T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1020 Esas KARAR NO : 2025/1117 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 15/01/2025 NUMARASI : 2024/370 Esas, 2025/17 Karar DAVANIN KONUSU: Kayıt Kabul KARAR TARİHİ: 18/09/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özet…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1020 Esas KARAR NO : 2025/1117 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 15/01/2025 NUMARASI : 2024/370 Esas, 2025/17 Karar DAVANIN KONUSU: Kayıt Kabul KARAR TARİHİ: 18/09/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.11.2016 tarih 2016/831 E ve 2016/837 K sayılı dosyası ile ... İç ve Dış Tic. San. A.Ş. şirketinin iflasına karar verildiğini, bu karar doğrultusunda İstanbul Anadolu 3. İcra(İflas) Müdürlüğü nezdinde ... iflas numaralı dosyası ile iflas işlemlerinin başladığını, müvekkili bankanın müflis şirketten 24/01/2013 tarihli Kredi Sözleşmesi nedeniyle alacağı bulunduğunu, İstanbul Anadolu 3. İflas Müdürlüğü ... iflas sayılı dosyasına alacak kaydına ilişkin başvuruda bulunduklarını, başvuru esnasında 24/01/2013 tarihli Kredi Sözleşmesi ve 24/01/2013 tarihli 85.000.000 USD tutarlı senedin sunulduğunu, ancak iflas müdürlüğü tarafından işbu başvuru ile iflas masasına kaydı talep olunan alacakları hakkında 29.05.2017 tarihinde şirket yetkilisi İsrafil ... tarafından 102.080.000 TL alacakları kabul edildiği halde, 14.06.2017 tarihinde tebliğ edilen yazıya göre 8 sıra numarası ile kaydedilen müvekkili banka alacağının yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile reddedildiğini, iflas idaresi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira müvekkili bankanın alacak konusunun müflis şirketle akdedilen Kredi Sözleşmesi olduğunu, İİK'nin 195. Maddesi uyarınca müflis ... İç ve Dış Tic. San. A.Ş. şirketinin iflasının açılmasıyla birlikte müvekkili bankanın alacağının muaccel hale geldiğini belirterek İstanbul Anadolu 3. İflas Müdürlüğü ... İflas sayılı dosya kapsamında İflas İdaresi tarafından reddedilen alacaklarının kabulüne ve iflas masasına öncelikli alacak olarak kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının idare merkezinin Türkiye dışında bir ülkede olduğundan, muafiyete tabi değil ise MÖHUK madde 48 uyarınca teminat göstermekle yükümlü olduğunu, davacının teminat göstermek zorunda olup olmadığının resen gözetilen dava şartlarından biri olduğunu, bu nedenle teminat şartı yerine getirilmemiş ise davanın reddi gerektiğini, İ.İ.K. 223 ve 235. maddeleri uyarınca iflas idaresinin ret kararlarına ve sıra cetveline itiraz (kayıt-kabul) davalarının tebliğden veya sıra cetvelinin ilanı tarihinden itibaren on beş (15) gün içerisinde ticaret mahkemesinde açılması gerektiğini, bu nedenle öncelikle davanın süresinde açılıp açılmadığının incelenmesi, dava süresinde değil ise reddine karar verilmesi gerektiğini, iflas dosyasında henüz ikinci alacaklılar toplantısının yapılmadığını, davacı şirketin iflas masasına 8 no'lu kayıt ile 125.810.552.48 TL alacak kayıt isteminde bulunduğunu, davacının alacak kayıt talebinin iflas idaresinin "sunulan belgeler ile müflisin beyanı dikkate alındığında, belgeler alacağın varlığını tevsik edici nitelikte bulunmadığından ve yargılamayı gerektirdiği" gerekçesi ile reddedildiğini, İflas İdaresinin bu kararının haklı ve yerinde olduğunu, İİK gereğince alacağı kabul etmenin mümkün olmadığını, sunulan belgeler ile alacağın kesin ve tam olarak belirlenmesinin mümkün olmadığını, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini, sadece müflis şirket yetkilisinin beyanı dikkate alınarak alacağın kabulüne karar verilemeyeceğini, iflas idaresinin alacağı kabule yeterli bulmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı bankanın kredi sözleşmesinden kaynaklanan iflas tarihi itibariyle (09/11/2016) mevcut alacağının 38.822.010,83 ABD Doları olduğu, söz konusu