T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/74 Esas KARAR NO : 2026/274 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/10/2024 NUMARASI : 2024/685 Esas, 2024/1051 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Üyeliğinin Sona Ermesi Nedeniyle) KARAR TARİHİ: 19/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1986 yılı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/74 Esas KARAR NO : 2026/274 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/10/2024 NUMARASI : 2024/685 Esas, 2024/1051 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Üyeliğinin Sona Ermesi Nedeniyle) KARAR TARİHİ: 19/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1986 yılında davalı kooperatife ortak olduğunu, kooperatife kayıtlı olduğu dönemlerde 2 adet taşınmazın mülkiyet hakkını elde ettiğini, ancak haklı neden olmaksızın ve ana sözleşmeye aykırı olacak şekilde kooperatiften ihraç edildiğini belirterek taşınmazların iadesi, mümkün olmaması halinde müvekkilinin zarara uğramış olması sebebiyle taşınmazların rayiç değerlerinin tespiti ile ihraç edildiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, mümkün olmadığı takdirde denkleştirici adalet ilkesi gereğince yapılacak olan keşif ve bilirkişi tetkikatı neticesinde müvekkilinin uğramış olduğu gerçek ve güncel menfi/müspet zararın tespitini, müvekkilinin uğradığı maddi zararlar için şimdilik 10.000 TL, manevi zararlar için 50.000 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevli olmadığını, davaya konu taşınmazın Başakşehir İlçesinde olduğundan Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının kooperatif ortaklığından doğan borcu nedeniyle ihraç edildiğini, ihraç işlemlerinin yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince; ''.. Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,'' karar verilmiştir. Davacı vekili davalının yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi vermediğini, zamanaşımı definin yerinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DAİREMİZİN 2019/967 Esas 2019/2234 Karar sayılı 05/12/2019 tarihli kararı ile; "Cevap dilekçesinde zamanaşımı def'i ileri sürülmemiş, süresi içince cevap dilekçesi verilmemiş ve ya süresinde verilen süre uzatım dilekçesi ile zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ise ilerleyen aşamalarda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141/son maddesi uyarınca zamanaşımı def'i davacının açık muvafakati ile yapılabilir. (Bkz.T.C.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Başkanlığı Esas No : 2017/14165 Karar No: 2019/7119 sayılı ilamı) Somut olayda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüktedir. Davalı tarafça verilen süre uzatım dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş, böylece süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı def’ine davacı taraf muvafakat ettiğini açıkça beyan etmemiştir. Bu sebeple işin esasına girilmesi gerekirken davanın zamanaşımı yönünden reddedilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra Mahkemece; Harçlar Kanunu madde 16.30,32 uyarınca taşınmazın aynından doğan davalarda, dava tarihi itibariyle taşınmazın değeri üzerinden harç alınmasının zorunlu olduğu ve noksan harç tamamlatılmadan müteakip işlemlerin yapılamayacağı, dava tarihinin 11/05/2018 olduğu, bu tarih itibariyle taşınmazların değerinin bilirkişi marifetiyle belirlendiği davacı tarafından da miktarların düşük olduğundan bahisle bilirkişi raporuna itiraz edildiği, mahkemece harç ara kararının kurulduğu ve akabinde dosyanın heyete tevdine karar verildiği, davacı tarafından belirsiz alacak davasına ilişkin bir miktar artırım talebiyle birlikte dosyanın yenilenmesi talep edilmişse de tapu iptali tescil olmadığı takdirde bedele ilişkin talepte dava değerinin taşınmazların dava tarihlerindeki değerleri olduğu bu talebin davalıdan talep edilip edilemeyeceği ve aynı taşınmazlara ilişkin farklı kişilere eldeki davadan sonra yöneltilen dava neticelerinin beklenmesinin mahkeme dosyasındaki harç noksanlığını ortadan kaldırmayacağı, manevi tazminata ilişkin talebin de diğer taleplerle birlikte esasa ilişkin inceleme sonucunda