karar defteri, pay defteri gibi ticari defterlerin davalının uhdesinde tutulmakta olup davacının erişiminin bulunmadığını, yine vadedilmesine rağmen davacıya ortak olduğu dönemden (2015 yılından beri) kar payı dağıtılmadığını, şirket genel kurullarından haberdar edilmediğini, ve/veya genel kurullar hiç yapılmamış veyahut davacının haberi olmaksızın yapılıyor olsa bile düzenli olarak yapılmadığını, TTK'nın m. 614.: "Her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir... Genel kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse, ortağın istemi üzerine mahkeme bu hususta karar verir." şeklinde olduğunu, bu madde gereği keşide ettikleri Bakırköy 3. Noterliğinin 07.07.2025 tarih ve 08543 yevmiye no.lu ihtarnamesine şirket tarafından cevap dahi verilmediğini, davacının ihtarnamesine cevap alamaması üzerine şirkete ait taşınmazların akıbetini araştırmaya başladığını, bu araştırma sonucunda; bazı taşınmazların davalı tarafından yönetim yetkisi kötüye kullanılarak bedelsiz veya düşük bedeller gösterilerek kendi üzerine geçirildiğini, bazı taşınmazların ise davacıya bilgi verilmeksizin düşük bedellerle satıldığının bilgisine ulaşıldığını, davacının şirket hesaplarındaki paralarının davalı ve eşinin şahsi hesaplarına geçirildiğini, şirket için kullanılan banka kredilerinin şahsi olarak kullanıldığını, şirketin içinin boşaltıldığını ve şirket işlerinin yurt dışında kurulan şirketlere aktarıldığına ilişkin duyumları da bulunduğunu, bu sebeple; tedbir taleplerinin kabulü ile, bu kapsamda; şirketin taşınmazlarının ve motorlu taşıtlarının sorgusunun yapılarak şirket taşınmazlarına ve motorlu taşıtlarına, devri ve ipotek kurulmasını engelleyici nitelikte ihtiyati tedbir konulmasına, davalı ...'ın kendisine devrederek uhdesine geçirdiği taşınmazlar olan, ... İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... parsel ... Blok ... No'lu villa nitelikli bağımsız bölüm, ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... parsel ... No'lu bağımsız bölüm No'lu taşınmazlara devri ve ipotek kurulmasını engelleyici nitelikte ihtiyati tedbir konulmasına, davalı ...'ın eylemlerinin neticesinde şirketi zarara uğrattığı ve dava sonucunda söz konusu zararın tazmininin gerekeceği en azından yaklaşık ispat düzeyinde ortaya konulabilmiş olduğundan, davalı ...'ın taşınmazlarının sorgusunun yapılarak tespit edilecek taşınmazlara devri ve ipotek kurulmasını engelleyici nitelikte ihtiyati tedbir konulmasına, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde mezkur tüm taşınmazlara davalıdır şerhi konulmasına, davalı şirkete mahkemenin takdirine göre şirket mal varlığını azaltıcı işlemlerin önlenmesi için yönetim veya denetim kayyımı atanmasına, davalarının kabulü ile şirketi zarara uğratan ortağın, müdürün ve imza yetkilisinin sorumluluğunun tespitine; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının şirketi uğrattığı zarar ışığında şimdilik 100.000- TL maddi tazminatın (zararın tam olarak tespiti sonrası arttırılmak üzere) davalıdan tahsili ile Arge Bilişim Otomasyon Projeleri Yazılım Geliştirme Donanım Tasarımı Mühendislik ve Danışmanlık Sanayi Ticaret Limited Şirketine ticari avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davacı vekilinin; davalının ve dava dışı Arge Bilişim Otomasyon Projeleri Yazılım Geliştirme Donanım Tasarımı Mühendislik ve Danışmanlık Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin taşınır taşınmaz mal varlıkları ile banka hesapları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına yönelik tüm taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, 2-Davacı vekilinin; dava dışı Arge Bilişim Otomasyon Projeleri Yazılım Geliştirme Donanım Tasarımı Mühendislik ve Danışmanlık Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne, şirket mal varlığını azaltıcı işlemlerin önlenmesi için kayyım atanmasına yönelik tüm ihtiyati tedbir taleplerinin REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket müdürünün iki adet taşınmazı şahsına devrettiğinin tartışmasız olduğunu, bu hususun yaklaşık ispat unsurunu açıkça sağladığını, şirket müdürünün şirketten çıkmaya ilişkin uyuşmazlıkların başladığı dönemde şirkete ait taşınmazları uhdesine geçirmesinin, davacıyı zarara uğratmaya yönelik olduğunu, ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin davacıyı dava sonucunda güvencesiz bırakacağını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/11/2025 tarih, 2025/1157 Esas sayılı ara kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacının ve davalının Arge Bilişim Otomasyon Projeleri Yazılım Geliştirme Donanım Tasarımı Mühendislik ve Danışmanlık Sanayi Ticaret Limited Şirketinin ortakları olduğu, davacı ...'ın şirketin 2015 yılından beri 4000 pay karşılığı %10 ortağı ve hissedarı olduğu, şirketin 28.000 pay karşılığı % 70 hissedarı ve müdürünün ise davacının abisi olan davalı ... olduğu, şirketin diğer ortağının ise %20 paya sahip olan ...'