yabancı para alacağının iflas tarihi itibariyle Türk Lirası'na çevrilmesi gerektiği, 09/11/2016 tarihinde TCMB efektif döviz satış kurunun 3,197 TL olması sebebiyle, davacının sıra cetveline kaydedilmesi gereken alacağının 124.113.968,62 TL olduğu, bu alacağın kat edilmesine ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmaması sebebiyle İİK'nin 195. Maddesi gereğince iflas tarihi itibariyle bu alacağın muaccel olduğunun kabulü gerektiği, iflas sonrası faiz bakımından da her ne kadar İİK m. 196’da ticari olmayan işlerdeki faizin talep edilebileceği hükme bağlanmış ise de, yine aynı maddenin son fıkrası gereğince bu faiz ödemesinin tüm ana paraların ödenmesi sonrasında yapılacak olması nedeniyle iflas sonrası dönem için faize hükmedilemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile; davacı Bankanın, Müflis ... İç ve Dış ticaret A.Ş.'den iflas tarihi itibariyle 124.113.968,62 TL alacağı olduğunun tespiti ile alacağın İstanbul Anadolu 3. İcra ve İflas Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında müflis şirket masasına kayıt ve kabulüne, davacının fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Karar yasal süresinde katılma yolu ile davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dairemizin 2021/122 E-2024/538 K sayılı 02/05/2024 tarihli kararı ile, davacı banka vekiline öncelikle 24/01/2013 tarihli sözleşmenin yeminli tercüman tarafından tercüme edilmiş ve usulen onanmış örneklerini sunması için kesin süre verilmesi, yine davacı vekiline TTK 83, HMK 219 ve HMK 222. Maddeleri gereğince uyuşmazlık dönemine ilişkin ticari defter ve kayıtlarının yeminli tercüman tarafından tercüme edilmiş ve usulen onanmış örneğini sunması için usulüne uygun kesin süre verilmesi, sunulduğunda taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri ve davacı banka ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak denetime elverişli rapor düzenlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken buna ilişkin bir inceleme yapılmaması isabetli görülmediği, bu nedenle davalı müflis iflas idaresinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görüldüğü gerekçesi ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararı sonrasında Mahkemece; Davacı ... ... N.V. ile dava dışı firma ... ... ..., dava dışı firma ... ... ... ... ve davalı ... arasında 24.01.2013 tarihinde İşlem Bazlı Kredi Sözleşmesi (Proje Bazlı Nakdi Kredi Anlaşması) akdedildiği, imzalanan sözleşme kapsamında firmaya 80.000.000,00 USD toplam kredi tutarı tanımlanması için tarafların anlaşmaya vardığı, Kredi Sözleşmesinde borçlu sıfatıyla yer alan davalı müflis şirketin krediyi kullanan dava dışı iki şirketin kredinin kullanımından kaynaklanan borçlarından dolayı hukuken sorumluluk taşıdığı, davacı bankanın iflas tarihi 09/11/2016 itibariyle, 24 Ocak 2013 tarihli Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağının 38.791.116,90 USD olduğu, davacı ... ... N.V.'nin 15/02/2017 tarihinde 8 kayıt numarası ile 125.810.552,48 TL alacak kaydı başvurusu yaptığı, iflas idaresince alınan kararla alacağın yargılamayı gerektirmesi sebebi ile reddedildiği, iflas davalarının kamu düzenini ilgilendiren davalardan olması ve mahkemece kayıt kabulüne karar verilecek miktarın diğer alacaklıların alacak miktarlarını ve haklarını da etkileyecek olması sebebiyle, davacının müflis şirketten olan alacağının iflasın açıldığı tarihteki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerektiği, öte yandan, kayıt kabul davalarında genel ilke iflas tarihine kadar olan yasal faizin hesaplanıp, işlemiş faizi ile birlikte kaydı gereken toplam alacak miktarının infazı mümkün ve tereddüde yer vermeyecek şekilde bilirkişi aracılığıyla belirlenmesinden sonra, bu miktar üzerinden iflas masasına kayıt kabulüne karar verilmesi olduğu, bu hususlar ve istinaf kararı göz önünde bulundurularak yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu söz konusu yabancı para alacağının iflas tarihi itibariyle (38.791.116,90 x 3.1970=) 124.015.200,7293 TL olarak hesaplandığı, sözleşmenin 15. Maddesi gereği davacı banka kayıtlarının davalı tarafça açık ve ikna edici kanıtlar sunulmadığı takdirde doğru ve gerçek kabul edileceğinin kararlaştırıldığı, denetime elverişli bilirkişi raporuyla davacı bankanın, iflas tarihi olan 09/11/2016 tarihi itibariyle davalı ...'nden 124.015.200,73 TL alacağı olduğu tespit edildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu 3. İcra Dairesi ... İflas dosyasında müflis şirket masasına alacağın kayıt ve kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; dava dosyasına sunulan belgelerden ve müvekkili Banka kayıtlarından, müvekkilinin davalı müflis Müflis ... İç ve Dış Ticaret Sanayi Anonim Şirketi'nden alacaklı olduğunu, işbu alacağın müflis şirket yetkilisi tarafından da iflas dosyasına sunulan beyanla açıkça kabul edildiğini, müvekkili Banka tarafından tüm şirket kayıtlarının apostil şerhli olarak ve Türkçe tercümesi yeminli tercüman nezdinde yaptırılmak suretiyle dosyaya sunulduğunu, bu kapsamda müvekkili Banka ile dava dışı borçlu ... ... ... ve ... ... ... ... şirketi arasındaki kredi sözleşmesi ve davalı müflis şirketinin hukuki durumu değerlendirildiğinde müvekkili Banka kayıtlarının kesin delil niteliğine haiz olduğunun sözleşme metni ve ticari işlem kapsamı nedeniyle açık olduğunu, yargılama sürecinde düzenlenen bilirkişi raporunda müvekkili banka alacağına ilişkin faiz hesabı yapılmadığını, iflas tarihi sonrası faiz bakımından her ne kadar İİK m.196’da ticari olmayan işlerdeki faizin talep edilebileceği hükme bağlanmışsa da bu yönde bir faiz hesabı yapılmadığını, müvekkili bankanın İİK m.196 gereği faizin talep edilebileceğinin norm altına alınmış olduğundan faizin eksik hesaplanmış olmasının hukuken hatalı bir hesaplama olduğunu, her ne kadar müvekkili Banka alacağının iflas tarihi olan 09/11/2016 tarihi itibariyle muaccel olduğunun tespiti yapılmış olsa da Bilirkişi tarafından faiz hesabının yanlış ve eksik yapıldığını, bilirkişi raporu ışığında ilk derece mahkemesince alacağın 124.015.200,7293-TL olarak eksik hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili bankanın alacağının iflas tarihi itibariyle talep edildiği gibi 125.810.552,48-TL olduğunu, işbu hesaplama doğrultusunda ilk derece mahkemesinin fazlaya ilişkin talebin reddi ile kararının ortadan kaldırılması gerektiğini, Mahkemece fazlaya ilişkin talebin reddi kararının kaldırılması akabinde tüm masraf ve vekalet ücreti alacağının iflas masasına öncelikli olarak kaydedilmesi gerektiğini, müvekkili banka tarafından işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden müvekkili Banka aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, bu nedenle müvekkili aleyhine hükmedilen vekalet ücreti yönünden de kararın kaldırılması gerekeceğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; Davacının ya da dava dışı 3. Şahısların yabancı şirket olmalarının kayıtlarının incelenemeyeceği anlamına gelmeyeceğini, defter ve kayıtlarının incelenmesi gerekirken, inceleme yapılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, sadece davacının sunmuş olduğu hesap hareketleri incelenerek hazırlanan bilirkişi raporunun esas alınarak hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini,yine yabancı menşeili şirketin sunduğu belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucu oluşturulan raporun kabul edilemeyeceğini, raporda şirketlerin yurtdışı şirketleri olmasından dolayı söz konusu şirketlerin ticari defterlerinin mümkün gözükmediğinin belirtildiğini, davacı bankanın Hollanda'da mukim bir banka olması nedeniyle tabi olduğu kanunlar gereği Türkiye'de yerleşik şirketler ve bankaların tutmakla zorunlu olduğu ticari defterler gibi defter tutulmadığı yönünde