değerlendirilebileceği, noksan harç sebebiyle işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç aylık süre içinde harcı yatırılarak dava dosyası yenilenmediğinden ve adli yardım talebinde de bulunulmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davacı tarafından istinaf edilmiştir. DAİREMİZİN 2024/712 E-2024/851 K SAYILI 18/07/2024 tarihli kararı ile; "davacının ilk talebinin tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde ikinci talebinin rayiç bedelin tahsili, olmadığı takdirde diğer talebinin de maddi tazminata ilişkin olduğu, ancak davacının ilk talebi yönünden harç tamamlama işlemini yerine getirmeyerek, talep artırım dilekçesi sunduğu ve işlemden kaldırılan dosyanın yenilenmesi talebinde bulunduğu gözetilerek HMK'nun 111/2 maddesi uyarınca, davacının 27.03.2024 tarihli dilekçesindeki talebinin taşınmazların rayiç değerlerinin tespiti ile ihraç edildiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesi talebine mi ilişkin, yoksa denkleştirici adalet ilkesi gereğince gerçek ve güncel menfi/müspet zarar talebine yönelik maddi tazminat istemine mi ilişkin olduğunu açıklaması için süre verilerek feri talepleri hakkında karar verilmesini isteyip istemediğinin sorulması, davacının vereceği cevaba göre, feri talepleri hakkında araştırma yapılarak, tüm delillerin toplanması, buna göre davacının feri talepleri yönünden ve manevi tazminat talebi yönünden bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme neticesinde deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir."gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin 18/07/2024 tarihli kaldırma kararından sonra 23/10/2024 tarihli kararında Mahkemece; Mahkemece istinaf kaldırma kararı doğrultusunda davacı asile muhtıra çıkartıltığı ve davacı asil tarafından süresinde beyan dilekçesi sunulduğu, 12/08/2024 tarihli beyan dilekçesinin içeriğinden davacının asli talebi olan tapu iptal tescil talebi yönünden karar verilmesini talep ettiği, mahkemenin 23/10/2023 tarihli celse oturumunda davacı asilin mülkiyete ilişkin taleplerinin devam ettiğinin bildirildiği, HMK 111/2. maddesi uyarınca; mahkememizce feri talepler hakkında karar verilebilmesi için asli talebin esastan reddine karar verilmesi gerektiğinin yasa gereği olduğu, terditli davalarda asli ve feri talepler hakkında usul ekonomisi ilkesinin de bir sonucu olarak tüm deliller toplanarak tek yargılama yapılmakta ve nihai hükümle birlikte sonuca gidildiği, harcı tamamlanmayan asli talep hakkında olumlu olumsuz karar verilemeyeceğinden ve davacı tarafından tapu iptali ve tescil talebi yönünden yargılama yapılarak karar verilmesi talep edildiği gerekçesi ile davanın harç noksanlığı nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı tarafından istinaf edilmiştir. Davacı istinaf nedenleri olarak; huzurdaki davanın bedeli fazlasıyla ödenmiş olan ve yolsuz tescille el atılan kazanılmış mülkiyet davası olduğunu, HMK 107 maddesi kapsamında açılmış ve içinde tespit ve eda barındıran belirsiz alacak davası olduğunu, birinci sıradaki asli talebin hukuen butlan bir işlemle adeta gasp edilen kazanılmış mülkiyet hakkının iade edilmesi ve tapu tescil yönünden mülkiyet haklarına karar verilmesi olduğunu, bunun mümkün olmaması halinde ikinci sıradaki maddi feri talebin,her iki dükkanın rayiç güncel değerlerinin tespitiyle ihraç tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte şimdilik 10.000 TL ödenmesinin talep edildiğini(bedel artırımı sonrası 100.000 TL olduğu belirsiz alacak) bunun mümkün olmaması halinde üçünce sıradaki maddi feri talebin, denkleştirici adalet ilkesi gereğince gerçek-güncel menfi- müspet zararın tespit edilmesinin talep edildiğini, dördüncü sıradaki asli manevi tazminat zarar talebinin bulunduğunu, davanın basit yargılamayı gerektirmesine rağmen HMK ihlalleri ve yargılama ihlallerinin 7 senedir devam ettiğini, talep edilen deliller toplanmadan- Kendi imkanlarıyla temin edilerek “Kooperatife borcu olmadığını” ve mülkiyet hakkının ispatlayan Belgeler incelenmeden, esaslı bilirkişi incelemesi yapılmadan, bilirkişi raporuna yaptığı itirazları karşılanmadan, asli, feri taleplerine karşılık gelecek şekilde