ın eşi ... olduğu, davacının şirkette çalışmasını sonlandırdığını, davalı tarafından yönetim yetkisi kötüye kullanılarak bazı taşınmazları bedelsiz veya düşük bedeller gösterilerek kendi üzerine geçirildiğini, bazı taşınmazların ise müvekkiline bilgi verilmeksizin düşük bedellerle satıldığının bilgisine ulaşıldığını, müvekkilinin şirket hesaplarındaki paralarının davalı ve eşinin şahsi hesaplarına geçirildiğini, şirket için kullanılan banka kredilerinin şahsi olarak kullanıldığını, şirketin içinin boşaltıldığını ve şirket işlerinin yurt dışında kurulan şirketlere aktarıldığına ilişkin duyumları da bulunduğunu, anılan zararların tazmini için eldeki davanın açıldığı, bu sebeplerle tedbir taleplerinin kabulü ile şirketin taşınmazlarının ve motorlu taşıtlarının sorgusunun yapılarak şirket taşınmazlarına ve motorlu taşıtlarına, devri ve ipotek kurulmasını engelleyici nitelikte ihtiyati tedbir konulmasına, davalı ...'ın kendisine devrederek uhdesine geçirdiği taşınmazlar olan İstanbul İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... parsel B3 Blok 3 No'lu villa nitelikli bağımsız bölüm, ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... parsel ... No'lu bağımsız bölüm No'lu taşınmazlara devri ve ipotek kurulmasını engelleyici nitelikte ihtiyati tedbir konulmasına, davalı ...'ın taşınmazlarının sorgusunun yapılarak tespit edilecek taşınmazlara devri ve ipotek kurulmasını engelleyici nitelikte ihtiyati tedbir konulmasına, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde mezkur tüm taşınmazlara davalıdır şerhi konulmasına, davalı şirkete mahkemenin takdirine göre şirket mal varlığını azaltıcı işlemlerin önlenmesi için yönetim veya denetim kayyımı atanmasının talep edildiği, Mahkemece davacı vekilinin; davalının ve dava dışı Arge Bilişim Otomasyon Projeleri Yazılım Geliştirme Donanım Tasarımı Mühendislik ve Danışmanlık Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin taşınır taşınmaz mal varlıkları ile banka hesapları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına yönelik tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine, davacı vekilinin; dava dışı Arge Bilişim Otomasyon Projeleri Yazılım Geliştirme Donanım Tasarımı Mühendislik ve Danışmanlık Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne, şirket mal varlığını azaltıcı işlemlerin önlenmesi için kayyım atanmasına yönelik tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 389/2. maddesi; "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesi; "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmünü içermektedir. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri; ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında; yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara karar verilirken, haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Davalının ve dava dışı şirketin mal varlığına ihtiyati tedbir konulması talebi açısından yapılan değerlendirmede; İhtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı Yasanın 389. maddesinde sayılmış olup, anılan yasal düzenlemeye göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Davanın, tazminat davası olduğu, dolayısıyla davalının ve dava dışı şirketin mal varlığının dava konusu yapılmadığı, ihtiyati tedbir kararının ise yalnızca uyuşmazlık konusu yapılmış şey hakkında verilebileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının bu yöndeki ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Kayyım talebi açısından yapılan değerlendirmede; Davacı tarafın talebinin tazminata ilişkin olduğu, davalının yönetici olarak atandığı genel kurul kararlarının iptaline, davalının azline ilişkin bir talebin de bulunmadığı, dolayısıyla dava şirket yönetiminin dava konusu olmadığı, sadece tazminat talep edildiği; yine Türk Ticaret Kanununda denetim ve ... kayyım atanmasına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 6102 sayılı TTK'nın 1. maddesinde; TTK'nın 4721 sayılı TMK'nın ayrılmaz bir parçası olduğu hüküm altına alınmakla 4721 sayılı TMK'nın 426. vd. maddelerinin uygun düştüğü ölçüde şirketler için de kıyasen uygulanması gerektiği, dava dışı şirkette organ boşluğu olmadığı, şirket müdürünün azlinin istenmediği eldeki talebin sadece tazminata ilişkin olduğu nazara alındığında, HMK'nın 389. maddesine aykırı olarak davanın konusu olmayan hususta tedbir kararı verilemeyeceği hususu dikkate alınmadan konusu para alacağı olan bir davada davanın konusunu oluşturmayan hususta tedbir kararı verilemeyeceğinden Mahkemece kayyım atanmasına yönelik tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan ilk derece mahkemesince kurulacak esas hükümler birlikte değerlendirilmesine, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/03/2026 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*