beyanda bulunduğu, ancak Mahkemenin bu hususta başkaca bir araştırma yapmadığı dikkate alındığında ticari defterlerin incelenmesinin mümkün gözükmediği ifadesini kabul etmenin mümkün olmadığını, İstinaf Mahkemesinin gerekçesinde açıklandığı şekilde kararın ortadan kaldırılma nedeni olan ispat şartı gereçekleşmeden karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacı firmanın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediğinden, alacağın ispat edilmiş olduğundan bahsedilemeyeceğini, karar içeriğinde de ispat yükü davacıda olan kayıt kabul davalarında istinaf mahkemesinin yeterli delil olarak aradığı" davacı şirket kayıtlarının" incelenmemiş olmasının, davanın ispat edilemediği anlamına geldiğini, bu nedenle davanın reddini gerektirirken, sadece bazı hesap hareketleri esas alınarak dosyadaki eksik ve yetersiz bilgi ve belgeler doğrultusunda hesaplama yapılmasının kabul edilemeyeceğini, kullanılan krediler ve yapılan ödemeler açısından itirazlarının bulunduğunu, dava konusu kredilerin dava dışı ... ... ... ve ... ... ... ... kullandırılmasından dolayı yapılmış olan ödemeler olabileceğini, hesap hareketleri incelendiğinde diğer lehtar şirketlerin ve müflis şirketin adına yer alan hesap hareketlerinin farklı farklı olduğunun görüleceğini, tüm kayıtlardan müflisi sorumlu tutmanın mümkün olmadığını, raporda gösterilen kredi borç bakiyesinden tüm kredileri dava dışı şirketlerin kullandığının belli olduğunu, diğer şirketlerin kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda incelenen belgelerin alacağın varlığının kanıtı için yeterli olmadığını, ticari defterlerin de incelenmesi gerektiğini, davacının sunduğu belgelerin alacağın varlığının kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığını, söz konusu bononun da kredi sözleşmesinin teminatı amacıyla verilip verilmediğinin ispat edilemediğini, bununla birlikte dosyaya sunulan belgelerde davalının kredi kullanan mı, borçlu mu, yoksa kefil sıfatına mı haiz net anlaşılmadığını, bu hususun netleşmesi gerektiğini, aksi takdirde müflisin kefil olması halinde uygulanacak yasa maddeleri farklılık arz ettiğini, bu nedenle sunulan deliller ile alacağın varlığının kabulünün mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK'nun 235. Maddesi gereğince açılan kayıt kabul davasıdır.İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar.İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, iflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. M). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. İş bu davanın, masaya kayıt için başvurunun reddinden itibaren 15 gün içinde açılması gerekir, bu süre hak düşürücü süredir.Somut davada, Mahkemece iflas masası ile yazışma yapılmış olup, davacının 8 nolu alacak kayıt numarası alarak 15.02.2017 tarihli dilekçesi ile 125.810.552,48TL miktarlı alacak kayıt talebinde bulunduğu ve tebliğ gideri avansının hesabına yatırıldığı, davacının talep ettiği alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeni ile iflas idaresince reddedildiği, sıra cetveli ve masa kararının alacaklı vekiline 14.06.2017 Tarihinde tebliğ edildiği, davanında 28.06.2017 tarihinde açıldığı ve süresinde olduğu belirlenmiştir. Müflis şirket hakkında İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/831 esas sayılı dosyasından 09.11.2016 günü saat 14.00 itibari ile iflasına karar verildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında, davacı banka ile müflis şirket arasında genel kredi sözleşmelerinin bulunduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur. İstinafa konu uyuşmazlık, davacının alacak kalemlerinin yerinde olup olmadığı hükme esas alınan bilirkişi raporlarının ve kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Davacı banka ile dava dışı ... ... ..., yine dava dışı ... ... ... ... ve davalı müflis ... İç ve Dış. Tic. San. A.