dava aydınlatılmadan ve hepsinden önemlisi dava şartı ve kamu düzeni olan taraf ehliyeti-vekalet ehliyetinin sorgulanmadan; davacının bedel artırımı için zorlanmasının, davacının çok ağır Harç ve karşı vekalet ücreti ödemeye zorlanması ve noksan harç sebebiyle doğrudan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin anayasal hakların ihlali olduğunu, defalarca talep edilmesine rağmen esas davalı taraf olan Esenler Sanayi Sitesi Site İşletme Kooperatifi' nin tapu kayıtları mahkemeye celp edilmediğini, yine İstanbul Ticaret İl müdürlüğü ve İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde bulunan kuruluş ve işlem dosyasının yasal süreler içinde defalarca talep edildiği halde dosyaya celp edilmediğini, eksik manevi tazminat talebinin davanın başından beri hiç dikkate alınmadığı ve incelenmediğini,taraf ehliyeti ve vekalet ehliyeti olmayan davalı avukatın kasıtlı olarak 7 yıldır taraf gibi davranarak mahkemenin aldatıldığını, eksik harçta doğrudan davanın açılmamış sayılmasına karar verilemeyeceğini, dava sürecinde ortaya çıkan tapu bilgileri esas alınarak tapu iptali ve tescil davası dava açıldığını, fakat bekletici sorun kararı verilmeden davaya devam edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kooperatiften ihraç nedeniyle tapu iptali tescil olmadığı takdirde rayiç değerinin tahsili ve maddi tazminat istemi ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinden, davacının dava dilekçesinde, taşınmazların iadesi, mümkün olmaması halinde taşınmazların rayiç değerlerinin tespiti ile ihraç edildiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine, mümkün olmadığı takdirde denkleştirici adalet ilkesi gereğince yapılacak olan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde uğramış olduğu gerçek ve güncel menfi/müspet zararın tespitini, HMK 107.maddesine göre taleplerini arttırma hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 TL menfi/müsbet, tespit edilen zararın tahsilini ve yine yaşadığı derin elem, keder ve üzüntü nedeniyle 50.000 TL manevi zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont faizi ile talep ettiği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu ile dava tarihi itibariyle davaya konu iki taşınmazın değeri 1.800.000,00 TL'şer olarak belirlenmiş, mahkemece bilirkişi raporu ile belirlenen değer üzerinden eksik harcın tamamlattırılması için davacıya Harçlar Kanunu 30 ve 32. maddelere uygun süre verilmiş ve kesin süre içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK 150 maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılacağı hususu 06.12.2023 tarihli duruşma ara kararı ile ihtar edilmiş, ara karar davacı asile 13.12.2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı 12.12.2023 tarihli dilekçesi ile 06.12.2023 tarihli bedel artırılmasına ilişkin ara karardan dönülmesini ve Bakırköy 5 ATM 2022/975 E. Sayılı kararın sonucunun beklenmesini talep etmiş, Mahkeme, 29.12.2023 tarihli ara kararı ile davacının 06/12/2023 tarihli harç ikmali ara kararından rücu talebinin reddine, 2 haftalık kesin süre içinde harç ikmal edilmediğinden dosyanın 28/12/2023 tarihinden itibaren işlemden kaldırılmasına, yenileme süresi içinde harç ikmal edildiği takdirde sair talepler yönünden ayrıca değerlendirme yapılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 03.04.2024 tarihli kararı ile noksan harç sebebiyle işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç aylık süre içinde harcı yatırılarak dava dosyası yenilenmediğinden ve adli yardım talebinde de bulunulmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı içeriği doğrultusunda süre verilmiş ve davacı asil tarafından sunulan 12/0802024 tarihli dilekçesi ile; "1)...Öncelikli birinci sıradaki maddi asli talebimiz; kanuna kamu düzenine aykırı, hukuken mutlak butlan bir işlemle gasp edilen kazanılmış mülkiyetimizin iade edilmesi talep edilmiştir... 2)...Bunun mümkün olmaması halinde ikinci sıradaki maddi feri talebimiz; her iki dükkanın rayiç güncel değerlerinin tespitiyle ihraç tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte şimdilik 10.000TL ödenmesi talep edilmiştir. (bedel artırımı sonrası 100.000 tl olmuştur belirsiz alacak) 3)...Bununda mümkün olmaması halinde Üçüncü sıradaki maddi feri talebimiz; Denkleştirici adalet ilkesi gereğince gerçek-güncel menfi-müspet zararın tespit edilmesi talep edilmiştir. 4)...Dördüncü sıradaki asli manevi zarar talebimiz; Kazanılmış mülkiyetim gasp edilince onlarca dava açmak zorunda bırakıldım. Bu davaları takip ederken elem keder ve üzüntüden kanser oldum ve kemoterapi tedavisi gördüm…(Dosyada rapor mevcut) Sağlığımı bozan bu haksız fiil karşısında 50.000TL manevi zarar, oluştuğu tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari reskont faiziyle talep edilmiştir. Bu açıklamadan hareketle, 1.-2.-3. Taleplerimiz , HMK madde 111 kapsamında terditli olarak sunulmuştur... Dördüncü sıradaki asli manevi zarar talebimiz; HMK madde 110 kapsamında “davaların yığılması” olarak sunulmuştur..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Görüleceği üzere davacının açıklamalarından, davacının terditli taleplerinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacının kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptal ve tescil istemiyle terditli olarak ödenen bedelin güncel karşılığı ile denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncel menfi müspet zararlarının tazmini ve ayrıca manevi zararını talep ettiği, mahkemece dava konusu taşınmazın rayiç değeri üzerinden harç yatırılması hususunda verilen sürede harç tamamlanmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür. HMK 111.madde uyarınca davacı aynı davalıya karşı birden fazla talebini aralarında aslilik ferilik ilişkisi kurmak suretiyle ileri sürebilir. Bu durumda mahkemece HMK 297.madde uyarınca tarafların terditli de olsa tüm istemlerini ayrı ayrı karşılayacak biçimde hüküm kurması gerekir. Ayna ilişkin davalarda dava değeri taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri olup, somut olayda, Harçlar Kanunu 30-32 madde uyarınca harcın tamamlanmamış olması nedeniyle tapu iptal tescil istemi yönünden davanın açılmamış sayılması kararı yerinde ise de, alacak davası yönünden dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden davaya devam edilmesine engel teşkil etmemektedir. Davacı asil 27.03.2024 tarihli işlemden kaldırılan dosyanın yenilenmesi ve ilave harç yatırılması konulu dilekçesi ile davanın HMK madde 107 kapsamında açılmış belirsiz alacak davası olduğunu, emekli maaşıyla geçinen birisi olduğundan ve ortaya çıkan bedelin tamamının harcını yatırmaya gücü olmadığından ancak 90.000 TL nin harcını yatırabildiğini, dava değerinin maddi tazminat yönünden 100.000 TL olduğundan işlemden kaldırılan dosyanın yenilenmesini; bilirkişi raporuna yapmış olduğu itirazlara karşılık gelecek şekilde ek rapor alınmasını, bilirkişi marifetiyle; davalı kooperatifin İnşaat-Mülkiyet amacına yönelik borcunun olmadığının tespit edilmesini, manevi tazminat yönünden davanın incelenmesini, yargılamaya devam edilmesini talep etmiş ve 27.03.2027 tarihinde 1.537,00-TL tamamlama harcı yatırdığı anlaşılmıştır. Davacının alacak davası HMK 107.madde uyarınca belirsiz alacak olarak açılmış olup, mahkemece davacının terditli alacak talepleri yönünden herhangi bir inceleme yaptırılmamıştır. Davacının ikinci talebi yönünden harçlandırılmış davaya devam edilmesi ve terditli talepler doğrultusunda yargılama yapılarak davacının HMK 107.madde kapsamında talebini belirleyebilir hale geldikten sonra harç tamamlanmasının düşünülmesi ve ayrıca manevi tazminat davası yönünden de değerlendirme yapılarak olumlu /olumsuz bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme yapılarak, deliller toplanmadan yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Yine davacı tarafından tapu malikine karşı Bakırköy 5 ATM de 2022/975 esaslı tapu iptal ve tescil davası açıldığı bildirildiğinden, bu davanın da getirtilerek tarafları ve konusunun incelenerek karar verilmesi gerekirken bu yönde herhangi bir inceleme yapılmadan karar verilmesi de isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dairemiz kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/685 Esas, 2024/1051 Karar sayılı ve 23/10/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/02/2026