Ş. arasında bir adet İşe Yönelik Kredisi Sözleşmesi imzalanmıştır. Dava konusu alacakla ilgili olarak, İstanbul Anadolu 3. İcra ve İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyasına 125.810.552,48 TL tutarında alacak talebinde bulunulmuştur. İflas Müdürlüğü tarafından alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir. Davacı banka, talep ettiği alacağın dayanağı olarak 24 Ocak 2013 tarihli Kredi Sözleşmesini ve 85.000.000 USD bedelli bonoyu göstermiştir. 27/07/2018 tarihli ...tarafından hazırlanan kök ve 16/01/2019 tarihli ek raporlarında, toplam 24 adet krediden dolayı 49.740.842 ABD Doları tutarlı kredi kullanıldığının tespit edildiği, dosya içeriğindeki hesap hareketleri neticesinde kredilerden dolayı davalının toplam borcunun 38.822.010,83 ABD Doları olduğunun hesaplandığı, yine raporda, dosya içeriğinde sunulan kat ihtarnamesinin tespit edilemediği, dolayısıyla temerrüt koşullarının oluşmadığı, davalının iflasına karar verilmesinin davalının temmerüdünü oluşturduğundan dolayı davalının iflas tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kanaatine varıldığı, yapılan inceleme neticesinde; toplam alacak tutarı 38.822.010,83 ABD Doları olarak hesaplandığı, borçlunun iflas tarihinin 09.11.2016 tarihi olduğu, 09.11.2016 tarihinde TCMB efektif döviz satış kuru 3,197 TL olduğu, buna göre alacak miktarının (38.822.010,83 x 3,197 =) 124.113.968,62 TL olarak hesaplanmıştır.16/01/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda müflis şirketin kayıtlarının incelendiği, ancak kullanılan kredilerin dava dışı ... ... ..., dava dışı ... Word ... ... tarafından kullanılmasından dolayı müflis şirketin kayıtlarında bir bilgiye rastlanılmadığı , dava dışı ... ... ..., dava dışı ... Word ... ... şirketlerinin yurt dışı şirketler ve davacı bankanın da yurtdışı şirket olmasından dolayı hesap incelemesinin gerçekleştirilemediği belirtilmiştir. 03/06/2020 tarihli bilirkişi ...ve Prof Dr ...tarafından sunulan ek bilirkişi raporunda; 24 Ocak 2013 tarihli Kredi Sözleşmesinde borçlu sıfatıyla yer alan davalı müflis şirketin krediyi kullanan dava dışı iki şirketin kredinin kullanımından kaynaklanan borçlarından dolayı hukuken sorumluluk taşıdığı, davacı bankanın dosyaya sunduğu belgelerle alacağının varlığını ispat ettiği, bu iddianın karşısında, alacağın davacının iddia ettiği kadar veya hiç olmadığını ileri süren davalı müflis şirket iflas idaresinin bu iddiasını ispatlaması gerektiği, fakat dosya kapsamında yapılan incelemelerde, iflas idaresince bu yönde sunulan herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, davacı bankanın iflas tarihi itibariyle (09/11/2016), 24 Ocak 2013 tarihli Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağının 38.822.010,83 USD olduğu, söz konusu yabancı para alacağının iflas tarihi itibariyle memleket parasına çevrilmesi gerektiği, 09/11/2016 tarihli TCMB efektif döviz satış kuru 3,197 TL olduğundan, sıra cetveline kaydedilmesi gereken alacağın memleket parası karşılığının 124.113.968,62 TL olduğu hesaplanmıştır.İlk derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizce; davacı banka vekiline öncelikle 24/01/2013 tarihli sözleşmenin yeminli tercüman tarafından tercüme edilmiş ve usulen onanmış örneklerini sunması için kesin süre verilmesi, yine davacı vekiline TTK 83, HMK 219 ve HMK 222. Maddeleri gereğince uyuşmazlık dönemine ilişkin ticari defter ve kayıtlarının yeminli tercüman tarafından tercüme edilmiş ve usulen onanmış örneğini sunması için usulüne uygun kesin süre verilmesi, sunulduğunda taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri ve davacı banka ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak denetime elverişli rapor düzenlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken buna ilişkin bir inceleme yapılmaması isabetli görülmediği gerekçesi ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince, davacı banka vekiline, 24/01/2013 tarihli sözleşmenin yeminli tercüman tarafından tercüme edilmiş ve usulen onanmış örneklerini ile TTK 83, HMK 219 ve 222. Maddeleri gereğince uyuşmazlık dönemine ilişkin ticari defter ve kayıtların yeminli tercüman tarafından tercüme edilmiş ve usulen onanmış örneklerini sunması için süre verilmiştir. Davacı vekili, müvekkili Bankanın Hollanda'da mukim bir banka olduğundan, ilgili ülke kanunlarına göre Türkiye'de yerleşik şirketlerdeki/bankalardaki gibi ticari defter tutulmamakta olup "ticari kayıt" şeklinde bilgi ve belgelerin resmi kaydı sağlanmakta olduğundan ilgili döneme dair kayıtları Mahkeme'nin dikkatine sunulduğunu, taraflarınca işbu dilekçe ekinde Müvekkili Banka'dan istenen bilgi ve belgelerin apostil şerhli olarak yeminli tercüman onaylı ve noter tasdikli şekilde, orijinalleri ve tercümanları olmak üzere Mahkeme'ye sunulduğunu bildirmiştir. Mali müşavir bilirkişi ..., bankacı bilirkişiler ... ve ...tarafından 11.12.2024 tarihinde sunulan bilirkişi raporunda özetle; Davacı ... ... N.V. ile Dava dışı firma ... ... ..., Dava dışı Firma ... ... ... ... ve Davalı Müflis ... İç Ve Dış Tic. San. A.Ş. arasında 24.01.2013 tarihinde İşlem Bazlı Kredi Sözleşmesi (Proje Bazlı Nakdi Kredi Anlaşması) akdedildiği, imzalanan sözleşme kapsamında firmaya 80.000.000,00 USD toplam kredi tutarı tanımlanması için tarafların anlaşmaya vardığı, Kredi Sözleşmesinde borçlu sıfatıyla yer alan davalı müflis şirketin krediyi kullanan dava dışı iki şirketin kredinin kullanımından kaynaklanan borçlarından dolayı hukuken sorumluluk taşıdığı, davacı ... ... N.V.'nin 9 kayıt numarası ile 125.810.552,48 TL Alacak kaydı yaptırıldığı, iflas idaresince alınan karada alacağının yargılamayı gerektirmesi sebebi ile tamamının reddedildiği, davacı bankanın iflas tarihi 09/11/2016 itibariyle, 24 Ocak 2013 tarihli Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağının 38.791.116,90 USD olduğu, söz konusu yabancı para alacağının iflas tarihi itibariyle (38.791.116,90 x *3.1970=) 124.015.200,7293 TL olarak hesaplandığı, davacı bankanın Hollanda'da mukim bir banka olması nedeniyle tabi olduğu kanunlar gereği Türkiye'de yerleşik şirketler ve bankaların tutmakla zorunlu olduğu ticari defterler gibi defter tutulmadığı yönünde beyanda bulunduğu belirtilmiştir. 1-Davacı vekilinin istinaf nedenlerinin değerlendirilmesinde; Davacı vekili istinaf dilekçesinde, düzenlenen bilirkişi raporunda faizin yanlış ve eksik hesaplandığını, İİK m.196’da ticari olmayan işlerdeki faizin talep edilebileceği hükme bağlanmışsa da faiz hesabı yapılmadığını ileri sürmüştür. Davacı bankanın kredi sözleşmesinden kaynaklanan iflas tarihi olan 09/11/2016 tarihi itibariyle mevcut alacağının 38.822.010,83 ABD Doları olduğu, söz konusu yabancı para alacağının iflas tarihi itibariyle Türk Lirası'na çevrilmesi gerektiği, 09/11/2016 tarihinde TCMB efektif döviz satış kurunun 3,197 TL olması sebebiyle, davacının sıra cetveline kaydedilmesi gereken alacağının 124.113.968,62 TL olduğu, bu alacağın kat edilmesine ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmaması sebebiyle İİK'nin 195. Maddesi gereğince iflas tarihi itibariyle bu alacağın muaccel olduğunun kabulü gerektiği, kullandırılan kredi için işleyecek faiz oranının sözleşmede belirtilmediği, bilirkişilerce sözleşmeye göre işleyen faiz toplamını gösteren hesap hareketleri konsolide tablosunun raporda gösterildiği anlaşılmıştır. İflas sonrası faiz bakımından da her ne kadar İİK m. 196’da ticari olmayan işlerdeki faizin talep edilebileceği hükme bağlanmış ise de, yine aynı maddenin son fıkrası gereğince bu faiz ödemesinin tüm ana paraların ödenmesi sonrasında yapılacak olması nedeniyle iflas sonrası dönem için faize hükmedilemeyeceği değerlendirilerek ilk derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamıştır. Diğer taraftan davacı vekili, müvekkili banka tarafından işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden müvekkili Banka aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. Kayıt kabul davaları alacağın iflas masasına kaydı istemine ilişkin olup, belirli bir miktarın tahsiline yönelik olmadığından, alacağın iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinilir. Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Bu nedenlerle, bu davalarda maktu harç alınması ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. HMK'nın 326 maddesi uyarınca Kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiş olup, somut davada, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiği dikkate alındığında, HMK 326/2 maddesi gereğince, reddedilen miktar yönünden davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır.2-Davalı vekilinin istinaf nedenlerinin değerlendirilmesinde; Sözleşme 15. Taahhütler Maddesi ( j ) bendi: “Banka'nın Kredilerin kullanılmasıyla, henüz kullanılmamış bulunan Kredi bakiye tutarıyla ve ödemelerin Banka ve Kredi Alanlar tarafından yapılması ve alınması ve alınmamasıyla ilgili defter, kayıt ve belgeleri bu defter, kayıt ve belgelerde bulunan bilgilerin doğruluğu konusunda karine niteliğinde ve gücünde kanıt teşkil edecek ve bu defter, kayıt ve belgelerin yanlış oldukları iddiası hakkında Kredi Alanların sunabileceği açık ve ikna edici kanıtlar bulunmadığı sürece Kredi Alanlar ve Müşterek Borçlu ve Kefiller tarafından doğru ve gerçek olarak kabul edileceklerdir.” Şeklindedir. Davalı müflis iflas idaresi, dava konusu alacak için kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil ya da kefillerin bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise kefillere karşı bir işlem başlatılıp başlatılmadığı ya da kefillerden bir tahsilat yapılıp yapılmadığı, ayrıca yine kredi sözleşmelerinde kefil haricinde başkaca bir teminat bulunup bulunmadığı hususları incelenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür. Genel Kredi sözleşmesinden doğan kredi borcundan kaynaklı alacağın masaya kaydının talep edildiği bu davada, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 13.5. maddesi gereğince davacı bankanın kayıtlarının HMK'nun 193. maddesi anlamında kesin delil niteliği taşıdığı (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 11/04/2012 tarih, 2011/13982 E. 2012/6103 K. Sayılı ilamı) banka kayıtları esas alınarak hazırlanan 11.12.2024 tarihli bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşmenin J bendi gereğince banka kayıtlarının esas alındığı belirtilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin anılan bendi uyarınca, davalı iflas idaresi tarafından davacı banka kayıt ve belgelerin yanlış oldukları iddiası hakkında Kredi Alanların sunabileceği açık ve ikna edici kanıtlar bulunmadığı sürece Kredi Alanlar ve Müşterek Borçlu ve Kefiller tarafından doğru ve gerçek olarak kabul edileceklerdir. Bu hali ile davalı müflis idaresi tarafından davacı kayıtlarının aksi yönde bir delil sunulmadığından, davacı bankanın kayıtlarının doğru ve gerçek olarak kabul edilerek ve bu yönde davacı banka kayıtları incelenerek hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda mahkemece tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Diğer taraftan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalı müflisin Kredi Sözleşmesinde borçlu sıfatıyla yer aldığı ve bu haliyle müflis şirketin krediyi kullanan dava dışı iki şirketin kredinin kullanımından kaynaklanan borçlarından dolayı sorumlu olduğu anlaşılmakla dava vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/370 Esas, 2025/17 Karar sayılı ve 15/01/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harçları davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harçları davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasıa,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/09/2025 ..